Geleneksel Türk Temaşa Sanatını Kendine Özgü Tarzıyla Bambaşka Bir Yere Getiren Nejat Uygur’un Ölmeden Önce Yazdığı Mektubu

-

Türk tiyatrosunun büyük ustası, komedyenin hası Nejat Uygur'u anıyoruz.

Kendine özgü geliştirdiği tavrıyla Türk temaşa sanatına bambaşka bir soluk getirdi, çocuksu tiplemeleri ve söze dayanan oyunculuğuyla tüm Türkiye'yi güldürdü.

Türk tiyatrosunun gelişmesi için uğraştı, çocuklarını hatta torunlarını oyuncu olarak yetiştirdi, ömrünü sanata adadı.

Aramızdan ayrılışının beşinci yılında Türk tiyatrosunun büyük ustası Nejat Uygur'u anacağız, büyük ustanın vefatından önce kaleme aldığı tiyatro aşkıyla dolu mektubunu aktaracağız.

Henüz çocuk yaşta adım attığı sahnelerde geleneksel Türk tiyatrosununun son temsilcisi olarak bilinen İsmail Dümbüllü’yü keşfetti ve hikayesi de tam olarak orada başladı.

Büyük usta Nejat Uygur cumhuriyetin ilk yıllarında, henüz yeni kurulmuş Türkiye’de subay bir baba ve öğretmen bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesinin tayinleri sebebiyle Anadolu’nun çeşitli yerlerini gezen ve Türk insanını çok doğru bir şekilde analiz eden Nejat Uygur, 1938 yılında tiyatro sahnesine adım attı ve İsmail Dümbüllü’yü keşfettiği andan sonra da ölene kadar o sahnelerden hiç ayrılmadı.

Güzel Sanatlar Akademisi’nde Heykel okumasına rağmen tiyatro aşkı ağır bastı ve okulu bırakarak Türk izleyicisinin yıllarca unutamayacağı oyunlara imza attı.

Sarıyer Halkevi’nin tiyatro bölümündeki Avni Dilligil Tiyatrosu’nda kısa bir süre amatör oyuncu olarak yer alan büyük usta 1943 yılında boks, atletizm, sutopu ve at biniciliği alanlarında pek çok başarıya imza attı.

1949 yılında ‘Nejat Uygur Tiyatrosu’nu kurdu, kendi yazdığı oyunları ve yabancı uyarlamalarıyla toplumsal sorunları ve politik yozlaşmayı argo kullanarak mizahla hicvetti.

Kendisi gibi tiyatrocu olan Necla Uygur’la evlendi ve çifti 13 yıl süren Anadolu turnelerinin öncesinde ilk çocukları Ahmet, turne boyunca da dört çocukları Süheyl, Süha, Kemal ve Behzat dünyaya geldi. Mizahla hicvettiği eleştirileri toplumun her kesiminde kahkahayla karşılanan Nejat Uygur’un iki oğlu Süheyl ve Behzat Uygur da babalarının izinden giderek tiyatrocu oldu.

“Sanatçı halkın gözü, ağzı, kulağı. Halkın yanında olduğunuz, dertlerini söylediğiniz zaman sizi seviyorlar.”

Sanat anlayışını toplum üzerine kuran ve her fırsatta halkın yanında olduğunu dile getiren Nejat Uygur, yıllar boyunca unutulmayan eserler vermesinin sebebini de şu sözlerde açıklamıştı: ““Sanatçı halkın gözü, ağzı, kulağı. Halkın yanında olduğunuz, dertlerini söylediğiniz zaman sizi seviyorlar. Ayrıca çok güldükleri zaman da unutmuyorlar. Sevgi ve saygımı seyircimden hiç eksik etmedim. İnsan onuruyla katiyetle hiç oynamadım. Oyunda, ‘Kör müsün?’, ‘Sağır mısın?’ diye yazarsa bunları silip, görmüyor musun, duymuyor musun diye düzeltirim.”

Elliden fazla ödüle layık görülen ve 1998 yılında devlet sanatçısı unvanını alan büyük usta Nejat Uygur 2007 yılında beyin damarlarında oluşan tıkanıklık nedeniyle kısmi felç geçirdi.

Röportajlarında sık sık kahkahayla anılmayı istediğini söyledi, bu isteğini de şu sözlerle dile getirdi: “Askerler cephede ölüyor, benimki de sahnede oyun oynarken olursa mutlu olurum. Ölüm beni hiç korkutmuyor. Yaratan Allah yarattığı gibi günü geldiğinde alacak. Bir gün tiyatronun ışıkları sönecek, zil sesleri susacak ve tiyatro perdesi sonsuza kadar üzerime kapanacak. İşte o zaman giderken tüm üzüntüleriniz yanımda götürerek size sadece kahkahaları bırakacağım.”

18 Kasım 2013 günü de solunum yetmezliği sebebiyle aramızdan ayrıldı. 86 yıllık ömrüne yüzlerce oyun, kahkaha, gözyaşı ve mutluluk sığdırdı; bambaşka bir tiyatro inşa etti.

Işıklar söndü, zil sesleri sustu ve tiyatro perdesi büyük usta Nejat Uygur’un üzerine sonsuza dek kapandı. Bize de kahkahalar bıraktı.

