Zayıflamak İsteyenler Yemeli
Yapılan araştırmalar günde 2 avuç kuru erik yemenin zayıflamaya yardımcı olduğunuortaya çıkardı.Diyet yapanlardan kuru erik tüketenlerin daha uzun süre tok kaldığı ve daha hızlı zayıfladığı ifade edildi. Araştırmacı Jo Harrold, “Diyet yapanlara çoğunlukla kuru meyvelerden uzak durmaları söylenir. Zira kuru meyveler tazelerden daha da fazla şekerlidir. Ancak yeni araştırmalar kuru eriğin bir istisna olduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.Lif deposu olan kuru eriğin açlık hissini bastırdığını dile getiren Harrold, mide sorunlarını yol açtığı bilindiğinden yeni tüketmeye başlayacakların ufak miktarlarda almasını önerirdi.haber kaynağı:724saglik.org/beslenme-sağlık
Amasya Elması Gençlik İksiri
Kendine has kokusu ve lezzetiyle bilinen Amasya elması, antioksidan etkisiyle insan vücudunda yaşlanmayı geciktiriyor. Amasya Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda yapılan ‘Amasya elmasının 2014′teki antioksidan ve antimikrobakteriyel aktivitesinin tespiti’ isimli proje çalışması sonuçlarına göre, içeriğindeki demir, protein, C ve E vitaminiile bir çok hastalığa karşı kalkan görevi gören elma suyunun, antioksidan işlevi dolayısıyla oksidatif stresi engellediği, toksik maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olduğu, içerdiği mineraller sayesinde yaşlanmaya karşı koruma sağladığı bildirildi. Elmanın içeriğinde bulunan antioksidan ve antimikrobiyal ajanlar nedeniyle tarihte şifa kaynağı olarak kullanıldığını dile getiren proje danışmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gül, “Antioksidan işlevi dolayısıyla antik Yunan da kadınlar güzelleşmek için elma yediği kaynaklarda görülmüştür” dedi.haber kaynağı: 365haber.org/sağlık haberleri
Mehmet Öz’den Göbek Eriten Karışım
Uluslararası çapta tanınan ünlü Türk doktoru Mehmet Öz, özellikle göbek bölgesindeki yağlanmadan şikâyetçi olan kadınlar için mucize bir içecek tarifi paylaştı. Salatalıktan ıspanağa, limondan naneye kadar pek çok yeşil sebzeden oluşan bu mucizevi karışım, kadınların bölgesel fazlalıklarından kurtulmasına yardımcı oluyor.Göbek eriten mucize içecek için almanız gerekli malzemeler şöyle: 2 su bardağı ıspanak, Yarım salatalık, Yarım kereviz sapı, 1 tutam maydanoz, 3 adet havuç, 2 adet elma, 1 adet kabuğundan soyulmuş portakalın çeyreği, 1 limonun çeyreği, 1adet misket limonunun çeyreği, 1 tutam taze nane, 1 adet kabuklarından ayrılmış ananasın çeyreği.Tüm malzemeleri blenderdan geçirin. Hazırladığınız karışımı katılık miktarına göre su ve buz dahil ederek içebilirsiniz. Eğer arzu ederseniz çok az deniz tuzu ilave ederek de tüketebilirsiniz. Tahta kaşık kullanmak vitaminlerin besin değerlerini kaybetmemesi açısından önemlidir.haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme-diyet
Şampuanlardaki Zararlı Kimyasallar
Şampuanların asıl amacı elbette saçları temizlemek. Saçlar ve kafa derisi, doğal sebepler ve çevresel faktörlerden dolayı kirlenir, yağlanır ve çirkin kokmaya başlar. Şampuanlar da bu kirleri temizler.Şampuanlar aslında bir çeşit deterjan türevi. Lipofilik (yağ seven) ajanlar ve hidrofilik (su seven) ajanlardan oluşuyorlar. Lipofilik ajanlar sebuma yapışıyor, hidrofilik ajanlar da sebumun suyla saçtan akıp gitmesini sağlıyorlar. Köpük ve bakım açısından zenginleşmesi için şampuan formüllerine köpüren ajanlar, saçı kalınlaştıran, parlatan, yumuşatan, onaran, renklendiren maddeler ve parfümler ekleniyor. Şampuanlardaki zararlı maddeler; Silikon Piyasada satılan şampuan ve saç kremlerinin büyük bir kısmı silikon içeriyor. Silikon, saç tellerini sararak daha parlak ve hacimli görünmesini sağlıyor ancak saç telinin nem almasını engelliyor. Saç telinin nem dengesini bozuyor. Saçlar kuruyor ve kırıklar oluşuyor. Bu yüzden silikon bazlı olmayan esansiyel yağlar içeren şampuanları tercih etmek daha doğru olur. Doğal olmayan gliserin İyi şampuanlarda nemlendirici olarak gliserin bulunuyor. Doğal gliserin yerine sodyum loret sülfat veya loril sülfat içeren şampuanlar kullanmaktan kaçının. Çünkü bu maddeler saçı tahriş ediyor; yağlı, kepekli ve kaşıntılı bir kafa derisine neden oluyorlar. Petrol türevleri Şampuanların petrol türevi maddeler içermediğinden de emin olun. Çünkü sentetik renklendiriciler, petrol ve türevlerinden, kömür katranından elde ediliyor. Ağır metal tuzlar içerdiklerinden deri altında toksik birikime neden oluyorlar. Yüksek dozlarda veya sürekli ;
9 Soruda GDO Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Dünden itibaren Türkiye’de binde 9 ve altında genetik yapısı değiştirilmiş organizma (GDO) içeren ürünlerin önü açıldı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı iznin GDO’lu gıdalara ‘yeşil ışık’ anlamına gelmediğini, sadece yem amaçlı ithal edilen ürünleri kapsadığını savunuyor. Buna karşılık yaygın kaygı fiiliyatta gıdalarda binde 9′a kadar GDO’ya yeşil ışık yakıldığı yönünde. Peki nedir GDO; dünyada kullanımı nasıl; insan sağlığına zararlı mı değil mi? Dokuz Soruda… 1. GDO’lu besin nedir, nasıl elde edilir? GDO’lu besinler genetik mühendisliği tarafından geliştirilen yöntemlerle DNA’sı değiştirilen bitki türlerinden elde ediliyor. Bir organizmaya başka bir organizmadan DNA aktarılarak, o organizmanın DNA’sı ile oynanıp genetiği değiştiriliyor. Dünya çapında en çok mısır, soya, şeker pancarı, pamuk ve kanolanın genetiğiyle oynanıyor. 1994′ten beri ABD’deki süpermarketlerin raflarında yeri almaya başlayan GDO’lu besinlerin ilk örneği, Amerikalıların ‘Flavr Savr domatesleri’ dedikleri, daha geç olgunlaşması için genetiği değiştirilmiş olan domatesler. 2. GDO’lu besinin do ğ al besinden farkı nedir? İnsanoğlu binlerce yıldır hayvanların ve bitki türlerinin çaprazlama yöntemiyle üremelerini sağlıyor. Bu zaten doğal bir süreç. GDO’lu besin yaratmada kullanılan yöntem ise doğal yöntemden farklı olarak, organizmanın genetiğinde yapılan değişikliğin daha detaylı olmasına imkan veriyor. Yani hedefe yönelik değişim yapılabiliyor. Hem de doğal çaprazlama yöntemine oranla çok daha hızlı bir biçimde… 3. Neden GDO’lu besin üretiliyor? 