onedio
Kolay Kalori Yakmanızı Sağlayacak Egzersizler
Çember Hulahop dediğimiz, çocukken çevirdiğimiz çemberler gerçekte oldukça iyi bir yağ yakıcıdır. Hulohop çevirerek hem eğlenip hem de kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. Çevireceğiniz yarım saatlik çember ile 300 kalori yakmanız mümkün. Koşu Koşu yapmak, vücudun bacak, kalça ve basen kaslarını çalıştrmaya yardım eder. Bu nedenden rutin bir şekilde koşanların ince uzun bacakları ve şekilli kalçaları vardır. Koşarken kollarınızla bacaklarınız beraber sallandığına dikkat edin ve omurganız dik şekilde olsun. 30 dakika koşmak sizi 374 kaloriden kurtaracaktır. Paten Kalori ve yağ yakmada oldukça etkili olan paten, vücudunuzu oldukça çalıştıran bir egzersizdir. Dengede durmak için vücudunuzun her bir kası sıkılı ve çalışır durumdadır. 30 dakika paten kaymanız size 425 kalori yaktıracaktır. İp Atlama Çoğu spor hocasının ilk sıralarda tercih ettiği ip atlama, sizin içinde oldukça faydalı bir egzersizdir. İp atlarken vücudunuzun dik olması önemlidir. İp atlama ile yarım saatte 340 kalori yakabilirsiniz. Yürüyüş Yürüyüş en rahat yapabileceğiniz egzersizlerden. Bir yere giderken otomobil kullanmak yerine spor ayakkabılarınızı giyin ve yürüyün. Yürüyüşünüzün tempolu olmasına dikkat edin. Daima aynı tempo ve hızda yürümeye çalışın. Adımlarınız çok büyük olmasın ve omurganız dik olsun. Tempolu bir yürüyüş ile 230 kalori yakabilirsiniz.haber kaynağı: 365haber.org/sağlık-haberleri
Çileğin Hiç Bilmediğimiz 10 Faydası
Havaların ısınmasıyla mevsim meyveleri değişmeye başlıyor. Sıcak havaların en çok tüketilen meyvelerinden biri de afiyetle yediğimiz çilek. Peki bu lezzet dolusu meyvenin vücudumuza ne gibi faydalar sağladığından haberiniz var mı? İşte çileğin hiç bilmediğimiz 10 faydası...
Yüzmek Beyin İçin de Faydalı
Avustralyalı biliminsanları yüzmenin sadece kaslara değil beynimize de iyi geldiğini ortaya çıkaran bir araştırma yayınladı. Çalışmada görev alan Howard Carter, “30 derece ısıdaki suda 10 dakika geçiren deneklerin beynindeki kan akış hızının arttığını, bu durumun da insanın anlama kapasitesini yükselttiğini” belirtti. İlk incelemelere göre suya giren deneklerin beyninde diğerlerine göre % 14 daha fazla kan akışı oluşurken, önümüzdeki haftalarda daha fazla kişi üzerinde araştırma yapılacağı açıklandı. haber kaynağı: 724saglik.org/sağlık-haberleri
Saçların Elektriklenmesini Önlemek İçin Neler Yapılabilir?
