Bedelli Gündeminden Tarihe Bir Bakış: II. Mahmud Döneminde Askerlik 12 Yıldı!

-

Bedelli askerlik yapacakların görev yerleri ve zamanları açıklandı. 600 binden fazla adayın ve yakınlarının gündemini alan bu gelişmeden yola çıkarak, askerliğin eski düzenine değinmek istiyoruz.

Vatandaşların zorunlu askerlik yapması, Fransız İhtilali sonrasında oluşan yeni vatan-devlet anlayışı çerçevesinde 19. yüzyılda ortaya çıktı.

Bu modern dönemlere kadar ordular ya paralı askerleri kullanırlardı ya da görevli olan sınıflar tamamen mesleği askerlik olan kişilerdi. Osmanlı ise bilindiği gibi Yeniçerileri kullanmaktaydı. Seferlerde ise ordunun büyük çoğunluğunu yine, tımar sistemi içerisinde yetişen süvariler ve onların başındaki beyleri oluştururdu.

Fransız İhtilali devrinin Osmanlı padişahı III. Selim, Nizam-ı Cedid adı altındaki yenileşme programında orduya da el atmıştı.

Yeni kışlalar ve düzenli birlikler oluşturup modern savaş bilimine uygun teşkilatlanmaları hedefleyen padişah, ne yazık ki, uzun süredir bir bela haline gelmiş olan Yeniçerilerin son kurbanı oldu. 1807'deki isyanla tahttan indirilen padişah, bir yıl sonra yine bir saltanat karmaşası içerisinde IV. Mustafa'nın emriyle acımasızca katledildi. Fakat bu olaydan yeni padişah olarak çıkan II. Mahmud eski tecrübelerden fazlasıyla ders alacak ve amcasının bıraktığı yenileşme hareketlerini hakkıyla tamamlayacaktır.

II. Mahmud aydınlanmış bir padişahtı, ama aceleci davranmadı. Yeniçeriliği tarihe gömmek için tam 18 yıl bekledi.

Ordudaki kritik kademelere güvendiği adamlarını yerleştiren padişah, aynı zamanda azılı Yeniçeri liderlerini uzaklaştırıp tasfiye etti. Yerel kuvvetler halinde palazlanan ayanları da fırsat buldukça bertaraf ettirdi. Neticede bu durumu gören Yeniçeriler 1826'da son isyanlarına kalkıştılar ve sadece kendileri değil, bütün geçmişleriyle birlikte tarihe gömüldüler.

Yeniçerilik kaldırılmasına kaldırılmıştı fakat ordunun yeniden yapılandırılması hiç de kolay olmayacaktı.

Hali hazırda 1821'den beri süren Yunan İsyanı vardı. Bunun üzerine 1827'de Navarin'de Osmanlı donanmasına saldırıldı. Hemen ardından hem Rus Savaşı çıktığı gibi hem de Kavalalılar Mısır'da isyan başlattılar. Böyle bir gündemde askerlik süresi tam 12 yıldı!

Yeni orduya alınacaklar bölgelerden kura ile seçiliyordu. Fakat bu bir düzensizliğe sebep olmakta ve yerel nüfusun özelliklerine uygun şekilde asker alımı yapılamamaktaydı. Dolayısıyla genç nüfus azalıyor, bölgelerin demografik ve buna bağlı olarak ekonomik-sosyal yapıları sarsılıyordu.

Askere genellikle Müslüman gençlerden kuvvetli ve sağlıklı olanlar alınıyordu. Belirli bir aylık ücretleri vardı. Medrese talebeleri ve birtakım imtiyazlılar ise askerlikten muaftı.

Bahriyede istihdam edilen az sayıda gayrimüslime rastlansa da genel olarak gayrimüslimler de askere alınmıyordu. Nitekim bu duruma bir düzen arayışı başladı ve Tanzimat ile bu ilan edildi. Abdülmecid döneminde askere alımların düzensizliğinden bahsedilerek bunun bir yoluna koyulması hedefleniyordu. Askerlik süresinin 5 yıla sabitlenmesi ve asker alımlarının da düzenli-adaletli bir şekilde yapılmasına çalışıldı.

1856 Islahat Fermanında açıkça askerlik görevinin ''her vatandaşın sorumluluğu'' olduğu ifade edilmiş ve gayrimüslimlerin de askere alınacağı sinyali verilmiştir.

Fakat bu durum bütün azınlıklar arasında tartışma konusu oldu. Eskiden beri ödedikleri cizye karşılığında askerlikten muaf sayılan gayrimüslimler bu yeni kanuna karşı çıktılar. Neticede cizye kaldırılmış olsa da ''bedel-i askeri'' adıyla bu usul yine eskisi gibi devam etti. 

I. Dünya Savaşı öncesi İttihat Terakki döneminde her vatandaşın askerlik yapması kararlaştırıldı. Kara ve denizde farklılık gösterse de askerlik süresi 5 yılı geçmiyordu. Böylece imparatorluğun son savaşında orduda görev yapan birçok gayrimüslim de mevcuttu.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ozturk-sadri-alisik

şafak değil şa fuck saymış adamlar bildiğin, mehtaplı geceler sayılmaz oldu, doğan güneş bize gülmez oldu

ahmetcan.oral.5

Nüfus olarak erriyip gitmiş koca ülke. Başka türlü 12 yıllık askerliğin mantıklı bir açıklaması gelmiyor aklıma.

erhan-eyidogan

ilk gün şafak, atarsa 4379..

miyavrem

ee   .

aleni-merit

Sen 12 yıl askerlik yap izini bilmediğin topraklarda can ver sonra savaşın asıl çilesini kadınlar çekiyor desinler kafalar olmuş navarin

sila-guzel2

Kadınlar çekiyor tabi. Sen gidip savaşıyorsun. Peki ya geride kalan kadının üzerine kalan çocukların geçim sıkıntısı? Namusunu koruma derdi? Kıtlık, ekonomik zorluk... Sen bunları kolay mı sanıyorsun? Bir de beklediğin kişinin geri dönmeme riski var? O yıllarda dul kalmanın ne demek olduğunu sen biliyor musun?

aleni-merit

Askere gitmiyorken çocukların geçim sıkıntısı, hem karısının hem kendisinin namusunu koruma derdi, kıtlık, ekonomik zorluk zaten erkek bireyin üzerine alması gereken yükümlülüklerdi. Şimdi level atladı bu birey. Yaban ellerde kendisiyle doğayla düsmanla yıllarca savaşması, emir gelirse ve gerekirse canını feda etmesi, iradesini rehin vermesi soğuktan donsa sikayet dahi etmemesi gerekiyor. Ödülü ise en fazla canlı dönebilmek . Elleriyle yürümek zorunda kalmamışsa yine iyi. Simdi geriye cekilip bakınca asıl çileyi beyninizin içinde vuku bulduğu kafatasınızın cekiyor olabileceģi kanaatindeyim.

sila-guzel2

Sen kadınları evde oturan objeler mi sanıyorsun? Kadınlar evvelden beri çalışıyordu? Tarlada çalışırken doğuran kadınlar vardı zamanında. Neyin laf ebeliği bu? Erkek gittiğinde eve para mı gönderiyordu sanıyorsun? Ay yılda bir kuruş gönderirse mucizeydi. Aç biraz tarih kitapları, zamanın sorunlarını oku. Gerçekten kadın evde oturuyor mu bir araştır.

aleni-merit

Ben hic bir kadın hic bir suretle sıkıntı yasamaz felan mı dedim. Neden bunu demisim gibi cevap veriyorsun? Tam okuduğuna ve ya okuduğunu iyi anladıgına emin misin?

Başlıklar

Bedelli AskerlikMısırSavaşYunanistan
Görüş Bildir