Uzman Dermatolog Anlattı: Sosyal Medyada Viral Olan Güneş Maskeleri Gerçekten Gerekli mi?
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yine güneş kremi tartışmaları da başladı. Bir tarafta güneşin tadını çıkarıp bronzlaşmayı cildin sağlıklı bir ışıltısı olarak görenler, diğer tarafta ise tepeden tırnağa kapanıp güneş ışınlarından kaçmayı bir yaşam felsefesi haline getirenler var. Özellikle Uzak Doğu'dan yayılan ve yüzü tamamen kapatan UV korumalı maskeler, özel eldivenler ve abartılı kıyafetler son dönemde sıklıkla karşımıza çıkıyor. Cildimizi zararlı ışınlardan korumak isterken ipin ucunu kaçırıp kaçırmadığımız ise büyük bir merak konusu. Peki, cilt sağlığımızı korumak için gerçekten bu kadar radikal önlemlere ihtiyacımız var mı, yoksa krem yeterli mi?Dr. Tuba Güleç, sosyal medyada viral olan bu aşırı korunma trendlerini ve cildin güneşle olan ilişkisini ve merak edilen tüm soruları uzmanına sordu. Arkadaşı Dermatolog Dr. Emre Kaynak ile bir video çeken Güleç, 'Güneşten bu kadar korkmaya gerek var mı?' diyerek konuyu uzmanından aktardı. Kaynak
Psikologlar Açıkladı: Geceleri Yastığa Sarılarak Uyuyan Kişilerin Ortak Özelliği
Geceleri uykuya dalmak kimileri için sadece yatağa uzanmaktan ibaretken, kimileri için kucağında sıkıca tuttuğu bir yastık olmadan gerçekleşmeyen bir sürece dönüşüyor. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir gece alışkanlığı gibi değerlendirilen bu durum, psikoloji literatüründe duygusal düzenleme ve güvenlik arayışıyla doğrudan ilişkilendiriliyor. Bedenin ve zihnin geceleri bir yastığa sarılma ihtiyacı duymasının arkasında ise hem psikolojik hem de fizyolojik etkenler yatıyor.Detaylar 👇Kaynak
Psikologlar Açıkladı: Sürekli Başkalarının Sözünü Kesen Kişilerin Ortak Noktası
İnsanlar arası iletişimde sıkça karşılaşılan söz kesme davranışı, toplum genelinde bir nezaketsizlik veya saygısızlık olarak kabul görüyor. Aile ortamında, arkadaş çevresinde veya iş hayatındaki diyaloglarda karşı tarafın cümlesini tamamlamasını beklemeden söze giren bireyler, çoğunlukla kaba bir tutum sergilemekle itham ediliyor. Yürütülen psikolojik ve nörolojik araştırmalar ise bu durumun arkasında sanılandan çok daha karmaşık zihinsel mekanizmaların bulunduğunu ortaya koyuyor.Detaylar 👇Kaynak
Psikologlara Göre Hızlı Konuşan Kişilerin En Önemli Ortak Özelliği
Günlük iletişimde cümleleri peş peşe sıralayarak yüksek tempoda konuşan kişilerin genellikle heyecanlı ya da endişeli olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Ancak psikoloji alanında yürütülen güncel araştırmalar, bu durumun her zaman kaygı veya strese dayanmadığını açıkça ortaya koyuyor. İletişim ve psikoloji uzmanları, hızlı konuşma alışkanlığının aynı zamanda pratik bir zihin yapısını ve yüksek zihinsel işlem kabiliyetini yansıtabileceğine dikkat çekiyor.Detaylar 👇Kaynak
Psikologlar Açıkladı: Odaları Her Zaman Dağınık Olan Kişilerin Ortak Noktası
Odanızın durumu, sadece kişisel bir düzen tercihi mi yoksa zihninizin derinliklerindeki süreçlerin bir yansıması mı? Birçok insan dış dünyada oldukça planlı ve organize bir profil çizerken, eve geldiğinde eşyalarını derleyip toplamaktan aciz kalabilir. Yatağın üzerine atılmış kıyafetler veya masada biriken nesneler ilk bakışta basit bir üşengeçlik gibi görünse de psikologlar bu durumun karakterimiz ve ruh halimiz hakkında önemli ipuçları taşıdığını belirtiyor.Detaylar 👇Kaynak
Dijital Dünyanın Yeni Dopamin Oyunu: Sahte Alışveriş
etiket
Tüketim çağımızın hastalığı ya… Biz de tüketmek zorundayız ya… İşte gene öyle bir gün. İnternetten şahane çantalar, ayakkabılar, eve çanak çömlek falan aldınız. Siparişiniz onaylandı. Kurye takip bilginiz tarafınıza geçildi. Bir süre sonra siparişiniz yola çıktı. Pek bir mutlusunuz. Siparişinizi heyecanla takip ettiniz, haritadaki kurye ikonunu izlediniz, heyecan dorukta. En son telefonunuza 'Kargonuz teslim edildi' bildirimi düştü. Ama ortada bir paket yok. Çünkü kapınızı hiç kimse çalmadı, çalmayacak da. O paket de hiç gelmeyecek. Ve siz tüm bunları biliyorsunuz hatta halen tatminkâr bir mutluluk içindesiniz.
Reklam
YKS Sonucunuz Kim Olduğunuzu Belirlemez
etiket
YKS sonuçları açıklandı. Şu an bazı evlerde sevinç, bazı evlerde sessizlik, bazı evlerde ise ne söyleneceğinin bilinmediği bir gerginlik var. Birçok genç, ekranda gördüğü sıralamayla kendisini tanımlamaya başladı bile: “Ben yapamadım”, “Ben şu kadar binlik biriyim”, “Herkesi hayal kırıklığına uğrattım.”Oysa bir sınav sonucu, insanın kimliği değildir. Yalnızca belirli bir gün, belirli koşullar altında gösterilen performansın sayısal karşılığıdır. Ne zekânızın tamamını anlatır ne emeğinizin tamamını ne de geleceğinizin kesin yönünü belirler. Psikolojide kişinin yaşadığı tek bir sonucu bütün benliğinin tanımı hâline getirmesine etiketleme denir. “İstediğim sonucu alamadım” demekle “Ben başarısızım” demek arasında büyük bir fark vardır. İlki bir durumu anlatır, ikincisi ise insanın kendisine verdiği ağır bir hükümdür.
Zayıflama İğneleri: Bedenimizi mi Değiştiriyoruz, Sağlığımızı mı Yoksa Kendimizle İlişkimizi mi?
etiket
Zayıflamalı mı yoksa zayıflamamalı mı?Neyse ve kime göre şişmanım?Bu soruları teknolojinin artan ferahlığı içinde, sadenter yaşamı tercih etmiş, elinden cep telefonunu düşürmeyen, TV karşısında yaşam süresini doldurmaya çalışan herkes zaman içinde eninde sonunda soracaktır. Belki de bu sorulara kendileri maruz kalacaklardır. Sonra da en kestirme çözüm yolu aranmaya başlanacak ve kılını bile kıpırdatmadan, eski güzel alışkanlıklarından ödün vermeden üç beş popular “zayıflama iğnesi” ile kilolarına veda edeceklerdir.Kilo vermek, fit olmak, sağlıklı olmak ve uzun yaşama formülü bu kadar basit bir enjeksiyonda aramak bence büyük bir hata.Unutmayın ki  “gidilmeye değer yolların kestirmesi olmaz” ve hatta “ zahmet olmadan rahmet olmaz” Neyse çok yüklenmeden biraz işin içine girip kendimiz görelim,Zayıflama, kilo vermek son yıllarda yalnızca tıp dünyasının değil, sosyal medyanın (özellikle fenomen geçinen birkaç zayıflama kampı meraklısından tutun hiçbir bilimsel veriye dayanmayan ve danışanları görmeden reçete verenlere kadar), magazinin ve gündelik sohbetlerin konusu oluyorZayıflamam isteğinin içinde yatan motivasyon nedir? Sabah aynanın karşısına geçtiğinizde hiç “Biraz daha zayıf olsam hayatım daha mı güzel olurdu?” diye hepimiz düşünmüşüzdür. Belki daha rahat hareket etmek istiyoruz. Belki yıllardır üzerinize olmayan bir kıyafeti yeniden giymek… Belki kan şekerimizi, tansiyonumuzu ya da karaciğer yağlanmamızı düzelmesini arzuluyoruz. Ama bazen mesele yalnızca sağlık değildir.Biraz daha genç görünmek, başkalarının bakışında daha çekici bulunmak, daha disiplinli ve kontrollü biri gibi algılanmak da bu isteğin içinde olabilir. Çünkü günümüzde incelik, yalnızca bir beden ölçüsü olarak sunulmuyor. Başarı, özdenetim, gençlik ve hatta mutlulukla yan yana getiriliyor.Zayıflama iğnelerine gösterilen büyük ilginin arkasında da yalnızca birkaç kilo verme arzusu bulunmuyor. Bu ilaçlar bize çok eski bir hayali yeniden fısıldıyor:“Bedenini değiştirirsen, belki hayatını da değiştirebilirsin.”Peki gerçekten öyle mi?
Reklam
Uyku Uzmanlarına Göre Rüyada Sürekli Aynı Kişileri Görmenin Psikolojik Nedeni
Bireylerin uykularında tanıdık ya da beklenmedik yüzlerle karşılaşması, modern psikoloji araştırmalarında tesadüf veya mistik birer yönlendirme olarak kabul görmüyor. Uzmanlar, rüyada görülen kişilerin karşı taraftan gelen bir mesajı değil, tamamen rüyayı gören bireyin iç dünyasındaki tamamlanmamış süreçleri yansıttığını belirtiyor. Uyku esnasında ortaya çıkan bu tablolar, bastırılmış arzuların, geçmişe yönelik özlemlerin veya çözülememiş içsel çatışmaların zihinde dönmeye devam etmesiyle açıklanıyor.Detaylar 👇Kaynak
Psikologlar Açıkladı: Yürürken Ellerini Arkada Tutan Kişilerin Ortak Noktası
Gözlemcilerin yürüyüş esnasında ellerini arkada birleştiren bireyleri sadece fiziksel bir rahatlık veya duruş tercihi içinde tanımlaması, konunun uzmanları tarafından eksik bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Beden dili psikolojisi alanında yürütülen çalışmalar, bu hareketin tesadüfi bir ergonomik kaygıdan öte, derin bir zihinsel süreci yansıttığını ortaya koyuyor. Davranış bilimciler, bu özel duruşun bireyin dış dünyayla olan bağını asgari düzeye indirerek tamamen içsel bir düşünme ve muhakeme evresine geçtiğini rapor ediyor.Detaylar 👇Kaynak
Psikologlar Açıkladı: Sürekli Geç Kalan Kişilerin Ortak Özelliği Belli Oldu
Toplumda sıklıkla karşılaşılan ve genellikle basit bir zaman yönetimi sorunu olarak görülen kronik geç kalma alışkanlığı, bilim insanlarınca mercek altına alındı. Yapılan araştırmalar, randevularına sürekli geç kalan bireylerin bu davranışının arkasında yalnızca sorumsuzluk veya beklenmedik dış etkenlerin bulunmadığını ortaya koyuyor. Psikoloji uzmanları, kronik impuntualitenin altında derin zihinsel süreçlerin, bilişsel yanılgıların ve kendine has kişilik özelliklerinin yattığını ifade ediyor. Bu alışkanlık, bireylerin hem profesyonel yaşamlarında hem de sosyal ilişkilerinde güven kaybına ve ciddi stres artışına yol açıyor.Detaylar 👇Kaynak
Reklam
Herkes Bir Yerde, Peki Siz Neredesiniz? Yaz Mevsimi, FOMO ve Başkalarının Hayatında Kendini Kaybetmek
etiket
Telefonunuzu yalnızca birkaç dakikalığına elinize aldığınızı düşünün. Biri sahilde kahvesini içiyor, biri uzun zamandır görmek istediğiniz bir şehirde geziyor, bir başkası kalabalık bir masanın etrafında gülümsüyor. Siz ise birkaç dakika önce size son derece olağan, hatta belki huzurlu görünen odanızda oturuyorsunuz. Fakat ekranı kapattığınızda odanın ışığı değişmese bile hayatınıza bakışınızın değiştiğini fark ediyorsunuz:“Ben neden orada değilim?”“Yazımı yeterince iyi geçiriyor muyum?”“Herkes yaşarken ben yalnızca seyrediyor olabilir miyim?”
Psikologlar Açıkladı: Alışveriş Listesini Hala Kağıda Yazan Kişilerin En Önemli Ortak Noktası
Dijitalleşen dünyada günlük işlerin büyük kısmı akıllı telefonlar üzerinden yürütülürken, alışveriş listesini kâğıda yazma alışkanlığını sürdürenlerin sayısı azımsanmayacak seviyede seyrediyor. Uzman psikologlar, bu tercihin basit bir alışkanlığın ötesinde anlamlar taşıdığını ve bireyin kişilik yapısı, dikkat yönetimi ile bellek süreçleriyle doğrudan bağlar barındırdığını ifade ediyor.Detaylar 👇Kaynak
Psikologlar Açıkladı: Yüksek Zekaya Sahip Kişilerin En Önemli Ortak Noktası Belli Oldu
Yüksek bilişsel yeteneğe sahip bireylerin zihinsel süreçleri üzerine yürütülen çalışmalar, entelektüel başarının temelinde sanılanın aksine her zaman doğru sonuca ulaşma becerisinin yer almadığını, aksine yanılma ihtimalini yönetebilme kapasitesinin bulunduğunu ortaya koyuyor. Psikoloji literatüründe onlarca yıldır gerçekleştirilen araştırmalar, zihinsel kapasitenin en güvenilir belirleyicisi olarak 'aktif açık fikirlilik' kavramına işaret ediyor. Bu yaklaşım, mevcut inançları sarsan kanıtları titizlikle aramayı, belirsizlik anlarında sakin kalabilmeyi ve yeni veriler ışığında kararları revize edebilmeyi kapsıyor.Detaylar 👇Kaynak
Reklam
Psikologlar Açıkladı: Yatağını Dağınık Bırakan Kişilerin Ortak Noktası Belli Oldu
Güne başlarken yatağı toplama alışkanlığı birçok birey tarafından sabah rutininin vazgeçilmez bir parçası olarak kabul ediliyor. Buna karşın, çarşafları dağınık bırakarak doğrudan günlük aktivitelere odaklanmayı tercih eden kesim, genel kanının aksine tembellik kategorisinde değerlendirilmiyor. Psikoloji alanında yürütülen güncel çalışmalar, bu davranış modelinin arkasında yatan nedenlerin üşengeçlikten ziyade zihinsel önceliklendirmeler ve kişilik yapısıyla doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, yatağını toplamayan kişilerin motivasyon eksikliği taşımadığını, zihinsel enerjilerini günün diğer verimli faaliyetlerine aktarmayı seçtiğini ifade ediyor.Detaylar 👇Kaynak
İçimizde Taşıdığımız Dağınık Oda: Kişisel Dağıntı Üzerine Bir Yolculuk
etiket
Bir ev düşünün. Boyası taze, bahçesi bakımlı. İçeride ise kapısı hiç açılmayan bir oda. Yılların eşyası orada durur, kimden kaldığı unutulmuş bavullarla birlikte. Misafir geldiğinde o kapının önünden hızlıca geçilir. Sanki yokmuş gibi o oda.Richard Barrett, Değer Odaklı Kurumlar kitabında o odaya 'kişisel dağıntı' adını veriyor. Aslında sözünü ettiği şey, entropi; yani insanın enerjisinin korkular, savunmalar ve çözülmemiş iç çatışmalar yüzünden karışması, dağınık hale gelmesi, boşa akması. Kapısı kapalı kalan o oda, yalnızca geçmişi saklamıyor; bugünkü davranışlarımızı da sessizce biçimlendiriyor. Sabırsızlığımız da oradan sızıyor, ani öfkemiz de, bitmek bilmeyen onay arayışımız da. O kapısı kapalı oda, biz fark etmesek de kararlarımıza, ilişkilerimize ve hayata verdiğimiz tepkilere sessizce eşlik ediyor. Odanın içi ise geçmişin karşılanmamış ihtiyaçlarıyla dolu.
Reklam
Psikologlar Açıkladı: Çocukluğunu Sokaklarda Geçirmiş Kişilerin En Önemli Ortak Özelliği
Yapılan araştırmalar, çocukluk dönemini sokakta oynayarak ve dış mekân aktiviteleriyle geçiren bireylerin, yetişkinlik hayatlarında daha yüksek bir özgüven, yaratıcılık ve psikolojik sağlamlık seviyesine ulaştığını gösteriyor. Uzmanlar, günümüzde ekran karşısında ve kapalı alanlarda büyüyen çocukların aksine, geçmiş nesillerin serbest oyunlar sayesinde hayatın zorluklarına karşı doğal bir savunma mekanizması geliştirdiğini ifade ediyor.Detaylar 👇Kaynak
Psikologlar Açıkladı: Masadan Kalkarken Sandalyeyi Yerine İten Kişilerin Önemli Ortak Noktası
Sosyal organizasyonlar, aile yemekleri ve iş toplantıları gibi toplu etkinlikler, bireylerin farkında olmadan sergiledikleri davranış kalıplarını ortaya çıkarır. Ortak alanlarda gösterilen küçük hassasiyetler, ilk bakışta önemsiz görünse de bireyin iç dünyasına dair önemli ipuçları barındırır. Psikoloji alanında yapılan araştırmalar, masadan kalkarken sandalyeyi yerine itme davranışının basit bir düzen arayışından çok daha derin anlamlar taşıdığını gösterir.Detaylar 👇Kaynak
Psikologlar Açıkladı: Sürekli Özür Dileyen İnsanların Ortak Noktası Belli Oldu
Günlük yaşamda bireylerin hiçbir sorumlulukları bulunmayan durumlarda dahi refleks olarak özür dileme eğilimi göstermesi, genellikle üstün bir nezaket göstergesi şeklinde yorumlanıyor. Ancak modern psikoloji alanında yürütülen çalışmalar, bu durumun arkasında çok daha derin dinamiklerin barındığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, her duruma karşı geliştirilen bu otomatik savunma mekanizmasının bir terbiye göstergesi olmaktan ziyade, bireyin içsel huzursuzlukları bastırma ve olası çatışmaları engelleme çabası taşıdığını vurguluyor.Detaylar 👇Kaynak
Ne Tulum Ne Ezine: Kalbi En İyi Koruyan Peynir Çeşidi Belli Oldu
Peynir, kahvaltılarımızın vazgeçilmezi olsa da kalp sağlığı söz konusu olduğunda hepsi aynı etkiyi yaratmıyor. Kardiyolog Prof. Dr. Muhammed Keskin, sıkça tüketilen peynir çeşitlerini masaya yatırdı ve kalp dostu olanlar ile uzak durulması gerekenleri tek tek sıraladı.Kaynak
Reklam