Toplumdaki Adaletsizliğin Nasıl Normalleştirildiğini Açıklayan Teori: Sistemi Meşrulaştırma

18PAYLAŞIM

Sistemi meşrulaştırma teorisi; “böyle gelmiş böyle gider” anlayışının tüm topluma nasıl yapıştığını ve bunun nedeninin aslında insanların düşünce yapısı olduğunu gayet güzel açıklıyor. Öncelikle gelin bu sosyal psikoloji teorisinin tanımına bir göz atalım…

Ne demek ki “Sistemi Meşrulaştırma Teorisi”?

Sistemi meşrulaştırma teorisi; mevcut düzeni savunan ve destekleyen, onun adil ve iyi olduğunu kabul eden sosyal psikolojik bir eğilimi ifade eder.

Peki kimlerin böyle bir psikolojik eğilimi var?

Neredeyse herkesin var. Ancak ilginç bir şekilde içinde bulunduğu düzenden en çok zarar gören kişiler, bu tarz eğilimleri ve olumsuz yargılamaları daha çok benimsiyor. Bu yüzden kendileri aleyhine olan eşitsiz durumun devamına yol açıyorlar.

Ne şekilde gerçekleşiyor bu eğilim?

Bu eğilimi gerçekleştirirken 2 farklı motivasyon söz konusu oluyor. Bunlar:

Egoyu meşrulaştırma: Kalıplaşmış yargılar sonucunda, bireyin kendi davranışlarını, insan ilişkilerini, statüsünü meşrulaştırmasıdır.

Grubu meşrulaştırma: Kişinin içinde bulunduğu grubun durumunu, yaşadığı toplumun sosyal düzenini kabullenip meşru olduğunu düşünmesidir.

Şimdi birkaç örnekle bu teoriyi daha net açıklayalım:

1. “Adamlar yiyor ama çalışıyor.”

Bazı iktidarlar bazen halka ait parayı “yer”. Halkın bazı kesimleri de bu yeme durumunu “adamlar yiyor ama çalışıyor” veya “başkası olsa yemeyecek miydi” şeklinde meşru kılarlar. Oysa bu kitleler, kendi parasının yendiğini ve bunun alenen hırsızlık olduğunu kabul etse ve buna tepki gösterse belki de çalınan para kendi iyiliği için kullanılacak.

2. “Kadın yerini bilmeli!”

Kadınların erkeğinin sözünden çıkmaması, şiddete maruz kalması, ev işleri yapması, erkeklerin yanında 2.sınıf vatandaşmışçasına muamele görmesi bazı kesimler tarafından doğal karşılanıyor. Daha da üzücü olanı bu durumun bazı kadınlarca da kabul görmesi.  Teoriye göre, kişilerin kendi aleyhine olan durumu dahi meşrulaştırmasının bir örneği.

3. “Elbette kendi adamlarını getirecekler.”

Bir işe girerken torpil bulmanın olağan hale gelmesi, belirli makamlara birilerini getirirken “bizden” olan kişilerin seçilmesi ülkemizin en büyük kanserlerinden biri. Bu durumun da halkın çoğu kesimi tarafından benimsenip “kim olsa kendi adamını getirecekti” şeklinde savunulması, bir iş başvurusu yaparken torpilin veya yüksek yerlerden bir tanıdığın aranması da sistemin meşrulaştırması sonucu normalleşen şeyler. Bu durumun da en büyük zararını alt statüde olan kesim görüyor. Kendini ne kadar geliştirirse gelişsin, liyakatsizliğin benimsenmesi sonucunda hak ettiği konuma ulaşamıyor.

4. “Zenginler ama yalan hayatlar yaşıyorlar, aslında hepsi çok mutsuz.”

“Fakir ama mutlu” ve “zengin ama mutsuz” kalıpları da sistemi meşrulaştırmanın bir adımıdır. Toplumdaki olumlu ve olumsuz özelliklerin aslında “adil” bir şekilde dağıtıldığına yaygın bir inanç vardır. İnsanlar bir olumlu (zengin veya mutlu), bir olumsuz (fakir veya mutsuz) özelliklerin bir denge oluşturduğuna inanırlar. Ancak kötü haber; zenginlerin çoğu baya mutlu. Tüm istediklerine erişebiliyorlar. Fakirler ise baya mutsuz… Çünkü fakirler.

5. “Patron o, elbette yapacak.”

İşte size bir klişe daha! Patronların azcık çalışırken işçilerin saatlerce çalışması veya patronlar son model arabalar alırken çalışanların metrobüse binmesi gibi gelir dağılımının aslında ne kadar adaletsiz olduğunu gözümüze sokan durumlar da “elbette yapacak” kalıbıyla meşrulaştırılıyor. Bu tarz ifadelerle düşük statüdeki insanlar içinde bulunduğu konumu kendince meşrulaştırırken, yüksek statüdeki insanlar da bulunduğu “iyi” konumu korumaya devam ediyorlar.

6. “Siyahların zihinsel kapasitesi düşüktür.”

Son örneğimizi de tarihten verelim. Kölelik gibi iğrenç bir kavram sizce insanlar tarafından nasıl kabul görüyordu? Elbette sistemi meşrulaştırma sayesinde… Kölelik yıllarında; siyahların zeka kapasitesinin düşük olduğu, hayvanlarla aynı beyin yapısına sahip oldukları, beyazların daha üstün ırk olduğu kabul görüyordu. Daha da acı verici olan; eğer bir siyah bu duruma isyan ederse, durumu kabullenmiş başka bir siyah tarafından engellenebiliyordu.

Peki neden “Sistemi Meşrulaştırma” ya başvuruyoruz?

İnsanlar farkında olmaksızın içinde bulunduğu durumu açıklamaya, mantıklı kılmaya çalışmaktadır. Bu sayede huzurlu bir şekilde hayatına devam ederler ve olumsuz duygulardan kaçınmaya çalışırlar. Böylece avantajlı kişiler veya gruplar üzerlerindeki suçluluk duygusunu bastırırken, dezavantajlı olanlar da huzursuzluk duygusunu bastırır.

Yani sonuç olarak, “böyle gelmiş böyle gider”.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Hayat O Kadar da Adil Değil! Bu Dünyada Görünce İnsanın Zoruna Giden 19 Şey - onedio.com
Hayat O Kadar da Adil Değil! Bu Dünyada Görünce İnsanın Zoruna Giden 19 Şey - onedio.com
Dünyanın Adaletsizliği: Bu Sayıları Gördükten Sonra Hayata Bakışınız Değişecek! - onedio.com
Dünyanın Adaletsizliği: Bu Sayıları Gördükten Sonra Hayata Bakışınız Değişecek! - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
coldhearted

Bana göre sistemi meşrulaştıran ve kabul edilmesini sağlayan anahtar cümle; Bundan öncekiler yapmadı mı sanki?

Görüş Bildir