1 numaralı neden, tarladaki mahsulün maruz kaldığı tarım ilaçlarına daha dayanıklı hale getirilmek istenmesi. Şu an itibariyle Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Arjantin, Brezilya ve Kanada. ABD’de yetiştirilen mısırın ve soyanın çoğu (yaklaşık yüzde 85) GDO’lu. 4. GDO’lu ürünler sa ğ lı ğ ımız için zararlı mı? Bazı biliminsanları genetiği değiştirilmiş organizmaların çaprazlama yöntemiyle geliştirilen organizmalardan daha zararlı olmadığını savunsa da, muhalif görüşteki biliminsanları GDO’lu besinlerin bilinmeyen tehlikeler içerdiğine işaret ediyor. Ayrıca genetiği değiştirilen organizmaların insanlar için alerji riski taşıdığını vurguluyorlar. Bu fikir ayrılığının başlıca nedeni, GDO alanında bilim dünyasının elinde yeterince veri olmaması. 5. GDO’lu ürünler çevre için zararlı mı? GDO’lu ürünlerin çevreye zararı konusunda da bilim dünyasında bir görüş birliği sağlanmış değil. Bu husus da biliminsanlarını iki ayrı gruba bölüyor. 6. Dünya çapında GDO’lu besinler nasıl denetleniyor? ABD’de GDO’lu besin üretimi Tarım Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve FDA (Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından denetleniyor. Ancak bazı GDO karşıtları, kuralların yeterince sıkı olmadığından şikayetçi. Avrupa’da ise durum daha farklı. Avrupa ülkelerinde ABD’ye kıyasla daha az GDO’lu besin tüketiliyor ve bu konuda kurallar çok daha katı. Ürünler pazara sürülmeden önce sıkı incelemeden geçiriliyor. Türkiye’de ise GDO ve ürünlerinin gıda amaçlı olarak kullanılması ve GDO’lu üretim yapılması da tamamen yasak. Türkiye’de GDO mevzuatı, Biyogüvenlik Kanunu ve bu Kanun kapsamında oluşturulan Biyogüvenlik Kurulu’nun aldığı kararlar çerçevesinde yürütülüyor. Biyogüvenlik Kurulu geçmişte sadece yem amaçlı alarak kullanılmak üzere üç soya ve 14 mısır geninin ithalatına izin vermişti. 7. Gıda etiketlerinde GDO içerdi ğ i yazıyor mu? ABD’de bu konuda çıkan farklı sesler şu anda kesin bir yasanın oluşturulmasını engelliyor. Bu, üretici firmanın inisiyatifine bırakılıyor. Ama 64 ülkede genetiği değiştirilmiş besinlerin etiketlerinde bu bilginin yer alması hususunda zorunluluk var. Bunlardan bazıları Fransa, Japonya, Malezya, Yeni Zelanda ve Avustralya. Hollanda ve Çin’de yapılan araştırmalar, etiketlendirme yasalarının tüketici alışkanlıklarında bir değişiklik yaratmadığını ortaya koyuyor. 8. GDO’lu besin üretiminden kim kâr ediyor? Tabii ki pastanın en büyük dilimini ABD’deki tohum ve biyo-kimya firmaları yiyor. 9. GDO’lu besinler tüm dünyayı doyurabilmek için gerekli mi? Bu soru da dünya çapında bir münazara konusu. Genetiği değiştirilmiş organizmaların üretiminden kâr edenler, 2050 senesinde dünya nüfusunun 9.6 milyara ulaşacağını ve bu nedenle hızlı ve kesin sonuç veren GDO’lu besin üretiminin gerekli olduğunu savunuyor. Bu görüşe muhalif olanlar ise, GDO’lu besin üretimini hızlandırmak yerine, açlık sorununu, fakir ülkelerdeki çiftçilere modern tarım yöntemlerini öğreterek ve dünya çapında gıda israfını önleyerek doğal yöntemlerle azaltmayı öneriyor. (vox.com’daki GDO dosyasından yararlanılmıştır)Diken
Unutkanlığı Önlemek İçin Ne Yapmalı?
Son yıllarda 'Bu aralar sık sık unutuyorum' ya da 'Unutmuşum' sözleri ile daha çok karşılaşılmaya başlandı. Özellikle yoğun ve stresli bir yaşamı olanlar ve birçok işi bir arada gerçekleştirmeye çalışanlar gün içerisinde birçok şeyi unutabiliyor. Ancak işleri düzenli bir şekilde gerçekleştirebilmek ve ileride demans gibi ciddi rahatsızlıklarla karşılaşmamak için hafızayı güçlendirmek gerekiyor. Çocukların, yetişkinlerin, hatta yaşlıların bile hafızalarını kuvvetlendirmesinin mümkün olduğunu belirten Nöroloji Uzm. Dr. Emel Bilgin, 'Stresli ve yoğun geçen günlerde sık sık bir şeyler unutulur ve gözden kaçabilir. Kişiler genellikle kapıyı kilitleyip kilitlemediklerini, ocağın altını kapatıp kapatmadıklarını ya da toplantı zamanlamalarını unuturlar. Tiroit hastalıklarında ve B12 vitamin eksikliklerinde de unutkanlık şikayetleri ortaya çıkabilir. Ancak unutkanlığın önüne geçmek için bir takım önlemler alınabilir' dedi. Hafızayı güçlendirmek için tavsiyelerde bulunan Dr. Bilgin, 'Birçok araştırma sigaranın hafıza ve genel bilişsel yeteneklerde azalmaya neden olduğunu gösteriyor. Sigara kullanımı aynı zamanda akciğer rahatsızlıklarından, kalp damar hastalıklarına kadar birçok hastalığa da neden olur. Bu nedenle sigara kullanılıyorsa bırakılmalı, içilen ortamlardan uzak durulmalıdır. Eğer beslenmenizi kısıtlarsanız, beyin gücünüzde de azalma olur. Aç ya da aşırı yorgun olduğunuzda, yoğun ve belirsiz duygular hissedersiniz. Bu nedenle sağlıklı ve doyurucu bir şekilde beslenmeye özen gösterilmelidir. Düzenli egzersiz sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Bunun nedeni egzersiz esnasında beyne giden oksijen miktarındaki artıştır. Ayrıca egzersiz sırasında salgılanan hormonlar yeni beyin hücreleri yapılmasını da tetikler' diye konuştu.
Hamileyken Tatil Yapılır mı?
Evet hamileyken tatil yapabilirsiniz, ancak uymanız gereken bazı kurallar hem sizin, hemde dünyaya gelmeye hazırlanan minik yavrunuzun sağlığı açısından çok önemli olacaktır. Bizde gebelik sürecinde seyahat yapılıp yapılmayacağı veya yapılacak seyahatlerin anne adayları için bir risk oluşturup oluşturmadığını araştırdık ve aşağıdaki gibi sonuçların ortaya çıktığını gördük. HAMİLELİKTE TATİL NASIL OLMALI İnsanlar her zaman tatil yapmak ister ve bunun için de istedikleri ortamı iyice araştırı. Tatilin amacı hem bir dinlenme hem güzel bir ortam içerisinde bulunma hem de yorgunluğu giderme için farklı bir yerde bulunmadır. Bu tatil isteği herkesin hakkı olduğu gibi hamilelerinde de hakkıdır diyebiliriz. Yalnız hamileler tatil yerlerini seçerken mekânları en ince ayrıntılarına kadar incelemeli ve güneşlenecek saatlerine dikkat etmeleri gerekir. Bu durumlarını göz önünde bulundurmaları hem anne sağlığı hem de bebek sağlığı açısından önemlidir. Gebelerin tatil planlarını yaparken tarihlerini önceden belirlemeli ve seyahati ile alakalı olarak uçakla mı karayoluyla mı olacağını kesinlikle