Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bir Öykü Yazmanın İnsana Hayat Hakkında Öğrettiği 12 Benzersiz Şey

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Hikaye yazmayı daha önce denemiş tüm insanların bildiği gibi, yeni dünyalar yaratmak insanı pek çok açıdan değiştirir ve geliştirir. Üstelik bu değişimi ve gelişimi okumakta bile bulmanız zordur; yazmak bir başkadır a dostlar...

1. Hikaye yazma işinin eşi benzeri olmayan bir meditasyon olduğunu fark edersiniz.

Çünkü bilirsiniz ki, o masanın başına geçip düşünmeye ve yazmaya başladığınızda dış dünyayla olan irtibatınız tamamen kopacaktır. Kendinizi bambaşka bir âlemde; zihninizin çakıllı yollarında, gizemli dağlarında ve huzurlu bahçelerinde bulacak ve hikayeyle birlikte akıp gideceksinizdir.

2. Yalnızlığınızı gidermek için insanlara değil, yalnızca bir kalem ve bir kağıda ihtiyacınız olduğunu görürsünüz.

Çünkü yazarken kendinizi yalnız hissetmediğinizi fark etmişsinizdir. Size eşlik eden karakterler ve sizi içine çeken apayrı bir dünya vardır. Ve buna sahip olmak, kimi zaman her türlü dosttan daha iyi hissettirir.

3. Hayat fazla sıkıcı göründüğünde her zaman kaçabileceğiniz başka bir dünyanın var olduğunu bilirsiniz.

İlla ki masanın başına geçmeniz de gerekmez elbette. İlginizi çekmeyen bir sohbetin ortasında kaldığınızda, bir yerde sıranızın gelmesini beklediğinizde ya da canınızı sıkan çok fazla ayrıntı olduğunda daima kaçacak bir yeriniz vardır. Yarattığınız dünya artık kendiliğinden akmaktadır ve gerçek bildiğimiz çoğu şeyden çok daha gerçektir.

4. İnsanları çok daha fazla gözlemlemeye, neyi neden yaptıklarını ya da söylediklerini çok daha iyi anlamaya başlarsınız.

Yeni karakterler yaratıp onları anlamaya çalıştıkça, etrafınızdaki insanların da arzularını, eksikliklerini, iyi ve kötü yönlerini çok daha net bir biçimde görmeye başlarsınız. Herkes kendisine yarattığı bir kişilik çerçevesinde ve tamamen şablona uygun olarak hareket etmektedir. Her şey ne kadar da basittir...

5. Ve bu da daha anlayışlı bir insan olmanızı sağlar, içinizde insanları daha yakından tanıma isteği uyandırır, iletişim becerinizi artırır.

Yazdıkça insanlarla daha fazla iletişim kurmaya ihtiyaç duyarsınız çünkü yaratıcılığınızı besleyen önemli etkenlerden biridir insanlar. Hoşlandığınız ya da hoşlanmadığınız herkesi dinlemek, nasıl bir hayat yaşadıklarını ve bugün oldukları konuma nasıl geldiklerini öğrenmek çok fazla ilginizi çekmeye başlamıştır.

6. İçinizdeki duygu ve düşünceleri kağıda dökmenin bir insana anlatmaktan çok daha rahatlatıcı olduğunu fark edersiniz.

Aslında bizi rahatlatan şey çoğu zaman, anlattıklarımıza karşılık bir cevap almak değildir sevgili dostlar. Yalnızca anlatmak, içimizdeki duygu ve düşünceleri dışarı çıkarıp rahatlamak isteriz. Bunu yalnızken yapmanın da pek çok yolu vardır ve bazı insanlar için, içlerinden en iyisi de yazmaktır.

7. Yarattığınız dünyada gerçekleşen her şeyin sizin kontrolünüzde olması, kendinize olan güveninizi artırır.

Yazdıkça sahip olduğumuzdan bîhaber olduğumuz potansiyeli açığa çıkarırız ve zihnimizin yaratma kabiliyetini gördükçe büyüleniriz. Kafamızın içerisinde binlerce fikir ve binlerce olasılık dönmektedir ve işlerin ne yönde ilerleyeceğine karar verecek olan da yalnızca bizizdir. Bu da bizi yazdığımız hikayenin tepe noktasına yerleştirerek hem büyük bir güç, hem de büyük bir sorumluluk verir.

8. Sizden başka kimse okumasa bile, vaktinizi ve emeğinizi verdiğiniz şeyin sonuçlarını görmek mutlu olmanıza sebep olur.

