Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Erdoğan ve Davutoğlu Hakkında Musul Rehineleri Suç Duyurusu

-

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran ve rehine yakını Muammer Taşdelen, IŞİD’in Musul Başkonsolosluğunda rehin aldığı 49 kişi hakkında 56 gündür hiçbir sonuç alıcı girişimde bulunmadıkları gerekçesiyle Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Ömer Önhon hakkında suç duyurusunda bulundu.

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran ve rehine yakını Muammer Taşdelen, IŞİD’in Musul Başkonsolosluğunda rehin aldığı 49 kişi hakkında 56 gündür hiçbir sonuç alıcı girişimde bulunmadıkları gerekçesiyle Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Ömer Önhon hakkında suç duyurusunda bulundu.

- “Rehineler salıverilsin, sorumlular yargılansın” diyen 10 bin imza da savcılıkta

Erdoğan’ın dosyası 2014/4327

Umut Oran ve rehine yakını Muammer Taşdelen Ankara Adliyesine giderek, Basın Suçları Soruşturma Bürosuna 2014/4327 hazırlık numarasıyla kaydedilen suç duyurusu ile change.org üzerinden toplanan 10 bin imzalı dilekçeyi teslim etti.

Erdoğan’ı, Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’ıyla eleştirdi

Adliye çıkışında kısa bir açıklama yapan Umut Oran, şöyle konuştu:

“Mehmet Akif Ersoy'un Safahat'ında bir şiir var arkadaşlar adı "Kocakarı ve Ömer" Dicle'nin kenarında bir kurtun aşırdığı koyunun hakkının dahi Hazreti Ömer'den sorulacağını yazar.

Akif’in adaletine bakın bir de Erdoğan’ın adaletine

Biliyorsunuz Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Akif'i de bu sözünü de çok sever. Evet, Dicle'nin kenarındaki Musul'da Türkiye Cumhuriyeti'nin başkonsolosu Öztürk Yılmaz ile personeli ve ailelerinden oluşan 49 kişi kaçırıldı. 56 gündür bu vatandaşlarımız ortada yok, buradaki aileler büyük acı içinde. Akif’in bir koyun için dahi ilahi adaletten bahseden yönetim anlayışına bakın bir de Erdoğan’ın anlayışına!

Çankaya yolunda şov malzemesi

Devletin birliğini dirliğini sağlayacağını iddia eden Erdoğan, yıllarca danışmanlığını yapmış olan başkonsolosu da Türkiye Cumhuriyeti’nin namusu olan personelini de Çankaya yolunda düzenleyeceği şov için malzeme yapmaktan çekinmedi.

“Papaz elbisesi dahi giyerim” anlayışı

“İktidar olmak için papaz elbisesi dahi giyerim” diyen anlayıştan herşey beklenir. sıkıştığı her alanda yaptığı gibi Musul’daki rehinelerle ilgili de yayın yasağı koyduran Erdoğan, bu ailelerin yüreklerindeki yangını ne zaman söndüreceksin? Şov mu yapacaksın ne yapacaksan yap bitsin artık bu azap.

IŞİD denilen belayı Türkiye’nin, bölgenin başına sen sardın nasıl kalkacaksın bu vebalin altından? Söyle IŞİD’çi dostlarına da salıversinler Türk vatandaşlarını. Aileler neler yaşadıklarını birazdan size kendi ağızlarıyla anlatacaklar.

İçtiğim milletvekili andım için buradayım

Peki, ben neden buradayım biliyor musunuz? Çünkü “toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve anayasa'ya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerek” milletvekili olduğum için buradayım.

Yemini unutanlara hatırlatmak için

İşte namusu şerefi üzerine ettiği bu yemini unutanlara kendilerine hatırlatmak için suç duyurusunda bulundum. 56 gündür kılını dahi kıpırdatmayan, cumhurbaşkanlığı seçimi için aleyhlerine kullanılmamasını önleme amacıyla apar topar sansür kararı aldırtan, ne yaparsa yapsın ayarını bozduğu bu adalet kantarının bir gün elbet onları da tartacağını anlatmak için, söz uçup yazı kaldığı için, Erdoğan’ın, Davutoğlu’nun, yargılanmaları için buradayım. bu işin sonuna kadar takipçisi olacağımızı da kimse unutmasın.

Aileler korkuyor

Ailelerin birçoğu korkuyor, ‘aman oğlumun kızımın başına bir şey gelmesin meslek hayatı yanmasın’ diye susuyor. Bu hasrete, acıya, Dışişleri’nin ilgisizliğine artık dayanamayan ve 10 bini aşkın imzayı toplayarak konuya ilgiyi çekmeye çalışan acılı aileler burada, sözü onlara bırakıyorum.

Suç duyurusunda ise Erdoğan ve Davutoğlu ile Müsteşar Yardımcısı Ömer Önhon’un neden yargılanmaları gerektiği şu şekilde dile getirildi:

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

ŞİKAYET EDEN                       : Umut ORAN (CHP İstanbul Milletvekili) – TBMM/Ankara

                                   : Muammer TAŞDELEN (… Çanakkale)

ŞÜPHELİ                     : Recep Tayyip Erdoğan

(T.C. Başbakanlık, Vekaletler Caddesi, Çankaya-ANKARA)

                                   Ahmet Davutoğlu

(Dışişleri Bakanı-Balgat Mah. Çankaya-Ankara)

Ömer Önhon

(T.C. Dışişleri Bakanlığı, Ortadoğu ve Asya Pasifik İşleri Müsteşar Yardımcısı, Balgat Mah. Çankaya-Ankara)

SUÇ                             : TCK m.257 Görevi Kötüye Kullanma, görevi ihmal,

TCK m.305 Temel Ulusal Yararlara Karşı Faaliyette Bulunmak İçin Yarar Sağlama

SUÇ TARİHİ     :  11.06.2014

KONU             : Şüphelilerin eylemlerine uyan suçlar gereğince cezalandırılmaları için kamu davası açılmasına ilişkin şikâyetlerimizin sunulmasıdır.

AÇIKLAMALARIMIZ:

Türkiye Cumhuriyeti’nin Musul Başkonsolosluğu 11 Haziran 2014 günü Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütü mensupları tarafından basılmış, 31 özel harekat polisi, 9 personel, 3 personel eşi, 2 bebek ve 4 Irak vatandaşı rehin alınmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti toprağı sayılan Musul Başkonsolosluğu Ankara’dan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’ndan giden ‘direnmeyin’ talimatı nedeniyle Özel Harekat polisleri herhangi bir direnç göstermeden Konsolosluk binası IŞİD mensuplarına teslim edilmiştir.

IŞİD Kuzey Irak ve Suriye’de insanların kafasını kesen, İslam Dininin kutsal saydığı peygamber türbe ve camilerini bombalayarak yıkan, yetişkin-çocuk demeden insan öldürüp, toplu tecavüzlerden çekinmeyen eli kanlı bir terör örgütüdür.

Musul Başkonsolosluğumuza yönelik tehditlerin Eylül 2013’ten itibaren yoğunlaşmaya başladığı Dışişleri Bakanlığı teşkilatının malumudur. 2014 yılının Ocak ayı başında Musul’da görevli Özel Harekat polisleri “olumsuz gelişmelerin yaşanmaya devam etmesi halinde konsolosluğun tahliye planın yapılmasını” talep etmiştir. Ancak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve bağlı ilgili bakanlık bürokratları konuya duyarsız kalmıştır. 10 Mayıs 2014’te ise Musul Başkonsolosluğumuz son olarak yeniden tahliye talep etmiş, ancak bu istem de kabul görmemiştir.  Müteaddit defalar tahliye için zırhlı personel taşıyıcı araçlar talep edilmesine rağmen oradaki personelin istemleri sürekli reddedilmiştir.

Musul Başkonsolosluğumuzla ilgili olarak yaşanan bu durum 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığı Teşkilat Kanunu uyarınca doğrudan bakanlık amiri konumundaki Ahmet Davutoğlu ile ilgilidir. Ahmet Davutoğlu, 56 gündür personelden haber alınamamasına rağmen sürekli durumu geçiştiren açıklamalar yapmış, “Gücümüzü sınamasınlar” tarzında cümleler sarfetmiştir. Rehine olayının ilk günlerinde kayıp personel ailelerinin yakınlarına düzenli bilgi verilirken, süreç içerisinde Dışişleri Bakanlığı bürokratları ailelerin telefonlarına dahi çıkmaz olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısında bakanlar kurulu Başbakan’a bağlı olarak görev yapmaktadır. 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında KHK’nin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun uyarınca Recep Tayyip Erdoğan Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı her yanlıştan müteselsilen sorumludur. Erdoğan da “tereyağından kıl çeker gibi” bu işi halledeceğini açıklamış, Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci nedeniyle yayın yasağı da koydurtarak olayın her boyutuyla tartışılmasını da önlemiştir.

Musul Başkonsolosluğu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin topraklarından sayılmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’nin kendi hükümranlığına, devleti itibarına yapılan bir saldırı da söz konusudur.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Irak Büyükelçiliği ve Musul Başkonsolosluğunun doğrudan bağlı olduğu Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu ve Asya Pasifik İşleri Müsteşar Yardımcısı Ömer Önhon bu rehin alma olayı ve sorunun çözülmeyerek Türkiye Cumhuriyeti Devletinin itibarının rencide edilmesi, Devlet alametinin küçümsenmesine aşağılanmasına yol açmışlardır. Şüpheliler zincirleme şekilde görevlerini ihmal edip, kötüye kullanmışlardır.

IŞİD Terör örgütü ile Hükümetimiz arasındaki ilişkiye dair zaman zaman çeşitli haberler de ulusal, uluslararası basına yansımıştır. Erdoğan yönetimindeki hükümetin IŞİD’e lojistik destek sağladığı iddiası yaygınlık kazanmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde IŞİD ile işbirliği yapıldığı seçim kampanyası kapsamında rehinelerimizin uygun bir şov zamanında salıverileceği öne sürülmektedir. Tüm bu ilişkiler TCK 305. madde kapsamındaki ulusal yararlarımıza karşı yapılan girişimler kapsamında değerlendirilmektedir.

Anayasa’nın 81. Maddesi uyarınca içtiği and nedeniyle bir milletvekili, vatandaşının hele ki yurt dışında yaşadığı bir sorunu takip etmek zorundadır.

HUKUKİ SEBEPLER     :TCK, 3056 Sayılı Kanun, 6004 sayılı Kanun ve sair tüm mevzuat.

DELİLLER                                 :Söz konusu rehine alma olayı ve Başbakan, Dışişleri Bakanı’nın konuyla ilgili açıklamalarına ilişkin internet sitesi, gazete çıktıları, bilirkişi, tanık ve her türlü yasal delil.

NETİCE VE TALEP      :Yukarıda açıklanan ve Başsavcılığınızca da resen gözetilecek nedenlerle, şüpheliler hakkında müsnet suçlarınağırlaştırıcı nedenleri de göz önüne alınarak gerekli soruşturmanın başlatılması ve cezalandırılması için kamu davası açılmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. 06.08.2014

Müşteki Umut ORAN

Müşteki Muammer TAŞDELEN

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Ahmet DavutoğluAnkaraBakanlar KuruluBaşbakanCumhuriyet Halk PartisiIŞİDIrakİstanbulRecep Tayyip ErdoğanSuriyeTerörTürbeTürkiye Büyük Millet MeclisiUmut Orantahliye
Görüş Bildir