Tıpkı Cinayet Gibi Bir Suç Olmasına Rağmen Neden Hız Sınırını İhlal Ederken Suçlu Hissetmeyiz?

50PAYLAŞIM

Hangimiz dobra, dürüst olduğunu söyleyebilir? Hepimiz. Peki hangimiz küçük de olsa yalanlar söyler? Yine aynı kümedekiler, hepimiz.

Hem sosyal ve hukuki normları hiçe sayıp hem de doğruluğun izinden gittiğimizi düşünmemiz aslında bizi insan yapan özelliklerimizden biri ve dikkatli incelenmediğinde bu özelliğimiz bizi pek de iyi yollara saptırmıyor.

Alın çayınızı kahvenizi, davranışsal psikolojiyle bir gezintiye çıkalım.

Şunda anlaşalım: Hem bir yalanın parçası olduğumuzu biliyor hem de dürüstlüğümüzün bu birazcık yalanla esnetilebilecek kadar güçlü olduğuna inanabiliyoruz.

Yalanı tanımlarken bile 'birazcık' dedik, sempatikleştirdik! Tam bu tip bir mantık çalıştırarak bazı yalanları dürüstlüğümüzü zedelemeyecek yalanlar olarak tanımlamaya meyilliyiz. Buna da 'uydurma faktörü' deriz, bu faktörün sınırları içerisinde vicdanımızı rahatsız etmeyecek bazı ihlalleri yapmaya hazırız.

Örneğin hız sınırı 82 km/h olan bir otoyoldan 100 km/h ile geçip giderken kurduğumuz mantık bizi bir suç işlemediğimize kolayca ikna eder, mantığımıza bakacak olursak sadece kuralları biraz esnetiyoruzdur.

Bazen sosyal medyada, yeni insanlarla tanışmayı umduğumuz platformlarda boyumuzu, kilomuzu 'birazcık' değiştirmeye ne demeli?

Onlarca örnek var, önemli olan burada kurallarla mantığımız arasındaki boşluğu neyle doldurduğumuz, yanıt basit: Bahaneler!

Kimseye bir zararım yok.

Herkes yapıyor, sadece ben değilim.

Kırmızı ışıkta geçen varken benimki de bir şey mi?

Fakat bahanelerin rahatlatıcı etkisi tek başına gelmiyor, bahaneler arttıkça ortaya çıkan ihlallerin çapı da büyümeye başlıyor.

Bir adım ileriye gitmeden önce hepimizin birer öteki olduğunu unutmadan, topluca haykıralım: Herkes yalan söyler!

Burada basit bir genellemeden bahsetmediğimizi davranışsal iktisatçı Dan Ariely'nin 40.000 kişi üzerinde yaptığı deneyle netleştirelim.

Ariely ve ekibi, yaptıkları deneyde katılımcılara basit işlemler olan bir kağıt verip işlemlerde yaptıkları doğru yanıtları zihinlerinde tutmalarını söyledi. Ardından hiçbirinin kağıdına bakmadan tüm kağıtları alıp kağıt parçalayıcıya atarak katılımcıların kaç soruyu doğru yanıtladıklarını sordular. 

Kimisi 4, kimisi 6 soru yanıtlamıştı fakat bildikleri sorular kadar bilmedikleri bir şey vardı, kağıt parçalayıcı katılımcıların doldurduğu kağıtları parçalamayacak biçimde değiştirilmişti. Yani kimin kaç soru yanıtladığı bilgisi Ariely ve ekibinin ellerindeydi. 

Peki, sonuç neydi?

Katılımcıların %70'i yanıtları not ettikleri kağıdı kimse görmeyeceğini düşünerek yalan söyledi!

Çok küçük bir oran tam anlamıyla hile yapmış, tüm soruları yanıtladığını belirtip sadece birkaç soru yanıtlayabilmişti. Büyük çoğunluk 'birazcık' hile yapmıştı.

Bu insanlar arasında bizler de varız. Çünkü yalan söylemenin ardındaki motivasyon bir fayda sağlamadan ibaretse bunu yalan makinesi tespit edebiliyor çünkü faydanın hazzını suçluluk duygusuyla bastırabiliyoruz.

Fakat kişiler direkt fayda sağlamadıkları durumlarda, başkasına iyilik yaptıklarını düşünerek yalan söylüyorlarsa yalan makinesi bile bu yalanı tespit edemiyor çünkü içsel bir muhakeme yok, iç rahatlığı var.

İlginçtir, bu tip bir iç rahatlığı çevremizde yalan ve hileye olan tahammülden de besleniyor. Yani etrafımızda hile yaptığını bildiğimiz insanlar varsa ve onlara müsamaha gösteriliyorsa biz de eşiğimizi güncellemeye hazırlanıyoruz. Hız sınırı örneğinden ilerlersek, diğer sürücülerin bizden daha yüksek hızlarda seyretmesi fakat ceza almaması 'normal olan hızı' güncelliyor.

Kuralları çiğnerken bu kuralı koyan kaynağın bize uzaklığı ilginç biçimde davranışımızı etkiliyor. Örneğin bizimle ilgilenmediğini bilsek de bir gözetmenin sınav olduğumuz sınıfta olduğunu bilmek bile ahlaki olarak sınırlarımızı daraltıyor.

Tıpkı yapılan deneylerde, deneyden önce hile yapmayacağına dair belge imzalatılan katılımcıların sadece bu ahlaki norma bağlı hissederek hiç hile yapmaması gibi, bazı detaylar bizlerin dürüstlük algısını tamamen değiştirebiliyor.

Peki bu tip davranışlar farklı kültürlerde farklı oranlarda mı gerçekleşiyor? Hayır! Benzer deneyler Türkiye, Japonya, Almanya ve ABD'de aynı koşullarda gerçekleştirildi.

Sonuçlar her zaman aynı oldu. Belirli bir ahlaki zemin oluşmadığında kural ihlallerini engellemenin mümkün olmadığı sonucuna ulaşabiliriz. Yani herkesin kurallara uyma eğiliminde olduğuna inanmadığımız sürece otoyollarda hız sınırlarını ihlal etmeye devam edeceğiz ve buradaki yasa ihlali bizim için olağan olmaya devam edecek.

Hep birlikte, bütüncül bir değişimin parçası olduğumuzda ihlallerin yerini hoşgörü alır mı, ne dersiniz?

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
aperfectcircle

uyuz şöförsen ya yola çıkmayacaksın ya da en sağ şeritten gideceksin, en sol şeritten yavaş yavaş gidiyo orospu çocuğu yolda vermiyo,sonra bir sürü trafik.. sorun bizim sistemde.. geçen yurtdışında bir ülkeye gittim 4 şeritli yol her yer kamera sağ 2 şerit max hız 90, sol 2 şerit 120, yavaşsan sağdan gidiyorsun mecburen 120 lik şeritte 60 la gidersen yiyorsun cezayı. Duyar falan kasamayacağım hız sınırı saçma sapan bir şey yeni arabalarla yavaş gitmek hızlı gitmekten daha zor.

badcboy54

yazıda yazılanların yorumlarda olması da yazının ne kadar gerçek ve doğru olduğunun kanıtı.

derdi27

devletin koyduğu hız sınırları çok düşük.. adam çevre yolunda. 70 hız sınırı koymuş.. inan 70'le gidilse trafik tıkanır o yolda

fchinaski

Trafikte hala var diye 25 yillik arabalara gore belirleniyor kurallar. Kimse aksini iddia etmesin. 3 seritli dumduz yola 50, 5 seritli dumduz yola 82 sınırı koymanin baska aciklamasi yok. Bazi kurallar cignenir sayet sartlar uygunsa. Alkol kullanmam, direksiyondayken sohbet dahi etmem; arabamin sınırlarını ve kendi becerilerimi bilirim. Abartmadan yeri geldiginde cignerim o kurali. Yoksa mumkun degil binilmez şahsi bir araca.

fchinaski

İzmir Cesme otobaninda bile karsidan karsiya yuruyerek gecmeye calisan insanlar var, oraya da koyun madem 50 limitini. Yayalarla hicbir ilgisi yok bu kurallarin. Kimi araba vardir 200le giderken tak durabilir; kimi araba vardir 70 ile giderken duramaz. Piyasadan kaldirmak yerine ceza yazmayi tercih eden bir sistem bu, kim ne derse desin

sbstnbjk

Trafik kuralları uluslararası standartlar gözönünde bulundurularak belirlenir. Yıllarca yaşanan tecrübeler, uzmanların görüşleri, bilimsel çalışmalar sonucu, insanların güvenliğini ve rahatlığını düşünerek optimum fayda sağlayacak şekilde bu kurallar koyulur. Öyle sizin sandığınız gibi birisi çıkıp burada hız sınırı 50 olsun dedi diye kural koyulmaz. Mesela şehir içinde bütün yaya geçitlerinde yayalara yol verme zorunluğu vardır. Şehir içinde hız limitinin 50Km/s olmasının sebebi budur.

sbstnbjk

Karşıdan karşıya geçecek bir yayayı görüp güvenle durabileceğiniz maksimum hız 50 olarak belirlenmiş. Ancak Türkiye'de yayalara geçiş üstünlüğü gibi bir kuraldan kimsenin haberi olmadığı, kimse uymadığı için şehir içinde 50'yle gidilir mi diye artislik yaparlar. (Aşağıdaki iki yorumda görebilirsiniz.)Yılın 3-4 ayını Avrupa'da kalanını Türkiye'de geçiriyorum, hergün araç kullanıyorum. Avrupa'da hız sınırına uyunca bir sıkıntı yaşadığımı görmedim. Türkiye'de hız sınırları aynı ama uyarsam diğer sürücüler en iyi ihtimalle kornayı kökleyip 7 sülaleme söverler.

Görüş Bildir