Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Agah Aydın Yazio: Durdurun Bu Eğitimi

411PAYLAŞIM
Yazio Banner

Eğitim vererek bir insana bir şey öğretmek mümkün müdür? Bu olanaksız arzu pek çok kişiye mümkün görünür ilk bakışta. İlk seferinde her insan bir şeyler öğrenir elbette, öğretenlerden.

Tuvalet eğitimini ele alalım:

Eğitimin zalimliği karşısında insan yavrusunun ilk direnişini, yani, çocuğun “-Ben ne zaman, nasıl ve nereye istersem oraya yaparım” arzusunun, “-Biz ne zaman, nasıl ve nereye istersek oraya yapacaksın” diyenlerle mücadelesinde yenik düşüp teslim olmasıyla, özgür iradesini sonsuza kadar kaybedişiyle başlayan savaşa… İkinci bir bilgiyi öğrenmesini neredeyse imkânsız hale getirecek bu eğitim, alaturka-alafranga, silme-yıkama arasındaki geçişleri de zorlaştıracak bir zorunluluğa dönüşür bildiğiniz gibi. Başka deyişle, insan yavrusunun ilk öğrendiği şey daha sonra öğreneceklerinin önünü keserek, cahilliği garanti altına alır. Hem de ne cahillik: bir daha Doğulular’ın Batılılar’dan, Batılılar’ın da Doğulular’dan defni hacet konusunda bir şey öğrenemeyeceği anlamına gelir bu! İcabında savaş nedeni, icabında birbirlerini aşağılamaları için de iş görebilir bu nahoş kokulu mesele.

Söylemek istediğim şey şudur ki, cahillik: Bilen, ilk eğitimleri başarılı geçen, eğitimcilerin öğretmek istediklerini öğretebildiği, öğrenebilen kişilerin hasletidir. Cahillik bir bilmeme biçimi değildir, aksine, huzurlu olabilmek için bildiklerini kullanmak, 'daha çok bilmektir'. Gerçek'e direnmektir. Cehalet bir direnme biçimidir: 'Gerçek'in yakıcılığı ve tahammül edilemezliği karşısında dimdik ayakta duran... Cahilliği öğrenim görmemiş ya da bilgisiz olmak değil; öğrenmeye açık olmamak, sabit fikirli olmak olarak tanımlamayı daha doğru buluyorum. Bu şekliyle cahillik koşulların oluşturduğu bir vaka olmaktan çıkar, iyi eğitim sonucunda elde edilen bir değer, bir tercih olur.

Her insan başlangıçta bilgisizdir.

Cehalet ise ilk öğrendiğimiz yanlış bilgilere, yani eğitime dayanır. Yanlış inançları düzeltmek öğrenmekten daha uzun sürer... Bilme arzusu, kolay olana inanma hevesiyle beraberse eğitim hemen her zaman pahalıya mal olur. Cahiller bilmeye direndiğini, bilmeye de direnir. Hem de ne direnme! “Vermemişse Mevla neylesin Mahmut!” 

Cehaletin gözü kör olsun, konuşurken rüküşlük, giyinirken beylik laflar dışında seçenek sunmuyor insana.

Anlam alıştırıldığımız, alıştığımız her bir sözcüğe ayrı ayrı muhalefettedir! Cehalet ise ilk öğrendiğimiz yanlış bilgilere, yani eğitime dayanır. Yanlış inançları düzeltmek öğrenmekten daha uzun sürer... Bilme arzusu, kolay olana inanma hevesiyle beraberse eğitim hemen her zaman pahalıya mal olur. Cahiller bilmeye direndiğini, bilmeye de direnir. Hem de ne direnme! “Vermemişse Mevla neylesin Mahmut!” 

Cehaletin gözü kör olsun, konuşurken rüküşlük, giyinirken beylik laflar dışında seçenek sunmuyor insana.

Başarılı bir öğretme rahatlığı, özgünlüğü yok eder.

Yedi yıl boyunca kesintisiz yabancı dil eğitimi verip yabancı dil öğretemiyorsanız vazgeçin “bu müfredat”tan! 

Yabancı dil öğrenmek özgünlük ve rahatlık gerektirir.  

PISA Testi 2018 sonuçlarına göre Türkiye, 37 OECD ülkesi arasında 31'inci sırada yer aldı. 

Okuyan kişinin bedeninde olup bitenleri; fantezileri, sırlı heyecanları kısacası yaratıcılığı kontrol etmek zor olduğu için “müfredat” vardır.  

Sınav, eğitimin dışında olmalı merkezinde değil.

İnsan kendini dünyadan ve öteki canlılardan ayırarak 'özne’leşir. Birbirimizden de bölerek ayrılırız: Kadınlar-erkeler, aklar-karalar gibi. Ancak zamanla bütünleştirmeyi de öğreniriz. Bunu sadece olgun kişilikler başarabilir.  

Olgun kişilik gerektiğinde kendi bildiklerinden vazgeçebilen kişidir bir bakıma.  

Zihinlerini açlıkla terbiye eden insanlar görülmemiş hızda artış gösterdi. Sabah yataktan kalkar kalkmaz günün düşmanını belirliyor, sonra da bütün gün başka bir şey yemiyorlar. Bu perhiz sayesinde haftalarca hatta yıllarca yeni bir şey öğrenmeye de ihtiyaç duymuyorlar.

İyi eğitim çocukları hizaya getirerek değil; kendini, kendine benzemeyeni, farklılığını, farklı olanı tanıtarak yapılır.

İyi bir öğretmenin öğrencisi olmaktan daha eğitici bir şey varsa o da her cinsten, her renkten çocuğun bir arada olduğu karma eğitimdir. Her insan biriciktir. Her insan farklıdır. Farklı olanı bilmeyen, kendini de bilmez. Kendini bilmezlikle, kendini bilmeyenlerle bir arada yaşamaksa hiç iyi bir şey değildir.  

Uygar olmak birlikte yaşayabilme, farklıyı, doğayı koruyabilme becerisidir bana göre; teknolojik ya da ekonomik kalkınma değil. Bir üniversite öğrencisi ya da bir akademisyen, uluslararası sözleşmelerin (ör: İstanbul Sözleşmesi) önemini anlayamıyorsa, eğitim bunun neresindedir?

Siz eğittikçe çocuklar daha başarısız oluyorsa; bu eğitimi durdurun artık! Bu dramatik tabloya bakınca okulların bir yıl kapatılması sorun değil: Sorunların çözülmesi için bir fırsat olabilir. 

Fırsat derken fırsatçılıktan bahsetmiyorum elbette. Öğretmenler salgın hastalık nedeniyle okula gitmiyor diye onların bütçedeki paylarını azaltmayı değil, aldıkları ücretleri arttırarak ömür boyu öğrenmeleri için kendi gelişimlerine yatırım yapmaları, donanımlı olmaları, felsefeden, psikolojiden, pedagojiden, psikanalizden, kısacası insandan haberdar olmalarının önü açılmalıdır. 

Eğitime yatırım, öğretmene yatırımdır.

Öğretmenlerden fedakârlık beklemekse, eğitim öğretimin köküne kibrit suyu dökmeye benzer.

Fedakârlık öğretmen olmanın bir koşulu değildir. Fedakârlık bekleyenler umduklarını bulamadığında, fedakârlık yaptığına inananlar hürmet görmediğinde saldırganlaşır. Fedakârlık şiddetin ve bir ilişkiyi mahvetmenin en etkili yollarındandır. Fedakârlık her ilişkiyi bozacak güçtedir. Sorumluluğun, saygının olmadığı ilişkilerde sık görülür. Öğretmenlerden fedakârlık beklemek, her gün süpürgedeki yeni bir saç telini yutmaya benzer. Kirli çamaşırlarını yıkamayan birine fedakârlar bile saygı duyamaz.

Öğretmenliği kutsallıkla onurlandırmak ise öğretmenleri kerameti kendinden menkul burnu büyüklere dönüştürür. Meslekler birlikte yaşayabilmek için üstlenilen roldür. Hiçbir meslek kutsal değildir. Hakkınız ödenmez gibi boş lafları bırakın ve üstlendikleri sorumluluğun bedelini ödeyin.  

Ödeyin ki öğretmenlerde sorumluluklarının gereğini yerine getirebilsin.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
nevim

Onedio platformuna kayıt olmama sebep makale.

gizemsarak

Harikaydı! Teşekkürler.

xenos-rooster

Onedio platformunda böyle bir makale okuduğuma inanamıyorum. Teşekkürler Hocam.

Görüş Bildir