“Yoğun bakımda bile gözümü ilk açtığımda ‘Oyun kaçta?' dedim. Bu kadar tiyatroyla yaşayan bir insanım; hasta yatağımda da tiyatroyu düşünüyorum, eski repliklerimi tekrar ediyorum.”

Aramızdan ayrılmadan öne yazdığı son mektup da tiyatroya olan aşkını anlatıyordu: “İşin hep mizahi tarafını görün. Çocuklarıma da bunu öğrettim. Şimdi de hasta yatağımda ‘Nasılsınız?' diyenlere ‘İyiyi oynuyorum' diyorum. En çok söylediğim şey: ‘Turneye çıkacağım.' Bazen de kendimi turnede gibi anlatıyorum: ‘Akşam oyun var, oyuna yetişeceğim' diyorum.” Ekip arkadaşlarımın o kadar sorumluluğunu aldım ki hep onları soruyorum, ‘Nasıl, iyiler mi?' diye? Yoğun bakımda bile gözümü ilk açtığımda ‘Oyun kaçta?' dedim. Bu kadar tiyatroyla yaşayan bir insanım; hasta yatağımda da tiyatroyu düşünüyorum, eski repliklerimi tekrar ediyorum. Bazen o repliklere yeni cümleler ekliyorum... Hastalanmadan bir gün önce de Ankara'da sahnedeydim.”

“Nejat uygur en çok neye üzüldü, derseniz İzmir Fuarı'ndaki büstümün bir köşeye atılması hastalanmadan önce beni çok üzdü.”

“Hastalanmasaydım hâlâ oynuyor olacaktım. 60 seneden fazla tiyatro sürdürdüm... Sürdürürken bir sürü acılar, darbeler, savaşlar yaşadım... Her şey değişirken Nejat Uygur Tiyatrosu hep vardı. Bir şekilde ayakta tuttum. Bir turnede darbe oldu, ekip aç kaldı... İskenderun'daydık; Celal Bayar'ın maskını yapıp sattım... ‘Sıkıysa almasınlar' dedim. Şu tarafın bu tarafın değil, her kesimin sanatçısıyım... İstediğim herkesi eleştirdim ama eleştirirken kimsenin gururuyla oynamadım... Nejat Uygur en çok neye üzüldü, derseniz İzmir Fuarı'ndaki büstümün bir köşeye atılması hastalanmadan önce beni çok üzdü. İnsanları hep güldürmeye alışmış bir insanım. Bu kadar güldürmeye alışmış bir insan olarak hep sağlam, sağlıklı, güldürürkenki halimle görülmek istiyorum. İzleyicilerim için ‘Akrabalarım' derim. Onları çok özledim."

Kahkahasını miras bırakan büyük usta Nejat Uygur'u saygıyla ve özlemle anıyoruz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
dovran-niyazov

Onu çok sevdığım ıcın çocukken tıyatro gosterısını ızIemeye gıtmıstım. Tekrar Bursa'ya geImesını bekIerken sağIğını kaybettığını oğrenmıstım. Cıdden cok ama cok uzuImustum. Su anda da uzgunum. Bazı ınsanIar oImemeIı. Eskı vıdeoIarını goruntu kaIıtesı bozuk oIsa da akIıma geIdıkce guImek ıcın ızIerım. Yabancı oIub bıImeyen arkadasIarıma da ızIettıgımde bayıIdıIar. Kaııte kendını beIIı edıyor.

cevat-ugur-kocaman

Asabım bozuk paşam deyip paşayı sağdan sola savurduğu sahne gözümden gitmez hiç. çok çok iyidir. Çok güldürdün bizleri. Her ne kadar son dönemlerine denk gelsek de eski dönem insanları kadar tanırız seni. Çok şey kattın bizlere. Katmakla yetinmedin. Güldürdün be üstad. Nur içinde yatasın. Yaradan rahmet eylesin.

polaris

Gazanfer Özcan, Erol Günaydın ve Nejat Uygur'un olduğu fotoğraf insanın içini burkuyo.

ozturk-sadri-alisik

Fatih Erkoç un " Senden Kalan Tek Anı Bu " adlı şarkısının klibinde kullanılmıştı

polaris

https://youtu.be/83JI-DrTczA

ozturk-sadri-alisik

Ferhan Şensoy dielmi o

polaris

Evet.Köşe Dönücü'den bir sahne.

ozturk-sadri-alisik

" komşumuz halime hanımın kocasından biraz kibarlık öğren " " halime hanımmı, ha şu gadın gözel gadın, doğru vallaha gözel gadın, dünya aaaret bacım ossun gözel gadın şahmaran gibi gadın, maşallahı var, çarşıda bazarda gorenler maşallah maşallah diyo lan du ben ne öğreneceeemişim onun gocasından " " halime hanımın kocası her sabah besmele çekermiş karısını öper öyle işine gidermiş, akşam besmele çeker karısını öper bi buket çiçek verirmiş " " ulan vicdansız gadınn, benim ööööle garım olsunnnn, besmele nedir sabah aaaaşam evde hatim indiririm llann "

ozturk-sadri-alisik

Allah gani gani rahmet eylesin, ne adamdı yeaaaa " ulan garı, 55 senedir alışamadım, baaaa birden gorünme gorhuyom "

Başlıklar

AnkaraDarbeİzmirÖğretmenTiyatroboksoyun
Görüş Bildir