Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı

219PAYLAŞIM

İran ve 2016'nın Yeni Bölgesel Dengeleri | Ünal Çeviköz | Radikal

İran ve 2016'nın Yeni Bölgesel Dengeleri | Ünal Çeviköz | Radikal

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) İran’ın nükleer dosyasıyla ilgili Kapsamlı Eylem Planı’nda öngörülen temel yükümlülüklerini yerine getirdiğini 16 Ocak 2016 tarihinde açıkladı. Ajans’ın raporuna göre İran’ın uranyum zenginleştirici santrifüjlerini 5000 adet seviyesine indirdiği, alçak düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını da 300 kilograma düşürdüğü belirtiliyor.

Raporun açıklanmasıyla birlikte İran’a uygulanan yaptırımlarda da yumuşama başlatıldı. ABD nükleer konularla ilgili önlemlerini kaldırıyor, en önemlisi de İran’la iş yapan yabancı şirketlere yönelik yaptırımları durduruyor. AB ise İran’a nükleer konularla ilgili olarak uyguladığı yaptırımlarını hemen durdurdu. Bu durum AB’nin İran petrolüne yönelik ambargosunun da sona erdiği anlamına geliyor. BM de İran’a uygulanan mevcut yaptırım kararlarını sonlandırarak BM Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararını yürürlüğe koydu.

Haberin Tamamı İçin:

Zarif Diplomasi | Ceyda Karan | Cumhuriyet

Zarif Diplomasi | Ceyda Karan | Cumhuriyet

Türkiye’yi yöneten siyasi aklın irrasyonel politikaları nedeniyle biz “cehennemin__kapılarından” girerken; komşumuz İran, “şeytanın bacağını kırıyor”. İran’ı yöneten siyasi akıl iki yıldır “rasyonel” ve “zarif” diplomasinin ardından, uluslararası yaptırımları çöpe attırmayı başardı. İranlıların 12 senedir “ulusal gurur” haline getirdikleri nükleer programları üzerinden sağladıkları başarı, Ortadoğu’da siyasi ve ekonomik dengeleri derinden etkileyecek. 

***

İran’ın, dünya güçleri ile tartışmalı nükleer programını; yaptırımların kaldırılması karşılığında, atom silahı edinmeyeceğini garantileyecek şekilde sınırlandırması sayesinde vardığı anlaşma, 14 Temmuz 2015’te imzalanmıştı. BM Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEK) Ortak Kapsamlı Eylem Planı uyarınca İran’ın teknik adımları attığını cumartesi akşamı teyit etti. Dakikalar içinde BM, ABD ve AB, nükleer programla bağlantılı yaptırımları kaldırdı. İran “bölgenin nükleer gücü” olarak tescillendi. Bu İran için hem prestij, hem para demek: 
√ İran’ın yurtdışında 50-100 milyar doları bulan dondurulmuş varlıkları serbest kaldı.

Haberin Tamamı İçin:

Ankara Senaryosu Baskın Seçim | Mehmet Tezkan | Milliyet

Ankara Senaryosu Baskın Seçim | Mehmet Tezkan | Milliyet

CHP Kurultay’ı için Ankara’daydım.. Fırsat bu fırsat dedim; Başkentte ne konuşulduğuna kulak kabarttım..

Kulak kabartmakla kalmadım..

Bir süre sonra içine girdim..

Konuştuk, tartıştık, söyledikleri hem aklıma yattı, hem yatmadı..

Ankara senaryosunu..

Konuştuklarımızı, tartıştıklarımızı aktarayım..

Kararı siz verin..

*

Dediler ki; AKP, daha doğrusu Beştepe uygun bir zaman bekliyor.. Baskın seçim, yıldırım seçim yapacak..

Yaptıracak..

Dedim ki; niye?

Haberin Tamamı İçin:

Başkan Eşittir Devlet midir? | Zeynep Gürcanlı | Sözcü

Başkan Eşittir Devlet midir? | Zeynep Gürcanlı | Sözcü

Başkanlık sistemini konuşurken, bunları da konuşmak lazım.
“Devlet eşittir başkan/Cumhurbaşkanı” mıdır?
ABD Başkanı Barack Obama geleneksel “Birliğin durumu” konuşmasını yaptı. Salonda, vekiller ve senatörlerin dışında, ABD Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları ile Yüksek Mahkeme yargıçları da vardı.
Obama konuştukça, zaman zaman salon heyecanlandı; vekiller ayağa kalkıp alkışladı.
Ancak ABD Başkanı’nın konuşması sırasında ne askerlerin, ne de yargıçların kılı kıpırdamadı. Alkışlamadılar, onaylamadılar. Adeta taş gibi durdular.
Bunun nedeni var; başkan siyasi bir figür. Oysa askerler devleti, yargıçlar ise adaleti temsil ediyor o salonda… Siyasi figürün konuşmasına verecekleri tepki, ya devleti ya da hukuku bağlayacağından çok dikkatliler. Çünkü onlar tarafsızlar. Siyasetten değil devletten yanalar.
Ve ABD gibi güçlü bir demokraside “devlet eşittir başkan” gibi bir denklem yok.
Oysa Türkiye’de mevcut durum çok farklı.

Haberin Tamamı İçin:

Herkes Erdoğan'a Çalışıyor | Mehmet Y. Yılmaz | Hürriyet

Herkes Erdoğan'a Çalışıyor | Mehmet Y. Yılmaz | Hürriyet

- Son "bugün seçim olsa" araştırmaları gösteriyor ki HDP bugün seçim olsa barajın altında kalacak.
- Bu parti, sadece Batı’da değil, Doğu ve Güneydoğu’da da oy kaybediyor.
- MHP’nin durumu da kritik. Barajın kıl payı üzerinde görünüyor ve bugün seçim olsa barajın altına yuvarlanması da işten değil.
- CHP malum, bağladığın yerde durmaya devam ediyor.
- AKP ise şimdiden 55’leri görmüş durumda.
- Bu tabloya bakınca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aklından neyin geçtiğini anlayabilmek de mümkün oluyor.
- Denediği ve 1 Kasım seçiminde sonucunu aldığı “gerilimi arttır, düşmanları çoğalt, oyları kap” stratejisi öyle görünüyor ki bir olası erken seçimde hep hayalini kurduğu 400 milletvekilini hizmetine sunacak.

Haberin Tamamı İçin:

Aleviler, Tarikatlar ve Cemaatler İçin Ne Getiriliyor | Abdülkadir Selvi | Yeni Şafak

Aleviler, Tarikatlar ve Cemaatler İçin Ne Getiriliyor | Abdülkadir Selvi | Yeni Şafak

Sultanahmet'teki canlı bomba eyleminin gölgesinde kaldı ama Alevi sorununun çözümüyle ilgili önemli bir adım atıldı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Alevi temsilcilerle bir araya geldi. 

Alevi sorununun çözümü ilk kez, bu hükümetin programında geniş bir yer buldu. Ama Başbakan Davutoğlu onunla yetinmedi. Hükümetin 3 aylık, 6 aylık ve 1 yıllık hedeflerinin yer aldığı, ”Strateji Belgesi”nde Alevilik'le ilgili bölüm, 3 aylık öncelikli hedefler arasına alındı. 21 Mart 2016 tarihi ilan edildi. Böylece ilk kez hükümeti bağlayıcı bir takvim ilan edildi.

Davutoğlu, başbakanlık görevini üstlendiği günden bu yana Aleviliği kendisine önemli gündem maddelerinden biri yaptı.

Hacıbektaş-ı Veli Dergâhı'nı, Dersim'de cemevini, Ankara'da Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi'ni ziyaret etti. Alevi önde gelenleriyle görüştü. Alevilerle bir sinerji yakalamayı başardı. Alevi sorununun çözümü için, ”pozitif” yaklaşımı esas alan bir bakış açısının hâkim olmasını sağladı. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde AK Parti listelerinden Alevi kökenli isimlerin milletvekili adayı olmasını sağladı. Bir bölümü Meclis'e girdi.

Haberin Tamamı İçin:

Topluma Yöneltilmiş Susturuculu Silah | Büşra Erdel | Zaman

Topluma Yöneltilmiş Susturuculu Silah | Büşra Erdel | Zaman

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ‘Barış İçin Akademisyenler' bildirisini imzalayanların gözaltına alınmasına “Endişe verici bir trendin parçası.” dedi.

Yabancı devletlerin ülkemizde yaşananları ‘trend' diyerek açıklaması bir yana, adını ne koyarsak koyalım bu ülkede yaşananlar aklı başında herkes için endişe verici. Savcılığın, bin 128 akademisyenin imzaladığı bir bildiriden, “Teröre destek bildirisi yayınlamak, Terör örgütü propagandası yapmak, Milleti, devleti, hükümeti aşağılamak, Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” gibi dört ayrı suç çıkarabildiği düşünülünce, nasıl bir trendle karşı karşıya olduğumuz anlaşılıyor. ‘Derin'i ile düzüyle bu devlet tekerrürden ibaret.

Geçmişe baktığımızda ‘iç düşman' kapsamında sayılan dindarlar, aydınlar, gazeteciler için sırayla Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 163, 312, 301 gibi maddeleri dönem dönem işletildi. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, ‘Türklüğe hakaret (TCK 301)' suçundan dava açılmasıyla hedef haline getirilerek öldürüldü. Yarın Dink'in ölüm yıldönümü. Bu açıdan TCK 301, üzerine ‘kan' bulaşmış bir madde. Eskiden belli bir kesimi susturmak için sadece belli bir suç maddesi gündeme getirilirdi.

Haberin Tamamı İçin:

Hoşgeldin Komşu | Ufuk Uras | Yeni Yüzyıl

Hoşgeldin Komşu | Ufuk Uras | Yeni Yüzyıl

Ermenistan milletvekili Akhoyan Aragats bu hafta TBMM’yi ziyaret etti. İlk defa gerçekleşen böylesine anlamlı ve tarihi buluşmayı medyamız atladı. AKP, CHP ve HDP’li milletvekilleriyle görüşen Aragats, Ermenistan- Türkiye ilişkilerinin normalleşmesi ve iki ülkenin meclisleri arasında bir fiili dostluk grubu kurulması için çaba gösteriyor.

1915’in 100. yılı geride kaldığından 2016’da daha soğukkanlı, yapıcı ilişkilerin tesisi mümkün.

Türkiye hem Azerbaycan’la hem de Ermenistan’la önkoşulsuz ilişkiler kurabilir. Hemen bütün Türki Cumhuriyetlerin Ermenistan’da büyükelçilikleri var. Ciddi bir Azeri nüfus barındıran İran, bu ilişkileri kurabilirken Türkiye’nin, bir türlü kilitlenen protokollerin ötesine geçememesi anlaşılır gibi değil.

Abdullah Gül milli maç için Erivan’a gittiğinde meclisten katılan tek vekil olduğum ve Erdoğan’ın taziye mesajında da orada bulunduğumdan, atılacak olumlu adımların nasıl sevinçle karşılandığının tanığıyım.

Geçen yıl yine Türkiye’den Erivan’a giden tek siyasi kimlik olarak bu konuda somut adımlar atılabileceğine inanıyor, meclisimizi ziyaret eden Aragats’a teşekkür ediyorum.

Haberin Tamamı İçin:

Hürriyet Düşerken! | Ayşenur Arslan | BirGün

Hürriyet Düşerken! | Ayşenur Arslan | BirGün

Türkiye çok büyük bir oyunun son perdesine geldi. Ne yazık ki, oyunun nasıl sona ereceği şimdiden belli (GİBİ?).

Türkiye’nin dinamikleriyle, sosyal sınıfların son durumuyla ve elbette medyanın haliyle, oyunun finalini değiştirmek imkânsız görünüyor.

Bizlere de, en fazla durum tespiti yapıp uyarmak kalıyor. Bu yazıda ben de bunu yapacağım. Oyunun son perdesini Hürriyet ile Hürriyet üzerinden anlatmaya çalışacağım.

•••

Malum, Doğan Grubu, 1 Kasım seçimleriyle birlikte yolun sonuna geldiğini düşündü. Seçimlerden sonraki iki ay boyunca yaşananlar / yaşadıkları, kararlarını netleştirdi. Ve grubun başına, uzun zamandır kızakta olan, SARAY’A EN YAKIN İSİM damat Mehmet Ali Yalçındağ’ı getirdi. Bu, ricatta son hamle. Artık –en azından uzun bir süre- sandık yolu gözlemeyecekler. Bir oraya bir buraya yalpalamayacaklar. Beyaz teslim bayrağını gönderden indirmeyecekler. Kendilerini damat Yalçındağ ve onun aracılığıyla Erdoğan’ın ellerine bıraktılar. Onların rüzgârı nereden eserse oraya yelken açacaklar.

Haberin Tamamı İçin:

PKK Caydırılmalı mı Yok mu Edilmeli? | Metin Gürcan | T24

PKK Caydırılmalı mı Yok mu Edilmeli? | Metin Gürcan | T24

Askeri stratejideki en önemli kavramlardandır caydırıcılık. Küresel güvenlik ortamındaki hayati dengeleme mekanizmalarından olan caydırıcılığı hasma verilen ‘Eğer bana saldırırsan, ben de sana karşılık veririm ve günün sonunda sen daha çok bedel ödersin’ mesajı olarak tanımlamak mümkün. Her ülke caydırıcılık üretmek için asker besler, silah alır ve güvenliğe para harcar. 2014 yılında yaklaşık 1.5 trilyon $ olan küresel silah pazarında (dünya ekonomisinin yaklaşık 40’da biri) aslında harcanan her bir dolar tam da bu caydırıcılık dengesini kurabilmek içindir. ‘Bana bulaşırsan günün sonunda sen pişman olursun’ mesajı verebilmek için her bir devlet milyarlarca $’ı güvenliğe yatırır ve belki de hiç bir zaman kullanılmadan çöpe gidecek silah sistemlerini almaya, belki de ömründe bir defa bile savaşmadan emekli olacak askerleri beslemeye devam eder.

Devletler arasında caydırıcılık dengesinin oluşması için 3 önemli şarta ihtiyaç vardır:

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir