Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bilim İnsanlarına Göre Bilinçlerimizi Bilgisayar Ortamına Aktararak Ölümsüz Olmamız An Meselesi!

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Bugün ABD'nin Kaliforniya eyaletinde bir grup bilim insanı ve onlara finansal destek saylayan bir grup milyoner, zihinlerimizi bilgisayar ortamına akatararak bizleri ölümsüz kılacak bir yöntem geliştirmeye çalışıyorlar...

Ekibe göre bilinçlerimizi bilgisayar ortamına tamamen aktarabilmemiz için yalnızca birkaç seneye ihtiyacımız var.

Şimdi bir ameliyat masasında yatmakta olduğunuzu hayal edin. Bilinciniz yerinde ancak tamamen hissizsiniz ve hareket edemiyorsunuz. Yanınıza insansı bir makine geliyor ve çevik hareketlerle kafatasınızdan bir kemiği çıkartarak yapması gereken işe koyuluyor: Yüksek çözünürlüklü mikroskobik reseptörleriyle beyin kimyanızı bütünüyle tarıyor ve elde ettiği verileri eş zamanlı olarak güçlü bir bilgisayara aktarıyor.

Makine, beyninizde bulunan milyarlarca nöronu tarayarak onlar arasındaki karmaşık bağlantıları kayıt altına alıyor.

Bir yandan topladığı verileri bilgisayara aktararak üç boyutlu bir model oluşturuyor; diğer yandan da beyninizin taranan kısımlarını biyolojik atıkların toplandığı çöp kutusuna atıyor. Çünkü onlara bir daha ihtiyacınız olmayacak!

İnsan yaşamınız sona erdi; artık hayatınızı bir makine olarak sürdüreceksiniz!

Artık bilinciniz bedeninizden ayrıldı ve yaşamınızı tamamen farklı bir gerçeklikte sürdürmeye başladınız. En azından ABD'nin Pensilvanya eyaletinde bulunan Carnegie Mellon Üniversitesi'nden Profesör Hans Moravec'in tasarladığı senaryo bu şekilde. Moravec'e göre insanlık gelecekte biyolojik bedenlerinden koparak buna benzer prosedürlerle bilincini sanal ortama aktaracak.

Aynı inancı paylaşan Ray Kurzweil de insanlığın hayvanî yaşamdan kopmakta olduğunu savunuyor.

Kurzweil'e göre tüm içeriği bilgisayar ortamına aktarılacak olan bilinçlerimiz, bize yalnızca ölümsüzlüğü değil, aynı zamanda genişletilmiş yetenekleri de bahşedecek. Sözgelimi elektronik ortamdaki zihinlerimiz, daha önceden sahip olduğumuz biyolojik zihinlerimize göre çok daha hızlı çalışacak. Bu da hâlihazırda sahip olduğumuz nöronlar arası yüz trilyon kadar bağlantının çok daha hızlı ve efektif çalışacağı anlamına geliyor.

Konuyla ilgilenen bilim insanları, bu planın en geç 2030 yılında gerçeğe dönüşeceğini belirtiyor.

Ortaya atılan iddia oldukça sarsıcı. Çünkü bilinçlerimizi sanal ortama aktarmamız demek, hayat bildiğimiz şeyin kökten değişmesi anlamını taşıyor. Araştırmacılar, içinde yaşadığımız evrenden tamamıyla kopmaktan, kendi tasarladığımız bir çevrede yaşamaya başlamaktan, ölümsüzlüğü mümkün kılmaktan ve bilişsel yeteneklerimizi istediğimiz ölçüde geliştirebilmekten söz ediyor.

Randal Koene de kurduğu "Carboncopies" isimli şirketle konu üzerinde çalışan bilim insanlarından bir diğeri.

Koene, eğer nöronlarımız ve onlar arasındaki bağlantılara dair tüm bilgileri elde edebilirsek, bu sistemin yan ürünü olan bilinci de bilgisayar ortamında temsil edecek duruma gelebiliriz. Ancak bunun için öncelikle supercomputer olarak adlandırılan çok güçlü işemci ve hafızaya sahip bilgisayarların geliştirilmesi gerekiyor. Çünkü insan beyni, bugüne kadar geliştirdiğimiz tüm bilgisayarlardan çok daha güçlü ve karmaşık bir yapı.

Son adım ise dünyaya benzer, içinde yaşayıp birbirimizle iletişim kurabileceğimiz bir simülasyon geliştirmek...

Buraya kadar anlatılan kısım, zihnimizi sanal ortama aktarmakla ilgiliydi. Ancak zihin sanal ortama aktarılınca ne olacak? Kendi tekilliği içerisinde kendini fark etmesi mümkün olacak mı? Araştırmacılar, bilgisayar ortamındaki bilincin kendinin farkında olması ve yaşamını sürdürebilmesi için sanal ortamda hepimizin içinde bulunacağı bir simülasyonun geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Tıpkı beyin haritamızı çıkararak sanal ortama aktarmak gibi, simüle edilmiş bir evren yaratmak da şu an için teknolojimizin başarabildiği bir şey değil. Ancak konuyla ilgilenen bilim insanları için tüm bunlar on üç sene içerisinde mümkün olacak; biz de bekleyip göreceğiz...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
platon

FRİNGE'de William Bell tarafında hayata geçirilmiş bir olaydı. Umarım ellerini çabuk tutarlar, eğer Matrix'deki gibi bir reality simülasyon ortamına geçebilirsek işte cenneti kendi ellerimizle yapmış oluruz. Düşünsene hiçbir fiziksel yasanın olmadığı, uzayın derinliklerinde özgürce ve kasksız süzülebildiğin bir dünya...

jaymz-jetfeeld

Biri soktumu pc'ye türüjeni anlarsın yaşamayı.

hackersafe

Chappie !?!?

iparla

ya arkadaşlar fikir kocaman bir yalan. akıllıca uydurulmuş bir hayal. tamam fikir mümkün ama bu fikir insanlık için iyi bir şey değil ki. kölelik gibi bi şey. kimin tasarladığı sanal evrende hangi sanal sınırlarla yaşayacaksınız? matrix gibi düşünün. neo matrix'ten çıkmaya çalışıyordu, bu adam bizi matrix'in içine sokmaya çalışıyor.

feyk

fermi paradoksunun yegane nedenide bu olabilir. evrende yasamin basliyabilcegi milyar kere milyar gezegen var ve bunun icin onca milyar yil gecmis, buna ragmen evren neden bu kadar bos, neden cevremizde baskalarini goremiyoruz. belkide gelisimin dogal seyri bu yondedir. bir medeniyet yeterince gelisip singularityi asdikdan sonra bilincini sanal bir evrene yukliyerek gercek evrenden ve onun acilarindan, tum limitlerinden siyriliyordur.

Gizli Kullanıcı

Evrenin boş olup olmadığını bilmiyoruz. Daha kapıdan dışarı bile çıkamadık.

feyk

Basit yasami uzak gezegenlerde tespit etmekden cok uzagiz. Daha exoplanetlarin varliklari yeni yeni kesfediliyor. Ama 13.6 milyar yillik evrende, 50milyar dunya tipi gezegen olan samanyolunda tek bir medeniyet cok degil bizden 10 milyon yil once yola cikmis olsa tum samanyolunu kolonilestirmesi, her koseye yayilmasi 5milyon yil surmezdi. Kaldiki bizden milyarlarca yil daha ileri medeniyetlerin olmasi cok olasi. Bu durumda etrafimizda gelismis medeniyetlerin izlerini gormemiz gerekmezmi. Benim kasdettigim bosluk, sessizlik bu. Ya gamma isini patlamalari gibi buyuk felaketler gecmiste evreni duzenli olarak yasamdan sterlize etti, bu seviyeye ilk ulasan medeniyet gercekden biziz, yada medeniyetin ileri safhalarinda gelismis medeniyetler bizim algilayamadigimiz cok farkli boyutlara, gercekliklere gecis yapiyorlar. En basitinden izmir korfezinde yada istanbul bogazinda yasayan bir balik surusu ne kadar yakininda olsada hemen dibindeki sehirdeki medeniyetin teknolojinin farkinda olabilirmi.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriBilim
Görüş Bildir