Noter Haberleri

Noter ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Noter ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Sessiz Sedasız Evlenen Ronaldo ile Georgina’nın Evlilik Sözleşmesi Ortaya Çıktı
Cristiano Ronaldo ve Georgina Rodríguez, ünlü futbolcunun evlilik teklifinden bir yıl sonra 11 Ağustos’ta Portekiz’in Cascais kasabasındaki evlerinde, sadece çocukları ve dört tanığın bulunduğu çok sade bir törenle dünya evine girdi. Ünlü çiftin nikahtan bir gün önce, Lizbon’da noter önünde imzaladıkları evlilik sözleşmesinin detayları da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı
Türkiye'de Yata Yata Para Kazanan 15 Meslek Erbabı
Başlığın kinayeli olduğunu belirtmek zorumuza gidiyor ama maalesef anlamayanlar olabiliyor. Ekşi Sözlük'te son günlerde bazı meslek erbaplarının yattığı yerden para kazandığı iddiaları alıp yürüyünce böyle bir galeri hazırlamamız zorunlu oldu. İşte size yattığı yerden para kazanan 15 meslek dalı.
Hukuk mu Tıp mı?
Hukuk ve Tıp Fakülteleri Türkiye’de en fazla tercih edilen ana dallar arasında yer alıyor. Üniversite sınavlarında en yüksek puana sahip olan öğrencilerin yerleştiği bu iki geleneksel ana dal aynı zamanda popülaritesini her zaman koruyor. Tıp ve Hukuk ana dalları arasında kararsız kalan adayların öncelikle ilgi alanlarını, yeteneklerini ve kişilik özelliklerini bilmeleri gerekiyor. Ayrıca, bu iki ana dal arasında bir seçim yapmak için öncelikle ortaöğretimde Tıp için Matematik-Fen,  Hukuk için ise Türkçe-Matematik alanına yönelmek gerekiyor.Hukuk ve Tıp Fakültesini arasında bir tercih yapmayı düşünen adayların kendileri için doğru bir karar vermelerine yardımcı olmak amacıyla bu iki ana dalın özellikleri, lisans eğitimindeki dersleri ve gerektirdiği kişilik özellikleri gibi konularda detaylı olarak inceledik.Hukuk Fakültesi eğitimi 4 yıl sürüyor ve öğrenciler Anayasa, Aile, Ceza, Vergi ve İnsan Hakları Hukuku gibi temel hukuk derslerinin yanı sıra tarih, ekonomi, sosyoloji ve genel kültür alanlarında da dersler alıyorlar. Tıp Fakültesi eğitimi ise, üç aşamadan oluşuyor ve 6 yıl sürüyor. Eğitimin ilk aşaması, yani birinci ve ikinci sınıflar, temel tıp bilimleri eğitimini: ikinci aşaması, yani üçüncü, dördüncü ve beşinci sınıflar, klinik bilimleri eğitimini; ve üçüncü aşama yani altıncı sınıf, öğrencilerin tıp fakültesi hastanelerinde, gözetim altında üstlendikleri görev ve sorumlulukları içeriyor.Hukuk Fakültelerinden mezun olan bireyler Hukukçu, Tıp Fakültesinden mezun olanlar ise Pratisyen Doktoru unvanını taşıyorlar. Hukukçular ulusal ve uluslararası kamusal ve özel kurum ve kuruluşlarda görev yapabiliyor. Hukuk okuyanlar, mezun olunca serbest ve kurumsal avukat olabilmenin yanı sıra, birer hakim, savcı, noter, uzman hukukçu, hukuk uzmanı ve hukuk müşaviri gibi çeşitli hukuk formasyonu ile ilgili mesleklere de yönelebiliyorlar. Pratisyen Doktorlar ise, akademik kariyerlerine devam edebilme seçeneklerinin yanı sıra Tıpta Uzmanlık Sınavında başarı kazandıkları takdirde farklı sürelerde eğitimlerine devam edecekleri onkoloji, nöroloji ve  endokrinoloji gibi çeşitli alanlarda uzmanlaşabilirler. Uzmanlık eğitiminin ardından ise Uzman Doktor unvanı kazanırlar.Hukuk eğitimi almak isteyen bir bireyin genel olarak yerel sorunlara yerel bakış açısı ile, global sorunlara ise global bakış açısı ile bakabilmesi; bağımsız düşünebilmesi, eleştirel bir bakış açısına sahip olması, birey haklarına saygı gösteren ve toplumsal değerlere karşı duyarlı biri olması, adalet duygusuna sahip olması ve toplumsal ve bireysel problemlere duyarlı olması gerekiyor. Tıp eğitimi almak isteyen bir bireyin ise kimya ve biyoloji gibi temel bilimlere ilgili olması, hayat boyu öğrenmeye açık olması, insanlığa hizmet etmeye arzu duyması, empati yeteneğinin gelişmiş olması, güvenilir ve sorumluluk sahibi olması, insanları dinleyebilmesi ve insanlarla rahat iletişim kurabilmesi, detaylı araştırmalar yapabilmesi ve gelişmeleri takip etmesi gerekiyor.Hukukçu olmak isteyenlerin detaylı araştırmalar yapmaktan hoşlanması; bilgileri toplama, organize etme, analiz etme ve yorumlama becerisine sahip olması, sözlü ve yazılı iletişim becerilerinin gelişmiş olması, problem çözme ve problemlere alternatif çözüm yolları bulma konularında yetenekli olması ve analitik düşünme ve değerlendirme yeteneklerine sahip olması gerekiyor. Pratisyen Doktor olmak isteyenlerin ise güçlü iletişim yetenekleri olması, anatomi ve insan sağlığına karşı ilgili olması, hastalıklar hakkında bilgi sahibi olması, medikal tedavi ile ilgili olarak farklı kültürlerin tutum ve davranışları ile ilgili farkındalığa sahip olması, güncel bilgileri ve gelişmeleri takip etmesi, analitik zekası ve yorumlama becerisinin kuvvetli olması, hızlı ve doğru kararlar alabilmesi, araştırma yapmaktan hoşlanması, zaman yönetimi konusunda başarılı olması, bireysel çalışmalarda ve takım çalışmalarında başarılı olması, acil durumlarda soğuk kanlı olabilmesi ve baskı ve stres altında çalışabilmesi gerekiyor.