Birkaç uygulama ile saçlarınızdaki elektriklenmeden kurtulabilirsiniz. Duşta saçınızı duruladıktan sonra, en son soğuk suyla yıkayın. Bu sayede nem saçınızın içine hapsolur, kabarma ve elektriklenme engellenir; saçınız daha parlak görünür. Saçınızı havluyla kurularken; havluyu saçının etrafına sarın ve saçın suyunu, havluyu sıkarak alın. Saçınızı havluyla ovalayarak kuruttuğunuz takdirde, saçta oluşacak sürtünme elektriklenmeyi arttıracaktır. Saçınızı daima nemlendirin. Mesela haftada bir doğal yağlardan, saçı nemlendirmek için hazırlanmış özel karışımlardan ya da nemlendirme niteliği olan saç kremlerinden faydalanabilirsiniz. Düzenli olarak saçlarınızın kırıklarını aldırmak da saçlardaki elektrikli görüntünün düzelmesine yardım eder. Sağlıksız saç tellerinin oluşturduğu elektriklenme görüntüsünü bu şekilde engelleyebilirsiniz. Saçlarınızı düzleştirici ile düzleştiriyorsanız; ısısının yüksek olmasına dikkat edin. İyi ısınmamış düzleştirici ile saçı düzleştirmeye çalışmak, saçın elektriklenmesine neden olur. Saçı yüksek ısıda bir kerede düzleştirmeye çalışın. Bunu yapmadan önce, saçınıza ısıya karşı koruyucu ürünlerden sürmeyi ihmal etmeyin.haber kaynağı: trendnotlari.com/estetik-güzellik
SGK'lı Hastalara Resmi Tatilde Poliklinik Hizmeti Yok
SGK, özel sağlık kuruluşlarının dini ve milli bayramları da kapsayan resmi tatiller ile pazar günleri poliklinik hizmeti vermesi uygulamasını kaldırdı. Yeni uygulama 1 Nisan 2014 tarihi itibariyle başladı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), anlaşmalı özel sağlık kuruluşlarının dini ve milli bayramları da kapsayan resmi tatiller ile pazar günleri SGK'lı hastalara poliklinik hizmeti vermesi uygulamasını kaldırdı. SGK Başkanlığı'nın, yaklaşık 3 yıldır sürdürülen uygulamayı, tatil günlerinde çalışmak istemeyen hekimlerin şikayeti, Türk Tabipler Birliği (TTB) ve bazı tabip odalarının talebi üzerine kaldırdığı bildirildi. Yeni Şafak gazetesinin haberine göre, SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü, 5 Mayıs 2011 tarihinden itibaren medula-Hastane sistemi üzerinden sözleşmeli veya protokollü tüm özel sağlık hizmeti sunucularına resmi tatil günlerinde SGK'lı hastalara tüm branşlardan provizyon vermeye başladı. Bunun üzerine özel sağlık kuruluşları ulusal ve dini bayramlarla pazar günleri de poliklinik hizmetleri sunarken, SGK bir genelge ile uygulamayı kaldırdığını duyurdu. Tatil günleri o hizmet bitiyor SGK, kuruma yapılan başvurular sonrasında resmi tatil günlerinde tüm branşlardan provizyon verilmesi uygulamasının kaldırılması talebinin uygun bulunduğunu bildirdi. Böylece genelgeyle özel hastanelerin resmi tatil günlerinde SGK'lı hastalara poliklinik hizmeti vermelerine son verildi. 1 Nisan 2014 tarihinden itibaren resmi tatil günlerinde acil branş, hemodiyaliz ve onkolojik tedavisi dışında özel sağlık kuruluşlarına provizyon verilmeyecek. SGK kimlerin başvurusuyla bu uygulamayı kaldırdığını açıklamazken, İzmir Tabip Odası'ndan, bu konuyla ilgili olarak TTB ve Ankara Tabip Odası'nın 8 Şubat ve 17 Şubat tarihlerinde SGK yetkilileriyle görüşme yaptıkları, aynı konuda İzmir ve daha birçok tabip odasının da kuruma başvuruda bulunduğu bilgisini verdi. İzmir Tabip Odası'nca yapılan açıklamada, 'SGK, resmi tatiller (23 Nisan, 19 Mayıs, Kurban Bayramı ve Pazar günleri gibi) ve pazar günleri özel sağlık kuruluşlarına bütün branşlar için provizyon verilmesi uygulamasını kaldırdı. SGK tarafından resmi tatiller ve pazar günleri için provizyon verilmesi, meslektaşlarımızın bugünlerde de çalışmaya zorlamasına neden olmaktaydı. 2011 yılından bu yana devam eden uygulama, çalışma ortamına ilişkin birçok sorunu beraberinde getirmektedir' denildi.T24
Reklam
Yüksek ve Düşük Tansiyon
Sadece ABD’de 80 milyondan fazla insan kalp krizi ve felçle bağlantılı olan yüksek tansiyona sahiptir. Böbrek ye­tersizliği, mental yetersizlik ve demans gibi rahatsızlıklarda payı olduğu düşünülmektedir. Tansiyonunuzu düşük tutma­nın önemi göz ardı edilemez ve buna yardımcı olabilecek pek çok doğal yol vardır. • Daha yavaş konuşun (hızlı konuşanlar genellikle düz­gün olarak nefes almazlar ve bu tansiyonun artmasına neden olabilir). • Eğer aşırı kiloluysanız kilo verin (kontrol edilebilir, hassas bir diyet aşırı kilolu insanlarda tansiyonu belir­gin bir şekilde düşürebilir). • Diyetinizde sodyumu düşürün ve potasyumu artırın. • Şeker alımınızı azaltın. • Alkol alımını sonlandırın ya da azaltın. Kadınlar için günde bir, erkekler için iki içeceğe kadar. • Kafeini yok edin. • Daha fazla soğan ve sarımsak yiyin. • Sigara içmeyi bırakın. • Stres ya da endişe verici durumları önleyin (ahenksiz gündelik gürültü, hatta yüksek sesli televizyon, strese neden olabilir ve tansiyonu yükseltebilir). • Düzenli olarak egzersiz yapın (hareketli yürüyüş) ve yeterli derecede dinlenin. • Günlük olarak 3-4 kereviz sapı yiyin (kereviz, doğal tansiyon düşürücü özelliklere sahiptir). haber kaynağı:724saglik.org/genel-sağlık
Keçi Sütü Sabunu ile Siyah Noktalardan Kurtulun
İçerdiği vitamin ve proteinlerle anne sütü kadar yararlı olan keçi sütünün sabunu da, en az kendi kadar faydalı. Keçi sütü sabunu, vücuttaki siyah noktaları temizlemeye yardım ediyor. Keçi sütü özlü doğal sabunlar düzenli kullanıldığında cildin derinlemesine temizlenmesine yardımcı oluyor. İçerdiği proteinler sayesinde akneye sebep olan bakterileri öldürüyor ve gözenekleri sıkılaştırıyor. Bu şekilde daha taze ve genç bir görüntü ortaya çıkıyor. Keçi sütü sabunu bunun yanısıra doğum ya da güneş ile oluşan lekeleri de önlemeye yardımcı. Keçi sütü sabunun aktarlardan ve organik bakım ürünleri satan mağazalardan temin edebilirsiniz. haber kaynağı: 724saglik.org/estetik-güzellik
Reklam
Dikkat Eksikliği Bozukluğu İçin Besin Desteği Önerileri
Dikkat eksikliği bozukluğunda (DEB) kişi uygunsuz ve düşüncesiz hareketler sergileyebilir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEBH) ise DEB hastalığına hiperaktivitenin eklenmesi durumudur. Bu hastalıklar genellikle okula gitme çağındaki çocukları etkiler ancak bazen yetişkinlikte de de­vam edebilir. Belirtileri arasında huzursuzluk, aşırı konuş­ma, sonuçlara aldırmama ve odaklanamama bulunur. Kont­rol etmek için genellikle Ritalin (metilfenidat) ve Adderall (amfetamin) gibi psikostimülanlar kullanılır. Besinsel des­tekler de reçetesiz alternatifler olarak işe yarayabilirler. Kalsiyum, günde 500-1000 mg. Magnezyum, günde 250-500 mg. MSM, 1000 mg. günde 1-3 kez Bacopa ekstresi, günde 100 mg. Huperzine A (club moss bitkisinden elde edilen ekstre)50 mcg Günde 1-3 kez Ginkgo biloba, 60 mg. Günde 1-3 kez Üzüm çekirdeği/yeşil çay karışımı, haber kaynağı: 724saglik.org/Vitamin ve Mineraller
Doğanın En Büyük Hediyesi Olan 20 Meyvenin 20 Faydası
*Pektin kurşun gibi ağır maddelerin sindirim sistemine girmesine engel olur. Pektinin bir başka yararı da posa haline gelen gıdaların vücuttan çıkışını kolaylaştırmak ve toksinlerin bağırsak tarafından emilimini önlemektir.
