Kulaklığı Takınca Dünyayla Araya Mesafe Koyan 12 Parça
Bazen her şey bir anda çok fazla gelir. Telefonun bildirimleri, sokaktaki o bitmek bilmeyen korna sesleri, televizyondaki gürültü ve zihninin içinde hiç susmayan o kalabalık... İşte tam o anlarda, insanın en büyük lüksü kulaklıklarını takıp dünyayı dışarıda bırakmak.
Bu liste, seni sadece dünyadan uzaklaştırmak için değil, seni sana geri getirmek için hazırlandı.
1. Low Roar - Don't Be So Serious
Bak bu şarkı başlar başlamaz sanki bir sis çöküyor odaya. Hani bazen her şeyi çok ciddiye alıp omuzlarına o ağır yükleri yüklersin ya, bu adam o puslu sesiyle gelip 'Ya boş ver, bu kadar da ciddiye alma şu hayatı' diyor. Şarkının ortalarına doğru giren o yaylılar insanın içini öyle bir ferahlatıyor ki, sanki İzlanda’da uçsuz bucaksız bir ovada tek başınasın ve kimse sana 'nasılsın?' diye bile sormuyor. Sadece sen ve rüzgar.
2. Agnes Obel - Riverside
Piyanonun o ilk tuşuna basıldığı an suyun altına giriyorsun ama nefes alabiliyorsun. Öyle bir huzur. Agnes’in sesi o kadar duru, o kadar saf ki; sanki dünya üzerindeki tüm kötülükler, tüm o kaba gürültüler bir anda siliniyor.
3. Can Güngör - Yalnız Ölmek
İsmine bakıp melankoliye boğulacağını sanma, bu aslında çok dürüst bir kucaklaşma. Can Güngör o kadar samimi söylüyor ki, sanki mutfağında oturmuş, kahvesini yudumlarken sana hayata dair bir sır veriyor.
4. Men I Trust - Show Me How
Bu şarkı resmen yumuşak bir bulut. O bas gitarın gidişi seni öyle bir ritme sokuyor ki, oturduğun yerde hafifçe sallanırken dünyadan tamamen kopuyorsun. Şarkının o 'low-fi' dediğimiz hafif kirli ama tertemiz hissettiren havası, pazar sabahı yataktan kalkmak istemediğin o anların müziği gibi.
5. Cem Adrian - Mutlu Yıllar
Cem Adrian’ın o insanüstü sesi... Bu şarkıda öyle bir noktaya çıkıyor ki, sanki göğüs kafesin genişliyor. Kulaklığı takıp sesi sonuna kadar açtığında, o vokallerin arasında kaybolmamak imkansız.
6. SYML - Where's My Love
Bu şarkının orijinali zaten güzel ama Fransızca versiyonunda başka bir büyü var. Kelimelerin anlamını bilmesen bile o dilin tınısı, melodinin o hüzünlü yapısıyla birleşince sanki yağmurlu bir akşamda Seine Nehri kenarında yürüyormuşsun hissi veriyor.
7. Birsen Tezer - Bilsen
Birsen Tezer şarkı söylemiyor, resmen ruhuna dokunuyor. O kadar dingin, o kadar kendinden emin bir sesi var ki, dinlerken 'Tamam, her şey yoluna girecek' diyorsun.
8. Alt-J - Hunger Of The Pine
Bu grubun yaptığı her şey biraz 'garip' ama bu şarkı bambaşka bir seviye. O tekrarlayan ritim ve araya giren o Miley Cyrus sample’ı (evet, o ses onun!) garip bir şekilde insanı meditatif bir hale sokuyor.
9. Bremer/McCoy - Hver Dag
Şimdi sözleri bir kenara bırakalım. Sadece bir piyano ve bir kontrabas... Bu Danimarkalı ikili, sessizliğin ne kadar güçlü olabileceğini kanıtlıyor.
10. Islandman - Kara Toprak
Aşık Veysel’in o ölümsüz eserini alıp modern bir elektronik altyapıyla birleştirmek... Hem köklerine bağlı hissediyorsun hem de modern dünyanın dışına çıkıyorsun.
11. Slowdive - Sugar for the Pill
- Ayakların yere basmıyor gibi hissettiren o gitarlar... Dream-pop'un zirvesi diyebiliriz, tam bir kaçış rotası.
12. No Clear Mind - Dream Is Destiny
Ve final... Bu şarkı yaklaşık 5-6 dakika sürüyor ve bittiğinde 'ben neredeyim?' diyorsun. Ağır ağır yükselen post-rock tınıları, sonunda seni öyle bir yere bırakıyor ki, hani bir rüyadan uyanırsın da etkisi birkaç dakika daha sürer ya, tam olarak o his.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın