Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

15 Maddede Orta Asya ve Anadolu Kültüründe Ay'ın Kutsallığı

 > -

Gökyüzü her daim insanlığın ilgisini çekmiştir. Karanlık geceleri aydınlatan ay insanları büyülemiştir. Dünyanın hemen hemen bütün halklarında mitolojik sistemin en eski katmanlarından birini Ay inancı oluşturur. İhtişamlı bir gök cismi olması nedeniyle Ay’a atfedilen kutsallık, onu Tanrı addetmeye kadar varmıştır. “Ay tanrı bazı göçebe ve yarı göçebe halklarda yaşamın ilk kaynağı olma özelliği de taşır."

Kültürümüzde Ay'la ilgili inanışlar güneşle ilgili inanışlara nispeten daha fazladır. Bu da Ay'ın dünyamıza yakın olması, semada yerinin ve şeklinin değişmesi ve geceleri ortaya çıkarak yeri aydınlatmasından kaynaklanmaktadır

Not: Galeride kullanılan görseller Rus sanatçı Leonid Tishkov'un 'Şahsi Ay' adlı projesinden alınmıştır.

1. Ay Nasıl Oluştu

Altay efsanesi şöyledir: “Önceleri ne ay ne de güneş varmış. İnsanlar, havada uçarlarmış. Uçarken de çevrelerine ışık saçar ve sıcaklık verirlermiş. Bunun için de güneş gerekli olmamış. Ancak içlerinden biri hastalanmış ve onu iyileştirememişler. 

Bunun üzerine Tanrı insanlara bir hediye göndermiş. Tanrı’nın gönderdiği hediye büyümüş ve iki büyük ayna olmuş. Bu aynalar gökyüzüne çıkıp çevreye ışık saçmaya başlamışlar. Gökler ve yerler aydınlanmış ve ısınmış. O günden bu yana gökteki iki ayna yani güneş ve ay dünyayı aydınlatıp ısıtmaktadır

2. Türklerin Ay'a Olan Saygısı

Eski Türklerde tabiata unsurlarına dolayısıyla güne ve aya olan saygı ve hürmetin tezahürü olarak destanlarda ay ve gün isimlerinin kullanıldığını görmekteyiz.

  • Oğuz Kağan Destanında Oğuz Kağan’ın annesinin ismi Ay Kağan, çocuklarının isimleri ise Kün, Ay, Yıldız, Kök, Tağ, Tengiz’dir. 

  • Manas Destanında Ay Çörök, Ay Hanım (Ayayım), Ay Koca, Ay Kulak, Ay Mergen, Altın Ay ve Ay Han; Maaday Kara Destanında Ay Han.

  • Başkurt Türklerinin Akbuzat Destanında Ayhılıv

  • Alpamış Destanında Berçinay; 

  • Altın Arığ Destanında Ay Han, Ay Çarıh Han, Ay Kara Taş.

  • Bozoğlan (Yusuf Ahmet Bey) Destanında Ay Han.

  • Goroğlu Destanının Özbek versiyonunda Hilalay, ayla ilgili isimlerden birkaçıdır

3. Ay Ölüp Dirilmeyi Simgeliyor

Ayın doğup batması eski Türklerde ölüp dirilme olarak algılanmıştır. Bu sebeple mitolojik bir simge olan “dolunay”, Türk halk inançlarında yaşlanma, ölüm “yeni doğan ay” yenilenme, gençleşme, dirilme, “hilal” de olgunlaşma gibi anlamlar kazanmıştır.

4. İlk Ay Yıldızlı Bayrak Motifi

Bugünkü ay yıldızımıza benzeyen ve gökte gün ile ayın kavuşmasını temsil
eden bir motif MÖ. I. bin yılda, protoTürk olarak bilinen Choular'ın baş bayrağında yer alıyordu. Gündüz ve gece aralıksız devam eden parlaklığın simgesi olan astral motifler, o devirden beri daima proto-Türk, Türk ve akraba milletlerin simgeleri arasında yer almıştır.

5. Kimi Zaman Dişi, Kimi Zaman Erkek

Mitlerde Ay, kimi kez kadın, kimi kez de erkek olarak düşünülmüştür. Ay’ın kız,
güneş’in erkek olarak düşünüldüğü mitolojiye göre; Ay ve Güneş gökyüzünde birbirine kavuşmak için döner dururlar, ancak gök kuşağı çıktığında kavuşma gerçekleşir. Ya da Ay, Güneş’e âşıktır, ancak aşkına karşılık göremez. 

Türk mitolojik tasavvurlarında ayın çoğu kez kadın veya bakire kız olarak bilinmesi onun mitolojik ana kültüyle birebir ilişkili olması fikrini doğurur. Diğer
yandan ayın simgesi olan boğanın erkek olması hiç de mitolojideki zıtlık değil, sadece ay merkezli mitlerin transformasyonu ile orantılıdır.

6. Ay'ın Evreleri

Ay hilal biçiminde iken çocuk, bedirken genç kız, daha sonra yaşlı olur; ardından ölür; kopan parçalardan yeni Ay doğar. Doğan yeni Ay’da, hilalin uçlarının batıya dönük olması, Güneş’e olan tutkusu nedeniyledir. Güneş ise Ay’dan nefret eder; hilal ve bedir durumunda iken ona görünmez, ancak yaşlandığında ortaya çıkar.

7. Altay Türkleri'nde Ay

Altay Türklerine göre, “Büyük Tanrı Ülgen, ay ile güneşe dokunan bir dağda oturuyordu. (Bazı hikâyelere göre ise) Tanrı Ülgen, ay ile güneşin daha da ötelerinde idi. Onun tahtı, çok uzaklardaki yıldızlar üzerinde kurulmuştu. Esasen, ay ve güneşi yaratan da, yine Tanrı Ülgen idi.

(Altay Türklerine göre,) güneşin kırıntılarından meydana gelmiş ve insanlara daima iyilik getiren, bir Tanrı da vardı. Bu Tanrının adı “Suyla” idi. Bu Tanrı, insanları daima korur ve onların, gök altında rahat ve huzur içinde yaşamalarını sağlardı.

8. Doğa Olayları İle İlişkilendirilir

Ayın çeşitli durumlarıyla doğa olayları arasında da ilişkiler kurulur: Ay, dolunay durumunda ise yukarıya doğru büyüyen bitkilerin, hilal durumunda ise aşağıya doğru büyüyen bitkilerin ekim zamanıdır. Hilal durumunda hilalin uçları aşağı bakıyorsa yağış, yukarı bakıyorsa kuraklık olacağına inanılır. Daha bunun gibi birçok ay motifini içerisinde barındıran inanç ve pratik mevcuttur.

9. Anadolu'da Ay

Ay ve güneşle ilgili inanışlar Orta Asya’dan Anadolu’ya süreklilik göstererek yaşamaya devam etmiştir. Tosya’daki bir inanışa göre, güneş dünyayı bekleyen bir kızmış. Durmadan nakış işlermiş. Kendisine bakmaya kalkanların gözlerine iğnelerini batırırmış. İşte bunun için güneşe bakılamazmış. 

Mudurnu’daki bir inanışa göre de Tanrı ayı erkek, güneşi kız yaratmış. Aya gece, güneşe gündüz gezmelerini emretmiş. Kız gündüz yüzünü göstermekten utandığı için Tanrı onun yüzüne bir avuç iğne atmış. Güneşin lekeleri bundanmış. Ay da buna gülmüş. Dolunayın gülen yüze benzemesi de bu sebeple imiş.

10. Halk Arasında Ay'daki Lekeler

Ayın yüzündeki lekeler de halk arasında şöyle izah edilmektedir: Bir gün ay, güneşe takılmak istemiş. Güneş'de bu esnada ekmek hamuru yoğuruyormuş.
Güneş ayın bu tavrına çok kızmış ve ayın yüzüne hamurlu elleriyle vurmuş parmak izleri de ayın yüzünde leke olarak kalmış

11. Hasat Zamanı Ay'a Göre Belirlenir.

Doğu Karadeniz köylerinde ayla ilgili pek çok inanç vardır. Ay'ın yeni doğuşu uğur ve verimlilik belirtisi sayılar. Bu sebepten tohum ekilirken, ekinler biçilirken “ayın yeniye geçmesi” ne yani yeni görünmesine önem verilir. Ay ve ayın yörüngesi üzerindeki yürüyüşü ekim ve hasat zamanlarının belirlenmesinde önemli unsurlardan biridir.

