Osmanlı'nın Kuruluş Devri Sırlarını Saklayan İlk Belgelerden Birisi ''Mekece Vakfiyesi''

-

Temelleri 14.asrın başında atılan Osmanlı'dan günümüze yaklaşık 100 milyon kadar vesika ulaşmıştır. Başbakanlık Devlet Arşivleri Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı tarafından muhafaza ve tanzim edilen bu belgelerin ise sadece %10 kadarı tasnif edilmiştir. Bununla beraber 14. asır tarihli belgeler bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. İşte bu sebeple kuruluş tarihini anlamak hayli zorlaşmaktadır. Mekece Vakfiyesi ise Osmanlı'nın kuruluş devrini aydınlatan nadir belgelerden birisidir.

Mekece Vakfiyesi keşfedilene kadar Osman Bey'in ne zaman hayatını kaybettiği ve Orhan Bey'in tam olarak ne zaman hükümdar olduğu bilinmemekteydi.

Zira kuruluş devri hakkındaki Osmanlı kaynakları Osman Bey veya onun oğlu Orhan Bey devrinde yazılmamıştı. Bu sebeple kaynaklarda yazan bilgiler farklı tarihleri işaret etmekteydi. Bu durum da kuruluş devrini anlamakta büyük bir karmaşa ve zorluk demekti.

1324 tarihli bu belge Topkapı Sarayı Arşivinde bulunmuş ve 1941 yılında Ord. Prof. Dr. İsmail H. Uzunçarşılı tarafından Türk Tarih Kurumu Belleten dergisinin 19. sayısında yayınlanmıştır.

H.Scheel ve Paul Wittek gibi birtakım yabancı tarihçiler bu belgenin orijinal değil de bir suret olduğunu ve tuğra ile yazının aynı olmadığından gerçekliğinden şüphe duyduklarını beyan etmişlerdir. Buna karşılık Uzunçarşılı ise tuğrayı çeken ile yazıyı yazanın farklı kişiler olabileceğini ve aynı zamanda belgenin suret olması için tuğra bulunmaması gerektiğini ifade etmiştir.

Mekece Vakfiyesi 30 satır Farsça olarak kaleme alınmış ve ''Orhan bin. Osman'' tuğrasıyla başlıyor!

Belge temel olarak Orhan Bey tarafından Şerefeddin Mukbili adlı birisine Mekece (Sakarya yakınları) ve çevresinde yapılacak vakfın tasarruf hakkının tanınmasından ibarettir. Orhan Bey söz konusu şahıs için ‘’kölem’’ unvanını kullanıyor ve her kim emirlerine uymazsa Allah’ın ve Peygamberin lanetinin onun üzerine olacağını belirtiyor.

Bu belge sayesinde Osman Bey'in vefat tarihi yaklaşık olarak tahmin edilebildi!

Öyle ki 1324 Mart tarihli bu belgede Orhan Bey'in kesin olarak hükümdar olduğu anlaşılmaktadır. Öyle ise Osman Bey bu tarihten önce hayatını kaybetmiş olmalıdır. 1323 Eylül'ündeki bir vakfiyeden Osman Bey'in yaşadığı anlaşıldığına göre kendisinin bu iki tarih arasında vefat ettiği tahmin olunabilir. Böylece Osman Bey'in vefatı için verilen birçok farklı tarihin oluşturduğu karışıklık da giderilmiş oluyor.

Bundan başka bu belgede Osman Bey'in bilinen Orhan Bey ve Alaüddin Bey dışındaki çocuklarının adları da görülüyor.

Vakfiyenin en altında yazan Osman Bey'in çocuklarının adları şöyledir:

  • Fatma Hatun

  • Hamid Bey

  • Çoban Bey

  • Pazarlu Bey

  • Melek veya Melik (Arap harfleriyle yazılışları aynı olduğundan doğrusu tahmin edilemiyor.)

Bu kadim belge Osmanlı'nın kuruluş devriyle alakalı birtakım sorular aydınlattığı gibi bir o kadar yeni soruya da sebep veriyor.

Vakfiyede geçen isimlerin kim oldukları, şahitlerin Orhan Bey veya Osman Bey ile bağlarının ne olduğu gibi cevabı bulunması çok zor olan birtakım yeni problemler ve karışık sorular ortaya çıkıyor. 

Netice itibarıyla her ne kadar aydınlatılmaya gayret gösterilse de Osmanlı'nın kuruluş dönemi halen büyük karmaşalar ve sorular içerisinde bulunuyor. Bunların çözümünün tek yolu ise ileride ortaya çıkacak tarihi vesika ve kaynaklardır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
nebusimdi

Hakan Erdem hoca, Ertuğrul'un babasının Gökalp olması ihtimaline göre Kayı boyundan olamayacağını söylüyor. Fakat bu bağlantıyı nasıl kurduğunu bir türlü anlayamadım. Bir yerde izah etmişti, onu da ben kaçırdım. Gökalp Gökhan'ın torunudur, Kayı da Gökalp'in torunu değildir diyor. Tamam da, bu Gökalp ile Gökhan arasında nesiller var. Ben bağlantıyı kuramadım.

tamer-erten

Hocam Kayı olabilmesi için Gün-han (bozok) kolundan gelmesi gerek. Gök-han (üçok) dan gelirse Peçenek Bayındır falan olması lazım.Bunun kaynağı Ahmedi dir. Ahmedi İskendernamesinde bir olaydan bahsederken Anadolu selçuklu sultanın yanında Gökhan soyundan Ertuğrul ve arkadaşlarıda var idi der.

nebusimdi

Tamam da, bu iddialar Timur'un propagandalarına karşı ortaya atılmıştı. O zamana kadar pek sivrilmeyen Kayı boyu yerine mesela Bayındır boyu iddia edilseydi, o bilinen bir boydu mesela. Daha tutarlı olmaz mıydı? Eğer uydurulduysa yani. Bence Feridun hocanın izahı daha tutarlı görünüyor. İnsanlar 1000 yıldan fazladır bilinen boylarını birden değiştirerek kendilerini başka bir boya izafe etselerdi halk bunu acayip karşılardı. Çünkü o tarihlerde kimin hangi boydan olduğunu herkes biliyordu, boylar alt katmanlara, aşiretlere yeni bölünmeye başlamıştı. Tam tersine, böyle bir tepki hiç görünmüyor. Feridun hoca İlk Osmanlılar'da ilk menakıbnameleri bu konuda inceliyor.

keynes-in-da-house

uzunçarşılıysa iyi bakılsın yanlış yapmış olmasın

mudekkik

Sen gönlünü ferah tut Uzunçarşılı'ya yeterince bakıldı. Hataları,yanlışları, eksikleri dermeyan edildi. Biraz okuyup mütaala etseydin bunları öğrenmiş olurdun. Yaptığın yorumla maalesef dünyanın en kıymetli tarihçilerinden biri hakkında hezeyana imza attın ve cehaletini aşikar ettin.

keynes-in-da-house

sanırım haklısın

Başlıklar

SakaryaTopkapı Sarayı
Görüş Bildir