Eğer Karar Vermekte Güçlük Çeken Biriyseniz Edward Fredkin'in Paradoksu Ufkunuzu Açabilir!

144PAYLAŞIM

İçecek bir şey almak için markete girip kendinizi buzdolabına hayran hayran bakarken bulduğunuz oldu mu hiç? Bazen en basit şeylere karar vermek bile aşırı derecede yorucu bir hale gelebiliyor. Eğer karar vermekte güçlük çeken biriyseniz, ünlü fizikçi Edward Fredkin'in paradoksu ufkunuzu açabilir.

Günde ortalama 35 bin defa karar alıyoruz.

Cornell Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre, günde ortalama 35 bin defa karar vermek durumunda kalıyoruz. Yalnızca ne yiyeceğimiz konusunda bile günde 200'den fazla karar aldığımız tahmin ediliyor. 'Çay mı yoksa kahve mi içsem' gibi basit bir soru bile zihnimizi meşgul edebiliyor.

Bu kararların büyük bir kısmına ayırdığımız süre 1 saniyenin altında.

Penaltı atışını kurtarmak isteyen bir kalecinin, hangi köşeye atlayacağına karar vermesi için gerekli olan sürenin yarım saniyenin altında olduğu tahmin ediliyor. Yalnızca bu bile beynimizin karar verme konusunda ne kadar hızlı olabileceğine örnek sayılabilir.

Bazı kararları almak ise bir ömür sürebiliyor.

Görece önemsiz konularda karar vermek kolay sayılabilir ancak karar vereceğimiz şey geleceğimizi derinden etkileyecek bir konuysa, karar verme süreci tam bir karın ağrısına dönüşebiliyor.

Fredkin Paradoksu, karar vermekte zorlanmanın aslında kararı önemsiz kıldığını öne sürüyor.

Fizik Profesörü Edward Frenkin'in paradoksuna göre, iki alternatif ne derece eşit gözükürse, aralarında seçim yapmak o derece zorlaşır ve bu durumda verilecek kararın da önemi azalır. Yani iki seçenek arasında karar vermekte zorlanıyorsanız, iki seçenek arasında pek fazla fark yok demektir.

Örneğin, cep telefonu satın alacağınızı ve aynı fiyattaki 2 model arasında kaldığınızı düşünelim.

Eğer telefonlardan biri, diğer modele kıyasla bariz üstünlüğe sahipse karar vermeniz çok kolay olacaktır. Eğer iki model de birbirine çok yakın özelliklere sahipse karar vermekte güçlük çekeceksiniz. Karar vermek ne kadar zor hale gelirse, iki telefonun arasındaki fark da o kadar az demektir. Dolayısıyla hangisini seçtiğinizin pek de önemi kalmayacaktır.

Ne içeceğinize karar vermekte zorlanıyor musunuz? Öyleyse zorlanmaktan vazgeçebilirsiniz.

Yolculuk sırasında servis görevlisinin 'Ne içersiniz?' diye sorduğunu düşünelim. Eğer bunaldıysanız soğuk içeceği tercih etmeniz olası. Hava soğuksa sıcak bir kahve içinizi ısıtacaktır. Bu durumlarda karar vermek çok kolaydır ve verdiğiniz kararın sonucu sizin için önemlidir. 

Eğer kararsız kaldıysanız, iki seçenek de size çekici geliyor demektir. Yani iki seçenek arasındaki fark daha azdır ve iki seçenek de sizi mutlu edebilir. Dolayısıyla hangisini seçeceğiniz çok önemli değildir.

Bu paradoksu günlük hayattaki her olaya uyarlamak mümkün.

Eğer vaktinizin büyük bir kısmını, aslında birbirine benzer sonuçlara sahip ihtimaller arasında gidip gelerek harcıyorsanız, belki de biraz rahatlamanızın zamanı gelmiştir.

Kararsızlığın bedeli iki tercihten de yoksun kalmak olabilir.

Alternatifler arasında kararsız kalmak, bazı durumlarda şansımızı kaybetmemize sebep olabiliyor. İki iş teklifi arasında kararsız kaldığımız için seçim yapamayıp ikisini de kaybetmek mi yoksa iyisiyle kötüsüyle iki işten birini kabul etmek mi?

Buridan'ın Eşeği Paradoksu, kararsızlığın sonucuna dair çarpıcı bir örnek.

Filozof Jean Buridan'ın 'Eşek Paradoksu', kararsızlığın sonuçlarına dair önemli bir uyarı niteliğinde. Hikayeye göre, aç ve susuz kalmış bir eşek, aynı mesafedeki bir kova su ve bir balya saman arasında bırakılıyor. Hangi tarafa gideceğine bir türlü karar veremeyen eşek, bir süre sonra açlık ve susuzluktan dolayı ölüyor.

Konu iş hayatı olunca daha karmaşık çıkarımların içinde boğulmak mümkün.

Örneğin, şirketinizin karar verme sürecini, kararların önemine göre optimize etmeye karar verdiğinizi düşünelim. Bu sefer de bu optimizasyon işlemini optimize etmek isteyeceksiniz. Sonra da konu Inception filmini benzer bir hal alacak ve sonsuz bir döngüye girecek. Bitmek bilmeyen bir paradoks!

En kötü karar, kararsızlıktan iyidir.

Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez. Seçeneklerin arasında boğulmak, aslında varmak istediğiniz hedefe asla ulaşamamanıza sebep olabilir. Eğer seçenekler arasında gidip gelmek aslında hiçbir yere ulaşamamanıza sebep oluyorsa, belki de yapılacak en doğru şey, ihtimallerden herhangi birini seçip yolunuza devam etmektir. Yazı tura atmak bile kararsızlıktan iyidir.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
lvntrdn

Diyelim ki bir arkadaşınız sizi evinde bir partiye davet etti ve partinin konseptini bilmiyorsunuz, (arkadaşınız da hem ünlü bir holding ceo su falan diyelim, hem de çılgınca eğlenmeyi seven biri) ayrıca davet eden arkadaşınıza da ulaşamyorsunuz. Şimdi iki seçeneğiniz var; ya şık kıyafetler ile gidilecek bir parti, yada çılgın eğlenceli olacak bi havuz partisi. Yani takım elbise veya şık bi tuvalet mi giyeceksiniz yoksa mayo tshirt giyip mi gideceksiniz. Şimdi bana bu seçimlerin önemsiz olduğuna ikna edin lütfen. takım elbiseyle havuzun başında veya mayo tshirtle tüm şık giyinenlerin arasında mal gibi durmanın neyi önemsiz bir tercih olacak?

Gizli Kullanıcı

Birşeyi seçtiğiniz zaman “seçmediklerinizi” kaybediyorsunuz. Asıl sorun da bu mahrumluk psikolojisinden kaynaklanıyor:/

galatacimbm1905

Ulan ikiside mutlu eder yalan bence. Ben çok zor karar veririm. Karar verdiğimde de diğerini secmemenin pişmanlığını yaşarım hep. Gerçi secmediğimi secseydim yine pişman olurdum ama.

ordekkac

Her seferinde bu paradoksları okuyorum. Ve hiçbir zaman da uygulamıyorum.

Görüş Bildir