AKP'li Canikli 128 Milyar Doların Nerede Olduğunu Açıkladı: 'Hane Halkının Cebinde'

 > 
452PAYLAŞIM

AK Parti Ekonomi İşleri Başkanı Nurettin Canikli, ''Böyle bir piyasada 128 milyar doların buharlaşması, kaybolması gibi bir durum söz konusu değil. 75 milyar doların Türkiye'deki yerleşik gerçek ve tüzel kişiler satın almışlar, bankalardaki hesaplarında duruyor'' açıklamasını yaptı.

AK Parti Ekonomi İşleri Başkanı Nurettin Canikli Habertürk TV'de Kübra Par'ın 'Açık ve Net' programının konuğu oldu.

Canikli son dönemin gündemi olan ve muhalefet tarafından kayıp olduğu iddia edilen 128 milyar dolar hakkında açıklama yaptı

Canikli'nin açıklamalarından satırbaşları şöyle:

  • Önce buharlaştı denildi. Bu rezerv birilerine peşkeş çekildiği, hatta yurt dışına aktarıldığı bile söylenildi. Sayın Kılıçdaroğlu ve muhalefetteki bazı arkadaşlar tarafından ifade edildi. 

  • Türkiye ekonomisi esnek kur uygulayan ekonomi. Yani dövizin fiyatı piyasa tarafından belirleniyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 'bana getirilecek olan her TL'ye karşılık rezerv dövizi vermeyi taahhüt ediyorum' demektir bunun anlamı.

  • Böyle bir piyasada 128 milyar doların buharlaşması, kaybolması gibi bir durum söz konusu değil. 75 milyar doların Türkiye'deki yerleşik gerçek ve tüzel kişiler satın almışlar, bankalardaki hesaplarında duruyor. Bu paranın 75 milyar dolarını Türkiye'deki insanlar satın almış ve bankaya yatırmışlar. Büyük çoğunluğu TL mevduatlarını Dolar'a çevirmişler.

Merkez Bankası bilançosuna baktığımızda bu anlamda rezervin kendisi gözüküyor.

  • Sadece ismi değişiyor. Piyasaya TL vermek için bu yolla TL Dolar swapı yoluyla dahil ediyor. 2018-2019 yıllarında 30 milyar dolar cari açık oluşmuş. Bunun kaynağı da dış ticaret açığı ve ithalattır.

  • 75 milyar dolar bankada 36 milyar dolar hane halkının elinde, cebinde. Özel sektör borcunu ödemiş. Ödediği parayı Merkez Bankası'nın rezervlerinden almış. Özel sektörün yurt dışına olan döviz borcu, ithal ettiği mal, makine karşılığında borçlandığı, kullandığı krediden 43 milyar dolar ödemiş, 2020'de 43 milyar dolar azalmış.

  • Yabancı yatırımcı 2019'da 2.7 milyar dolar, 2020'de 9.3 milyar doları dışarı çıkarmış. Bunlar hangi paralar? Daha önce getirdiği paralar.

  • Siz Londra'daki tefecilere döviz sattınız iddiaları var. Hiçbir peşkeş yok. Bu dolarları ne zaman getirmişler Türkiye'ye? 2015-16-17'de getirdiler. 3 liradan, 4 liradan, 5 liradan TL'ye çevirdiler. Sonra bunları 6-7-8 liradan çevirdiler. En büyük zararı bunlar yaşadılar. Biz üzüldük. Londra'daki tefecilere bir aktarım söz konusu değildir. Bu insanlar 12 milyar götürmüşlerse getirdikleri rakam 20 milyar dolardır.

  • Dolayısıyla bir buharlaşma yoktur. Bunu herkes kabul ediliyor. O paraları iç ettiniz, suistimale konu ettiniz, peşkeş çektiniz, yurt dışına transfer ettiniz gibi akılla mantıkla izah edilmesi mümkün olmayan iddialarda bulundular. Bu iddialarda bulunanlardan bir özür bekliyoruz. Bunu beklemek hakkımızdır. Sayın İlhan Kesici, bir buharlaşmanın sözkonusu olamayacağını, 'ben konuşmayayım konuşursam partimizin oluşturmaya çalıştığı algı bozulur' dedi.

Bizi çiğ çiğ yerler

  • Merkez Bankası döviz piyasasıyla ilişkilerini üç yöntemle belirler. Doğrudan döviz alışı satışı yapar. Döviz alım ya da satış ihalesi yapar. Üçüncü piyasa oyuncusu gibi davranır. Üçüncü yöntem olağanüstü yöntem değildir. 2017'de protokole getirilen yöntem doğal yöntemdir. Bu yöntem 2017'de gündeme geliyor. Bir ara 2019'da bu protokol Hazine ile Merkez Bankası arasında yapılmış akabinde kullanılmaya başlanmış gibi söylendi. Sayın Mehmet Şimşek'in bakanlığı döneminde yapıldı. 

  • İhale yöntemi şöyle yapılır. İhale yöntemi, doğrudan satış alış yöntemi piyasaya müdahale olarak yapılır. Döviz piyasasında oynaklığı azaltmak amacıyla yapılır. Özellikle TL'nin aşırı değerlendiği yıllarda Merkez Bankası piyasaya döviz satarak doları yükseltmeye çalıştı; yani TL'ye değer kaybettirmeye çalıştı. Diyelim ki doların piyasa kuru 1.5. Merkez Bankası bunu 1.7'ye, 1.8'e çıkarmak istiyor. Türkiye ciddi bir ithalat sıkıntısıyla karşı karşıya kalıyor. Merkez Bankası ihaleyi yaparken diyor ki, 'piyasa 1,5 ama ben 1.6'dan, 1.7'den arttırım yapıyorum' diyor. Diyelim dolar yükseliyor, dalgalanma var. Bunu engellemek istiyor. Piyasa fiyatından daha pahalı dolar alıyor.

  • Merkez Bankası'nın 1,5 TL'den dolar alması mümkün iken 1.8'den dolar alıyor. Doların yükselmesini engellemek için piyasa fiyatının altından dolar veriyor. Piyasa 1 milyar dolar satılıyor. Piyasa fiyatı örnek olarak 6,5 lira diyelim. Merkez Bankası 6.2, 6.1, belki 6 liraya satıyor. Biz bu yöntemi kullanmış olsaydık. Piyasaya dolar satışını piyasa fiyatının altından satmış olsaydık bizi çiğ çiğ yerlerdi. Şu anda söylenecekleri tahmin bile edemiyorum. Hem ihale yönteminde hem doğrudan satış yönteminde aynı sakıncalar geçerli.

  • Bu yöntemle ticari banka vasıtasıyla piyasaya giriyor. Müdahale amaçlı değil. Müdahale amaçlı olsaydı Merkez Bankası bu dataları paylaşması gerekirdi.

Merkez Bankası'nın bu yolla ne kadar rezerv kullandığı rakamının açılması isteniyor.

Merkez Bankası bu yöntemle piyasaya kamu bankasını normal piyasaya dolar satan olarak gözüküyor. Dolar alan ya da satmak isteyenler bunu bankalar üzerinden yapıyor. Oyun kurucu olanlar, o piyasaya girip dolar alıp satma yetkisi olanlar gözüküyor. Modelin özelliği bu. Bu bilgilerin gizli kalması gerekir.

Merkez Bankası'nın bu yolla ne kadar rezerv kullandığı rakamının açılması isteniyor. Kılıçdaroğlu ve arkadaşların talep ettiği bankalardan döviz alanların açıklanması. Bu rakam aslında Merkez Bankası'nın bilançosunu dikkatle izlediğinizde görebiliyorsunuz. Merkez Bankası'nın 2019 ve 2020 yılında ticari banka vasıtasıyla ne kadar döviz verdiğini anlayabilirsiniz.

Piyasa şöyle işliyor. Oyuncular piyasaya giriyor. Döviz almak isteyen alım emri gönderiyor, şu fiyattan şu kadar dolar almak istiyorum diyor. Bir başka oyuncu da alım emri görülen fiyattan satım emri veriyor, eşleşme gerçekleşiyor. Satılan tüm dolarlar piyasa fiyatından satılmıştır. Piyasa fiyatının altında bir satış sözkonusu değil. Yöntem zaten buna imkan vermiyor.

Türkiye iflasa düşerdi

  • Bu alım emrine giren oyuncunun, piyasa yapıcı bankanın kimliğini döviz satan, Hazine adına döviz satan muhabir banka, kamu bankası görmüyor, bilmiyor. Sadece tutar ve miktar var, bunu görüyor. Böyle bir piyasa işleyişinde herhangi kişi ve kuruma ayrıcalıklı bir satış sözkonusu olmaz. Sistem buna izin vermiyor. 

  • Buna kör broker deniyor. İşlem gerçekleşene kadar brokırlerler kör, görmüyorlar. Bu piyasadaki işlemlerin objektif olma şartlarından bir tanesi budur. Karşı tarafta alıcı ve satıcının işlem sona erene kadar birbirlerini görmemeleri gerekiyor. Başta sayın Kılıçdaroğlu'na ve eleştirenleri bu modeli kullandığımız için bize teşekkür etmesi gerekiyor.

  • Merkez Bankası bunları bu yöntemle piyasaya vermesi gerekir miydi? Elbette gerekirdi.

  • Piyasada dolara talep varsa, dolar talebi piyasa dinamikleri tarafından karşılanamıyorsa, TL'nin konvertibil olması yüzünden bu talebi Merkez Bankası karşılaması gerekiyor. Eğer bu taahhüdünün gereği talep edilen dövizi vermek zorunda. Bir talep var TL'den dövize geçme talebi. Piyasa karşılamıyorsa Merkez Bankası karşılıyor. Aksi halde temerrüde düşer. Temerrüd ne demektir? İflas demektir.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir