Her Şey Genlerde mi Bitiyor Yoksa Daha Yüksek Bir IQ'ya Sahip Olmak Mümkün mü?

360PAYLAŞIM

Beyin gücüyle ilgili genler hakkında yapılan araştırmalar yavaş yavaş meyvesini vermeye başlasa da bu gizem hala tam anlamıyla çözülebilmiş değil. Ancak bilinen bir gerçek var ki o da IQ'nuzun birçok faktörden etkileniyor olması...

Zekâ hakkında yapılan tartışmalar zaman zaman rahatsız edici boyutlara ulaşabiliyor, bunun nedenlerinden biri de doğuştan sahip olunan bir şeyi değiştirme şansımızın olmamasına olan inancımız.

Sonuçta herkes bir dahinin beynine sahip olmak ister, yanılıyor muyuz? Eğer beynimizi değiştiremiyorsak, bununla ilgili yapabileceğimiz bir şey de yok diye düşünüyoruz. Peki, size aslında zekânın geliştirilebilir olduğunu söylesek?

Zekâ, bir dereceye kadar genetikle alakalı yani ailenizden miras kalan şeyler var ancak genler kaderinizi şekillendiren asıl nokta değil. İnsanlar arasındaki zekâ farkının %50'si genetik kaynaklı.

Bu konuyla ilgili yapılan bir araştırmaya dahil olan Utah Valley Üniversitesi'nden Psikolog Russell Warne, işin yalnızca genlerde bitmediğini şöyle açıklıyor: 

"Genetik bize bir plan veriyor ve sınırları belirliyor. Ancak bu sınırlar içinde, bir insanın nereye kadar gelişeceğini belirleyen şey ortamdır."

Boy uzunluğunu kalıtsal başka bir özellik olarak düşünün. Çocuklar kötü bir beslenmeden dengeli beslenme şekline geçtikleri takdirde daha uzun boylu olacaklardır, çünkü iyi beslenmek onların genetik potansiyellerine tam olarak ulaşmasını sağlar.

Zekâ için de aynı durum söz konusu. Çevresel faktörler, gerçek potansiyelinize ulaşıp ulaşmayacağınızı belirlemek için devreye giriyorlar. Ancak bugüne kadar yapılan çalışmalarda işleyişin nasıl yürüdüğü tam olarak belirlenebilmiş değil. Bütün bunlar akla şu soruyu getiriyor: "Beynimizi eğiterek IQ'muzu artırabilmek mümkün mü?"

1990'ların başlarında Nature dergisinde yayımlanan bir makalede Mozart dinleyen öğrencilerin bir zeka testinde daha iyi performans gösterdikleri sonucu ortaya konmuştu.

Kaliforniya Üniversitesi'nde eğitim gören 36 öğrenci üzerinde yapılan bu araştırmada, Mozart'ın iki piyano için bestelediği Re Majör piyano sonatını 10 dakika boyunca dinleyen öğrenciler daha sonra Stanford-Binet Zekâ Testi'ne sokuldu. Öğrencilerin uzaysal-zamansal yeteneklerinde müzik sonrası yaklaşık 8-10 puan artış gözlemlendi. Bu durum, klasik müziğin beynin uzaysal işlev performansını arttırdığını gösteriyordu.

Bahsi geçen çalışmada Mozart Etkisi olarak adlandırılan bu durum, klasik müzik dinletilen kişilerde IQ artışı gözlemlendiği sonucunu doğurmuştu doğurmasına ancak bu doğru bir yargı değildi.

Klasik müziğin bilişsel becerileri arttırması ve çalışma sonucunda bu bilişsel gelişimdeki artışın IQ'da 8 ila 10 puana denk geliyor yorumunun yapılması Mozart Etkisi'nin tamamen yanlış anlaşılmasına neden oldu. Aslında artış zekâda değil, işitme ve uzaysal becerilerde gerçekleşiyordu. Bu yüzden insanlar yıllarca hamilelik dönemlerinde klasik müzik dinlemeye başladılar, halbuki bu nafile bir çabaydı.

Yıllar içerisinde Mozart Etkisi'nin zekâ artışı konusunda boş bir hayalden ibaret olduğu ortaya çıksa da dışarıdan yapılan bir başka müdahalenin devamlı olarak işe yaradığı gözlemlenmişti: eğitim.

Evet, zeki çocuklar genellikle daha uzun süre okulda kalıyor ve kendilerini geliştirmek için daha çok çaba gösteriyorlar ancak tüm hikâye bundan ibaret olamaz. 1960'larda Norveç hükümeti müfredata iki yıl daha fazla zorunlu eğitim süresi eklemiş ve değişik bölgeler arasında bir karşılaştırma yapılabilmesi için bu değişikliği kademeli olarak uygulamaya koymuştu.

Arada bir fark olup olmadığını saptamak için zorunlu askerlik hizmetinin bir parçası olarak tüm Norveçli erkeklere zekâ testi uygulandı ve elde edilen IQ puanlarına göre bir sonuca varıldı.

Bu çalışma, iki yıllık ek eğitim süresinin kişilere yılda 3.7 IQ puanı eklediği sonucunu ortaya koymuştu. Bu model daha sonra başka araştırmalara da konu oldu ve her ek eğitim yılının IQ puanında 1 ila 5 puan arası bir artışa neden olduğuna dair benzer bir sonuca varıldı. Tabii, bu sonsuza dek okulda kalan insanların süper zekâya sahip olacakları anlamına gelmiyor ancak eğitim bir dereceye kadar destek sağlıyor. Kısacası çok okuyarak gerçek potansiyelinize ulaşmanız mümkün...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
blizzard

Matt Ridley'in Genom kitabından da bu konu işlenmişti. %50'si genetik. Dışarından eğitimle yapılan müdahale ile bu bir şekilde aşılabiliyor fakat bizdeki eğitim sistemi Kopernik yerine koyun yetiştirme üzerine kurulu ki, ülke devlet başkanı sürekli olarak ana muhalefet partisi genel başkanına -aslında tek muhalefet partisi- koyun gütmeyi bilmediği yönünde eleştirilerde bulunuyor.

Görüş Bildir