Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Aysu Melis Bağlan Yazio: Spor Diplomasisi Neymiş ki?

28PAYLAŞIM
Yazio Banner

Her büyük kulübün aldığı uluslararası cezada, aynı nakarat: UEFA lobisi. 

Türkiye’nin lobisi güçlü değil. Güçlü olsa bu cezaları almayız. Uluslararası anlaşmalarımızın bütünü bizi güçlü kılmıyor yani bu mecrada. Sahi nasıl güçlenecek ki bu lobiler? Devletler neler yapıyor? Uluslararası ilişkileri barışçıl yollarla kuruyor, uluslararası sorunlarını barışçıl yollarla çözüyor. Tüm bu ilişkilerin adına diplomasi deniyor. Değişen dünya düzenine göre ihtiyaçların şekillenişi, ilişki biçimlerinin de diplomasiyi şekillendirdiğini söyleyebiliriz. Zira, diplomasinin eskisi var, yenisi var, küreseli, önleyicisi, mekiği var... 

Amacın uzlaşı olduğu yolculuğun adı, diplomasi. Henry Kissinger’a göre ise “yeni dünya düzeni.”

Sporun, futbolun olabilir mi diplomasisi? Nasıl yapılır?

Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün 2017 yazında, kamp programını sıkıştırarak bir maç için Çin’e gidişi; “Çin işkencesi” mi sizce de? Yoksa diplomatik futbolun ilanı, “Çin zaferi” mi? Futbolun ortak dili ne işlere yarıyor olabilir yeryüzünde, hiç düşündük mü?

Pinpon diplomasisi

Amerika’yı keşfetmeden; biraz geçmişe baksak mı acaba? Derslere konu olan pinpon diplomasisi var. Duydunuz mu hiç? 70’li yılların başında, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Pekin’deki bir turnuvayı fırsat biliyor. Amerikan masa tenisi takımını Çin’in başkentine gönderiyor. Buradaki temaslar sayesinde, o güne kadar kurulamayan ilişkiler, şıp diye kuruluveriyor. 

Kaybetme Diplomasisi Amerika’nın spor diplomasisi özgeçmişi bu hikâyeyle sınırlı değil elbette. Hem bu sefer, Tahran ile eski düşmanlığına son vermeye çalışan Amerika’nın, şansı da yaver gitmiş. İlk olarak, Futbol Dünya Kupası’nda Amerika Birleşik Devletleri’nin karşısına İran düşmesin mi? Futbol, Amerika’nın favori sporlarından biri değil. Haliyle, iddiaları da yok. İran ile ilişkileri düzeltmek için kolları sıvayan Amerika, 90’ların sonunda eline geçen bu fırsatı oldukça iyi kullanmış.

Öyle ki; tüm dünyanın televizyon ekranlarından izlediği dostluk şovu; sahada birlikte çekilen fotoğraflar, çiçek ve hediye takdimleri, nihayet forma değiş tokuşları iki tarafın da bu diplomatik fırsatı ustaca kullandıklarını göstermiş. Şu ayrıntıyı kaçırmayalım. Amerika’nın karşısına rakip olarak gelen diplomatik rakibine karşı ikinci ve en önemli şansıysa; maçı kaybetmesi olmuştur! Olur mu öyle şey, kaybetmekten şans olur mu, demeyin. Hak verirsiniz ki sonuç İranlıları coşturmuş, milli gururunu okşamıştır. Sahadaki spor dostu davranışlar sokaklara da yansımış. Zafer şenliklerinde, Tahran sokaklarında tek bir Amerika bayrağı yakılmamış! Kimse Amerika’dan “şeytan” diye söz etmemiştir. Neticede, skorda kaybeden Amerika Birleşik Devletleri, dış ilişkilerde pekâlâ kazanmıştır.

Türkiye’nin spor diplomasisi Türkiye’nin hiç mi spora dair diplomasi hikâyesi yok? Ne dersiniz?

2000’li yıllara geldiğimizde, Türkiye-Ermenistan milli takımları arasında oynanan maç ve iki ülke cumhurbaşkanlarının buluşması, yabancı basında da oldukça geniş yer bulmuştu. “Futbol diplomasisi barışmayı kesinleştirdi” denilmişti.

Bir de aklıma 2017’nin Kasım’ında, Beşiktaş’ın Monaco ile oynadığı UEFA Şampiyonlar Ligi maçına teşrif eden Avrupalı gazeteciler geldi. Hikâyeyi doğru okuduğumuzda, sadece bazı misafirlerin gelip Vodafone Park’ta maç izleyip döndüğünü söyleyemez; böyle sade bakamayız. Spor iletişimi ve futbol diplomasisinin en büyük örneklerinden biri yaşandı aslında, sessiz sakin. Evet, hikâye Vodafone Park’ta gerçekleşiyordu, ne kadar sessiz olabilirdi! Ancak bizim alışageldiğimiz spor medyası alışkanlıkları “daha hareketli” haberlerin peşindeydi her zaman. Dünyada da spor yayıncılığına ve literatüre biraz olsun hâkim olmak; Marca, beIn, La Gazetta Dello Sport, CNN, Sky gibi dünya medyası gazetelerinin bir maçınızı atmosferinin kendilerine verdiği yetkiye dayanarak -ki o çok tesirli bir atmosferdir, öylesi görülmemiştir- aktarıvermesi tüm dünyaya, öyle sıradan bir olay değildir. 

Ayrıca, o yetki size desibel rekorları kırdırabileceği gibi sıkı durun; sizi Beşiktaşlı bile yapabilir! Tıpkı farklı renklere gönül vermiş Almanya Yazarlar Milli Takımının bir seneliğine Borussia Dortmund’un bir sezonunun tamamına tribünlerden eşlik edip yaşadıkları durumu ve Dortmund’un o duygusal sezonunu kendi formasyonlarıyla anlatmaları gibi. Oyunu, “Sarı Duvar”a karşı okumalarının içlerinden birçoğunu Borussia Dortmund taraftarı yaptığına da; bir kolunuza edebiyatı bir kolunuza futbolu takıp Oyunu Okumak |Sarı Siyah Bir Yıl kitabını okurken şahitlik edebilirsiniz. 

Twitter

Instagram

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir