Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Araştırmalara Göre Beyinlerimiz Gıybet Yapmada İyi Olacak Şekilde Özelleşmiş Olabilir!

-

Gıybetin kötü bir ünü olduğu su götürmez bir gerçek, fakat özellikle yakın arkadaşlar bir araya geldiğinde gıybetsiz bir ortamın olma ihtimali sıfıra doğru hızla iniyor. Peki nereden geliyor bu gıybet huyu?

Kaynak: http://www.pnas.org/content/early/2017/0...

Gıybetseverler toplaşın, bilim dünyasının sizlere hayli iyi bir haberi var.

Uzmanlara göre gıybet yapmanın, toplum içerisinde hayli önemli bir rolü bulunuyor. Hatta insanlığın gelişmesinde kritik rol oynamış bile olabilir. Nitekim Yuval Harari'ye ait, son dönemlerin en popüler kitaplarından biri olan Sapiens'te de bu konuyla alakalı olarak, dedikodu ve gıybetin türümüzün hayatta kalmasında büyük öneme sahip olduğuna dair bir düşünce yer alıyor.

Harari'ye göre, bir topluluğun bir arada kalabilmesinde bireylerin birbirini çok iyi tanıyabilmesi yatıyor.

Gıybet de insanların birbirleri hakkında, yine birbirleri aracılığıyla detaylı şekilde bilgi edinmesine yardımcı oluyordu. Böylece toplulukta herkes kime karşı nasıl bir tavır alması gerektiğini, kime yakın kime uzak olması gerektiğini bilebiliyordu.

Zor gibi ama hadi bakalım...

Yapılan gıybetler sayesinde küçük insan toplulukları dostlarına daha yakın olarak giderek büyümeye başladı.

Toplumlar büyüdükçe arkadaşlık ilişkilerinin önemi artmaya başladı, hiyerarşik düzen oluştu ve toplum bazında güçlenilerek diğer tüm hayvan türlerinin önüne geçilmeye başladı.

Yani neymiş, gıybet diyip geçmiyormuşuz. Gıybet yapabildiğimiz arkadaşlarımızı daha bir önemsiyormuşuz.

Gıybetin bu denli önemli bir yer tutması, insan beyninin de buna dair özel yetenekler geliştirmesine neden olmuş olması olası.

Şöyle ki, gıybet yapabilmek için önceden bir insanla veya insan grubuyla ilgili bazı bilgileri öğrenmemiz ve onları aklımızda tutabilmemiz gerekiyor. Bu süreç, kulağa kolay gelse de aslında hayli komplike.

1992'de konuyla ilgili yapılan ve British Journal of Psychology'de yayınlanan bir deneye göre, insanların isimlerini ve yüzlerini hatırlamamızı sağlayan hücreler, her insan için ayrı ayrı haldeler. Yani en yakın arkadaşınızın ismini ve yüzünü gördüğünüzde, beyninizde o kişiye özel olan bir hücre aktive oluyor (eski sevgilinize özel ayrılmış hücreyi bulup boğasınız geldi, biliyorum).

"20 yıllık komadan çıksanız söyleyeceğiniz ilk söz nedir?"

Yakın bir zamanda da, beynin gıybetle ilgili süreçlerini daha fazla aydınlatabilmek için yeni bir araştırma yapıldı.

Bu araştırmaya göre, anterior temporal lob adlı bir beyin bölgesine odaklanıldı. Bu bölge, semantik hafızadan (nesnelerle, kişilerle, kelimelerle ve türlü türlü genel kültür kavramları ve kurallarıyla alakalı bilgilerimizi kapsıyor) sorumlu. Dolayısıyla bir kişiyle alakalı bilgileri hatırlamaya çalışırken, bu bölge aktif hale geliyor ve beynin dört bir yanından o kişiyle ilgili bilgileri toplayarak düzenli hale getiriyor.

Araştırmacılar, bu bölgedeki aktiviteleri gözlemlemek amacıyla 50 katılımcıyla bazı kurgu karakterleri tanıtıyorlar.

Bu kurgu karakterlerle ilgili, yüzleri, isimleri, yaşları, medeni durumları, meslekleri, yaşadıkları şehirler ve evlerine dair pek çok bilgi sunuluyor. Birkaç gün sonra katılımcılar tekrar çağırılıyor ve bu kurgu karakterlerle ilgili detayları hatırlamaları isteniyor. Verilere göre her farklı bilgi, beynin farklı bölgelerini harekete geçiriyor. İşte anterior temporal lob (ATL) da tam burada devreye giriyor. Gelen bilgiye göre beynin neresi daha aktif çalışıyorsa, ATL de o bölgeyle daha fazla iletişim kurmaya başlıyor. Yani ATL'nin bilgisi olmadan, beyinde kuş uçmuyor.

O galerilerin dili olsa da konuşsalar...

Deney farklı kurgusal karakterlerin tanıtılmasıyla devam etmiş, fakat bu sefer kişilik özelliklerine de değinilmiş.

Örneğin karakterlerin içe kapanık veya dışa dönük olup olmadığına dair bilgiler verilmiş. Daha sonra bu kişisel bilgilerin hatırlanması istendiğinde, beyinde aktif olan bölgeler sosyal hiyerarşiyi kavramamızı sağlayan bölgeler olmuş. Uzmanlara göre bu bölge aktif olarak kullanıldıkça gelişmeye devam etmiş, böylece topluluklarımız da büyümeye başlamış ve zamanla çok daha büyük gruplar kurarak günümüzdeki halimize gelmişiz.

Durumun getirilerini bir örnekle açıklayalım.

Bugün dünyaya bir uzaylı saldırısı olsa, milyarlarca insan birlikte hareket edip güçlerini birleştirebilir. Zaten bu sayede tüm gezegeni ele geçirdik. Kimilerimiz insanları iyileştirmeyi seçti, kimilerimiz giyeceklerimizi dikmeyi seçti, kimilerimiz yemeklerimizi önümüze getirmeyi seçti ve iş birliği içerisinde bu günlere kadar geldik. Bizden sayıca daha fazla olan diğer hayvanlarsa, birlikte hareket etmeyi ve kendi türü içerisindeki dostunu düşmanını tanımayı öğrenemediği için geride kaldılar.

İşte gıybetin, insanlık için önemi bu kadar fazla.

Ben demiyorum, bilim diyor; sizlere de bu içeriği yıldızlı mesaj haline getirip gıybet gruplarının girişine asmak kalıyor. Gıybetli günler diliyorum!

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

Bilim
Görüş Bildir