Zaman geçtikçe önünüzde kelimeler, cümleler, sayfalar birikmeye başlar ve siz olmasaydınız onların da hiçbirinin olmayacağını bilir, verdiğiniz emeğin değerini anlarsınız. Elbette herkes yarattığı şeyi paylaşıp başka insanların takdirini kazanmak ister fakat bunu yapmasanız bile sadece yazmakla yaşadığınız tatmin hissi sizin için yeterli olur.

9. Yazdıklarınızı okumak, bu süreç içerisinde ne kadar değiştiğinizi görüp şaşırmanıza sebep olur.

Günler, aylar, hatta yıllar önce yazdığınız hikayeleri okumak, size o zamanlar nasıl bir insan olduğunuzu hatırlatır ve o zamandan bu yana ne kadar değiştiğinizi düşünmenizi sağlar. Kendinizi tüm bu süreç çerçevesinde değerlendirir, iyi ya da kötü yönde nasıl bir değişim geçirdiğinizi sağlıklı bir şekilde analiz edebilirsiniz.

10. Yarattığınız karakterleri zaman içinde kendiniz kadar iyi tanır, herkesin hayata kendine ait küçük bir pencereden bakmakta olduğunu fark edersiniz.

İnançların, hayallerin, doğruların ya da yanlışların dünyada ne kadar insan varsa o kadar fazla olduğunu fark edersiniz ve kimseyi yargılamadan kendi kişiliğinizi oluşturmanın hayatta yapılabilecek en önemli şeylerden biri olduğunu idrak edersiniz.

11. Kendinizi ifade etmek konusunda ustalaşırsınız. Duygu ve düşüncelerinizi en uygun kelimelerle ifade etme yeteneği kazanırsınız.

Artık kelimeler sizin en önemli silahınızdır. Kendinize dair her şeyi, kelimeleri ustalıkla kullanarak karşı tarafa aktarabilme yeteneğine sahip olur, bu yolla daha sağlam ve ayakları yere basan ilişkiler kurmaya başlarsınız.

12. Ve yaşamın da bir hikaye olduğunu; bir başkarakter olarak bunu değiştirebilecek gücün de yalnızca sizin elinizde bulunduğunu anlarsınız.

Gerçekten de hayat bile metnin dışında değildir sevgili dostlar. Bunu bir kez anladığınızda, hikayenizi güzelleştirmenin yalnızca kendi ellerinizde olduğunu anlarsınız. Peki siz, nasıl bir hikayenin içinde yer almayı tercih ediyorsunuz?

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
herasyoi

Yazmak çoğu insanın felaketi olmuştur, üstte anlatılan sadece ilk zamanlar, sonra gelinen nokta yıpratıcı

katilice

Çok mantıklı. Ama sanırım günlük yazmayı tercih ederim.

balthazar

Bence insanlar şu yukarıda yazılan 12 maddeyi hissedecekler diye yazmaya kalkmamalı. Çünkü insanların çok büyük bir kısmı bu işte berbat.

Gizli Kullanıcı

Yazmak bir tutku hâline geldiğinde ise daha çok okuma isteği baskınlaşıyor.Sonra kalem ve kağıt elime geçti mi durdurabilene helâl.

taner-bayram

"Yazmadan önce yalnızdım; yazdıktan sonra daha da yalnız."

balthazar

Biraz bozuk bir cümle mi oldu sanki bu?

taner-bayram

Hasan Ali Toptaş'ın...Hem bence devrile devrile giden cümleler yazmalı insan... :)

balthazar

Bu birleşik yapılı cümlende ikinci cümlenin yükleminde fiilimsi eki kullanmamışsın. Bu da insanın birinci cümlediki fiilimsi ekiyle tamamlama yapmasına sebep oluyor. Yani cümle kulağa şöyle geliyor. ''Yazmadan önce yalnızdım; yazdıktan sonra daha da yalnızdım.'' Hadi diyelim cümleyi olduğu gibi değerledirdik yazdıktan sonra daha da yalnız dediğinde üçüncü tekil kişiyi işaret ediyormuşsun gibi duruyor. Onu da geçtim yazdıktan sonra daha da yalnızım gibi bir anlam çıkarırsak yine olmuyor zaman zarfı ve yüklem uyuşmuyor. Bu sözü ben ''Başlarken yalnızsın, bitirdiğinde daha da yalnız.'' diye hatırlıyorum ve bu kulağa düzgün geliyor.

taner-bayram

Peki :)

balthazar

tmm hıı hı demeyi unutmuşsun.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

Tercih
Görüş Bildir