Giray Ercenk: Toroslar'ın Hüzünlü Ezgisi, Zamanın Sonsuz Nakaratı
Toroslar'ın rüzgârı esti, esti de esti, bir ağıt gibi derin, Dağların zirvesinden indi vadilere, gözyaşı gibi süzülerek. Giray Ercenk göçtü gitti, 81 bahar kaldı geride, soluk soluğa, ama ruhu kaldı burada, Yörük çadırlarının dumanında, eski yolların tozunda. 19 Ocak'ta sustu kalbi, kışın soğuk kollarında, yalnız ve sessiz, Yankısı kaldı dağlarda, sarnıçların serinliğinde, kelimelerin en derin yerinde. O, bir tarihçiydi, ama ötesinde bir şairdi, bir hikaye dokuyucusu, Antalya'nın taşlarında, toprağında, ruhu ebedi bir ezgiydi, hiç sönmeyen, hiç bitmeyen. 20 Ocak'ta, cenazesi uğurlandı, dualar yükseldi göğe, Muratpaşa Camii'nde gözyaşları aktı, Odabaşı Mezarlığı'nda toprağa karıştı bedeni, ama o, rüzgarla özgür kaldı, yıldızlarla dans etti, sonsuzluğa karıştı.
Doğdu Eskişehir'de, bilgi tohumları ekildi küçücük yüreğine, Çocukluğu geçti ovalarda, hayalleri uçtu göklere, özgürce.

İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde filizlendi o tohumlar, yeşerdi, Sonra Akdeniz'e uzandı yolu, tarihle kucaklaştı üniversitede, aşkla. Yüksek lisansla taçlandı bilimi, bir nehir gibi aktı bilgisi, durmadan, 1978'den 2009'a kadar öğretti, genç dimağlara ışık saçtı, sevgiyle. Arkeolojinin sırlarını açtı, taşların dilini konuştu, fısıldayarak, Yörük folklorunun ezgilerini, ekonominin ritmini anlattı durdu, yürekten. Her dersi bir şiir gibi akıcı, her kelimesi bir ilham kaynağı, dokunaklı, Öğrencileriyle yürüdü tarih yollarında, el ele, gönül gönüle, kardeşçe. Onlar şimdi ağlıyor, hocalarının gidişine, bir evlat gibi yas tutuyor, çünkü o, sadece öğretmen değildi, bir baba figürüydü, bir rehber, bir dost.
Profesyonel Turist Rehberleri Derneği'nde başkanlık etti, yol gösterdi insanlara, Antalya'nın gizli köşelerini açtı, turistlere değil, ruhlara.

Kültür Sanat Vakfı'nda bayrağı dalgalandırdı, kültürün bekçisi oldu, sadıkça, Türk Tarih Kurumu'nun Belleten'inde makaleleri çiçek açtı, bilgi bahçesinde, renk renk. Akdeniz Atılım, Sabah ve Cumhuriyet gazetelerinde köşeler yazdı, her hafta, Kamuoyunu aydınlattı, tarihle bugünü bağladı, köprü kurdu, sağlamca. ÇEKÜL Vakfı'nda danıştı, doğayı korudu, mirası sakladı gelecek için, 2012'de ANSİAD'ın 'Yılın Kültür Adamı' ödülüyle onurlandı, gözyaşlarıyla, Bir madalya gibi asıldı kalbine, ama o mütevazı kaldı, hep öyle kaldı, alçakgönüllü. O ödül, sadece bir simgeydi, asıl ödülü sevenlerinin sevgisiydi, sonsuz.
Eserleri, ruhunun yansıması, her biri bir destan gibi uzun, hüzünlü, Toroslar'ın dilini konuştu, Teke Yöresi'nin kalp atışını duyurdu, çarparak. Dünden Bugüne Döşemealtı, coğrafya, tarih, kültürün dansı, zarifçe, Su saklama yapıları, kuyular, sarnıçlar, susuzluğun şiiri, damla damla. Bu kitapta anlattı, suyun kıymetini, toprağın çığlığını, derin bir özlemle, Nasıl biriktirirdi atalarımız damlaları, nasıl savaşırdı kuraklıkla, gözyaşlarıyla. Dağ’ın Dili Isauria-Taşeli: Gündoğmuş, taşların feryadı, yüksekten, Unutulmuş yolların hikayesi, dağların gizli ağıtı, inleyerek. Burada dağlar konuştu onun kalemiyle, rüzgarın sesiyle, Gündoğmuş'un eski adıyla Eksere, bir nostalji rüzgarı esti, içimizi titreterek. Damdaki Deve Sürüsü, Yörük göçünün metaforu, yıldızlı gecelerin rüyası, sıcak, Her sayfası bir anı gibi, çadırların dumanında kaybolan, özlenen. Yörüklerin hayatını anlattı, deve sürülerini damlarda hayal ederek, Göçlerin zorluğunu, özgürlüğünü, bir şiir gibi dokudu, duygu dolu. Dünden Bugüne Teke Eli, bir üretim havzasının aşkı, derin bir aşk, Coğrafya, tarih, kültürün kucaklaşması, sonsuz bir nakarat, tekrar tekrar. 2022'de doğdu bu eser, Teke Yöresi'nin ruhunu kucakladı, sarıldı sımsıkı, Bir yaşam havzası nasıl canlanır, nasıl yaşar, anlattı gözyaşlarıyla. Firavunlar Niye Var, sorguladı evreni, felsefenin derin sularında, dalga dalga, Düşünceleri yayıldı okuyanların ruhunda, bir eko gibi, sonsuzca. Bu kitapta firavunların gizemini açtı, neden var olduklarını sordu, yürekten, Tarihin derinliklerinden bugüne bir köprü kurdu, düşündürdü bizi, hüzünle.
CHP Antalya eski Milletvekili Tuncay Ercenk'in ağabeyiydi, aile bağları güçlü, sıcak, İki evladın babası, sevgi dolu bir yürek, vertigonun pençesinde mücadele etti, acımasızca.

14 Ocak'ta, Muratpaşa'daki evinin balkonundan düştü, bir yaprağın son valsi gibi, zarif ama acı, Ağır yaralandı, hastanede savaştı, Antalya Eğitim ve Araştırma'da, umutla. Doktorlar çabaladı, ailesi bekledi, dualar yükseldi, ama kader başka yazmıştı, 19 Ocak'ta veda etti, kışın kucağına bıraktı bedenini, sessizce, hüzünle. Bugün, 20 Ocak'ta, Muratpaşa Camii'nde dualar yükseldi göğe, kalabalıkta, Odabaşı Mezarlığı'nda toprağa karıştı, çiçekler arasında, gözyaşlarıyla. Ama ruhu özgür kaldı, rüzgarla dans etti, Toroslar'ın zirvesinde uçtu, özgürce. Ailesi şimdi yas tutuyor, kardeşleri, çocukları, sevenleri, bir boşlukta, Tuncay Ercenk'in gözlerinde bir hüzün, ağabeyinin hatırasıyla dolu, derin.
Giray Ercenk'in yokluğu, bir dağın çöküşü gibi sarsıyor içimizi, derinden, Toroslar'ın fısıltısı sustu, ama ezgisi kaldı kulaklarımızda, yumuşakça. O, Antalya'nın hafızasıydı, Yörüklerin sesi, kültürün bekçisi, sadık, Eserleri rehberimiz olacak, anıları yıldızımız, yol göstericimiz, her daim. Öğrencileri anlatır onu, 'Hocam' derler gözyaşlarıyla, özlemle, Nasıl ilham verdi, nasıl aydınlattı yollarını, bir fener gibi. Yörükler hatırlar göç yollarında, onun kitaplarını okurken, Teke Yöresi'nin hikayelerini, bir ninni gibi dinlerken, huzurla. Antalya halkı bilir değerini, bir aydın olarak, bir kültür savaşçısı, Nasıl korudu mirası, nasıl anlattı geçmişi, geleceğe köprü kurarak.
Ailesine, sevenlerine, tüm Antalya'ya başsağlığı diliyorum, yürekten, gözyaşlarıyla, Sabır versin kader, hatıralar yaşatsın onu, ebediyen, sıcakça. Mekanı cennet olsun, ruhu ışıkla dolsun, yıldızlar arasında, parlayarak, çünkü o, bir şiirdi, ritmiyle, lirizmiyle, sonsuz bir şarkıydı, dokunaklı. Ve Toroslar hâlâ fısıldar adını, rüzgarla, yağmurla, güneşle, her mevsim, Giray Ercenk, unutulmaz bir nakarat, zamanın akışında ebedi, kalıcı. Bizler okuruz eserlerini, yürürüz yollarında, hissederiz sıcaklığını, her adımda, O göçtü ama mirası kaldı, kalplerimizde, dağların zirvesinde, sonsuza dek.
Ey Giray Ercenk, Toroslar'ın evladı, aydınlığın yolcusu, sen gittin ama bıraktığın ışık sönmez, yanar durur içimizde.

Yörük göçlerinin rüzgarı gibi, özgür ve güçlü, Tarihin sayfalarında yaşarsın, ebediyen, bizimle. Gözyaşlarımızla suladık hatıranı, dualarımızla uğurladık seni, ama biliyoruz, ruhun dağlarda dolaşır, sarnıçlarda dinlenir, Kelimelerinle konuşur bize, her okuduğumuzda, her hatırladığımızda. Teşekkür ederiz sana, verdiğin ilham için, bıraktığın miras için, Antalya sensiz eksik, ama seninle dolu, her köşesinde. Rahat uyu, sevgili aydın, Toroslar'ın kucağında, cennet bahçelerinde.
Fotoğraflar için değerli dostum Orhan Çakmur’a teşekkür ederim.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