ama kesinlikle doktoruna bildirerek onayını ve görüşünü almalıdır. Bu uyarılara harfiyen uyarak hareket etmelidir. Yapılacak başka bir durum ise gideceği yerin temizliğe öne verilen bir yer olması havalandırma tertibatının iyi olması gibi hususlara dikkat eden ve bunu işletme olarak kabul eden yerlerin seçilmesine özen gösterilmelidir. Gebelerin cildinin hassas olması nedeniyle çok fazla güneş ışınlarına maruz kalmaması önerilmektedir. Eğer ki düzensiz şekilde oluşan ve koyu renkli değişiklikler cildinizde görünüyorsa ultraviyole ve güneş ışınlarına çok fazla duyarlısınız demektir. Bunların yaşanması durumunda bedeniniz çok hızlı bir şekilde cevap verecektir. Çok fazla güneş altında kalırsanız vücut sıcaklığının artmasına bu da vücut suyunun azalmasına neden olacaktır. Dikkat ederek günün belirli saatlerinde kısa bir şekilde güneş altında kalınmalıdır. Diğer bir durum ise tatilin vazgeçilmez kısımlarından olan suya girme ile alakalı olanıdır. Bu durumda dikkat edilmesi gereken suya girmeden önce vücut ısısının ayarlanması ve yavaş yüzülmesidir. En son olarak güneşlenirken gölgede zaman geçirmeleri yüksek faktörlü güneş koruma kremlerinden yararlanmaları ve sıvı alımına azami derecede özen gösterilmelidir. Ayrıca hamileler için tasarlanan ve kaliteli olan mayolardan tercih etmeleri tavsiye edilmektedir.
Dünyanın En Çok Uygulanan 10 Diyeti
Herkesin hayali olan sağlıklı ve formda bir vücuda kavuşmak için, yaşamımız içinde uygulamamız gereken bazı temel kurallar vardır. Bu temel kurallar arasında sağlıklı beslenmek, hareket etmek, olumsuz psikolojik etkenlerden mümkün olduğunca uzak durmak gibi maddeler sayılabilir. Saydığımız maddeler arasında yer alan sağlıklık beslenmek konusu ise önemi itibariyle ilk sırada yer almaktadır. Sağlıklı bir beslenme alışkanlığımız yoksa, vücudumuz istemediğimiz formlara girebilir ya da birçok hastalığa yakalanabiliriz. Özellikle aşırı kiloların bir numaralı nedeni sağlıksız beslenmektir. Bugüne kadar sağlıklık beslenme konusuna önem vermediğinizi ve aşırı kilolarla başınızın dertte olduğu zamanlarda, herkesin yaptığı gibi çareyi diyetlerde arıyorsunuzdur. Ancak size en uygun diyeti nasıl seçeceğiniz ve nasıl uygulayacağınız konusunda pekte emin olamıyorsunuzdur. Böyle bir durumda profesyonel bir diyetisyenden yardım almak en doğru hareket tarzı olacaktır. Bu yazımızda size şu diyeti uygulayın, bu diyeti uygulayın gibi tavsiyelerde bulunmayacağız. Amacımız yazımızda Dünyanın en popüler diyetlerine bir liste halinde yer vermek. Dünyanın En Çok Uygulanan 10 Diyeti‘ni sizler için bir araya getirdik.
A'dan Z'ye Biber Gazı
Biber gazı, Biber spreyi veya OC gazı, OC spreyi (OC='Oleoresin Capsicum'), gözlerde kontrolsüz gözyaşı akmasına sebep olan, acı ve hatta geçici körlük nedeniyle gözleri tahriş edebilen kimyasal bileşikler de içerebilen bir göz yaşartıcı gazdır. Fotoğraf: Brezilya Polisi
Cep Telefonu Saç Döküyor Mu?
Teknolojinin gelişmesiyle beraber iyice hayatımıza giren cep telefonları, saç dökülmesini nasıl etkiliyor? Bugün buna değinmek istiyorum. Öncelikle cep telefonları vücudumuza pek çok zarar verir. Bunun sebebiyse yaydığı radyasyon. Eğer gerekli önlemler alınmazsa insanlar yüksek radyasyondan dolayı kanser olabilir, veya genetik yapılarında adeta mutasyonlar oluşabilir. Aynı şekilde olaya bir de saç dökülmesi açısından yaklaşalım şimdi de. Cep telefonları yüzünden yüksek radyasyona maruz kaldığınızda, saçlarınızı besleyen hücreler zarar görecektir. Bu hücreler zarar gördüğünde işlerini iyi yapamayacaktır. Bu sebepten dolayı telefonların saç kayıplarında etkili olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bazı önlemler alarak alacağınız hasarı azaltabilirsiniz.Cep Telefonlarının Saç Dökmesini Engelleme ÖnerileriGeceleri uyurken telefonu yanınıza almayın. Özellikle yastığın altına koyulan telefonlar vs. sizi sabaha kadar oldukça yüksek seviyede radyasyona maruz bırakacaktır. Bunun üzerine ek olarak uyku halinde ki vücudunuzun zayıflığı da eklenince sonuçlar can sıkıcı olabilir.Telefonu kulağınıza götürmeyin. Kulaklıkla konuşmak sizi oldukça büyük bir radyasyon akımından kurtarabilir. Çünkü konuşma esnasında bu cihazların yaydığı radyasyon onlarca kat artıyor. Bunu direk olarak kafanıza götürdüğünüzde saç kökleri çok güçlü bir radyasyona maruz kalacaktır. Sonuçta ortaya saç dökülmesi gibi bir problemin çıkmasıysa muhtemeldir. Bu yüzden kulaklık aracılığıyla konuşun, korunun.Belki de en önemli madde bu. Telefon alırken mutlaka sar değerini inceleyin. İnternetten diğer telefonlarla karşılaştırın. Her zaman sar değeri daha düşük olan telefonları almaya çalışın. Sar, cihazın yaydığı radyasyon miktarıdır. Eğer düşük sar değerine sahip telefon kullanırsanız, daha az zarar görürsünüz. Özellikle Çin malı çeşitli cihazlar, replika telefonlar bu konuda sınıfta kalıyor. Pek çoğu sağlık konusunda standart değerleri bile sağlayamıyor.
Avrupa'nın En Obez Kadınları Türkiye'deymiş...
ABD’deki bir araştırma raporu dünyadaki obez ve aşırı kiloluların sayısının 2.1 milyara ulaştığını ortaya koydu. Türk kadınları ise yüzde 34.1 oranla obezitede Avrupa rekoru kırdı ABD’de yayımlanan yeni bir rapor ile, dünyanın neredeyse üçte birinin obez veya aşırı kilolu olduğu ortaya çıktı. Dünya çapındaki obez ve aşırı kiloluların sayısı 2,1 milyara ulaştı. Washington’daki sağlık Ölçübilim ve Değerlendirme Enstitüsü’nün (IHME) liderliğinde yapılan ve sonuçları Lancet dergisinde yayımlanan araştırma, Avrupa’da en fazla obez kadının Türkiye’de yaşadığını da ortaya koydu. Rapora göre dünya nüfusunun yüzde 30’u artık aşırı kilolu ve obezlerden oluşuyor. 