Tarlabaşı: Suriye'de Dışlanan Toplumlardan Birinin İstanbul'daki Sığınağı

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

İstanbul'un en işlek noktası Taksim Meydanı'nın hemen yanında, Tarlabaşı Bulvarı'nda koşuşturan, arabalara ve yoldan geçenlere su satmaya çalışan küçük çocuklar... 

Bu çocukların bazıları, Suriyeli Romanların oluşturduğu Dom Halkı adı verilen bir topluluğa mensuplar. Avrupa'da evsiz kalmış yaklaşık 26000 Dom Halkı çocuğu Orta Doğu krizinin unutulan yüzlerinden sadece bir kısmı.

Suriye'deki savaş patlak vermeden önce, ülkede yaklaşık 300,000 Dom nüfusu yaşıyordu. Şimdiyse İstanbul'da hayata tutunmaya çalışan toplam 366,000 Suriyeli göçmenin arasında kendilerine bir hayat kurmaya çalışıyorlar.  

Guardian,  bu üzücü durum karşısında bir şeyler yapmaya çalışan bir grup insanı, Tarlabaşı Toplum Merkezi'ni yazdı...

Fotoğraf: Alexandru Ilea

Bir zamanlar "Doğu'nun Paris'i" diye bilinen İstiklal Caddesi'nin arkasında Tarlabaşı Bulvarı uzanıyor. Fakat hayat burada bambaşka bir renge sahip; Tarlabaşı uzun yıllardır azınlık grubu göçmenlere, Romanlara, trans bireylere, seks işçilerine ve toplum dışına itilmiş bazı kişilere bir yaşam alanı sunmuş bir mahalle.  

Ama burada bile, Dom halkı çocukları hor görülüyor, sevilmiyorlar. Diğer Suriyeli göçmenler ve orada yaşayan Türkler onlarla arkadaşlık, komşuluk, yakınlık kurmaktan uzak duruyorlar.

Dom toplumu kökleri Hindistan kıtasına kadar uzanan farklı bir dil konuşuyor ve Suriye'de savaş yokken bile toplumun kıyısında yaşamaya mecburlar ve ayrımcılıkla karşılaşmaya alışkınlar

İsmini vermek istemeyen bir mahalle marketi sahibine bu ayrımcılık sorulduğunda 'Ön yargı işte, anlatamıyorum ki. Tiplerini, huylarını sevmiyorum' diye cevap veriyor

Göçmen kampında Dom halkına mensup bir aile.

Tarlabaşı Toplum Merkezi burada oturan 5000 çocuk ve 3000 yetişkine eğitim desteği, psikolojik ve hukuki danışmanlık sunuyor

Öte yandan bu üzücü durum karşısında bir şeyler yapmaya çalışan bir grup insan var. 70 metrekarelik bir apartman dairesini merkez olarak kullanan Tarlabaşı Toplum Merkezi (TTM) 10 yıl önce İstanbul Bilgi Üniversitesinin Göç Araştırmaları Merkezi tarafından Avrupa Birliği desteğiyle kurulmuş.

Günümüzde Taralbaşı'ndaki TTM'de 4 tam zamanlı personel ve öğretmenler, avukatlar ve hatta müzisyenlerden oluşan küçük bir gönüllüler ordusu çalışıyor; burada oturan 5000 çocuk ve 3000 yetişkine eğitim desteği, psikolojik ve hukuki danışmanlık sunuyorlar. 

Aslında TTM göçmenler için bir yandan da İstanbul'un bu bölgesinde hakimiyet süren mahrumiyet ve tehlikelerden korunaklı güvenli ve rahat bir yer.

Fotoğraf : George Pickow

Tarlabaşı'nın dar sokakları, yokuşları ve iki katlı binaları yüzyıllar boyuncu gayrimüslim diplomatlara, daha sonrasında da İstiklal Caddesi'nde ticaret yapan Yunan tüccarlara ev sahipliği yaptı. 1955 yılında bir Eylül gecesi Türkiye'nin Kristal Gecesi denilebilecek olayda gayrimüslimlere ait evler ve dükkanlar yakılıp yıkıldı. 

Bu günleri takip eden yıllarda ise kaçan Tarlabaşılıların terk ettikleri binalara Romanlar ve 1980'lerin Türk-Kürt çatışmalarından kaçan göçmenler yerleştiler.

Tarlabaşı Mahallesi ve İstiklal Caddesi arasına yapılan altı şeritlik yol ise, bu iki farklı hayatı birbirinden ayırarak biraz da Tarlabaşı'nın kaderine yön vermiş oldu

Fotoğraf: Tayfun Uğurluel

5 yıldır TTM'de gönüllü olarak çalışan psikolog Ebru Ergün "Şehrin bu bölgesinde şiddet olayları, uyuşturucu problemleri ve seks işçiliği çok daha görünür bir halde. Tarlabaşı Bulvarı da bunun sebepleriden bir tanesi. Bu mahalleye konulmuş damgayı daha belirgin hale getirdi ve burayı bir varoş yaptı."

Toplum Merkezi çalışanı Ceren Suntekin Tarlabaşı'nın bu durumundan en çok etkilenen çocuklar hakkında şöyle diyor:

"Çok kötü koşullarda yaşıyorlar. Dilencilik yapıyorlar, turistlere bir şeyler satmaya çalışıyorlar. Polis de onlara oldukça kötü davranıyor çünkü İstanbul'un oluşturmaya çalıştığı imajı bozduklarını düşünüyorlar. Romanlar da genellikle çöp topluyor, çiçek satıyor veya müzisyenlik yapıyorlar. Bu hayattan bir çıkış bulmaları zor çünkü okulda bile öğretmenleri onlara ayrımcılık yapıyor, zaten evde de ders çalışabilecekleri bir ortam yok.'"

Tarlabaşı Toplum Merkezi, hem çocuklara hem de yetişkinlere iş bulabilmeleri, hayatlarını kazanabilmeleri ya da okula devam etmelerine destek olmak için Türkçe dersleri sunuyor

Fotoğraf: Elena Senao Baños

19 yaşındaki Hasan Kızıllar, buradaki Roman azınlığın içinde büyümüş ama keman ve piyano çalmayı öğrenmiş ve TTM'nin orkestrasında çalıyor. Artık kendisi de bir gönüllü, bir yandan İstanbul Üniversitesi'nde finans okumaya hazırlanıyor bir yandan da merkeze gelen çocuklara müzik dersleri veriyor.  

"Çok fakir bir aileden geliyor" diyor Ebru Ergün. "Ama bir çok Roman çocuk gibi o da çok yetenekli. Ayrıca okuma yazma ve cinsiyet eşitlik dersleri vererek; ailelerin kız çocuklarının eğitim almalarına izin vermesi konusunda da yavaş yavaş ilerleme kaydediyoruz." 

En önemlisiyse, herhangi bir sıkıntısı olanlar da merkeze gelip yardım alabiliyorlar. Tarlabaşı'nda aile içi şiddet vakaları çok sık görülüyor. Ergün, göçmen bir aileye mensup anne ve iki kız çocuğunun yıllardır babaları tarafından fiziksel ve cinsel şiddet gördüklerini ve bunun için onlara yardım sağladıklarını anlatıyor. 

"Bize düzenli olarak geliyorlardı," diyor. "Anneyi uzun bir süre bir sığınma evine gitmesi için ikna etmeye çalıştık, en sonunda gitti. Ona bir avukat bulduk; eşi tutuklandı ve çocukları da güvende. Ayrıca bir işe girmesini de sağladık artık başka birine muhtaç olmadan yaşıyor, umarız onun için iyi olur."

Fakat bu tip destekler artık sona erme tehlikesiyle karşı karşıya. Geçtiğimiz yıllarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı Tarlabaşı Yenilenme projesi kapsamında, 100 milyar dolarlık yatırım yapılması ve Tarlabaşı'nın yüzünün değiştirilmesi öngörülüyor.

Bulvarın kenarına yerleştirilmiş büyük reklam panolarında şık genç çiftler el ele modern dairelerine gidiyorlar, mağazalar ve oteller bu yeni hayatın fotoğrafının arka planını süslüyor

Yıkılacak olan evlerden çıkartılan mahalleli ise evlerinin piyasa değerinin çok küçük bir yüzdesini alıyor ve oradan ayrılmak zorunda bırakılıyorlar

Fotoğraf: Elena Senao Baños

51 yaşındaki garson İssam Saade, Tarlabaşı'nda 90'lı yıllardan beri yaşayan bir Kürt; garsonluk yaparak geçimini sağlıyor. Geçtiğimiz son bahar mahkeme kararıyla evinden çıkartıldı. "Şimdi Tarlabaşı'na daha çok yatırım yapılıyor ama orada yaşayan insanlara değil," diyor.

İki yıl önce İstanbul'da artan kira değerleri yüzünden TTM kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı fakat ABD, İngiltere, İsveç ve Hollanda'dan gelen bağışlar sayesinde çalışmalarını sürdürmeye devam etti, bu durum şimdilik böyle. 

"Buraya turist çekmek için yapılan kentsel değer kazandırma çalışmaları yüzünden, devlet göçmenlerin buradan taşınmalarını istiyor," diye açıklıyor Ergün ve ekliyor, "Çoğunun gidecek yeri yok ama devlet bunu pek umursamıyor."

"Paralarının yettiği bir yere gitmek zorunda kalacaklar ve onlar gidince biz de gitmek zorunda kalacağız. Umarım gittikleri yeni yerlere biz de gidip çalışmalarımıza devam edebiliriz. Merkezimiz çocukların güven içinde oynayabileceği ve kadınların gelip sorunlarını konuşabileceği bir yer. Bunu sunan başka bir yer yok."

Peki ya Dom halkının çocukları, bütün bu toplumların en fakirleri en dışlanmışları... Taksim Meydanı'nda dilencilik yapanlar, onlar nereye gidecek?

"Ben de bilemiyorum gerçekten ve eminim onların da hiçbir fikri yok."  diyor  Ebru Ergün...

David Cox, Guardian

Çeviri: Hatice Değirmenci, Onedio

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiCinsellikHindistanİngiltereİstanbulİsveçÖğretmenPolisRecep Tayyip ErdoğanSavaşSuriyeUyuşturucuYunanistanannemüzikonediotrans
Görüş Bildir