Görüş Bildir
Haberler
Kot Taşlama İşi Bir İlçeye Ölüm Getirdi: Silikozis 16 Can Aldı, 110 Kişi de Hastalığın Pençesinde...

Kot Taşlama İşi Bir İlçeye Ölüm Getirdi: Silikozis 16 Can Aldı, 110 Kişi de Hastalığın Pençesinde...

Emre Ordu
27.11.2017 - 19:48 Son Güncelleme: 28.11.2017 - 10:36

Bingöl'ün Karlıova ilçe merkezi ile Taşlıçay köyünden çok sayıda kişi 1994-2004 yılları arasında İstanbul'da 'merdiven altı' diye tabir edilen kot taşlama atölyelerinde çalıştı. Ancak bir süre sonra hepsi birer birer silikozis hastalığına yakalanmaya başladı. Bu hastalığa yakalanan işçilerden 16'sı hayatını kaybetti. Ayrca aynı ilçede silikozisin pençesinde 5'inin durumu ağır 110 işçi daha var...

İçeriğin Devamı Aşağıda
Reklam

Bingöl'ün Karlıova ilçe merkezi ve Taşlıçay köyünde otururken, 1994- 2004 yıllarında, İstanbul'da 'merdiven altı' diye tabir edilen kaçak atölyelerde, kum ve hava ile kot taşlama işinde çalışırken silikozis hastalığına yakalananların durumu, her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Yaptıkları işin silikozise yol açtığını gören işçiler, 2004'ten itibaren çalışmayı bırakıp, eve döndü; ama hastalık, onların peşini bırakmadı. Son 13 yılda, Karlıova ilçe merkeziyle Taşlıçay köyünde 16 kişi, silikozis nedeniyle yaşamını yitirirken, 80'i Taşlıçay köyünde ve 30'u Karlıova ilçe merkezinde olmak üzere toplam 110 hastanın da hala bu hastalıkla mücadele ettiği belirtildi.

"Artık iyileşemeyeceğimi biliyorum"

"Artık iyileşemeyeceğimi biliyorum"

Taşlıçay'da 4 yıldır solunum cihazına bağlı olarak yatalak yaşayan 37 yaşındaki Ramazan Aydar, hastalığa yakalanalı 13 yıl olduğunu söyledi. Aydar, köylerinin 1994 yılında korucu olması nedeniyle köy halkının, hayvanlarının tamamını sattığını ve bu yüzden işsiz kalarak, İstanbul'a çalışmak için gittiklerini belirtti. Burada kot taşlama işiyle tanıştıklarını anlatan Aydar, 800 TL maaş aldıklarını; fakat kaçak ve sigortasız çalıştırıldıklarını dile getirdi. Aydar, o yıllarda sigortalı çalışmanın ne anlama geldiğini ve kot taşlama işinin sağlıksız olduğunu bilmediklerini söyledi.

6 çocuk babası Aydar, 'Köyde elektrikler, sık sık kesiliyor. Elektriklerin kesildiği zamanlarda solunum cihazımız, çalışmıyor. Bu yüzden hastaneye gidiyoruz; çünkü bu makineler, bizim nefesimizdir. Çocuklarıma her baktığımda, onlara destek olamayıp, doğru dürüst babalık yapamıyorum. Her gün çocuklarıma baktıkça kahroluyorum; çünkü artık iyileşemeyeceğimi biliyorum' dedi.

"Hepimiz 'sıra bize ne zaman gelecek?' korkusunu yaşıyoruz"

"Hepimiz 'sıra bize ne zaman gelecek?' korkusunu yaşıyoruz"
İçeriğin Devamı Aşağıda
Reklam

Taşlıçay köyünde, yaşamını 3 yıldır yatağa bağlı sürdüren silikozis hastası 31 yaşındaki Hasan Dündar ise kot taşlama işinde, 1997 yılında çalıştığını anlattı. O yıllarda, İstanbul'a gelen bütün köylülerin kot taşlama işine girdiğini belirten 2 çocuk babası Dündar, şöyle devam etti:

'Çünkü bu mesleği çabuk kavrıyorduk ve maaşı da iyiydi. Son dönemlerde bazı arkadaşlarımız, atölyede rahatsızlanıp, hastaneye gittiklerinde, belli bir teşhis konulmuyordu. Son zamanlarda köyümüzden Erhan Akyürek adlı arkadaşımız, birden hastalanarak, öldü. O zamandan sonra biz, bu mesleğin tehlikeli olduğundan şüphelenerek, hepimiz işten çıkmaya başladık. Köye döndükten sonra hepimiz, birer birer hastalanarak, hastanelere gittik. İlk başlarda, bu hastalığın ismini ne biz ne de doktorlar biliyordu. Bir süre sonra hastalardan ölümler yaşanmaya başlayınca, korkmaya başladık. 'Acaba ben de ölecek miyim?' korkusu beni de endişelendirmeye başladı. Hepimiz, 'Sıra bize ne zaman gelecek?' korkusunu yaşıyoruz.'

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda
Reklam
Yorumlar Aşağıda
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın
Call Wozniak

Çok üzücü, bir yandan baba parasıyla ya da hak etmedikleri paralarla o cafe senin bu cafe benim, ünlü restaurantlarda yemek yeyip instagram denilen rezil ve ... Devamını Gör

lunakimu

Hey gidinin kapitalizm... Şimdi bu işçilere kapitalizmin kötülüğünü anlatsak komünistiz diye bizi taşlarlar, her gün ekmek parası için cayır cayır ölürken he... Devamını Gör

Samet çaylan

Garibanın yüzü hiç gülmezmi bu nasıl bi dünya.