Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Sırra Kadem Basmalarıyla Bir Türlü Çözülemeyen Tarihin 10 Kaybolma Vakası

-
9 dakikada okuyabilirsiniz

İnsanlığın ontolojik mücadelesine nispet yaparcasına kaybolanlar, sırra kadem basanlar ya da yok olanlar ilgimizi çekmektedir. Tarihin kaydedilmeye başladığı andan itibaren ortadan kaybolma vak'alarının varlığı okuyanları şaşırtır. Kimi zaman mitolojik kimi zaman teolojik açıklamalara da yol açan ortadan kaybolmanın mantıklı bir açıklamasının da olması gerekir. 

Ancak bilim insanlarının hala gizemini aydınlatamadığı kimi kaybolma vak'aları da bulunmaktadır. Bu listede hala aydınlatılamamış kaybolma öykülerini okuyacaksınız. Arkasında hiç bir iz bırakmadan ortadan kaybolmak isteyenlere tarihten bir kaç örnek vermek değil niyetimiz, belki da kaybolma sıranız henüz gelmemiştir!

Kapak Görseli: Sidrah Moiz Khan - Missing 

Not: Kaybolmak bir çözüm değildir. Ebeveyn gözetimi tavsiye edilir.

1. Spartaküs: Romalı isyankarın gizemli akıbeti

Trakyalı bir köle olarak satılan Spartaküs'ün öyküsü gladyatörlükten kaçıp Roma'ya karşı bir köle isyanı başlatmasıyla anılır hep. Ancak Spartaküs'ün varoluşundan daha ilginci yok olmasıdır. 

Başlattığı isyana, isyan öncesi kişisel tarihine dair yanıltıcı ve çoğu zaman güvenilmez bilgilere rağmen isyankar karakteri üzerinde bir fikir birliği vardır. 

Eski bir köledir, isyan etmiş ve Roma'nın başına bela olmuştur. Günümüze değin süren efsanevi kişiliği siyasal çıkarımlarla da açıklanmaya çalışılmıştır. Öte yandan Spartaküs'ün isyana dair nedenleri hala tartışılmaktadır.

Spartaküs, Roma tarihindeki üçüncü köle savaşını başlatmış ve kaybetmiş ama tüm özgürlüğü için öldüğü söylentilerine rağmen bedeni asla bulunamamıştır. Romalıların tarih kayıtlarındaki titizliği ve savaş meydanında bir "ele başını" geride bırakmayacak kindarlıklarını düşününce kaçmış olması daha büyük olasılıktır. 

Bu savaşa katılanların sırayla çarmıha gerildiğini unutmamak gerekir. Savaşı Spartaküs'ün başlattığı bilinmektedir ve Romalıların Spartaküs'ü es geçecekleri ya da görmezden gelecekleri mümkün görülmemektedir. Spartaküs'ün tarihe adını yazdıran isyanın arkasından nereye kaybolduğu hala bilinmemektedir.

Görsel: Hermann Vogel, Spartaküs'ün Ölümü, 1882

2. Romalıların dokuzuncu İspanya lejyonu "Legio IX Hispana"

İki asır boyunca Roma savaş meydanlarında savrulan dokuzuncu lejyon Romalıların en kuzeydeki toprakları olan İngiltere'de aniden ortadan kaybolur. Roma ile müttefikleri arasında MÖ 90 yıllarındaki savaş sırasında kurulan lejyon daha sonra Germen boylarından Mısır kıyılarına kadar çok yerde dövüşmüştür. Ancak lejyonun en son görev yeri olan İngiliz adalarına varması, kayboluşundaki esrarın ilk adımıdır. 

İngiltere'deki Roma ilerleyişinin öncü kuvvetlerinden birisi olmuş, en sonunda günümüzde İskoçya olarak adlandırılan Kaledonya'ya saldırmış ama güçlükle mevzilerini koruyabilmişlerdir. Ancak dokuzuncu lejyonun Kaledonyalılar karşısındaki konumu tartışmalıdır ve Rhine nehri balçıklarında MS 100 sonrasına tarihlenen lejyona ait kalıntılar kafa karıştırıcıdır. 

MS 120'den sonra ise artık Roma kayıtlarında dokuzuncu lejyondan bahsedilmemektedir. Kimi tarihçilerin iddia ettiği gibi dokuzuncu lejyon İngiltere'ye hiç mi gitmemiştir ya da gittiyse de geri dönememişler midir bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey koskoca lejyonun yirmi yıllık bir sürede tarih sahnesinden kelimenin tam anlamıyla kaybolduğudur.

Görsel: Galler'de bulunan bir taş üzerinde Latince kazınmış dokuzuncu lejyon yazısı

3. Grönland'ın kaybolan Vikingleri

Onuncu yüzyıldan itibaren Vikingler Grönland'de yerleşmeye başlamıştır. Kızıl Erik'in İzlanda'dan başlattığı ilk akınlardan sonra adadaki yerleşimci nüfusu hızla artar. Hatta Kızıl Erik'in buzullarla kaplı bu adaya bu adı vermesi dahi adadaki yerleşimleri artırmak istemesidir. 

İki yüz yıl içinde adadaki insan nüfusu on binin üzerine çıkar. Viking ana karasındaki Hıristiyanlaşma adadakileri de etkiler ve on ikinci yüzyıldan itibaren ilk kiliseler kurulur. Ancak her nasılsa on beşinci yüzyılla birlikte adadaki yaşam kesintiye uğrar. 

İki yüzyıl sonra Danimarka Kralı IV. Christian adayı Danimarka'ya bağlayana dek adadaki Viking yerleşimlerinin ne olduğu bilinmez. Adada on sekizinci yüzyıldan sonra yeniden bir yerleşim süreci başlar ama adadaki eski Viking yerleşimleri yok olmuş gibidir. Küçük Buz Çağı, ticaret ağlarının değişmesi ve dinsel değişimin keşif ruhunu etkilemesi adadaki yaşamın kesintiye uğrattığına dair teoriler olarak ortaya atılmışsa da on sekizinci yüzyılda Danimarka yerleşiminden önce adada Vikinglerin varlığına dair tek izin yukarıdaki resimde gözlenen yapı olması tarihçileri şaşırtmaktadır. 

Grönland'ın Vikingleri sanki hiç var olmamış gibidir. Ne arkeolojik kayıtlar ne de yarı-efsanevi sagalar ne de kilise kronikleri on beşinci ve on yedinci yüzyıllar arasını açıklayamamaktadır.

Görsel: Ada'da Vikinglerle ilişkilendirilebilen tek yapı, Hvalsey Kilisesi

4. II. Edward

Ölümünden sonra bir mektup yazıp yazamayacağı konusu ile İngiliz tarihinin en tartışmalı krallarından birisidir. Tüm yönetimi boyuca bir çok tartışmalı olaya karıştığı yetmezmiş gibi ölümü de muamma olmuştur. Öldükten sonra bedenini sadece iki rahip görmüş ve Berkeley Kalesi'nde tahnit edilmiştir. 

Savaşlar, isyanlar ve dini tartışmaların arkasından II. Edward'ın ölümünden sonra ortaya çıkan bir mektup tüm resmi tarihi tartışmalı hale getirir. Fieschi Mektubu olarak anılan tarihe geçen olayla Edward'ın ölmediği, İngiltere'den kaçıp İtalya'da saklandığı iddia edilmiştir. Mektubun gerçekliği tartışmalı değildir ama iddialar çok çarpıcıdır ve İngiliz tarihinin yeniden yazılması gerekmiştir. Zaten tartışmalı bir dönemin sonunda tahtan indirilen Kral II. Edward akıbeti bu nedenle yeni bir belirsizliğe sürüklenmiştir.

Görsel: Taç Giyme töreni sırasında II. Edward'ı gösteren bir çizim.

5. El-Hakim Bi (veya Ki) -Emrillah

Siyasal üslubu, dinsel çeşitliliği ve saray hayatıyla İslam tarihinin en tartışmalı isimlerinden olan Fatımi halifesidir. Şarap içmeyi, satranç oynamayı, gündüz çalışmayı, müziği ve her türlü eğlenceyi yasaklayan yöneticilik anlayışı yüzünden halkı kendisine isyan etmiştir. Fakat isyan sonucunda sarayında bulunamamış ve kaybolmuştur.

İnananları ve takipçileri arasında bu kayboluşu teolojik olarak anlamlandırılmış ve efsaneleşen kişiliğine mal edilmiştir. Hristiyanları önce Müslüman olmaları için zorlayan sonra da bundan vazgeçen taassubu ailesi içinde dahi öfkeyle karşılanmıştır. Kız kardeşinin onu öldürttüğü bazı tarihçiler tarafından kabul edilse de cesedi bulunamamıştır. Takipçileri onun göğe yükseldiğini kabul etmektedir. Tam olarak 13 Şubat 1021 günü kaybolmuş ve bir daha kendisinden haber alınamamıştır.

6. Amerikan Kıtası'nın kayıp yerleşimcileri: Roanoke Kolonisi

Kraliçe I. Elizabeth döneminde Amerika kıtalarında ilk sürekli İngiliz yerleşimi olması amacıyla Roanoke Kolonisi, bugün ABD'nin Kuzey Karolina olarak bilinen eyaletine bağlı bir ada üzerinde kurulmuştur. 1585 yılında sadece erkeklerden oluşan öncü kolonicilerin yanına daha sonra aileleri gelmiş ve yaşam başlamıştır.

Koloniciler yerlilerle, doğayla ve çevre şartlarıyla mücadele ederek hayatta kalmaya çalışır. Geldikleri gemilerin kıyılara ulaştıklarında parçalanması da dönmelerini imkansızlaştırır. Adaya ikinci kafile ancak iki yıl sonra ulaşır ve ikinci kafile ilk yerleşenlerden kimseyi adada bulamaz. 

İkinci koloni ilk yerleşenlerden daha kalabalıktır ama yine aynı zorluklarla karşılaşmışlardır. Gemiciliğin okyanusa uygunsuzluğu, İngiltere'nin uzaklığı ve İspanya ile süren savaş gibi nedenler koloninin Avrupa ile bağlantısını güçleştirir. Üç yılın sonunda adaya gelen üçüncü kafile de adada kimse ile karşılaşamaz. 

Beş yıllık bir süre içinde Roanoke'de kurulmak istenilen koloniden eser kalmamıştır. Adaya her gelen bir öncekinin kaybolduğu ile yüzleşmek zorunda kalmıştır. Zamanla kolonicilerin yamyamlarca yenildiği, İspyanyollarca öldürülüğü ya da dönmek üzere denize açılıp boğulduğu teorileri atılsa da yüzlerce kişilik Roanoke kolonisinin nasıl kaybolduğu tam olarak anlaşılamamıştır.

7. Amerikan istihbaratını yeniden yazan kaçak: D.B. Cooper

ABD İstihbarat ve Havacılık tarihinin en ilginç olaylarından birisine imza atmıştır. Asıl adı hala bilinmemektedir. 24 Kasım 1971'de bindiği uçağı patlatacağı iddiası ile kaçırmış, güvenlik güçlerinden bu tehditle 200.000 $ almış ve uçak havada iken atlayarak kayıplara karışmıştır. 

Kırk yılı aşkın süredir hala arananlar listesindedir. Uçak biletini Dan Cooper adıyla almıştır ama bu isim de uydurmadır. Bir yanlış anlaşılma nedeniyle basın şahsın adının D. B. Cooper olarak yazmıştır ve o günden bu güne de olayın sırrı hala çözülebilmiş değildir. 

Yaşananların ardından adına filmler ve belgeseller çekilmiş, popüler kültürü oldukça etkilemiştir. Öte yandan yaşattıklarından ötürü ABD'li istihbarat teşkilatları zaafiyetleri nedeniyle eleştirilmiştir. 

Havacılık standartlarını da etkileyen Cooper nadir başarılı uçak kaçırma vakaları arasında sayılmaktadır. Sırra kadem bastığı günden bugüne, sahip olduğu popülerliğe ve ABD'li güçler tarafından hala aranıyor olmasına rağmen bulunamamaktadır.

8. Kendisini kaybeden simyacı: Fulcanelli

Asıl adı bilinmeyen simyacı 1920'li yıllarda yaşamıştır. Le Mystére des Cathédrales isimli kitabıyla ünlenmiştir. Yüzlerce kez basılan kitap Ortaçağ'ın felsefe taşını yeniden gündeme getirmiştir. Kimi iddialara göre yüzyıllarca yaşamıştır. 

On beşinci yüzyılda yaşayan Basilius Valentinus'un kendisinden simyayı öğrendiği iddia edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanlara karşı Paris'te direnmiştir. Nazilerin Ezoterik merakları nedeniyle Almanların onu özellikle yakalamak istedikleri de söylenmiştir. 

İlk kayboluşu 1926 ile 1936 arasında gerçekleşmiştir. Paris'in kurtarılmasından sonra bir kez daha kaybolmuş ve tüm meraklı gözlere rağmen bulunamamıştır. Ancak kırklı ve ellili yıllarda iki kez ortaya çıktığı ve kimi insanlarla görüşmeler yaptığı da iddia edilmiştir.

Görsel: Julien Champagne'nin yaptığı Fulcanelli'nin Le Mystère des Cathédrales kitabının kapağı (1926)

9. Dorothy Arnold

ABD sosyetesinin önde gelen isimlerinden olan Dorothy Arnold 12 Aralık 1910'da yolda yürürken kaybolmuştur. Kaybolduğu günden bu yana hakkında türlü dedikodular çıkan ve büyük bir popülariteye kavuşan Arnold tüm aramalara rağmen bulunamamıştır. 

Zengin ve sosyetik bir aileden gelmesi nedeniyle kayboluş hikayesi günlerce konuşulmuş, ailesi bir servet harcamış ama yine de onu bulamamıştır. Gazeteler günlerce genç kadının hikayesini yayınlamış, resmi basılarak dağıtılmıştır. O zamana değin kaybolan birisinin arkasından bu türlü yoğun bir çalışma hiç yapılmamıştır. İntihar, kaçırılma ya da ülke dışına çıkma gibi çeşitli teoriler ortaya atılmışsa da Dorothy Arnold'un kaybolması ile ilgili elle tutulur bir sonuca varılamamıştır.

Görsel: Dorothy Arnold için yapılmış bir kayıp ilanı.

10. Michael Rockefeller

ABD'nin ve Dünya'nın en zengin ailelerinden birisi olan Rockfeller'in oğlu Michael Rockfeller 1961 yılında Hollanda Yeni Ginesi'nde çıktığı bir safari sırasında kaybolur. 2014 yılında yayınlanan bir kitapta kayboluşunun arkasında bazı yerliler tarafından öldürülmesinin olduğu iddia edilse de kanıtlanamamıştır. 

Günümüze değin sırrını koruyan Rockfeller'in yamyamlık kurbanı olduğu, geçmeye çalıştığı bir nehirde boğulduğu, öldürüldüğü ya da kaçırıldığı zaman zaman gündeme gelmişse de hiç birisi kayboluşunun arkasındaki sırrı çözememiştir. Öte yandan böylesi güçlü bir ailenin ferdi olmasına rağmen kaybolduğu yıllarda haberlere dahi konu olmamış ancak üç yılın arkasından gaiplik kararı alınmıştır.

Görsel: Rick Horman'ın vizöründen Michael Rockfeller, 1961

Bonus: Osmanlı'nın kaybettiği adam: Antonio Comaschi

Osmanlılar neredeyse tüm teknolojik yenilikler gibi hava balonlarını da ilk kez batıda görmüştü. Önceleri "Çadır, Kebir Küre, Hayme veya Âlât-ı Tayaran" olarak anılan balonlar on sekizinci yüzyılın sonlarından başlayarak Osmanlı semalarında gözlense de ticari ya da askeri olarak kullanılmaktan çok uzaktadır bu yıllarda. 

Gösteri amaçlı batılı baloncular Osman ülkesine davet edilirdi. Bu davetlerin özel eğlencelerde yapılması yaygınlık kazandı. İtalyan Baloncu Antonio Comaschi de 1844 yılında Sultan Abdülmecid'in davetiyle Osmanlı ülkesine geldi. İki gösteriyi sağ salim gerçekleştirdi. Abdülmecid'in kız kardeşi Adile Sultan'ın düğününde üçüncü gösterisini yapacaktı. Ama bu düğündeki gösterisi İtalyan Balocu'nun son gösterisi oldu. 

Havalanan balon sert bir poyraza tutulunca planlanan noktaya inemedi. Şahitler bir saat boyunca baloncuyu takip etti ama sonrasında Antonio Comaschi kayboldu. 

Dedikodu kazanı kaynar, kimisi balona alkollü bindiklerini iddia eder, kimisi zaten uçmanın haram olduğunu söyler, kimisi Comaschi'yi bir zaman sonra Arap ülkelerinde ya da Hindistan'da gördüm der. Öyle veya böyle İtalyan Baloncu Antonio Comaschi İstanbul'da kaybolmuştur ve bir daha izine de rastlanmamıştır.

Görsel: Antonio Comaschi istanbul'da Gravürü 1884 (c) Bridgeman Photography

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
cihan-koc

annemin akrabalarından bir çok kişi kayıp olup bir daha bulunamamış..

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriBilimHindistanİngiltereİntiharİspanyaİstanbulİtalyaKitapMısırŞarapSavaş
Görüş Bildir