Pürüzsüz Bir Cilt İçin 10 Öneri
Hem düşük kalorili hemde lezzetli olan kırmızı biberi tükettiğinizde cildiniz için B6 vitaminini karşılamış olursunuz.Özellikle kuru ciltler için birebir.kaynak:http://en.amerikanki.com/
Reklam
Sigara İçenler İçin Besin Desteği Önerileri
İçmiş olduğunuz her sigara, 25-100 mg. C vitaminini yok etmektedir. Ayrıca, akciğer kanserinin yanı sıra içmeyenle­re oranla kardiyovasküler ve akciğeri etkileyen rahatsızlık­lara karşı daha eğilimlisinizdir. Sigaranın sağlığa zararlı et­kilerinin uzun listesine girmeden, sigara içenlerin özellikle A, C, E vitaminleri ve selenyum gibi antioksidanlardan tüm ihtiyaçları olan besinsel yardımı alabilecekleri söylenebilir. Sigara İçenlerin Kullanabileceği Besin Takviyeleri Sabah ve akşam 500 mg. C vitamini Sabah ve akşam 60 mg. ginkgo biloba kompleks Günlük 200 mcg. selenyum haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Sağlığa En Faydalı 10 Yiyecek
Dünyaca ünlü Forbes dergisi, herkesin mutlaka tüketmesi gereken, dünyanın en sağlıklı on yiyeceğini açıkladı.  SOMON En iyi anti-aging gıdasıdır. İçerdiği Omega-3 beyni ve kalbi korur. Ruh halini dengeler ve kan şekerini düzenler. KIRMIZI ET İşlemden geçirilmemiş kırmızı et, omega-3 bakımından zengindir. Makul miktarda tüketildiğinde kanserden korur. Protein ve B12 vitamini kaynağı. NAR Antioksidan bakımından zengindir. Kan basıncını dengeler, damarları korur ve tümörlerin büyümesini engeller. ELMA Akciğer kanseri, astım ve diyabete karşı korur. Kemik güçlendiren K vitamini içerir. Yemeklerden otuz dakika önce tüketildiğinde iştahı bastırmaya yardımcı olur. BROKOLİ Tüm kanser risklerini azaltır. Mineral ve vitamin oranları çok yüksektir. Ayrıca vücudu toksinlerden arındıran kimyasallara sahiptir. FINDIK Haftada 5 kez tüketmek kalp krizi ve kalp hastalığı riskini yüzde 30-50 arasında azaltıyor. Her gün için 25 gramlık, badem, ceviz, fıstık, fındık yeter YABAN MERSİNİ Kanserden koruyan antioksidanlar içerir ve hafızayı güçlü kılar. Lif bakımından zengindir. YUMURTA Doğanın en kusursuz yiyeceği olarak tanımlanıyor. Protein bakımından zengin ama kalorisi düşük. Beyni korur ve göz sağlığını güçlendiri FASÜLYE Kiloyu dengeler, kan şekerini düzenler. Kolon kanseri ve kalp hastalığından korur. Günlük tavsiye edilen lif miktarı 25-38 gram. Bir fincan fasulye ise 11-17 gram lif içerir. SÜT Vitamin, mineral ve yararlı bakteriler bakımından zengin olan süt, kanserle savaşan CLA asidini de içerir.
Şeker Hastalığı Belirtileri Neler?
Şeker hastalığı (diyabet) belirtileri beraberinde bir çok sendromu da yanında taşımaktadır. Aşağıda yazılan sendromlar şeker hastalığının belirtileri olarak kabul edilen durumlardır: Çok sık idrara çıkma, Çok fazla susama, Bulanık görme, Halsizlik, bitkinlik durumları, Beklenmedik kilo kaybı, Acıkma hissi, Mide bulantısı, Kusma, Nefes kokusu, Sık idrar yolu enfeksiyonu, Adetten kesilme, Kuru ve kaşıntılı deri, Yaraların kolay kolay iyileşmemesi. Çok sık idrara çıkma (poliüri) hissi devamlı mevcuttur. Bunun sebebi ise, kan şekeri yükseldiğinde böbrekler emme işlevini yerini getiremediklerinde, fazla şekeri atmak için uğraşırlar. Çoğunlukla kan glukozu 180 mg a eriştiğinde idrar aracılığı ile glukoz atılmaya başlar (glikozüri). Çok uzun yıllardır şeker hastalığı olan kişilerde bu oran çok daha fazla yükselmeden idrarda glukoz çıkmayabilir. İdrarla vücuttan çıkarılan şeker ile birlikle suyun da atılımını da sağlar. Bu sayede ortaya çıkan sıvı kaybı ile aşırı susama (polidipsi) duygusu ortaya çıkar. Bu belirti genellikle hastalar tarafından yalnızca ağız kuruluğu olarak ortaya çıkar. Bulanık görme probleminde bu susuzluk periodları sırasında gözde bulunan glukoz ve su seviyelerindeki değişiklikle ilgilidir. Hücreler yakıt maddeleri olan glukozu yeterli miktarda almak için halsizlik ve bitkinlik ortaya çıkar. Bu kayıp yakıtı yerine koyabilmek için vücutta toplanan yağlar yakılmaya başlar bunun akabinde ise kilo kaybı ile beraber aşırı acıkma hissi meydana gelir. Yağ hücreleri bozulur ve bundan sonra ketonlara dönüşür. Bu ketonlar idrar aracılığı ile atılır. Kan şekeri yükselir ise, deri enfeksiyonlarında artış görülür. Şeker bakterilerin üremesi için uygun koşullar sağlanmış olur. Yüksek glukoz seviyeleri sinirlerde hasara yol açacağından geceleri ayak ağrıları ve kramplar meydana gelebilir. İnatçı hiperglisemi uzun vadede kalp-damar hastalıkları, böbrek hastalıkları ve görme bozuklukları gibi şeker hastalığının yol açtığı metabolik sendrom adı verilen komplikasyonlarına da yol açabilir. Şeker hastalığını önlemek adına; diyet, alkol kullanımı, aktivite seviyesi, stres, hastalıklar ilaçlar ve hormon oranlarındaki değişiklikler gibi bir çok etken kan şekeri seviyeleri üzerinde etkendir. Ancak bu düzey sık sık yapılacak kan şekeri testleri ile takip edilebilir. Bu sayede kan şekeri seviyelerindeki değişikliklere göre bir tedavi uygulamak mümkün olur. Beslenme: Şeker hastalığı olan kişilerde kan şekerinin normal seviyelerde devam edebilmesi için beslenme oldukça önemli rol oynamaktadır. Önemli olan, kişinin porsiyonlarının az olması değil, vücudunun ihtiyacını karşılayabilecek yiyecekleri tüketmesidir. Besinler 4 temel gruba ayrılır: Sebze ve meyveler portakal, elma, muz, havuç,ıspanak gibi… Hububatlar tahıllar ve ekmek (buğday, pirinç, arpa, yulaf gibi) , Mandıra ürünleri (süt, krema, yoğurt gibi) Etler (kümes hayvanları,balık,yumurta vs.) Bu 4 temel besin grubun her birinden hergün tüketilmeye çalışılması oldukça önem teşkil eder. Bu sayede vücudun gereksinimi olan tüm besinler alınmış olur. Gıdalardaki ana besinler: karbonhidratlar, proteinler, yağlar, vitamin ve minerallerdir.Karbonhidratlar vücuda enerji sağlar. Şeker hastalığı için en ideal tercih fasulye, bezelye, mercimek, tahıllar, hububatlar, sebze ve meyvelerdir. Proteinler içinde ise en uygun tercih; hafif etler ve az yağlı mandıra ürünler olmaktadır. Lif bakımından zengin gıdalar kan şekeri ve yağ düzeylerini düşürmek için en sağlıklı besinler olarak kabul edilirler. Çok fazla yağ barındıran yiyecekler şeker hastalarında çok zararlı olabilirler. Tuz tüketimini azaltmak oldukça önemlidir. Egzersiz Düzenli şekilde uygulanan egzersizler sayesinde vücuttaki fazla şekerin yakılması sağlanır. Bu sayede kan şekeri düzeyleri de düşer. Doktorun tavsiye ettiği egzersiz biçimin seçilmesi ve egzersizlerin ardından kan şekeri düzeylerinin ölçülmesi oldukça önemlidir. Fazla enerjiye ihtiyaç duyulan egzersiz biçimlerinin kan şekerini aşırı düşürebileceği de akıldan çıkarılmaması gereken bir etkendir. Stres ve Hastalıklar Psikoljik açıdan stres ya da soğuk algınlığı, grip, bakteriel enfeksiyonlar sebebi ile meydana gelen fizyolojik stres insülinin gerektiği gibi fonskiyonunu devam ettirmesini engelleyecek hormonların üretimine yol açabilirler. Kalp krizi gibi kimi rahatsızlıklar ya da büyük travmalar kan şekeri düzeylerini yükselmesine yol açabilir. Stres ve hastalık gibi hallerde kan şekeri oranlarının devamlı ve sürekli kontrol edilmesi faydalı olacaktır. Pneumococcal pnömoniye ve gribe karşı aşılanmak, bu riski azaltan bir etkendir. Alkol Alkol karaciğerden glikozun serbest bırakılmasını önler. Kan şekeri düzeylerinde çok fazla düşmelere yol açabilir. Alkol tüketilmesi gerekiyor ise makul bir düzeyde tüketilmesi ve önceden muhakkak bir şeyler yenmelidir.
Reklam
Organik Dudak Bakımı
Kadınların cilt bakımında en önem verdikleri yerlerden bir tanesi de dudaklardır. Eğer dudaklarınız için kimyasal içeren kremler kullanmak istemiyorsanız, önereceğimiz doğal bakım kürlerini deneyin. Kurumuş dudaklar için 200 gram susam yağı 50 gram bal mumu. Bal mumunu benmari yöntemi denilen kaynayan suyun içine yerleştirilmiş bir kap içerisinde eritin. Susam yağını ilave edin. Karışımı her gün dudaklarınıza sürün. Dolgun dudaklar için 1/2 salatalık 1 yemek kaşığı bal 1 yemek kaşığı yoğurt. Salatalığı yıkayıp kabuğunu soyun. Soyduğunuz salatalığı blendırda suyunu çıkarın. Salatalığa bal ve yoğurt ekleyerek, bir karışım hazırlayın. Elde ettiğiniz maskeyi dudak ve dudak kenarlarındaki cildinize uygulayın. 15 dk. sonra yıkayarak çıkarın. Parlaklık için 1 adet domates 1 yemek kaşığı bal 1 yemek kaşığı yoğurt. Domatesi blendıra atıp iyice ezin. Üzerine bal ve yoğurdu ekleyerek karıştırın. Elde ettiğiniz maskeyi dudaklara ve dudak kenarlarındaki cilde sürün. 15 dk.bekletip durulayın. Bu karışım dudaklarınızı nemlendirip, kırışıkları yok edecek, bunun yanısıra dudakların elastikiyetini, yumuşak ve pürüzsüz olmasını sağlayacak.haber kaynağı:trendnotlari.com/bakım
Hamile Olduğunuzu Anlamanın En Garip Yolu
Reddit isimli dünyaca ünlü forum sitesinde paylaşılan üstsüz fotoğraf günün konusu oldu. Herşey Zellarena isimli kullanıcının yüklediği üstsüz fotoğrafı ve altına yazdığı “Yemin ediyorum göğüslerim büyüdü” yorumuyla ortaya çıktı. Üstsüz fotoğrafına yüzlerce yorum gelen Zellarena’ya bir kullanıcı “belki de hamilesindir” mesajı attı. Bunun üzerine ise hamilelik testi yapacağını belirten Zellarena’ya inanmayan kullanıcıları şok eden bir fotoğraf paylaşıldı. Zellarena isimli kullanıcının yaptığı doğum kontrol testinden sonra kendisi de ilk defa hamile olduğunu ilginç bir şekilde anlamış oldu. İşte o hesap – TIKLA
Reklam
Vitamin ve Mineraller Psikolojimizi Nasıl Etkiler?
Zihinsel hastalıkların beslenmeyle ilgisi hakkında ilk bilimsel bul­gu, pellagranın (depresyonu, ishali ve bunamayı) niasin ile tedavi edilebileceği bulunduğunda ortaya çıkmıştır. Bu­nun sonrasında tüm B kompleks desteklerinin tek başına kullanılan niasinden daha fazla fayda sağladığı bulunmuştur. Zihinsel rahatsızlıklar için biyokimyasal kanıtlar artma­ya devam etmektedir. Vücutta vitamin seviyelerinin değişti­rilmesiyle zihinsel hastalığın semptomlarının ortaya çıktığı­nı ya da ortadan kalktığını deneyler göstermiştir. Dr. R. Shulman’ın Ingiliz Psikiyatri Derg/Vııdeki rapo­runa göre 59 psikiyatrik hastanın 48′inde folik asit yetersiz­liği olduğu bulunmuştur. Bir başka araştırma zihinsel ve duygusal olarak hasta olanların büyük bir kısmının B kompleks vitaminlerinin bir ya da daha fazlası ve C vitami­ni yönünden eksik olduğunu göstermiştir. Hatta normal, mutlu insanların niasin ve folik asit yetersizliği yaşadıkla­rında morallerinin bozuk olduğu ve duygusal rahatsızlığın diğer semptomlarını yaşadıkları ortaya konmuştur. haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler-mineraller
Obezite Nedenleri ve Obezitenin Zararları
Gelişen teknoloji, getirdiği olumlu yönlerin dışında, insanların beslenme alışkanlıklarını da olumsuz yönde etkilemiştir. Beslenme alışkanlığındaki değişiklikler ve fiziksel hareketlerin yetersizliği gibi bir çeşitli olumsuz şartlar bir araya geldiğinde bütün Dünya’da ortaya çıktığı gibi Türkiye’de de obezite (tedavi edilmesi gereken şişmanlık) sorununun görülme sıklığı oldukça hızlı artmaktadır. Yapılan çalışmalar ve araştırmalar gösteriyor ki, Türkiye’de fazla kilolu olma ve obezite yaygınlığının neredeyse %10–00 oranında arttığı ve obezitenin özellikle çocuklar ve gençleri etkisi altına almaya başladığı görülmektedir. Obezite ile mücadele aslında, obezitenin yol açtığı bir çok hastalıkla da mücadeleyi kapsar. Bunun sebebi ise obezite, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum sistemi hastalıkları, kas-iskelet sistemi hastalıkları vb. pek çok sağlık probleminin – ki bunlara metabolik sendrom ismi verilir.- meydana gelmesine temek oluşturur. Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı açıklamaya göre, obezite sağlığı bozacak ölçüde vücutta normal olmayan ya da aşırı yağ birikmesi“ olarak tanımlanmıştır. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18′i, kadınlarda ise %20-25′ini yağ dokusu meydana getirmektedir. Erkeklerde bu oranının %25, kadınlarda ise %30′un üzerine çıkması durumu obezite olarak kabul edilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün obezite sınıflandırması belirlemek için çok sık bir şekilde Vücut Kitle İndeksi (BMI) kullanılmaktadır. BMI, kişinin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI= kg/m2) bölünmesiyle ortaya çıkan bir değerdir. “BMI boyuna göre vücut ağırlığının tahmin edilmesinde kullanılmakta, vücutta yağ dağılımı hakkında veri sağlamaz. Vücuttaki bütün yağ oranından çok, yağın vücutta bulunduğu bölge ve dağılımı çok önem teşkil eder. Bunun sebebi ise vücuttaki yağın yer aldığı bölge ve dağılımı, hastalıkların morbidite ve mortalitesi ile bağdaştırılmaktadır. Bölgesel yağ dağılımı genetik olarak erkek ve kadınlarda farklılık göstermektedir. Android tip (erkek tipi) obezitede yağ ilk olarak göbek bölgesinde karında ve cilt altında, jinoid tip (kadın tipi) obezite ise gluteus ile femurlar üzerinde ve cilt altında toplanmaktadır. Bu dağılımın saptanmasında bel/kalça oranı kullanılmakta ise de, bel çevresinin yalnız başına kullanımının karın bölgesindeki yağ dağılımı için daha doğru ve daha basit bir yöntem olduğu kabul edilen bir durumdur. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise bel/kalça oranı kadınlarda 0.85′den ve erkeklerde ise 1.0′den fazla ise android tip obezite olarak kabul edilmektedir. Bu durumda tip 2 diyabet, hipertansiyon ve iskemik kalp hastalığı açısından risk etmenleri oldukça artmaktadır. Yalnız başına bel çevresinin de erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm’nin üzerinde olması (Uluslar arası Diyabet Federasyonu (IDF) 2005′de bu rakamları 94 ve 88 cm’ye çekmiştir) kardiyovasküler hastalık riski ile bağlantılıdır. Obeziteye yol açan etkenleri tamamen ve net olarak açıklanamamakla beraber aşırı ve doğru olmayan beslenme ve fiziksel aktivite yetersizliği obeziteye yol açan en önemli sebepler olarak kabul edilmektedir. Bu etkenlerin dışında genetik, çevresel, nörolojik, fizyolojik, biyokimyasal, sosyo-kültürel ve psikolojik gibi oldukça etken birbiri ile bağlantılı şekilde obezitenin ortaya çıkmasında rol oynamaktadır. Bütün Dünya ülkelerinde özellikle çocukluk çağında ortaya çıkan obezite problemindeki artışın yalnızca genetik yapıdaki değişikliklerle açıklanamayacak denli çok olması sebebi ile, obezitenin meydana gelmesinde çevresel etkenlerin rolünün ön planda olduğu kabul edilmektedir. Obezitenin ortaya çıkmasında başlıca risk etkenleri aşağıda verildiği gibidir Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları Yeterli olmayan fiziksel aktivite Yaş Cinsiyet Eğitim düzeyi Sosyo – kültürel etmenler Gelir durumu Hormonal ve metabolik etmenler Genetik etmenler Psikolojik sorunlar Sigara- alkol tüketimi durumu Kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb.) Doğum sayısı ve doğumlar arası süre Obezitenin bu denli yayılmasında dikkat edilmesi önemli olan etkenlerden biri de yaşamın ilk senelerindeki beslenme şeklidir. Yapılan çalışmalarda, obezitenin ortaya çıkma sıklığının anne sütü ile beslenen çocuklarda, anne sütü ile beslenmeyen çocuklara nazaran daha düşük oranlarda olduğu, anne sütü emme süresinin, tamamlayıcı besinlerin çeşidi, miktarı ve başlama zamanlarının obeziteyi ortaya çıkardığı ve etkilediği bilinmektedir. DSÖ ve UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) tarafından yayımlanan birçok belgede 6 ay yalnız başına anne sütü verilmesinin, 6.ayın ardından emzirmenin devam etmesi ile beraber güvenilir ve uygun kalite ve miktarda tamamlayıcı besinlere başlanılmasının ve minimum 2 sene emzirmenin sürdürülmesinin kısa ve uzun dönemde obezite ve kronik hastalık riskini azaltabileceği belirtilmiştir. Şişmanlığın yani obezite adı verilen tedavi edilmesi gereken şişmanlığın üzerinde durulması gereken, hayati tehlikeye yol açan, kalp damar hastalıklarında çok önemli bir etken olduğu herkes tarafından kabul edilmiş bir tıbbi veridir. Kolesterolün yüksek olması, tansiyon yüksekliğine ve damar tıkanıklığına sebep olmaktadır. Bu durumda kalp krizi geçirme ihtimali daha fazla artar. Kilo kaybını sağlamak ve verilen kiloyu muhafaza etmek, bu hastalıklarda düzelme sağlar. Erişkin tipi şeker hastalığına yol açan en büyük etken, şişmanlık yani obezitedir. Kişi ne denli çok kilolu ise, şeker hastası olma ihtimali de o denli fazla olmaktadır. Yağ oranı fazla kişilerde karaciğerde aşırı yağ artışı kaynaklı olarak yağlanmalar görülür. Kas ve iskelet sistemi de obezite kaynaklı zarar verici etkilerinden etkilenir. Ağır bir yükü taşımak durumunda olan kas ve kemiklerde dizde ve kalçada kireçlenme, varisler, kas zayıflığı ve fıtık meydana gelebilir. Yağlar, kanın kalbe dönmesini güçleştirir. Obezite problemi olan hastaların, zamanın büyük bir kısmında nefes alırken güçlük çektikleri görülür. Bunun sebebi ise, solunum için obezite hastalığı oldukça zor taşınan bir yüktür. Kandaki karbondioksit oranı artar. Solunum yapmak oldukça güç bir hal alır. Uyku hali ortaya çıkabiliir. Özellikle gençlerde ortaya çıkan obezite sorunu, psikolojik açıdan da problemlere yol açar. Obezite problemine sahip olan kadın hastalarda doğum yapmak riskli ve zor bir süreç olmasının yanında, kişiye ve bebeğe de zarar verebilir. Hatta kısırlığa dahi sebep olabilir. Adet düzensizlikleri sık karşılaşılan bir sorundur. Safra kesesinde taş olma riski artar.Yara ve deri hastalıkları artar. Ayakta mantar görülebilir. Bütün bunların yanında obezite kişinin hayat kalitesini düşüren bir durumdur. Hastanın hayatını zorlaştırır, çabuk hareket etmesini engeller. Yaşam süresinin kısalmasına sebep olan bir sorundur. Muhakkak tedavi edilmelidir.
Ananas Sapı, Bromelain
Ananas bitkisinin sapından elde edilen bir enzim olan bromelain, gıda ve besin destek­lerindeki besleyicilerin emilmesini geliştirirken sindirime yardımcı olan bir protein işleyici enzim karışımıdır. Gastrointestinal yan etkileri olmaksızın sterodial olmayan ilti­hap önleyici ilaçlara (NSAIDler) benzer olarak mafsal ilti­habı ya da yaralanma nedeniyle oluşan ağrı ve şişmeleri azaltmaya da yardım eder. (Aspirin, ibuprofen ve Naprosyn gibi NSAİD’ler iltihaba neden olan prostaglandinleri engel­ler, fakat midenin iç astarını koruyucu bir etkisi de vardır.) Bromelain ayrıca, kan pıhtılaşmasının spontane olarak oluşumuna neden olan ve kalp krizi ya da felçle sonuçlanan aşırı yüksek fibrinogen seviyelerini engelleyebilir. haber kaynağı:  724saglik.org/vitaminler
Reklam