Cervantes Ölümünün 400. Yılında Ankara'da

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

Modern Avrupa’nın ilk romanı kabul edilen Don Kişot'un yazarı Miguel De Cervantes ölümünün 400. yılında başta İspanya başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de anılıyor. Picasso’dan Dali’ye, Devrim Erbil’den Adnan Turani’ye çok sayıda değerli sanatçının eserinin sergileneceği “Don Kişot’un İzleri/ The Traces of Don Quixote” sergisi 1 Şubat günü başkentte Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde (ÇSM) açılıyor.

Miguel De Cervantes ölümünün 400. yılında elli ayrı dilde ve ülkede iki binden fazla etkinlikle anılıyor. Don Kişot sergileri de bu etkinlikler arasında yer alıyor.

Kültür Servisi'nden Türey Köse'nin haberine göre 1 Şubat-6 Mart 2016 tarihleri arasında ÇSM’de görülebilecek “Don Kişot’un İzleri” sergisinde Almanya'nın Goslar Modern Sanatlar Müzesi’nin Don Kişot Evi’nde yer alan dünyaca ünlü koleksiyonundan gelen çalışmalar yer alacak. İbrahim Karaoğlu ve Bettina Ruhrberg küratörlüğündeki sergide, Picasso’dan Dali'ye dünya sanatçılarının yanı sıra Selçuk Demirel, Utku Varlık, Onay Akbaş, Devrim Erbil, Habip Aydoğdu, Yalçın Gökçebağ, Adnan Turani, Metin Yurdanur, Özdemir Altan, Fevzi Karakoç, Zafer Gençaydın’ın da aralarında bulunduğu 50’ye yakın Türkiyeli sanatçının da “Don Kişot” temalı resim ve heykelleri yer alacak. Sergi kapsamında ÇSM önüne yerleştirilen Aykut Öz’ün “Don Kişot” heykeli de burada kalıcı olacak.  ÇSM’de ilk kez sergilenecek yapıtlar yıl içinde İstanbulİzmir ve Antalya'daki galerileri de dolaşacak.

Don Kişot, 400 yıldır ilham veriyor

Don Kişot,  kitabın tam adıyla  “La Mancha’lı Yaratıcı Asilzade Don Kişot” 400 yıldır edebiyattan görsel sanatlara, politikadan gündelik hayata ilham vermeyi sürdürüyor. Don Kişot büyük hayallerin, vazgeçmemenin, dünyaya meydan okumanın simgesi. Zamanın dört yüzyıllık sınavından geçmiş büyük bir klasik. Jale Parla, “Cervantes, Shakespeare’le birlikte belki de ilk kez ‘modern’ okuru düşlemiştir. Ve düşlediği bu okur, neredeyse düşlediği ‘yaratıcı’ şövalye Don Quijote kadar, romanın içindedir” der bu büyük, öncü başyapıt için.

Don Kişot, şövalye kitaplarıyla kafayı bozmuş, delilikle, dahilik arasındaki –bazen çok yakın olan – o sınırda dolanan  400 yıllık bir kahraman. Hangi edebiyat kahramanı zamana bunca direnebilir? Bunca kitaba, romana, resme, heykele esin kaynağı olur? Gündelik hayatın en çok kullanılan  sembollerinden biri olabilir? Hatta,  adı bir sıfata, bir kavrama dönüşür.

Don Kişot, dört yüz yıldır -tam da Picasso’nun o harika çiziminde olduğu gibi-  atı Rocinante üzerinde ince, uzun, sarsak görünüşüyle  büyücüler tarafından yel değirmenlerine çevrilen (!) devlere meydan okuyor. Cesur, gözü kara, gerçeklik duygusu karışık, şaşkın… Sadece yel değirmenleri hayal olsa ne gam, “en güzel” olduğunu onaylatmak üzere  tehlikeli maceralara girdiği Dulcinea da hayal. Silahtarı Sancho Panza, bazen kurnaz, bazen efendisi gibi gelgit aklıyla, bazen saflığıyla efendisinin arkasında...

Adına yeni serüvenler uydurulmasın, “sahtekârca diriltilip hakkında bitmez tükenmez kahramanlık hikâyeleri yazılmasın” diye Don Kişot’un ölümü noter aracılığıyla resmi olarak kayıtlara geçiriliyor. Kitabın kurgusal yazarı Seyyid Hamid “Ey benim  iyi mi, kötü mü yontulmuş olduğunu bilmediğim tüy kalemim, seni bu telin ucunda bu askıya asacağım, burada kalacaksın, kibirli ve düzenbaz tarihçiler seni kirletmek için bu askıdan indirmedikçe, çağlar boyunca yaşayacaksın” diyor. Ne müthiş bir öngörü. Şimdilik, 400 yıl!

  • Kültür Servisi

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

2016AlmanyaAnkaraAntalyaİspanyaİstanbulİzmir
Görüş Bildir