Ay hilal halindeyken bağ budanmaz, ağaç kesilmez, herhangi bir şey dikilmez. Çünkü ayın üzgün olduğuna inanırlar. Bu durumda yapılan işlemin bereketi ve faydası olmayacağına inanılır.

12. Ay Işığında Bekletilen Su Ürünü Bollaştırır

Halk inanışlarında yeni doğan ayı ilk gören kişinin durumu ayın yeniden doğuşuna kadar değişmez. Örneğin kişi, ayı gördüğünde oturuyorsa bir ay boyunca oturur. Gülerken gördü ise bir ay boyunca güler. 

Yine yeni ay zamanı tecrübe edilen ve uğurlu olduğuna inanılan kişi, karanlık
olmadan eve çağırılır. Çağrıldığı eve uğur ve bolluk getireceğine inanılmaktadır.

Kars’ta ayın ilk hilalini gören kişi, hemen toprağa ve altına bakar. Bundan sonraki günlerinin güzel ve bereketli geçeceğine inanılır. Ağrı’da ise ay ışığında bekletilmiş ve uğuruna inanılmış dere ve göllerden alınmış sular, ürünün bol olması için tarla sulanan suyun içine katılır.

13. Düğün Zamanı İçin Parlak Ay Kollanır

Düğün yapılırken bile ayın parlak zamanı kollanır. Bunda bir uğur aranır. Evliliğin sürdürülmesi, yuvanın mutluluğu buna bağlanır.

14. Hastalıklar ve Ay

Erzurum’un Şenkaya ve İspir kazalarında cılız ve hastalıklı çocuklar anneler tarafından aya gösterilerek “ya al, ya ver.” denilir. Bunun sonucunda çocuğun ya iyileşeceğine ya da öleceğine inanılır. 

Hilali parmakla gösterenin parmağında dolama çıkacağına inanılır. Ay parmakla gösterildiği vakit, dolama çıkmaması için parmak acı duyuncaya kadar ısırılmalıdır. 

Ay, nasıra ilaçtır. İlk ayı gören kişi “ayı gördüm yay gibi, Nasırım erisin yağ gibi“ dediği zaman nasırının eriyeceğine inancı yaygındır.

15. Ay Motifli Bir Türk Efsanesi

Ziya Gökalp, Türk mitolojisine ait olan, “Ay” motifinin de içinde bulunduğu “Öksüz Kız” efsanesini şu şekilde nakletmektedir: 

“Bir kış günü, öksüz bir kız su almağa gidiyordu. Vücûdu yarı çıplaktı. Üryan ayakları kardan şişmişti. Karnı açtı. Kulakları soğuktan donmuştu. Gözleri yaşlı idi.

Elinde demir bir bakraç vardı. Çeşmeye gidiyordu. Birdenbire bir kasırga koptu. Ay, yukarıdaki köşkünden bu kıza bakıyordu. Kıza acıdı. Kız o sırada bir çalının içinde yürüyordu. Ay, çalıya emretti. dedi. Derhal çalı, bir at oldu, bir yandan gök alçaldı, bir yandan çalı yükseldi. Kız bakracı ile beraber göğe geldi."

“Şimdi ayın halden hale geçmesi hep öksüz kızın geçirdiği serencâmlara tâbidir. İlk gece Ay gümüş bir yay gibidir. Kız büyüdükçe Ay da büyür. Fakat kız bazen otağa girer, halı dokumağa başlar.

O zaman Ay sevgilisini göremediğinden hasretle yüzü hilâl’e döner. Bazen kızın keyfi coşarak bakracı ile berâber göle koşar. O zaman Ay’ın yüzü bedirlenir. "

Kaynaklar:

**http://www.millifolklor.com/tr/sayfalar/90/05.pdf**

**http://sarkiyat.org/images/gencarastrmaclar.pdf**

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kigami

Asıl kaynaklar Bahaeddin Ögel ve Emel Esin dir. Meraklılarına bildirmek isterim.

Gizli Kullanıcı

Güzel paylaşım yapılmış. Yüreğinize sağlık.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AltınErzurum
Görüş Bildir