188 ülkenin dahil edildiği araştırmada, Türkiye’de 20 yaş üstü kadınlarda aşırı kiloluların oranı yüzde 65,8 olarak ölçülürken, 20 yaş üstü erkeklerde ise bu oran yüzde 63,8 oldu. Ayrıca Türkiye’deki obez oranının kadınlarda yüzde 34,1’le Avrupa’nın en yüksek seviyesine ulaştığı belirtildi. Türk erkeklerinde ise obezite oranının yüzde 20,1 olduğu belirtiliyor. Libya, Kuveyt, Mısır ve Suudi arabistan gibi ülkelerdeki kadınların obezlik konusunda tüm dünya sıralamasında en önde olması dikkat çekti. ABD fark attı Obezite oranı nüfusa oranlandığında, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin listenin başında yer aldığı görüldü. Bununla beraber, ABD, dünyadaki tüm aşırı kilolu insanların yüzde 13’üne ev sahipliği yaparak bu konuda lider oldu. Araştırma ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde obez kadınların sayısının erkeklerden, gelişmiş ülkelerde ise obez erkeklerin sayısının kadınlardan daha fazla olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, obez kişilerin sayısının, 1980’de 875 milyon olduğunu hatırlattı. Uzmanlar, obez ve aşırı kilolu sayısındaki artışı, “modernleşmenin getirdiği hareketsizliğe” bağladı. Araştırma çerçevesinde, 1700’ün üzerinde çalışmanın verileri incelenirken, dünyada hiçbir ülkede obez ve aşırı kilolu kişilerin sayısının gerilemediği görüldü. Bill ve Melinda Gates Vakfı tarafından finanse edilen çalışma sonucunda, dünyadaki 671 milyon obezin yarısından fazlasının ABD, Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Meksika, Mısır, Almanya, Pakistan ve Endonezya’da yaşadığı ortaya kondu. Yüzde 25’e kadar normal kilolu Vücut Kütle indeksinin bulunması için kilo, boyun kendisi ile çarpılması (karesinin alınması) sonucu elde edilen sayıya bölünüyor. Çıkan sayı 20 ila 25 arasındaysa normal kilolu, 25’in üzerindeyse aşırı kilolu, 30’un üzerindeyse obez olarak kabul ediliyor.Milliyet
Ballı Zencefil Çayı Ve Hazırlanışı
Soğuk kış günlerinde sıkça yakalandığımız soğuk algınlığı, nezle, grip şeklinde hastalıkları en iyi tedavi eden naturel ürünlerden biri zencefildir. Binlerce senedir Çin, Hindistan ve öteki Asya devletlerinde, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan bu baharat, bununla birlikte soframızda güzel bir lezzet deposudur. Zencefili hangi hastalıklarda, iyi mi kullanabiliriz? Soğuk algınlığı, grip benzer biçimde hastalıklarda bir çay kaşığı toz zencefil bir tatlı kaşığı bal ile karıştırıp macun yapılarak yenildiği vakit insanoğlunun içini ısıtarak bronşlarını açar ve temizler. Balgamı söktürür, öksürüğü keser. Zencefil bununla beraber organik aspirindir; kanı sulandırır, damarları açar, pıhtılaşmayı önler. İyi bir zihin açıcıdır, hafızayı sağlamlaştırır
Bahar Yorgunluğunu Atmanızı Sağlayacak 10 Bomba
İlkbaharda abur cubur yemek yerine bu galeride ki yiyecekleri yemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz. Birbirinden sağlam olan bu bomba yiyecekler insan hayatında gerçekten çok önemli bir yere sahip. Sizler için bu en sağlıklı 10 yiyeceği seçtik. Eski ve yeni en listelerini sitemizde her zaman bulabilirsiniz. İyi günlerde yemeniz dileği ile bizi takip etmeye devam ediniz.
Bakanlık GDO'nun Önünü Açtı
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, gıda ürünlerinde yüzde 0.9 ve altında genetik yapısı değiştirilmiş organizma (GDO) bulunan gıdaların üretim ve satışına izin verilmesinin yolunu açtı. Bakanlığın bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan kararı ile, Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelik’te yapılan değişiklik ile, 'Analiz sonucunda üründe yüzde 0.9 ve altında GDO tespit edilmesi halinde bu durum GDO bulaşanı olarak değerlendirilir' fıkrası eklendi. Değişiklik ile eklenen bir başka fıkrada da, 'GDO bulaşanı olan ürünlerde bulaşan olarak tespit edilen genlerin Biyogüvenlik Kurulu tarafından onaylanmış olması durumunda ürünler onay amacına uygun olarak kullanılabilir' denilerek, içeriğine yüzde 0.9 ve altında GDO bulunan gıda ürünlerinin üretim ve satışına izin verilmiş oldu. Yönetmeliğe ayrıca, 'GDO Bulaşanı' tanımı da şöyle yapıldı: 'Genetik modifikasyon teknolojisi uygulanan veya uygulanmayan bir üründe, birincil üretim aşaması dahil üretim, imalat, işleme, hazırlama, işleme tabi tutma, ambalajlama, paketleme, nakliye veya muhafaza sırasında ya da çevresel faktörler ile teknik olarak engellenemeyen, önlenemeyen veya tesadüfi olarak bulaşan GDO’ lar.' YÖNETMELİK KANUNA AYKIRI TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, yönetmeliğin, kesinlikle Biyogüvenlik Kanunu’na aykırı olduğunu işaret etti. Atalık, son günlerde gündeme gelen bebek maması olayını hatırlatarak “Biyogüvenlik Kanunu’nun izin verdiği hiçbir GDO’lu ürün yok. Kanun özetle, bebek maması ve ürünlerinde ve küçük çocuk ek besinlerinde kesinlikle yasaklıyor. Bu yönetmelikle, yediklerimizin tamamında GDO bulunmasına yol açıyor. Üstelik binde 9’luk kriterin de hiçbir bilimsel yanı yok” dedi. DANIŞTAY’DA DAVA AÇACAĞIZ Tüketici Hakları Derneği avukatı Emre Baturay Altınok, bu yönetmelikle birlikte ‘GDO var-yok’ analizinin bir hükmünün kalmadığına işaret etti. Av. Altınok, GDO’lu ürün ithalatı yapanlara hapis cezası verildiğini ve bu cezanın paraya çevrilmediğine işaret ederek, yapılan son değişiklikle bu cezada önemli bir yumuşamaya gidilmiş olduğunu işarete etti. “Yönetmelik ithalatçılara nefes aldırmış oldu. Bu yönetmelik, kanun hükmünü aşan bir boyutta” diyen Av. Baturay yönetmeliğin iptaline karşı pazartesi günü Danıştay’da dava açacaklarını kaydetti. GIDA ÜRÜNLERİNDE DE KULLANILABİLİR Ekoloji Kolektifi Derneği avukatı M. Fevzi Özlüer ise konu ile ilgili açıklamasında 'Bilindiği üzere iki gün önce bir bebek maması üreten firmanın raflardan alınmış ürünlerinden yapılan analizlerde GDO tespit edilmişti. Biyogüvenlik Kanunu’nun yasaklar başlıklı 5. Maddesinde, GDO ve ürünlerinin bebek mamaları ve ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaklanmıştı. Kanun’daki bu açık düzenlemeye rağmen, bugün yapılan yönetmelik değişikliğiyle bu yasak yönetmelikle delinmiş oldu. Kanun’daki bu yasağı delmek için Bakanlık, Kanunda tanımı olmayan bir kavramı yönetmeliğe işledi. Bu kavram GDO bulaşanı kavramıdır. Bakanlık; Türkiye’de Biyogüvenlik Kurulu bugüne kadar sadece hayvan yemi ihtiyacına yönelik ürünlerde bulunan GDO’lara izin verdi. Bu GDO’lara biyogüvenlik kurulu izin verdikten sonra, aynı gen insan ürünlerinde de çıkarsa, ürünün piyasada kullanılmasına izin verileceği anlamına gelmekte. Bu düzenleme Biyogüvenlik sistemine tamamen aykırıdır. Biyogüvenlik Kanunu’nu yok saymak demek' dedi. Öte yandan konu ile ilgili hurriyet.com.tr'nin ulaştığı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kaynakları ise yönetmelikle ilgili daha ayrıntılı bir açıklamanın yapılacağını bildirdi. Posta