Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Deniz Tuna Yazio: Covid 19’un En Şanslı Aileleri Kimler?

22PAYLAŞIM
Yazio Banner

MEB’in verilerine göre Türkiye’de öğrencilerin %25’i EBA’ya ulaşamıyor. Buna gerekli ekipmanları olmayan öğrencileri de eklerseniz bu sayı neredeyse %40’ları buluyor. Özel okul öğrencileri ise her gün düzenli olarak online derslerini yapmaya devam ediyor. Mart 2020’den beri özel okul ve devlet okulu öğrencileri arasındaki uçurum gitgide artıyor. Üstüne üstlük eğitime ulaşamayan öğrencilere ayrıca sınavlar da dayatılıyor. Ailelerden gelen imdat çağırılarına geçici çözümler sunuluyor ama yetmiyor. Peki, Covid 19’un şanslı aileleri kimler? 

Ben ve oğlum bu şanslı ailelerden biriyiz. Pandemi başladığı andan itibaren gerekli önlemleri alıp dönüşüme doğru esneyebilen özel bir okulda öğretmen olan bendeniz ve 1. sınıfta okuyan oğlum üzerinde kısa bir süre zorlanmalar olduysa da çok çabuk adapte olmayı başardık. Eyvah, okuma yazmayı sökecek mi diye hayıflanırken daha 1. dönem bitmeden bizimki okumaya ve yazmaya başladı. Hadi biz bir iki ay içinde adapte olduk da, acaba bizden de kolay adapte olanlar var mıydı?

Pandemi’nin en ama en şanslı aileleri kimlerdi? Bunun için Türkiye sınırları dışına Amerika’ya doğru kısa bir yolculuğa çıkalım.

20. yüzyılın sonlarına doğru John Caldwell Holt isimli bir sınıf öğretmeni mevcut eğitim sistemindeki aksaklıklara işaret ederek öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilere yönelik bir proje başlatıyor ve okulu okul binasından çıkartıp eve taşıyıveriyor. İngilizcede “homeschooling” denilen bu eğitim modeline Türkçede “ev okulluluk” deniyor.

Holt “Öğrenciler zengin ve teşvik edici bir öğrenme ortamında ve hazır olduklarında öğrenmeleri gerekeni öğreneceklerdir” diyerek ev okulluluk akımını başlatıyor. Zamanla sadece öğrenme güçlüğü yaşayanlar değil, birçok farklı nedenle okula gitmeyip evde eğitim gören öğrencilerin sayısı artıyor, evde çocukların daha iyi bir eğitim alacağını düşünen anne babalar, sağlık sorunları olan çocuklar, sistemi reddedenler derken Amerika’da bu sayı gitgide artıyor. 2019 verilerine göre Amerika’da yaklaşık 5 milyon öğrenci ev okullarında eğitim görüyor.

 Gözümüzde biraz daha canlanması için ev okullarında eğitim görmüş birkaç ünlüyü de saymadan geçmeyelim: Oyuncu Emma Watson’dan eski Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleeza Rice’a, müzisyen Justin Bieber’dan matematik dâhisi Arran Fernandez’e kadar daha birçok ünlü ev okullarında yetişmiş. Bugün Amerika, Kanada, Yeni Zelanda, İngiltere, Almanya ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde ev okulları sistemi yaygınlaşıyor.

Tabi işleyiş her ülkede aynı olmayabiliyor. Yasalar da ülkeden ülkeye değişebiliyor. Örneğin bir eyalette veya ülkede öğrenciler hiçbir sınava tabi tutulmazken bazılarında belli aralıklarla sınavlara giriyorlar ve diploma alıyorlar. Bu öğrencilerin sınav başarıları ise oldukça ilginç. Genelde ev okullarından gelen öğrenciler diğerlerine göre sınavlarda daha başarılı oluyorlar. Okula giden diğer öğrenciler gibi sürekli testlere maruz kalarak bir nevi yarış atına dönüşmemiş olmaları bunun sebebi olabilir mi? Ve de sakin ve mutlu bir öğrenme ortamından gelmeleri? Uzmanlar her ikisinin de başarıda oldukça etkili olduğunu söylüyor.

Covid-19 hepimizi eve kapadı. Çocuklarımızın çoğunluğu, bu dönem istemeden de olsa ev okullu oldu.

Oldu da gerçek anlamda ev okulları sistemini işleten aileler bu döneme en hızlı ve kolay adapte olabilenler oldu. Eh, çocukları zaten evdeydi ve hali hazırda bir program takip ediyorlardı. 

Peki, bu ev okulları nasıl işliyor? Öğrenci ne zaman ve ne çalışacağına nasıl karar veriyor? Eğitim materyallerine nasıl ulaşıyor? Tabi ki ev okulluluk sisteminde ciddi bir müfredat çalışması var. En önemli sorumluluk ise aileye düşüyor. Aileden bir bireyin evde kalarak çocuğun gelişimi, sosyalleşmesi, müfredatın takibi ve uygulanması gibi konulara destek olması ile gerçekleşiyor. Ev okullarının bulunduğu ülkelerde ailelerin yanı sıra, çocuklar için ev okulu merkezleri, kütüphaneler, okullar, çevrimiçi eğitim merkezleri gibi destek birimleri de bulunuyor.

Tabi şimdi herkesin aklına peki bu çocuklar nasıl sosyalleşiyor sorusu geliyor. Hepimizin pandemi döneminde en zorlandığı durum, ev okullarında nasıl yaşanıyor? Burada çocukların sosyalleşmesini sağlayabilmek için çeşitli etkinlikler düzenleniyor.  Bazen aynı mahallede ev okullu öğrenciler birbirlerinin evinde buluşuyor. Ayrıca çocuklar müzik, resim, spor, izcilik gibi faaliyetlere katılıyor, gerekli görülen durumlarda okullara giderek ihtiyacı olan eğitimi tamamlayabiliyor. Bu sayede hem gereken eğitim alınıyor hem de sosyalleşme boyutunda oluşabilecek eksiklikler gideriliyor. Tabi yine burada en büyük etken hazır müfredatı takip edecek ebeveynlerin bulunması. Bunun için aileler de düzenli olarak eğitiliyor. 

Ülkemizde ev okulu uygulaması bulunmuyor. Okula gitme zorunluluğu her öğrenci için geçerli. Bir şekilde okul bırakmak zorunda kalanlar ise Açık Öğretimden tamamlayabiliyorlar. Ancak pandemi döneminde özellikle kırsal kesimlerde EBA’ya ulaşamayan çocukların tarlalarda veya başka yerlerde çalışarak ailelerine yardım etmekten başka maalesef yapacak hiçbir şeyleri kalmıyor. Onlar için bir ev okulu müfredatı hazırlansa bile bunu öğretecek bilgi ve beceriye sahip ebeveynlerin de eğitilmiş olması gerekiyor. Ama görünen o ki, ülkemizdeki mevcut eğitim sistemi bile kırsal kesime ulaşamazken bu sadece ütopik bir hayal olarak kalıyor. Ama Covid’in şakası ve de bizi terk etmeye pek niyeti yok gibi. İnsanlık salgın hastalıklarla mücadeleye ve online sistemlere doğru itilmeye, dolayısıyla evlere kapanmaya devam ediyor. Ve burada şanslı aileler olabilmemiz için ütopyayı gerçeğe dönüştürecek karar alıcılar gerekiyor.

Trenleri kaçırmaya alışkın bir ülke olsak da yine de çocuklarımızı güzel bir geleceğe götürebilmek için gerekli her yolu denemek hepimizin görevi. Bunun için alışılmadık yollara, yaratıcı ve alternatif düşüncelere, tersten okumalara kendimizi daha çok açmalıyız. Belirsizlikle dans ederken bizi geleceğe taşıyacak olan yaratıcılık ve esneklik becerimizdir.

Deniz TUNA

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir