Bu içerik, sadece içeriği yaratan kullanıcı profilinde listelenmektedir. Onedio ana sayfasından, kategori sayfalarından ve arama motorlarından bu içeriğe ulaşılamaz.

Bu içerik, sadece içeriği yaratan kullanıcı profilinde listelenmektedir. Onedio ana sayfasından, kategori sayfalarından ve arama motorlarından bu içeriğe ulaşılamaz.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Şiir Gibi Kadınların Ortak Özellikleri

-
Abone ol

Bazılarımızın dünyasına girdiklerinde büyük yer kaplayan "şiir gibi kadın"ların ortak özelliklerini derledim. 

Tüm bunlar bir erkekte de rastlanabilen özelliklerdir. Çoğunlukla şairlerin erkek olmasından ve şiirin temel konusu olan kadını ve bu şiir gibi kadınları daha iyi tanımak gerekir diye düşündüm. Onlardan çok nadir bulunur, sayılarının artmasını temenni ediyorum. 

Ama evvela şiir gibi bir kadından kastımı bu yazılanlarla sınırlandırmadan geniş bir açıda düşünün lütfen. Mükemmel bir kadın tasviri gibi gelebilir, bu ona bakış açınıza göre değişeceği için "şiir" kavramını düşünerek durumu algılayınız. Bir şiir "mükemmel" de olabilir "iyi" de olabilir. İyi bir şiirde bile göze batan bir kelime veya söz olabilir. Hatta bir şiirin çok az bir kısmı gerçekten "hoş" diye tarif edilen türden olabilir. Ama o yine de bir şiirdir. 

Buradaki şiir gibi kadın tasviri "iyi" bir şiir tasvirine benzetilmiştir. Her kadının veya erkeğin şiirsel bir yönü muhakkak olacaktır. Dolayısıyla şiir gibi bir kadının bu özelliklerin tamamına sahip olması gerekmeyeceği gibi bunlara veya daha fazlasına sahip de olabilir. Bu her zaman iyi bir şey midir? Şöyle bir örnekle açıklayıp cevabını size bırakayım:

Şiir gibi bir kadını tahayyül ederken; birbirinize aşık ve beraber ihtiyarladığınızı düşünün. Bir türküde şöyle bir söz geçer: "senden önce öleyim yalnız koma beni". Bu söz, şiir gibi bir kadın için fazla bencilce. Çünkü ondan önce ölmek onu yalnız bırakmak olacaktır. Ona böyle bir acı yaşatabilecek misiniz? Hayır. Peki sizden önce o mu ölsün? Asla. Buyurun bu çelişkiden çıkın. İşte bu yüzden şiir gibi bir kadının yanında çok mutlu olursunuz belki ama acı çekmeye de başlarsınız. Beraber ihtiyarlama ve ölüm meselesi yalnızca bir örnek. Çoğaltılabilir. Bu hayatın size sunduğu tatlı zehirdir. Şiir işte budur. Bu inceliği, zarafeti her zaman yaşamak çok da kolay değildir. Haliyle düşünün, bunu gerçekten istiyor musunuz?

1. Edebiyatı, şiiri severler. Çok kitap okurlar...

Onlarla tanışma ihtimalinizin en yüksek olduğu noktalar kitapçılardır. Adını daha önce duymamış olabileceğiniz yazarların kitaplarını ararlar, çünkü adını duyduklarınızı çoktan okuyup bitirmişlerdir. Sohbetleri güzeldir, alıntı yapmasını ve araya güzel sözler sıkıştırmasını iyi bilirler, güzel ve akıcı konuşurlar. Keşfedilmesi zor ve derin bir dünyaları vardır, birikimlerle bezenmiş şiir gibi bir beyin. Onlar kadar iyi okuyucular değilseniz onları asla anlayamazsınız...

2. Çoğunlukla iş yaşamlarının dışında ilgilendikleri hobileri veya başarılı sanatları vardır.

Resim çizerler, müzik yaparlar, fotoğrafçılık yaparlar ve daha nice hayal güçlerini kullanabilecekleri şeylerden birini sahiplenir ve büyük bir keyifle onunla uğraşırlar.

3. Güzel yemekler yapabilirler, meziyetlidirler.

"Ay ben hiç yemek yapmayı beceremem şekerim" tarzı paçoz tiplerin aksine güzel yemekler yaparlar ve meziyetin "beceriksizlik" olmadığını bilirler. Zengin ve çeşitli sofra kültürleri vardır, her işin altından kalkarlar. Canları ne istiyorsa onu yapmayı bilirler. Damak zevklerine düşkün "leziz" kelimesini hayatlarına yerleştirmiş kadınlardır şiir gibi kadınlar. Yemek yapar, gerekirse bulaşıklarını yıkar, gerekirse evlerindeki ufak çaplı tamirat işlerini de kendileri yaparlar. Evleri her zaman temiz ve düzenlidir ve her şeyi kendileri yapmışlardır.

4. Modayı takip etmezler ama her zaman şık giyinirler.

Mağazalarda, alışveriş merkezlerinde saatlerce vakit geçirmezler. Neye ihtiyacı olduğunu bilir, onu arar bulur ve alırlar. Popüler "tarz" davranışlardan uzak, olgun birer kadındır onlar. Birçokları gibi "ay görünce dayanamıyorum" saçmalığına pirim vermezler. Tarzları vardır elbette ama onların tarzı bir yaşam tarzıdır, marka tarzı değil. Magazinel yaşamlara, moda akımlarına, kadınları aptal gibi gösteren televizyon programlarına pirim vermez ve kendilerini başkalarının beğenisine sunmaktan hoşlanmazlar. İstediği gibi giyinir ve beğenilen olmayı her zaman başarırlar...

5. Zarif, Naif ve Naziktirler.

Asla yok olmayan tek güzelliğin zarafet olduğunu bilirler. Bu yüzden her yerde zarif davranışlarını görürsünüz. İnsanlara karşı nazik davranırlar, kırıcı, incitici ve alaycı olmazlar. Olağan dışı durumları toparlamayı bilir, nezaketsiz insanları da nazikçe uyarmayı bilirler.

6. "İncelikli" dertleri vardır.

Belki hüzünlü bir hikaye, belki bir kalp kırıklığı, belki bir başkasının hikayesi... Onları zaman zaman hüzünlendiren naif dertlere sahiptirler. Sylvia Plath'ten sonra içini derin bir keder kaplayan Nilgün Marmara'yı da anlarlar, gerçek Raskolnikov'un Kronstadt ile öyküsünü de bilir ve hüzünlenirler. Hayatı tanımaktan, yaşamın ızdırabından haberdardırlar ve bazen yaşamak bile onları hüzünlendirir. Çünkü yaşamak zehirli havadan derin derin solumaktır, bilirler. Sıradan insanların küçük mutsuzluklarını da başka yerlerde başka türlü acılar yaşayan insanları anlayabilirler. Onlar kaybettiği annesinin resmini asfalta tebeşirle çizen ve o resme sarılan kız çocuğu gibidirler. Çizdiği resme ayakkabılarıyla basmayacak kadar incedir onların hüznü...

Ve elbette hüzünlü bir başkasının da halinden anlarlar...

Bu her zaman dertli oldukları anlamına gelmez elbette...

7. Şiir gibi bakarlar, şiir gibi dokunurlar...

Dikkatli bakanlar için onların öyküsü gözlerinde saklıdır. Gözlerinden tüm kırgınlıklarını, korkularını, heyecanlarını, sevinçlerini okuyabilirsiniz. Onlar bakınca, bakışlarıyla arkanızı bile görüyor gibi hissedersiniz, sarar, kuşatır ve o duyguyu yaşatır. 

Onlar size dokunduğunda sadece elleriyle değil, kalpleriyle de dokunurlar. Ne söylediklerini anlamanız kolaylaşır, kalbinize, beyninize dokunur, dokunmanın ne demek olduğunu size baştan öğretirler.

8. Haddini bilir, bilmeyene bildirirler...

Haddini bilmek sınırını bilmektir, aslan karanın kralı olabilir ama suyun kralı timsahtır, haddini bilmek suda timsaha kafa tutmamaktır veya timsahın karada aslana kafa tutmamasıdır. 

Bu mantıkla sınırlarını bilir, uzman oldukları alanda konuşur, bilmedikleri konularda susarlar. Bu bir fikir beyan etmeyecekleri anlamına gelmez ancak "doğrusu bu" diye dayatmalarda bulunmazlar ve başkalarının özel hayatlarına, bakış açılarına, hissiyatlarına, ideolojilerine ve yaklaşımlarına karşı hassasiyet gösterirler.

Kendi sahasında kendilerine karşı hadsizlik yapanlara da haddini bildirmesini bilirler.

9. Hayvanlara karşı merhametlidirler ve sorumluluk hisleri gelişmiştir.

Kendilerini kovalayan köpeklere bile aç oldukları için saldırganlaştıklarını bilerek mama verir. Hayvanları kucaklar, sever, besler, temizler. İmkanı olsa tüm doğaya evinde bakacak kadar geniş yüreklidir. Sevimliliği görünce gözleri dolar gibi olur, çünkü bazı insanlar merhametten ağlar.

Sokağındaki kediye-köpeğe sahip çıkar. Zalim apartman yöneticilerine başkaldırır ve cesurca insanlık dersleri verir. Çünkü o her yerde güzelliği görebilir, sokakta üşüyen, aç ve mazlum canlılara karşı geniş yüreklilikle bir anne şefkatiyle yaklaşır...

10. Aşkı doruklarda yaşar.

Aşkı, sevgiyi, hürmeti ve şefkati iyi bilir. Muhtemelen onunla birlikte olan adam dünyanın en şanslılarından biridir. Sıra dışı bir o kadar da olağan bir öykü yaşanır beraber, eğer kıymeti biliniyorsa... 

Onun herkesçe bilinmeyen vakit geçirme yerleri vardır. Klasik eğlencelerin yanı sıra sanki tüm evrene karşı birlikte ve yalnız hissedeceğiniz ortamlarda vakit geçirebilirsiniz onunla. Sizden önce oralarda muhtemelen hep yalnız bulunmuştur, artık onun özel bir parçası olursunuz oraya gittiğinizde. Mekanlar kişilerle ve duygularla anlam kazanır ve böylece sıradan kadınların ve erkeklerin asla anlamayacağı bir aşk deneyimi yaşarsınız. Orası aşkın doruğudur, her neresiyse...

Tabi ki bununla sınırlı değil. Şiir gibi bir kadın size aşıksa bir şiiri okumaya başlarsınız. Onunla hayat bir başka olacaktır...

11. Sesizce yaşar giderler...

Onları her yerde görmüyor oluşunuz onlar gibi bakmıyor oluşunuzdan kaynaklanır. Diğer birçokları gibi kusursuz yakışıklılık, zenginlik, şöhret vs. peşinde koşmazlar bu yüzden ön plana çıkmazlar. 

Derin ve incelikli bakarsanız, aramızdalar... Onlar bir manzara bakıldığında görülen detaylardan çok daha fazlasını görürler. Kocaman görkemli canlılığın içinde sessizce yaşayıp ölüp giden canlıları hissederler. Eğer onlar gibi yaşamaz ve bakmazsanız onları da göremezsiniz...

Bu içerik, sadece içeriği yaratan kullanıcı profilinde listelenmektedir.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
deli-balta

Şiir gibi kadın yoktur. Olsa da soyları tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Şu günlerde kim şiiri geç tekerleme olacak kalitededir.elde telefon yüzde boya badana. tarihler 1970-80 olsaydı belki ama şimdi bilemeyiz.

Görüş Bildir