Sanal Ortamda İnsan Beyni Yaratarak Beynimizin Tüm Sırlarını Çözmeyi Amaçlayan Yüzyılın Projesi HBP

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

İnsan beyni hem şaşkınlığımızı tepe noktaya ulaştıracak karmaşıklığa sahip hem de bu karmaşıklığın yanında öyle şifreler barındırıyor ki tam anlamıyla nasıl çalıştığını kavramak hayli zor. Bu yüzden nakli imkânsızlığın eşiğinde ve bu binlerce bilgisayara eş 'organik makine' hakkında çok az şey biliyoruz.

Mavi Beyin Projesi'yle başlayan ve İnsan Beyni Projesi'ne evrilen çalışma insan beynine dair bilgilerimizin sınırını genişletirken büyük soruyu soruyor: Acaba laboratuvar ortamında insan beyninin modelini çıkarabilmek mümkün mü?

Beynin tamamı olmasa dâhi bir kısmının simülasyonunu yaratabilmek mümkünse aslında bilinç mefhumuna da bir açıklama getirmeye yakınız demektir.

Bu da belli oranda bilince sahip bir 'şey' üretebilmenin yolunu bize açabilir. Beynin simülasyonu bize böyle bir kapı aralayabilir, Nevada Üniversitesi'nde neredeyse 10 yıl önce başlayan projenin yarattığı heyecanın kaynağı da bu!

İnsan beynini anlamak ve açıklamak bize ne kazandırır?

Toplum içerisinde uyum sağlanması zor ve bozulması da bir o kadar kolay denklemlere bağlı fakat toplum olmadığında bireyler de varlık sağlayamayacağı için toplumsal uyumu sekteye uğratan zihinsel süreçleri çözebilmek savaşların bile sonunu getirebilecek o mühim yanıtı bulmamızı sağlayabilir.

İnsan beyni üzerine ortaya atılan kaziyeleri kemirgen beyinlerinden elde etmek uzun vadede akılcı değil.

Bu sebeple artık insan beyni üzerinde direkt çalışabilmenin yolunu aramak gerekiyor. Üstelik bu beyni, zihni anlayabilmek zihinsel bozuklukların önüne geçebilecek kilit noktaları da ortaya çıkaracağı için iki milyardan fazla insanın tedavisi varsayımsal çözümlerin ötesinde mümkün olabilir.

Sebepler ortadayken hedefe ulaşmanın ilk aşaması olan Mavi Beyin Projesi dahilinde insan beynini modellemek için öncelikle fareler üzerinde çalıştılar.

144 TB kapasiteli bir RAM aracılığıyla bir kedinin neredeyse 1 milyar nöron, 10 trilyon sinapstan oluşan beyninin bir simülasyonunu yaptılar. Kedinin beyninden 100 kat yavaş çalışsa da projeye adını veren 'Mavi Madde' sayesinde beynin şemasını ortaya çıkarmayı başardılar.

Projenin başarıya ulaşması ardından ekip İnsan Beyni Projesi için çalışmalara başladı.

İddia insan beyni seviyesinde yükseldiğinde araştırmaların gerektirdiği fon da artmıştı, İnsan Beyni Projesi için 250'den fazla araştırmacıdan oluşan proje için 1 milyar dolarlık fon arayışına çıkıldı.

Ve hayal olarak görülen fon Avrupa Komisyonu tarafından 2013'te sağlandı. Henry Markram ve ekibi 1.3 milyar dolarla çalışmalarına başladı.

Hedefleri 10 yıl boyunca sürecek araştırmalar sonucu insan beyninin tam kapsamlı simülasyonunu oluşturmaktı, sanal nöronlarla sanal ilaçların testi yapılabilecek, gizem çözülecekti.

Detaylara inmeden önce biraz projeye hayat veren kişiden, Markram'dan bahsetmek gerek.

1994 yılında doktora sonrası araştırmalarını gerçekleştirirken yaşayan iki nöronu birbirine eklemlemeyi başaran Markram'ın en büyük projesi hayat bulmuştu.Onun hikayesinin başladığı bu yıllar ve sonrasında sürdürdüğü odaklı çalışmalar beynimizin temel fonksiyonlarının nasıl yitirildiği ve nasıl çözümler getirebileceğimiz üzerineydi.

Meslektaşları farklı çalışmalara yoğunlaşırken onun bu denli odaklı olmasının sebebiyse oğlu Kai'nin otizme sahip olmasıydı. Bilimsel çalışmalarını bir gün oğluna ne olduğunu anlayabilmek için yönlendirmişti.

Proje 2013'ün sonlarına doğru Lozan'da bulunan EPFL'de yürütülmeye başlandı.

Beyin tek incelenmiyordu, görmek, tatmak yahut hissetmek de başlıca verileri beyne iletiyordu. Tam da bu sebeple her biri ayrı uzmanlığa sahip 80 ortak enstitüden biri olarak Türkiye'den Sabancı Üniversitesi projeye dahil oldu.

Dr. Volkan Özgüz ve Prof. Yaşar Gürbüz'ün başını çektiği ekiple nörobenzetimli bilgi işlem mimarileri konusunda destekler sağlandı, yani düşük enerjiyle çalışabilen yeni bilgi işlem devreleri geliştirme görevini üstlendiler.

Araştırmacılar beynin haritasını çıkarıyor, hekimler nörolojik hastalıkların teşhisi için yöntem geliştiriyordu.

Tüm bu veriler çalışma tamamlandığında derlenen veriler bir süper bilgisayara taşınacak ve simülasyon ortaya çıkacaktı. Normal bir bilgisayarın en az bin katı güce sahip bir bilgisayar gerekliydi, verilerin karmaşıklığını tahmin edin! Süper bilgisayarların gelişiminin de önünü açacak bu proje kimi bilim insanlarına göre nörobilimin gelmiş geçmiş en kıymetli çalışmasıydı!

Projede oluşturulan teknoloji yol haritasını kullanarak beynimizi nesnel verilerle hedefleyen yeni bilim cihazları üretmek amaçlanıyordu.

Bir ayağı sağlık ve nörobilime basarken diğer ayağı teknolojide gerçekleşecek ve hayatımızı kökten değiştirebilecek devrimsel hedeflerdeydi.

Fakat proje başladıktan iki yıl sonra ekibin içerisinde anlaşmazlıklar baş gösterdi.

Markram bir televizyon programında yaptığı açıklamanın yarattığı çeşitli sansasyonlar sonucu projedeki pozisyonunu yitirdikten sonra onun basına konuşması bir nevi yasaklandı.

Yeni direktör Christoph Ebell'a göre Markram toplantılara tüm ısrarlara rağmen katılmıyordu, projeyi gayriresmi olarak terk etmişti.

İnsan Beyni Projesi özellikle Avrupa'da derin bir bilimsel ayrışma yaratmıştı.

2014 Temmuz'unda proje için 800 imza bir çırpıda toplanmış, aynı dönemde bir grup bilim insanı tarafından da çalışmanın coğrafi kapsamı konusunda boykot edilmişti. Böyle büyük etkileri olan proje yarı yolda kalamazdı, kalmadı da.

Bu karmaşa nihayetinde son buldu ve Philippe Gillet direktörlüğünde ekip eski özverisiyle yeniden çalışmalara başladı, halen de tüm hızıyla bu çalışmalar sürüyor.

Günün sonunda tüm bu sorunların kaynağı projenin yönetiminde değil, Avrupa Komisyonu'nun karar mekanizmalarında olduğu düşünüldü. Son basın bildirisinde proje beynin haritalanması konusunda büyük bir aşama kaydetti hatta 3 boyutlu zihinsel atlasımızın ortaya çıkması projesinde sona yaklaşıyoruz. Bilmenin heyecanıyla talipteyiz!

(Detayları takip etmek ve bu nörobilimsel maceranın ortağı olmak isterseniz buradan projenin web sitesine erişebilirsiniz.)

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

Bilimweb
Görüş Bildir