Tanzimatçı Mustafa Reşid Paşa'dan Islahat Fermanı İçin Ağır Eleştiriler!

33PAYLAŞIM

Mustafa Reşid Paşa denilince hemen akıllara Tanzimat geliverir. Tanzimat denildiğinde dahi durum bundan farklı değildir. Peki Tanzimat ile bu kadar iç içe geçmiş bir isim olan Reşid Paşa, esasında bir nevi kendi eserinin devamı olan ve onu tamamlayan Islahat Fermanı'nı neden onaylamıyordu?

Islahat Fermanı özünde birtakım farklılıklar içeriyordu fakat, Reşid Paşa'yı bu hadiseyi eleştirmeye sevk edecek özel durumları da vardı.

Islahat Fermanı'nın üst düzeydeki mimarları olarak görülen Âli ve Fuad Paşaları o yetiştirmişti. Fakat bu iki devlet adamı hocalarıyla fikir ayrılığına düşmüş, ondan farklı görüşlere meyletmişlerdi. Reşid Paşa bu mesele dolayısıyla ikisine de şahsen kızgındı. Oysa yetiştirdiği bu iki şahsın biri Sadrazam diğeri de Hariciye Nazırı idi.

Ferman dini hassasiyetler bakımından imparatorluk içerisindeki grupları rahatsız etmesinin yanı sıra, siyasi bir problemi de içerisinde barındırıyordu.

Ruslarla yapılan harp bitmişti. Fakat Osmanlı müttefiki olan İngiliz ve Fransızlar kendi menfaatlerine uygun bir antlaşma çıkartmaya çalışıyorlardı. Islahat Fermanı, bu antlaşma için Osmanlı elinde iyi bir koz olabileceği söylenerek oldu bitti ile kabul ettirilmek isteniyordu. Neticede ferman 1856'da Paris Antlaşması öncesinde ilan edildi edilmesine, ama her yandan tepkiler gelmeye başladı. Tabii bu hadiseleri dışarıdan izleyen Mustafa Reşid Paşa da olumsuz eleştirenlerden birisiydi.

Reşid Paşa aslında bu işin başında olan eski çıraklarına hücum ediyordu. Özetle dedikleri şöyleydi:

Fermanın kopyasını okuduğumda Devlet-i Aliyye'nin istiklal ve şanını yaralayacağını gördüm ve üzüntümü etrafa anlattım. Bilmem bu sözler birisinin politikasına dokunduğundan mıdır nedir, ''bazı eski vekiller yaptığımız iyi işlere itiraz ediyor, bunları mahkeme etmedikçe rahat edemeyiz'' yollu konuştuklarını işittim. Kendimce muhakemeye hazırım ve padişahımıza sadakat çerçevesinde bildiklerimi söylemekten çekinmeyeceğim açıktır. Böyle giderse saltanatın şu savaşta ettiği fedakarlıklar ve çektiği zorluklarla müttefik devletlerin çabaları ve uğraşları da faydasız kalacaktır.

''Hristiyan takımına akıllara sığmayacak ayrıcalıklar verilip şımartılmaması devlet aklının gereği iken, buna dikkat edilmemiş oluşu acayiptir''

Bu, Devlet-i Aliyye'nin 600 senelik rengini tersine çevirecek ve ehl-i İslam ile Hristiyan arasında mazallah katliamlara sebep olacak bir şeydir. Saltanatın eski adeti üzere bu topluca alınan bir karar olsaydı, devlet bunu uygulamada güçlük çekmezdi. Halbuki birkaç kişi arasında alelacele alınmıştır. Hiç değilse ilandan 10-15 gün önce şehirlere gizli bir mektupla bildirilip, yerel yöneticilerin halkı buna hazırlaması sağlanabilirdi. Bu fermanın hükümleri saltanatın kendi içerisinde oluşturduğu kanunlara benzemeyip, 3 devletin elçileriyle konferanslarda kararlaştırılmıştır. 

Yukarıda belirttiğimiz eleştiriler, aslında Reşid Paşa'nın içerisinde bulunduğu dönemi iyi analiz ettiğini gösteriyor.

Paşanın, rekabette olduğu devlet adamlarını eleştirmek motivasyonuyla yazdığı bu satırlar, esasında bugün çoğu tarihçinin Islahat Fermanı'nı değerlendirirken dile getirdiği ve dikkat çektiği noktalardır. Mustafa Reşid Paşa durumu isabetli tespit ettiği gibi, devlet adamlarını da gelecek için uyarıyordu. Fakat görünen o ki bu tenkitler, şahsi çekişmelerin bir yansıması olarak değerlendirilmiş ve Paşa'nın üzerine bastığı noktalar pek dikkate alınmamıştır. Tabii Reşid Paşa'nın bunları her şey bittikten sonra yazdığını ve zamanlama olarak fermanın ilanına müdahale etmek istemediğini de unutmamalıyız.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Gizli Kullanıcı

bu nasıl başlık aq? sanki 2 saat önce söyledi de yeni manşet oldu. sanki Erdoğan Kılıçdaroğlu hakkında konuşmuş da onu manşet yapmışlar. oldu olacak sonuna “bakın ne dedi?” yaz editör

Görüş Bildir