Mülteci Krizi: Türkiye, AB'ye Yardım Karşılığında Ne İsteyecek?

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, "En büyük sorun para değil. Durum sanıldığından daha zor" derken, Türkiye'den bahsediyordu. Bu haftaki olağanüstü Avrupa Birliği Zirvesi'nden çıkan tek net sonuç şu oldu: Avrupa, topraklarına yönelen büyük mülteci akınıyla baş edebilmeyi umut ediyorsa, bunun için ihtiyaç duyduğu kilit müttefik Türkiye'dir.

Uzun zamandır Doğu ile Batı arasındaki köprü olarak nitelenen ülkenin, artık Suriye'deki iç savaş ile Avrupa Birliği arasındaki köprü olduğunu söylemek için haritaya şöyle bir bakmak yeterli.

Türkiye'nin Ege kıyıları ile Yunan adaları arasındaki dar geçit, Avrupa Birliği'nin en geçirgen sınırı haline geldi.

Mevcut durumda şu sorular akla geliyor: Bu durumu değiştirmek için ne yapılabilir ve Türkiye bunun karşılığında ne istiyor?

Brüksel'den şu ana kadar önerilen başlıca destek para. Avrupa Komisyonu Türklere, topraklarındaki yaklaşık 2 milyon Suriyelinin ihtiyaçları için 1 milyar euro teklif etti.

Almanya Başbakanı Angela Merkel de "Yardım programlarının tam olarak finanse edildiğinden emin olmalıyız. Hep birlikte çalışarak sınırları daha güvenli hale getirebiliriz" diyerek, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu zorlu göreve özellikle dikkat çekti.

Türkiye'nin talepleri iddialı

Ancak Türkiye, Avrupa'dan maddi yardımdan fazlasını istiyor. Türkiye hükümeti Suriyeli mülteciler için şu ana kadar 7 milyar euro harcadığını söylüyor. Yani AB'nin vereceği 1 milyar euro, fark yaratabilecek bir miktar değil. Ankara'nın daha iddialı talepleri var.

Zirvedeki AB liderlerine gönderdiği uzun mektupta Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'nin kuzeyinde 80 km'lik bir alanda güvenli ve uçuşa yasak bölde oluşturulmasını istedi.

Mektupta bölgenin güvenliği sağlanabilirse, mülteciler için "gönüllü geri dönüş bölgesi" olarak kullanılabileceği belirtiliyordu.

Ya da başka bir deyişle "Eğer hepsinin Batı'ya doğru gitmesini istemiyorsanız, neden bizim onları Doğu'ya, Suriye içindeki güvenli bölgeye geri göndermemize yardımcı olmuyorsunuz?" deniyordu.

Bu kulağa uygulanabilir bir çözüm gibi gelebilir, ancak bu çözüm yolu kendi içinde birçok zorluk, güvenlik sorunu ve jeopolitik pürüz barındırıyor.

Türkiye bu öneriyi daha önce de dile getirmişti. Şu andaki mülteci krizi, bu fikri kabul ettirmeyi denemesi için yeni bir şans verdi.

Ancak Türkler güvenli bölgeyi aynı zamanda IŞİD'e (Irak Şam İslam Devleti) karşı savaşan Suriyeli Kürtlerle, Türkiye'nin güneydoğusunda güvenlik güçleriyle çatışan PKK'lıları fiziki olarak ayırmak için de istiyor.Türkiye vatandaşlarına Schengen vizesi kaldırılabilir mi?

Mevcut şartlar altında, Avrupa Birliği'nde bu fikrin heyecanla karşılanmaması şaşırtıcı değil.

Bu durumda Türkiye mülteci konusunda AB ile daha fazla işbirliği karşılığında ne alabilir?

İlerleme sözü verilebilecek konulardan biri vize kurallarının kademe kademe gevşetilmesi ve nihayetinde vizesiz seyahatin yolunun açılması olabilir.

Bazı ülkeler diğerlerinden daha isteksiz olsa da, Brüksel'den bir yetkili "Şüphesiz ki önerilerden biri bu" diyor.

Tüm bunlar, ilerleyen haftalarda yapılacak bir dizi üst düzey görüşmede masaya yatırılacak.

Angela Merkel gelecek hafta New York'ta yapılacak BM Genel Kurulu'nda Başbakan Davutoğlu ile görüşecek.

Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu liderleriyle mini bir zirve için Brüksel'e gidecek.

Bir AB yetkilisi "Görüşmeler hararetli geçebilir. Türkler işbirliğine yanaşmazsa yeniden düşünmemiz gerekebilir" diyor.

'Erdoğan mutlaka sıkı pazarlık yapacaktır'

AB'li yetkililer Türkiye'nin Ege'deki insan kaçakçılarını durdurmak için yeterli çabayı göstermediğini düşünüyor.

Ancak Erdoğan da buna karşı, Türkiye'nin Suriyeli mültecilerin sorumluluğunu omuzlarında çok uzun süredir taşıdığını söyleyecek.

Ankara - Brüksel ilişkilerinin genel olarak gergin olması da mevcut duruma yardımcı olmuyor.

Türkiye'nin AB üyeliği müzakereleri uzun süredir raydan çıkmış durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan da basın özgürlüğünden, artan otoriter eğilimlere kadar birçok farklı konuda eleştiriliyor.

Ancak mülteci kriziyle karşı karşıya olan AB, şimdi ona hiç olmadığı kadar muhtaç.

Bu durumda Erdoğan da görüşmelerde mutlaka sıkı bir pazarlık yapacaktır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Ahmet DavutoğluAlmanyaAngela MerkelAnkaraAvrupa BirliğiBaşbakanBirleşmiş MilletlerIŞİDIrakRecep Tayyip ErdoğanSavaşSuriyeYunanistandizi
Görüş Bildir