Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Tunç Akkoç Yazio: 2020’nin Bağışıklık Manzaraları

0PAYLAŞIM
Yazio Banner

Hastalık var …Sağlık var…Korona var..

2020 bize unuttuğumuz çeşitliliğimizi ve farklılığımızı tekrar hatırlattı.

Tıp Fakültesinde dönem iki öğrencilerine yıllardır immünoloji dersini (bağışıklık sistemini) anlatırım.

Doğal bağışıklık – Sonradan kazanılan bağışıklık…

İşte iki temel başlangıç budur. Dışardan gelen ilk atağa karşı doğal bağışıklığımız savunmaya çalışır ve tüm yabancı ajanlara karşı (bakteri, virüs, mantar, parazit) hemen hemen benzer cevabı oluşturur.

Çeşitlilik yoktur ve cevaplar yektir. Daha sonra diğer bağışıklık sistemi (sonradan kazanılan-adaptif) sahnede rolünü alır. Artık daha kuvvetli, mikroorganizmaya özgü ve uzun süreli bağışık yanıt oluşur. İşte hem hastalığın geçirilmesi (aktif bağışıklık) hem de aşılar ile enfeksiyon ajanların suni olarak vücuda zekredilmesi (pasif bağışıklık) sonucu kalıcı bağışıklık elde edilir.

Neden bu kadar çok bağışıklık sisteminden bahsettim.

Bizler 2020’de dinamik bir süreç yaşadık. Bir virüsün hayat hikayesini birlikte öğrendik.

COVID-19’a (hastalığa) her zaman kendi tarafımızdan baktık, ama biraz da SARS CoV2 (virüs) tarafından bakmamız gerektiğini öğrendik. Virüsün yapmaya çalıştığı evrimsel süreçte çok doğru ve yerinde. Hayatta kalmak için olabildiğince konak arıyor kendine. Bir direnç ile karşılaştığı zaman mutasyon geçiriyor ve yeni bir virüs gibi devam ediyor. İşte tam da bu noktada bildiğimiz bağışık yanıtımızı tekrar sorgulamaya başladık 2020’de. Hatta öyle ki bunu 7’den 70’e her sosyal ve kültürel tabakada insanlar aynı anda yapmaya başladı. Sitokin fırtınası diye bir bilimsel terimi bilmeyen kimse kalmadı. Emin olun herkes iyi niyetle sürece dahil oldu. Korunma ve korumaya gelince onda biraz sınıfta kaldık. Virüsün varlığını kabul etmeyen bir grup ile evlerine kendilerine hapseden iki uç arasına serpiştirildik.

Koronavirüsün bin bir yüzü var. Her bireyde aynı ilerlemiyor. Normalde tarihteki hastalıkların bilindik/çözülmüş hikayelerini biliyoruz. Hani derler ya; doktora gidersen 7 günde gitmezsen 1 haftada iyileşirsin diye.

Bağışıklık sitemimizdeki çeşitlilik ve direncimizde; beslenme, egzersiz alışkanlığımız ve uyku düzenimiz çok etkili.

2020’de eczanelerin ön saflarında vitamin kulelerinin artmasının sebebi de bu. Bilinçli bilinçsiz birçok vitamin ve takviye kullanımı oldu. Öncesinde hekime danışmadan vücudumuzda eksikliği olmayan takviyeleri almanın ne kadar zararlı olduğunu da bize 2021 yılı öğretecek.

Bilimsel pencereden baktığımızda 2020 yılında inanılmaz sayıda COVİD-19 makalesi yazıldı. Hatta bir çalışmanızın başlığında bir yere Korona kelimesini iliştirirseniz en çok okunan bilimsel makaleler arasında sokarsınız. Tabi bunlar arasında çok değerli, tedavi protokollerini düzenleyen ve süreci doğru özetleyen önemli eserler de azımsanmayacak düzeyde.

2020 yılı pandemi yılı olarak tarihe geçti. En son 100 yıl önce böyle bir pandemiden çıkılmıştı.

Coronavirüs bilimsel açıdan incelendiğinde hedefindeki insanlarda farklı semptomların oluşmasını sağlıyor. Kiminde öksürük ateş, kiminde tat koku kaybı, kiminde ishal, kiminde yorgunluk halsizlik. Bu farklılar nerden geliyor. Bilim insanları bunun üzerine bir yıldır ciddi araştırmalar yapıyor. Tip 1 interferon denen bir faktörün eksikliğinin hastalığın şiddetinde etkili olduğunu gösterdiler. Ayrıca doğal bağışıklık sistemimizin güçlü olmasının hastalığı ilk basamakta bertaraf etmekte çok etkili olduğunu söyledir. Gerçekten de öyle. 

Günlük lügatımıza giren yeni sözcükler; virüs pozitif asemptomatik ve virüs pozitif semptomatik gibi televizyon programlarında duyduğumuz bu klinik tablolar bağışıklık sistemimizin bu virüs ile savaşmakta ne kadar farklılıklar gösterdiğine işaretidir. Diğer taraftan vaka sayısı ve ağır hasta sayısı da aynı şekilde incelenebilir. Hastalığı hafif ve evinde geçirenler vaka pozitif ama ağır hasta olmayan bir grup. Aslında klinik bulgular PCR testleri negatif olup da akciğer tutulumu gösteren hastaların da bir süre servislerde tedavi altında kalmaktadır. Diğer taraftan iyileşen bir grup hastanın bir süre sonra tekrar virüs ile enfekte oldukları görülmektedir. İşte bu saydığımız tüm çıktılar bize Kovid’in bireyler arasında farklılıklar gösterdiğinin bir ispatıdır.

Bağışıklık sistemimizden beklenen virüs ile karşılaştıktan sonra ona karşı antikor ve hücresel yanıtının gelişmesi ve bunun da kalıcı olmasıdır. Ancak durumun bu kadar da kolay olmadığını dinamik süreçte öğrendik.

Koronovirüs 2020’de kendi içeriğini üretti. Yaşam şeklimizi değiştirdi. Nefes alma şeklimizi değiştirdi.

Bizleri maske takmaya mahkum kılarak lösemili yavrularımızın maskeler ile nasıl zorlu bir yaşam sürdüklerini gösterdi. Tokalaşma ve sarılmadan uzak mesafeler içinde yaşanabileceğini öğretti. Aynı evde yaşayan insanların birbirleri ile olan bağlarını tarttı. Hastalık ve sağlık arasındaki anlam çizgisini kalınlaştırdı. Önceden rutin sıradan gördüğümüz hayatımızın ne kadar anlamlı olduğunu gösterdi.

Öte yandan aşılama serüveni başladı. Her ülke kendi yerli ve milli aşısının peşine düştü. Kabul görmüş aşılar dünya çağında dağıtılmaya ve uygulanmaya başladı. Tam da bunoktada virüs mutasyon geçirdi. Şimdi ise üretilmiş aşıların yeni mutant virüse karşı koruyuculuğu gündeme oturdu. Önceden söylediğim gibi dinamik bir süreçten geçiyoruz. Yani kervan yolda bilgi sahibi oluyor.

Biz yaşadığımız her şeyi fırsat olarak görmeli yani fırsata çevirmeliyiz. Nerden bakarsak bakalım rutin hayatımızda farkında olmadığımız çok olay ile yüzleşiyoruz.

Bu zamanlar da sağlıkla geçecek…yeter ki ders çıkarmasını ve uyanık olmasını bilelim…

Robin Williams’ın dediği gibi

Hayatınızda kötü zamanlar olacak, ancak bunlar sadece sizi dikkat etmediğiniz şeylere karşı uyandırır.

Instagram

Linkedln

Twitter

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir