“Matthew Etkisi” Nedir? Neden Herkes Eşit Koşullarda ve Aynı Kulvarda Yarışmıyor?
Hayata 1-0 önde başlamak tabirinin aslında bilimsel bir adı olduğunu ve evrenin bazen zengine kaşıkla, fakire sapıyla verdiğini biliyor muydunuz? Bilmiyorsanız birlikte öğrenelim!
Bu işin aslı kutsal bir kitaba dayanıyor ama mevzu tamamen duygusal. Peki nedir bu Matthew Etkisi?

Matthew Etkisi, ismini İncil'deki bir ayetten alıyor ve özetle 'Kimin varsa ona daha çok verilir, kimin yoksa elindeki de alınır' diyor. Sosyolog Robert K. Merton bu kavramı 1968'de bilim dünyasına taşıdığında, başarının sadece yetenekle değil, mevcut avantajlarla katlandığını fark etti. Yani sistem, halihazırda popüler veya zengin olanı daha da yukarı taşımak üzerine kurulu bir algoritma gibi çalışıyor. Eğer bir kez öne geçtiyseniz, rüzgarı arkasına alan bir yelkenli gibi hızlanmanız çok daha kolay oluyor. Maalesef bu durum, geride kalanların göreceli olarak daha da geriye düşmesine neden oluyor. Yani dünya, kazananı daha çok kazandırmayı seven biraz adaletsiz bir oyun bahçesi gibi.
Peki neden herkes aynı kulvarda değil? Çünkü ilk düğme yanlış iliklenince tüm gömlek yamuk gidiyor.

Neden herkes aynı kulvarda değil derseniz, cevap başlangıç avantajı dediğimiz o sihirli değnekte gizli. İyi bir ailede doğmak, kaliteli bir anaokuluna gitmek veya doğru insanlarla tanışmak, kartopu etkisinin ilk minik yuvarlağı. Bu küçük avantajlar zamanla devasa bir çığa dönüşerek aradaki makası kapatılamaz hale getiriyor. Siz daha start çizgisinde ayakkabınızı bağlarken, birileri çoktan ilk virajı dönmüş oluyor çünkü onların pisti önceden temizlenmiş. Bu durum, çok çalışan her şeyi başarır mottosunun neden her zaman gerçeği yansıtmadığını da kanıtlar nitelikte. Yarışa başladığınız nokta, aslında bitiş sürenizi sandığınızdan çok daha fazla etkiliyor.
Bilim dünyasında bile popüler olan kazansın mantığı işliyor.

Sadece para pul mevzusunda değil, prestij dünyasında da Matthew Etkisi tam gaz devam ediyor. Mesela, çok ünlü bir profesör ile adı sanı duyulmamış bir asistan aynı kalitede bir makale yazsa bile herkes profesörün çalışmasına atıf yapıyor. Ünlü olanın kredisi arttıkça artıyor, yeni başlayanlar ise kendilerini kanıtlamak için on kat daha fazla efor sarf etmek zorunda kalıyor. Bu itibar birikimi sayesinde de tepedekiler daha fazla fon, daha fazla ilgi ve daha fazla fırsat yakalıyor. Alt seviyedekiler ise ne kadar dahi olurlarsa olsunlar, radarın altında kalma riskiyle karşı karşıya kalıyorlar.
Algoritmalar bile zengini zengin, ünlüyü daha ünlü yapıyor.

Gelelim günümüzün dijital dünyasına! Sosyal medya aslında Matthew Etkisi’nin en modern ve en vahşi uygulama alanı. Bir videonuz tesadüfen çok izlendiğinde, platform sizi zaten popüler diye daha fazla kişiye öneriyor ve takipçi sayınız katlanarak artıyor. Hiç takipçisi olmayan ama harika içerik üreten biri ise algoritmanın dehlizlerinde kaybolup gidebiliyor. Erişim erişimi doğurur kuralı sayesinde, halihazırda etkileşimi yüksek olan hesaplar her zaman pastanın en büyük dilimini yiyor. Bu durum piyasadaki markalar ve hatta mahallenizdeki esnaf için bile geçerli. Sistem, çok olanı parlatmaya meyilli olduğu için denge kurmak her geçen gün zorlaşıyor.
Okul sıralarında başlayan fark, emeklilikte uçuruma dönüşüyor.

Eğitimde Matthew Etkisi, özellikle okuma-yazma becerilerinde kendini çok erken yaşlarda belli ediyor. İlk sınıflarda kelime dağarcığı zengin olan çocuklar, okumayı daha hızlı söküp bilgiyi daha kolay emmeye başladıkça derslerden zevk alıyorlar. Öte yandan, başlangıçta biraz geride kalan çocuk okumaktan soğuyor ve başarısız etiketini erkenden yapıştırıveriyor. Zaman geçtikçe bu küçük fark, üniversite sınavındaki başarıdan kariyer basamaklarına kadar devasa bir uçuruma yol açıyor. Yani aslında zeki olan değil, yarışa daha hazır başlayan çocuk ipi göğüslüyor. Bu durumu kırmak için erken müdahale şart ama sistem genellikle kazanan atlara oynamayı tercih ediyor.
Şans dediğimiz şey aslında doğru zamanda doğru yerde olmak.

Birçok başarılı insan, çok çalıştım der ama aslında birçoğu Matthew Etkisi'nin rüzgarıyla süzülmüştür. Örneğin, teknoloji devlerinin çoğunun benzer doğum yıllarına sahip olması veya belirli bir dönemin mezunlarının piyasayı domine etmesi tesadüf değil. Kapılar bir kez açıldığında, o kapıdan geçen ilk grup tüm fırsatları topluyor ve arkadan gelenlere sadece kırıntılar kalıyor. Şanslı azınlık dediğimiz kitle, aslında sistemin sunduğu ilk büyük fırsatı yakalayıp kartopu etkisini başlatanlar. Eğer doğru dalgayı yakaladıysanız, yüzmeyi çok iyi bilmeseniz bile kıyıya ulaşırsınız. Geride kalanlar ise dev dalgalarla boğuşurken neden ilerleyemediklerini sorgulayıp dururlar.
Ekonomi dünyasında para parayı çeker sözü bir şehir efsanesi olmaktan çok uzak.

Finansal piyasalar Matthew Etkisi'nin en net görüldüğü, adeta bu kural için yaratılmış bir arena gibi. Bankada çok parası olan birine bankalar daha düşük faizle kredi verirken, paraya asıl ihtiyacı olan küçük esnafa bin dereden su getirtilir. Yatırım yapacak sermayesi olanlar, varlıkları değer kazandıkça daha fazla yatırım yapma gücü bulur ve zenginlikleri geometrik olarak artar. Hiçbir şeyi olmayanlar ise enflasyon ve borç sarmalı içinde elindekini de kaybederek İncil’deki o meşhur elindeki de alınır kısmını bizzat tecrübe eder. Bu durum, gelir adaletsizliğinin neden dünyada çözülemez bir düğüm haline geldiğini de kanıtlıyor. Maalesef kapitalizm, Matthew Etkisi'ni yakıt olarak kullanan dev bir makine gibi çalışıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın