Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Cenk Yüksel Yazio: Hayat İnsanın Ruhunu Fahişeleştiriyor

330PAYLAŞIM
Yazio Banner

Bu hafta, 2021 Temmuz ayında Fraksiyon Yayınları etiketiyle piyasalarda yerini alacak olan Kimse Fahişe Doğmaz adlı çarpıcı romanın yazarı Banu Yüksel ile özel bir röportaj gerçekleştirdim. 

Banu Yüksel ile özel yaşamını, mesleki kariyerini, bir önceki kitabını, yeni kitabını ve kadınlara yönelik projelerini konuştuk.

Yüksel; “Kimse Fahişe Doğmuyor derken kastettiğim bedenini satan insanlar değil aslında. Özel ya da iş hayatında aldığı darbeler sonrasında insanın ruhunun fahişeleşmesi’’ diyor.

-Herkes kardeş olduğumuzu bildiği için sizli bizli bir röportaj yapmayacağım Banucuğuım. Sadece insanların bilmek istediklerini soracağım sana. Bizim Çerkes bir aileden geldiğimizi biliyor hemen hemen herkes. Geçmişe dönüş yaparsak bu konuda neler söylemek istersin?

Merak edenlere şöyle açıklayalım o zaman. Rahmetli büyüğümüz Süleyman Seba’nın dedesi ile babamın dedesi kardeş çocukları. Sovyet Rusya’dan Türkiye’ye göç ettiklerinde soyadı kanunu zamanı  bu ülkede başka akrabaları olmadıkları için herhangi bir durumda birbirilerinin şahitliklerini yapabilmeleri adına başka soyadları alarak hayatlarını devam ettirmişler. Şunu özellikle belirtmek isterim ki, Çerkes adetlerini tam olarak uygulayan bir aile ortamında büyüdüm. Mesela babamın yanında hiçbir zaman bacak bacak üstüne atmadım ya da uzanıp yatmadım. Bizim kültürümüzde bir odaya küçük ya da büyük kim girerse girsin herkes ayağa kalkıp kendisini karşılar. Gelen misafire ‘aç mısın?’ diye sorulmaz. Gelin ya da damat kayınpederinin yanında eşi ile konuşmaz. Belki biraz katı ama özü insana hürmet olan güzel kurallardır adetlerimiz.

-Eğitim hayatından bahseder misin biraz da Onedio.com okuyucularına?

1996 yılında Uludağ
Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun oldum. Devamında Yıldız Teknik
Üniversitesi Eğitim Yönetimi ve Denetimi Anabilim Dalında Yüksek Lisans yaptım.
Kadın sorunsalına akademik bir açıdan bakabilmek ve Kimse Fahişe Doğmaz
çıkmadan önce de bunu bir tez çalışması ile de taçlandırabilmek adına Mersin
Üniversitesi Kadın Araştırmaları Anabilim Dalında ikinci Yüksek Lisansımı
tamamladım. Şu an Amerika’da bir üniversitede Davranış Bilimleri Doktorasına
devam etmekteyim.

-Şu anda eğitim ve danışmanlık alanında neler yapıyorsun biraz da bundan bahsedelim? Daha çok hangi konular hakkında bu hizmeti veriyorsun?

Kendi şirketim olan Banu Yüksel Eğitim, Danışmanlık ve Organizasyon adına hem devlet kurumlarına (özellikle üniversitelere) hem de özel sektöre yönelik yönetim sistemleri (ISO 9001,10002,14001,45001,31000,26000,37001), stratejik planlama, kurumsallaşma, risk yönetimi ve kişisel gelişim farkındalığı eğitimleri ve danışmanlığı hizmeti vermekteyim. Ayrıca Türk Loydu ve TüvAustria Türk Şirketleri adına da dış denetçilik ve eğitmenlik yapıyorum.

-İlk kitabın olan "Derinden" çok akıcıydı. Sonu da çok çarpıcı bir şekilde bitmişti? "Kimse Fahişe Doğmaz" da öyle olacak mı?

Ben kitaplarımı yazarken akıcılığa gerçekten çok önem veriyorum. Yazarken kendimi okur yerine koyarak empati yapıyorum. Cümlelerimin önce kendimi tatmin etmesi gerekli ve bu konuda gerçekten  en acımasız eleştirmen yine kendimim sanırım. Her cümleyi onlarca kez editliyorum ki taslağı teslim ettiğimde uzmanlara çok fazla bir iş kalmamış olsun :) Aslında çoğu insan ilk etapta bu kitabı sadece bir konsomatris hikayesi olarak algılayabilir. Fakat Kimse Fahişe Doğmuyor derken kastettiğim ve kurguladığım bedenini satan insanlar değil, ruhu fahişeleşenler. Evet bu kitap ta da çarpıcı bir son bizi bekliyor. Sonu sürprizli yine :)

-Senin en önemli özelliğin ki bu Türkiye’de ve belki de Dünyada da olmayan bir şey. O da kitaplarına şarkı yapman. Güfte ve bestenin yanında ilk kez bir yazar şarkılarını stüdyoya girip kendisi seslendiriyor. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Ben proje insanıyım. Uzmanlık alanım olan işlerde de daima bir farklılık katmayı tercih ediyorum. Örneğin; eğitimlerimin içine eğlenceli ve çarpıcı vakalar ve örnekler yerleştiriyorum ki akılda kalıcı olabilsin. O yüzden hem kalıcılığı sağlamak hem de ana kahramanın duygularını okuyuculara net olarak geçirilmek adına kitaplarıma şarkı yapıyorum. İlk kitabım olan Derin’den hüzünlü bir aşk hikayesi idi. O yüzden slow bir şarkı yapmıştım. Şu anki şarkı ise kitabın pavyonda geçen konsepti gereği arabesk türüne daha yakın. Bir sonraki kitapta belki türkü olabilir :)

-Sesiniz ilk şarkınızda müzikseverlerden tam not aldı. Bu konuda bir eğitim aldınız mı?

Kardeşim Cenk Yüksel’in yani senin  İTÜ konservatuvar çıkışlı ünlü bir sanatçı olmanın avantajını bana her daim yaşadım açıkçası. Senden aldığım şan dersinin inanılmaz etkisi oldu zaten ama hep söylediğim bir şey var ki o da ben bir şarkıcı değilim ve bu konuda bir iddiam yok. Bu sadece kitabımı insanlara duygularımla iletmek için müziği araç olarak kullandığım bir projeden ibaret… Bu sebeple müzik piyasasının içine girmek gibi bir hayalim yok… Sadece kahramanının sesi olsun bu şarkılar.

-Peki ya klip?

Evet bu kez bir klibimiz de var. Masumiyetin nasıl kötülüğe evrildiğini anlatan bir klip. PurpleandmoreProduction imzalı klibin yönetmenliğini de sen yaptın ve senin de ilk yönetmenlik deneyimindi bu. Her yeri doğa harikası olan Kocaeli Körfez Atakent  Sitesinde gerçekleştirdik çekimleri. Görüntü yönetmenimiz Gürkan Alkış, Teknik Şef Efe Erimoğlu ve dansları ile kahramanlarıma hayat veren Nilüfer Ömürlü ve  AndreaPrimavera’ya da buradan tekrar teşekkür etmek isterim.

-Peki ya Fraksiyon Yayınları?

Bu da yepyeni  bir macera :) 2021 yılına bomba gibi giriş  yaptık Fraksiyon ile. Öncelikle benim Derinden kitabımın üçüncü baskısını gerçekleştirdik. Bu çok sevindirici. Şimdi ise yeni romanın Kimse Fahişe Doğmaz ise yine ikimizin ortak yayınevi olan yeni bebeğimiz olan Fraksiyon Yayınları’ndan çıkacak ki heyecanımız ikimizin de bildiğin üzere çok fazla.

-2021 yılının son yarısından beklentilerin nelerdir?

Herkesin öncelikle kendine sonrasında da çevresine saygı duyduğu, virüsten tamamen kurtulup hem bedeninizi hem de ruhumuzu özgürleştirebileceğimiz bir dünya düzenine kavuşmak temennim. Tabi çok klişe olacak belki ama kadınların da öldürülmediği, başkalaştırılmadığı bir gelecek. Fakat bunun dediğim gibi tek formülü var. O da eğitim, eğitim, eğitim…

-İlk kitabının tanıtımı amacı ile davet edildiğiniz bir TV programında şarkıları uçak içinde ve türbülans ortamında yaptığını ve o sarsıntının yaratıcılığını tetiklediğini söylemiştin. Bu bana ilk duyduğumdan beri ilginç bir durum olarak gelmişti. Okuyucularımızla da paylaşır mısın bu durumu?

Aslında bu bence psikolojik bir durum. Stresli zamanlarda insanlar dikkatlerini dağıtacak bir şeyler bulduklarında o zoru daha kolay atlamaya yardımcı oluyor beyin. İlk kitabımın şarkısı Norveç uçuşu türbülansına, diğeri de Moskova türbülansına denk geldi. Sanırım bundan sonrakiler için de ağır türbülansa ihtiyacım olacak :) Rahmetli Kemal Sunal’ın Atla Gel Şaban filminde olduğu gibi ilgili ortam sağlanmadan başka bir beste çıkmayabilir :)

- Televizyon programından söz açılmış iken 2019 yılında ratingi yüksek bir TV kanalında bir şarkı yarışmasının jüri üyeliği görevini yaptın. Bu süreç nasıl gelişti?

Evet benim için en değişik süreçlerden biri de bu aslında. Fox TV’de yayınlanan bir yarışma programına yazarlık kariyerim sebepli davet edildim.  Farklı bir dünya. Bizim kurumsal hayata hiç benzemiyor. Çok fazla gözlem yapma şansım oldu ama bu açıdan inanılmaz bir deneyim. Çok değerli insanlarla da tanıştım elbet ancak show dünyası adı üzerinde fazlaca sahte. Bu yüzden hem komik hem de öğretici bir anı olarak kaldı hafızamda.

- Biraz da Öğrenen Kadın Projenizden bahsedelim. 2020 yılında bir kadın derneği kurdun ve bu dernek şu anda harika işlere imza atıyor. Bu süreçten bahsedebilir misin?

Türkiye’de kadının konumlandırıldığı yer ne yazık ki yıllardır hiç değişmedi. Bunu aşamayan bir toplum olarak yapmamız gereken şey çok belli aslında. O da yaşam boyu eğitim. Hepimiz arkamızda iyi izler bırakacak işler yapmalıyız, bu hep şimdiki hem de gelecekteki nesile olan borcumuz. İşte bu projede  onlardan biri. Yaşanan kadın sorunsalına sadece sosyal medya üzerinden klavye şövalyeliği yapmayı doğru bulmadığım için 2019 yılı Mart ayında çocukluk arkadaşım ile bu yolculuğa çıktık. Amacımız Türkiye’nin her bölgesinden bize katılan  kadınları eğitebilecek bir platform yaratmaktı. Kendimize bir konsept belirledik. Tarih, coğrafya, sanat, edebiyat, kişisel gelişim, sağlık ve genel kültür alanında eğitimler vermeyi hedefledik. Bu doğrultuda iki kişi başlayan yolcuğumuz, her hafta salı günleri zoom üzerinden düzenli eğitimler veren, çarpıcı konu ve konukları ile fark yaratan, 9 kişilik yönetim kadrosu ve 350 üyesi ile kocaman bir dernek haline geldi. Bu arada biz Türkiye’nin ilk ve tek bütçesiz kurulan derneğiyiz. Üyelerimizden üyelik, eğitim ya da başka bir tanımla herhangi bir aidat, ücret vs almamaktayız.

- Bence seni takip edenler ve Onedio.com okuyucuları için çok doyurucu bir röportaj oldu. Bu keyifli röportaj için çok teşekkür ediyorum. Yolun ve bahtın açık olsun.

Ben teşekkür ediyorum asıl Onedio.com ailesine ve sana. Benim için de çok keyifli bir röportajdı.

Instagram

Twitter

Linkedln

Facebook

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir