500 Yıl Önce Latin Alfabesiyle Yazılan Metin Türkçenin Ölümsüzlüğünü Kanıtlıyor!

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Türkçe'nin kültür tarihimizdeki serüveni tarih kitaplarında aktarıldığı kadar keskin sınırlarda hayat bulmamış olabilir mi? Sınırları çizerken aceleci davranmamamız gerektiğini ve Türkçe'ye duyduğunuz saygıyı artıracak metinleri birlikte keşfedelim.

Türkçe'nin zengin geçmişine dair yıllardır yapılan araştırmalar ve ortaya çıkan bulgular tahminlerin ötesine geçiyor.

Yaygın olarak Türkçe'de Latin alfabesiyle yazılan ilk metnin 1800'lü yıllara tekabül ettiği düşünülürdü. Yani resmi düzenlemeler öncesinde de yer yer kullanılan alfabenin kökenleri son 20 yılda yoğun şekilde araştırıldı.

Dilimizin serüveni Göktürk alfabesi ile başladı ve Latin alfabesine dek çeşitli evrimler geçirdi.

Bu evrim sürecinde dile katılan yeni kelimeler, kavramlar birer zenginliğe dönüşürken 1928'de Latin alfabesine geçiş öncesi bu denemelerin tarih sahnesinde ilk olarak hangi yıllarda gerçekleştiği merak edildi.

Araştırmalar sonucunda erişilen en eski kaynak 1526 Mohaç Muharebesi'nde esir alınan Hırvat kökenli Georgievits'e ait.

11 yıl boyunca Osmanlı'da esir olan Georgievits birçok savaşa şahit olmuş, toplum yapısının işleyişini de tecrübe etmiş. Bu esnada 3 kez kaçmaya çalışmayı da ihmal etmemiş, çabaları sonuç verdiğinde 1538'de önce Kudüs'e sığınıp ardından Roma'ya, oradan da Antwerp'e gitmiş.

Tüm bu serüvenin ardından 1553'te Paris'te De Turcarum Moribus'u yani Türkçe söylersek Türklerin Kişilikleri Üzerine kitabını yayınlar.

Ölümüne dek Türk gelenekleri ve Türkler üzerine çokça eser üreten Georgievits'in kitabı günümüzde yakın tarihte ortaya çıkmış olsa da Avrupa'da büyük etki uyandırmış, Türklerin nasıl yaşadığının ilk ağızdan anlatıldığı kıymetli bir eser olarak değerlendirilmişti.

Detayları bir kenara bırakalım, Latin alfabesiyle yazılan ilk Türkçe metne kulak verelim. Aşağıda bir Türk ve Hristiyan arasındaki diyalog anlatılıyor.

Türk - Ne habar scizum (sizin) girlerden? (yerlerden)
Hristiyan - Hits (hiç) nesle bilmezom tsaa (sana) dimege. 
Türk - Gioldassum (yoldaşın) varmı tsenumle? (seninle)
Hristiyan - Ioch, (yok) ialanuz (yalnız) geldum. 
Türk - Benumle gelurmitsun? 
Hristiyan – Irachmider (ırak mıdır) tsenum (senin) utaghom? (otağın)

Türk evinin yakınlarda olduğunu söyler ve evini tarif etmeyi teklif eder. Diyalog şöyle gelişir:

Hristiyan - Gel ghusteriuere (gösteriver) Allaha tseuertson. (seversen)
Türk - Kalch (kalk) iocharı dur yukarıdır bonda. (bu da)
Hristiyan - Hanghi taraftan der (taraftandır) bilmezum.
Türk - Tsag (sağ) eline bacha (baka) ghun (gün) doghutsine (doğusuna)
Hristiyan - Bir buch (bu) evv (ev) atsarghibi (eser) gurunur (görünür) omider? (o mıdır?)

Aşağıdaki diyalog öncesinde Türk, Hristiyan'a nereye gittiğini sorar.

Hristiyan - Stambola giderum tsultanum. (sultanım)
Türk - Ne issum (işin) var bu memleketten?
Hristiyan - Bezergenlik ederum, Affendi.

Bu diyaloğun veda kısmını da işliyor Georgievits, tanıdık bir biçimde.

Hristiyan - Allaha tsmarladoch (ısmarladık) tseni. (seni)
Ben oraa (oraya) gitmezom.
Türk - Bree, neden korkartson? (korkarsın) Nitcie (nice) gelmetson?
(gelmezsin
Hristiyan - Benum ialum (yolum) oraa (oraya) deghelder. 
Türk - Vargeth (var git) tsagloga (sağol) eier (eğer) gelmeson.

Georgievits bu eseri oluştururken sözlü kaynaklardan faydalanarak bir nevi uyarlama yapmıştır diyebiliriz.

Yaklaşık 200 sayfalık eser gündelik olayları Georgievits'in duyduğu haliyle, algıladığı dil kurallarıyla bir araya getirmesiyle oluşturulduğu için bize garip gelen kimi köklü kavramlar olması hayli normal.

Latin alfabesi kullanılarak oluşturulan Türkçe diyalog metinlerin tamamen istisna olmadığını bilmek gerek.

Yine benzer bir diğer diyalog da 1790'larda İtalyan bir yazar tarafından oluşturulan farklı bir kaynakta görülür. 

Tüm bu kaynaklarda aktarılan dile bakıldığında neredeyse 500 yıl öncesine gidebilecek imkâna sahip olsaydık hemen herkesle rahatça anlaşabilirdik!

Türkçe ve zenginliklerle dolu tarihi bizleri şaşırtmaya devam ediyor, halen tarihin ışık tutamadığımız sayfaları olduğunu varsayarsak daha çok şaşıracağız! 

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
halil-gencdogmus

İnsan okurken Bile eski zamanda hissediyor kendisini Teşekkürler ONEDİO

jokerrr

Bu içerikten bir kez daha anlıyorum ki Arap ve Fars kültürü bizi bir çok açıdan olduğu gibi dil açısından da kötü etkilemiştir. Türk milletine hiç aşina olmadığı bir alfabeyi ve onun kurallarını dayattılar yüzyıllarca cahil bıraktılar yetmedi uzunca bir süre edebiyatımızı dejenere ettiler. Şimdiyse okullarda öğrencilerimize hiç bilmedikleri bir dille yazılmış eserleri müfredat diye dayatıyorlar.

breg

Bu sefer cidden teşekkür etmeliyim Onedio'ya. Şahane bir içerik olmuş, teşekkürler. :alkışlarşelale:

eminegul-akbulut

Zaten hep derlerdi gerçek öz Türkçe Karadenizlilerin konuştuğu diye doğruymuş. İstanbul Türkçesi diye sonradan uydurulmuş belli . Daha kibar daha kulağa hoş geldiği için olabilir .

ahmetcan.oral.5

Bundan da eskisi var aslında. Codex Cummanicus diye. Orada da latinize edilmiş Türkçe sözlük vardı. Çok hoş tekerlemeler vardı kitapta.

FACEBOOK YORUMLARI

Görüş Bildir