onedio
article/comments
article/share
Haberler
İstanbul’a Âşık Olan Fransız: Pierre Loti’nin Hüzünle Yazdığı Şehir

etiket İstanbul’a Âşık Olan Fransız: Pierre Loti’nin Hüzünle Yazdığı Şehir

Bazı şehirler fethedilir.

Bazıları inşa edilir.

Bazıları da… uzaktan gelen bir yabancının kalbini ele geçirir.

19.yüzyılın sonlarında bir Fransız deniz subayı, Osmanlı İmparatorluğu’nun yorgun başkentine ayak bastı. Adı Julien Viaud’du. Ama dünya onu başka bir isimle tanıyacaktı: Pierre Loti.

O İstanbul’u sadece görmedi.

Onu bir hatıra gibi sakladı.

Bir sonbahar gibi sevdi.

Ve belki de en çok, onun kaybolmakta olan haline âşık oldu.

Bu bir aşk hikâyesi.

Ama aynı zamanda bir yüzleşme.

 

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Julien Viaud’dan Pierre Loti’ye

Julien Viaud’dan Pierre Loti’ye

1850’de Rochefort’ta doğan Julien Viaud bir deniz subayıydı.

Denizler onun mesleğiydi.

Yazmak ise gizli tutkusu.

Doğu’ya ilk gelişlerinde – özellikle 1876’da İstanbul’a vardığında – karşılaştığı şehir, Avrupa’da anlatılan egzotik masallardan çok daha karmaşıktı. Osmanlı İmparatorluğu çöküş sürecindeydi. Tanzimat reformları yapılmış, Batı etkisi artmış, ama devlet siyasi ve ekonomik olarak kırılgandı.

Ve tam da bu kırılganlık, Loti’yi büyüledi.

O, güçlü bir imparatorluğun ihtişamına değil;

yavaş yavaş sönmekte olan bir medeniyetin hüznüne tutuldu.

“Aziyadé” ve Bir Şehrin Romanlaşması

“Aziyadé” ve Bir Şehrin Romanlaşması

Loti’nin 1879’da yayımlanan romanı “Aziyadé”, yarı otobiyografik bir metindi. Hikâyede bir Osmanlı kadınına âşık olan bir Fransız subayın trajik ilişkisi anlatılır. Ancak bu roman aslında bir aşk hikâyesinden fazlasıdır.

Aziyadé, İstanbul’dur.

Dar sokaklarıyla, ahşap evleriyle, minarelerin arasından yükselen akşam ezanıyla, mezarlıkların servi ağaçlarıyla çevrili sessizliğiyle…

Loti’nin İstanbul’u modernleşen bir metropol değil,

zamanın dışında kalmış bir rüya şehridir.

Ve işte burada ilk yüzleşme başlar:

Loti gerçekten İstanbul’u mu sevdi,

yoksa kendi hayal ettiği Doğu’yu mu?

Eyüp: Bir Fransızın Sığınak Arayışı

Eyüp: Bir Fransızın Sığınak Arayışı

Loti’nin en sevdiği yer Eyüp’tü.

Bugünkü Pierre Loti Tepesi’nin bulunduğu o mezarlık yamaçları… Haliç’e bakan o manzara… Servilerin arasındaki kahve…

O, burada saatlerce oturur, defterine notlar alırdı.

Çünkü Eyüp, onun gözünde “bozulmamış” Osmanlı’nın simgesiydi.

Galata’nın Levanten karmaşası, Pera’nın Avrupai vitrinleri, Beyoğlu’nun modernleşen yüzü ona fazla “Batılı” geliyordu.

Loti, değişmeyen İstanbul’u arıyordu.

Ama İstanbul değişiyordu.

Ve belki de Loti’nin aşkı tam olarak buydu:

Kaybolacağını bildiği bir şehre duyulan aşk.

Osmanlı’ya Duyduğu Hayranlık

Osmanlı’ya Duyduğu Hayranlık

Pierre Loti yalnızca bir romancı değildi. O, Osmanlı’nın Avrupa’daki en güçlü savunucularından biri hâline geldi.

Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı döneminde Osmanlı lehine yazılar yazdı. Avrupa basınında Türkleri savundu. Hatta bu nedenle Fransa’da eleştirildi.

İstanbul’da ise kahraman gibi karşılandı.

1920’lerde işgal altındaki İstanbul’da, Türk aydınları onun desteğini unutmadı. Adına bir tepe verildi. Bir kahve onun ismini taşıdı.

Bir yabancı, bir şehrin hafızasına kazındı.

Bugün Pierre Loti’ye baktığımızda iki farklı yorum ortaya çıkar.

Bir görüşe göre o, İstanbul’u gerçekten seven, Osmanlı kültürüne saygı duyan bir entelektüeldi.

Diğer görüşe göre ise Loti, Doğu’yu romantize eden bir oryantalistti. Gerçek İstanbul’un karmaşıklığını değil, kendi aradığı mistik ve melankolik Doğu imgesini yazdı.

Gerçek belki ikisinin arasındadır.

Çünkü Loti’nin İstanbul’u, tarihsel bir belge değil;

bir ruh hâlidir.

O, imparatorluğun çöküşünü bir trajedi olarak gördü.

Modernleşmeyi bir kayıp gibi hissetti.

Ama şehirler kimsenin duygularına göre sabit kalmaz.

İstanbul’un Batılı yazarlar üzerindeki etkisi benzersizdir.

İstanbul’un Batılı yazarlar üzerindeki etkisi benzersizdir.

Byron’dan Lamartine’e, Nerval’den Loti’ye kadar birçok isim bu şehre hayran kaldı.

Ama Loti’nin farkı şuydu:

O, İstanbul’un ihtişamına değil;

yorgunluğuna âşık oldu.

Belki de bu yüzden yazdıkları hâlâ etkileyici.

Çünkü İstanbul hâlâ biraz yorgun, biraz hüzünlü bir şehir.

Orhan Pamuk’un “hüzün” kavramıyla tarif ettiği kolektif melankoli, Loti’nin satırlarında erken bir yankı bulur.

Bugün Eyüp’te o tepeye çıktığınızda turistler fotoğraf çeker, çay içilir, manzara izlenir.

Ama biraz dikkatli bakarsanız, hâlâ o eski sessizliğin izlerini görebilirsiniz.

Servilerin arasından süzülen rüzgârda,

Haliç’in ağır akan suyunda,

akşam ezanının yankısında…

Bir Fransız subayın defterine düşen notların gölgesi vardır.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Pierre Loti İstanbul’u sevdi mi?

Pierre Loti İstanbul’u sevdi mi?

Evet.

Ama belki de daha doğru soru şu:

İstanbul, Loti’nin sevdiği şehir miydi?

Yoksa o, kaybolmakta olan bir zamanı mı seviyordu?

Şehirler değişir.

İmparatorluklar yıkılır.

Ama bazı aşklar, bir tepenin adına yazılır.

Ve bazen bir yabancı,

bir şehrin en romantik tanığı olur.

Twitter

Instagram

YouTube

Facebook

Linkedln

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam