Kadın-Erkek Eşitliğine Yönelik Açıklamalarıyla İçimize Su Serpen ve "Böylesi de Mümkünmüş" Dedirten Ünlüler

-

Mehmet Aslantuğ o kadar haklı ki...

1. Beren Saat

Fransız gazetesi Le Figaro'ya İstanbul'da röportaj veren Beren Saat, çocukları olan arkadaşlarına onları feminist yetiştirmeleri için telkinde bulunduğunu belirterek, “Dayanışma bugünlerde bütün toplumlarda elle tutulur durumda. Geçmişte Türkiye'deki kadınlar acılarını dışa vuramıyorlardı. Belli kültürel kodlardan dolayı korkuyorlardı. Ama bugünlerde işler ve mantalite değişti. Cinsel tacizi rapor edebileceğiniz mobil uygulamalar, risk durumundaki kadınlara sahip çıkan 7/24 açık olan merkezler var. Türkiye'de ve dünyanın geri kalanında büyük bir sosyolojik ilerlemeye ve mantalite değişikliğine tanık oluyoruz. Ama bu, ürkütücü bir gerçeği unutturmuyor: Birçok kadın sessiz kalmaya devam ediyor. Bizim savaşımız da bunu kırmak ve tüm kadınları korumak için!" demişti.

2. Mehmet Aslantuğ

Hülya Avşar’ın televizyon programına katılan ve “Erkek çalışsın, kadın evde çocuklarını büyütsün” cümlesiyle karşılaşan Mehmet Aslantuğ tüm sakinliği ve sağduyusuyla şu açıklamayı yapmıştı: "Üretime girmesi lazım kadının. Muasır medeniyet seviyesi başka türlü olmuyor var ya Ata'nın işaret ettiği… Bu çok anlaşılır bir duygu ama bunu işte şöyle formüle etmek zorundayız. Bu erkeğe de anlam katar, kadına da... Bu duyguları koruyalım ama kadın evinde üretimden çekilip bütün istikbalini bir adamın vicdanına, aşkına, samimiyetine, günün sonunda bir gün aklının karışmasına, yanılgılarına bırakmamalı.”

3. Nil Karaibrahimgil

'Özgür Kız' karakteri ve 'Pırlanta' şarkısı ile popüler kültürde feminizm denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Nil Karaibrahimgil, 'Feminist diyorlar bana, desinler değişemem' başlıklı köşeyazısında şu sözlere yer vermişti: "Erkekler, kadınların dediklerini yapıyorlar. Bir yere, arkadaşınız olan bir erkeği çağırmak istediğinizde, kız arkadaşını ya da karısını ararsınız. Kararı verecek olan, odur çünkü. Gizli açık bir sürü kararı verdiği gibi. Erkeğin haberinin olmadığı binlerce haber, ’az sonra’ alt yazısıyla geçmez mi beynimizden? Neredeyse hiçbir zaman da şaşırmayız. Bu kadar sıkıcıyız işte."

4. Mert Fırat

Yaşadığımız coğrafyada yaşanan acı hikayelerin artık kendisini şaşırtmadığını dile getiren Mert Fırat, yüreğine dokunan şeyin kadın mücadelesi olduğunu eklemiş ve şu sözlerle mücadeleye desteğini ifade etmişti: "Tek başına bir kadının bir markayı, bir şehri, bir kasabayı değiştirme öyküsü… Mesela Mardin’de tam da böyle her şey düzelmişken bu barış sürecinden sonra kadınların sabun ürettikleri, o sabundan yarattıkları kaynakla kreş kurup, öğretmenlerin parasını ödedikleri, bir pansiyon açıp, onun işletmesini sağlayabildikleri bir örnek vardı. 40 kadının ortaklaşarak yükselebilmesinden çok etkilenmiştim. Acılar üzerinden gidince yine bir yere indirgiyoruz. Mağduriyetle yaratılan bir iktidar var."

5. Bergüzar Korel

Kadınlara yönelik şiddetin hiçbir şekilde açıklaması olmayacağının altını çizen Bergüzar Korel, "Belki kadınların bu kadar güçlü ve cesaretli olması hazmedilemiyor. Çünkü bir kadına 'Sen yaparsın' denildiğinde kadın üstesinden geliyor. Bir güç savaşı var ortada" demişti.

6. Tamer Karadağlı

Kadına yönelik şiddetin bir erkek sorunu olduğu ifade eden Tamer Karadağlı, bunun çaresinin eğitim olmadığının altını çizerek şu sözlerle devam etmişti: "Çok iyi eğitimli insanlar da kadına şiddet uygulayabiliyor; bunu biliyoruz. Ben şiddetin daha ziyade kültürel bir problem olduğuna inanıyorum; en azından bu kadar yoğun olarak yaşanmasında kültürün bir payı var. 'Sever de döver de' zihniyeti hala geçerli. Bunun önüne bir şekilde geçmek durumundayız. Kültürel zihniyetin yön değiştirmesi gerekiyor. Ben bir kız çocuğu babasıyım ve duyduğum haberlerden, gördüğüm fotoğraflardan, olanlardan endişe duyuyorum."

7. Aslıhan Gürbüz

Kilolarıyla ilgili eleştiride bulunan takipçisine yüzyılın ayarını veren Aslıhan Gürbüz, medyada öne çıkarılan kadın bedeni kalıplarını yıkan bir açıklama yaptı: “Kalıplarınızdaki ünlü anlayışı nedir bilemem ama bazılarınızı karşılamadığımın farkındayım. Ama karşılamak için de bir çabamın olmadığını bilmenizi isterim. Bir karakterin bana uygun olduğunu düşünen yapımcı-senarist-yönetmen o kadını bana emanet eder, ben de elimden geldiğince o emanete hizmet etmek için çalışır çabalarım. O rolün Aslıhan’a uygun olduğunu düşünen merci, kaşımı-gözümü, yüzümü-saçımı, bedenimi-yaşımı göz önünde bulundurarak bir karar verirler, koca koca insanlardan bahsediyorum haaa… 10 yıldır teklif edilen kadınlar içinde hiç balerin, eski manken, verem hastası ya da gencecik bir genç kız vs. olmadı, olamaz da."

8. Ahmet Ümit

Türkiye'de halen kadınlar tarafından da savunulan erkek egemen kültürün devam ettiğini söyleyen Ahmet Ümit, "Kadına yönelik şiddetin cezalarını çok ağırlaştırmak ve ağır tahrik, namus meselesi gibi saçma gerekçeleri tümüyle ortadan kaldırmak lazım. Hukuki anlamda en az o kadınları öldüren erkekler kadar acımasız olmak gerekiyor onlara karşı. Töre algısını, erkeklerdeki kadının ikinci sınıf olduğu mantığını değiştirmeden yol almak mümkün değildir. 'At, avrat, silah', 'Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin' gibi atasözlerini değiştirmek lazım. Bu uzun süren bir mücadele" demişti.

9. Hazal Kaya

Eskiden kadınların sahip olduğu gücün farkında olmadığını, bugün ise kendine değer vermeyi öğrenmeye başladığını ve toplumun dayatmalarını kabul etmediğini, bunun da dizilerdeki hikayelere yansıdığını ifade eden Hazal Kaya, şöyle devam etmişti: “Ben Antepliyim. Bizim oralarda kavga çıkmasın diye akşam kapı çaldığında kadınlar açar kapıyı. ‘Ben kadınım, güçlüyüm’ bunları yeni yeni söylemeye başlıyoruz. Yolda yürürken bir kağıt toplayıcısı bana ‘Yürü kızım arkandayım, o adamı da boşa’ dedi. İnanamadım. Buna sebep olan hangi enerjiyse şükürlerimizi sunuyorum. Kadın senaristler yeni yeni kadın karakterleri yazmayı öğreniyor."

10. Tarkan

Sağduyulu tavırları ve mantıklı söylemleriyle bir Megastar'dan fazlası olduğunu her daim kanıtlayan Tarkan, 8 Mart'ın kutlanması gereken bir gün olmadığını şu sözlerle ifade etmişti: "Bu günün kutlanması için; erkek zulmüne uğramakta olan bütün kadınların acılarının dinmesi, ölüm ve şiddet riskinden kurtulmaları, çocuk gelinlerin kurtarılmaları ve bütün kadınların özgürleşmeleri gerekir… Hukukun, şiddete maruz kalan kadınları daha fazla desteklemesi gerekir. Hepimizin, kadınlara uygulanan şiddete karşı bilinçlenmesi ve sonuna kadar savaşması gerekir… 8 Mart, ancak o zaman kutlanacak bir gün olur…"

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
gzm-ynklr

Hepsine Bravo.

esra-tina

Bu eşitsizlik kimin suçu sorgulayanlar daha neden biz böyleyiz sorusunu soramayan makhluklardır. Annesini, toplumu suçlayan kişiler nedense yaptıklarının sorumluluklarını bir türlü almayıp mağdur olduğunu bir türlü ispatlamak istemektedirler yazıklar olsun size suçlayın annenizi ve toplumu ama asla kendinize dönüp bakmayın

eexorciist

beğenilmeyen erkekleri yine anneleri yetiştiriyor belki de problem erkek annelerindedir.

melis_cankurtaran

Problem erkek ya da kadinda degil kulturumuzde. Bir cocuk yetistiriyoruz anne ve baba beraber. Cocuk erkek diyelim babasindan siddeti görüyor annesine vurdugunu görüyor. Kadınin destegi yok okumamış kocasi vurdukça sesi iyice azalıyor cocuk bunu görüyor etraftakiler kocaya hak veriyor cocuk bunun yanlışlığını göremiyor o zaman. Ve kendisi de babasindan hallice oluyor karisindan annesi gibi davranmasini bekliyor. Diyelim cocuk kiz. Annesinin eziyetlerini izliyor. Sesimi cikartirsam boyle dayak yerim diye düşünüyor. Calismiyor okumuyor ev isi disinda bir is bilmiyor hayat icin para lazim mecbur kocasina bagimli ve suskun oluyor. Kizi olursa hizmetci muamelesi görüyor erkek doğurursa kocasi o anlığına ona iyi davrandigi icin kendini basarili sayıyor cunku erkek cocuk para kazanabilir. Ama kizlar namus cinayetinde olduruluyor.

melis_cankurtaran

Tv de aptal saptal aşk dizileri disinda bir sey izlememiş aşık olmak istiyor ama askin vurup incitmedigini bilmediği icin kocasinin asiri kiskancligini dayagini ask zannediyor cunku kocasinin ozguven eksikligini fark edemeyecek kadar kendisi de ozguvensiz.... Ask ve nefret arasinda ince bir cizgi var diyor diziler o da bunun yanlışlığını bilemeyecek kadar cahil. Ailesinden destek görmemiş cocuklar toplumdan da yeterli destegi görmüyor çevre onlari daha da kısıtlıyor ayipliyor dedikodu yapiyor. Ama kapali kapilar ardinda ahlaksizlik siddet devam ediyor. Sonra o cocuklar olayi çözüyor kapali kapilar ardinda ahlaksizlik yapmayi yaptiklari ortaya cikarsa bunu namus ahlak onura dayandirarak isin icinden sıyrılmayı öğreniyor. Yani dayakci bir baba ile ozguvensiz ve hayatini ogluna adayan bir anne beraber korkunc çocuklar yetistiriyor. Bu yuzden inadina egitim diyoruz ya. Sadece cocuga degil anneye babaya tüm topluma...

eexorciist

haklısın malesefki öyle

Görüş Bildir