Hukuk mu Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) mı?
Hukuk ve Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) programları son yıllarda yüksek tercih edilme oranları ile en popüler programlar arasında yer alıyorlar. Ayrıca her iki program da eğitim sonrası iş imkanları ve sağladığı kazanç ile Türkçe-Matematik alanında öğrenim gören çok sayıda öğrencinin hayallerini süslüyor. Birbirinden farklı kişilik özelliklerine, yeteneklere ve ilgi alanlarına sahip olan bireylerin yönelebileceği; farklı lisans derslerine ve kariyer seçeneklerine sahip olan bu iki ana dal arasında bir seçim yapmayı düşünen adaylar için Hukuk Fakültesini ve PDR programını detaylı olarak inceledik.Hukuk Fakültesi TM-2 puanı ile öğrencileri kabul ederken PDR programına yerleşmek isteyen öğrencilerin TM-3 puanı önem taşıyor. Her iki programın da eğitim süresi 4 yıl; ancak lisans dersleri arasında büyük farklılıklar bulunuyor. Hukuk Fakültesinde Türk Anayasası Hukuku, Uluslararası Hukuk ve Borçlar Hukuku gibi temel derslerin yanı sıra günümüzdeki kültürel, teknolojik ve sosyal değişimlere göre Medya ve İletişim Hukuku, Spor Hukuku ve Uluslararası Örgütler Hukuku gibi dersler de yer alıyor. Bunların yanı sıra Hukuk Fakültesi öğrencileri Tarih, Ekonomi ve Sosyoloji gibi dersler de alıyorlar.Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık programında ise Öğretmenlik Meslek Bilgisi, Eğitim Felsefesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlığın Temelleri gibi derslerin yanı sıra Kişilik Kuramları, Kültürlerarası Akımlar ve Araştırma Yöntemleri gibi dersler yer alıyor. Bunların yanı sıra PDR programında rehberlik ve danışmanlık uygulamaları ve psikoeğitim grup çalışmaları gibi uygulamalı dersler de bulunuyor.Hukuk Fakültesinde eğitim almak ve Hukukçu olmak isteyenlerin araştırma yöntemlerini bilmesi, eleştirel bakış açısına sahip olması, analitik düşünebilmesi, analiz etme ve yorumlama becerilerinin gelişmiş olması, uzun okumalar yapabilmesi, aktif dinleme becerisinin olması ve hayat boyu öğrenmeye açık olması gerekiyor. Bunların yanı sıra bir Hukukçunun sorunlara gerektiğinde yerel gerektiğinde global bir bakış açısıyla bakabilmesi; objektif olması, bilimsel ve bağımsız olarak düşünebilmesi, birey haklarına saygılı olması ve birey haklarını önemsemesi, adil olması, toplumsal ve bireysel problemlere karşı duyarlı olması gerekiyor.PDR programında eğitim almak isteyen ve Rehberlik Öğretmeni olmak isteyenlerin ise empati yeteneğinin bulunması, aktif dinleme becerisinin olması; sabırlı, anlayışlı ve hoşgörülü olması, iyi ilişkiler kurabilmesi ve sır tutabilmesi gerekiyor. Bunların yanı sıra bir Rehber Öğretmenin problem çözme yeteneğinin gelişmiş olması, sosyal konulara karşı ilgili olması, kendisini doğru ifade edebilmesi, gözlem yapabilmesi; pozitif ve açık fikirli olması ve sağlıklı iletişim ortamı sağlayabilmesi gerekiyor. Hukuk Fakültesi mezunları Hukukçu, PDR programı mezunları ise Rehber Öğretmen olarak lisans programlarından mezun oluyorlar. Hukukçular ulusal ve uluslararası kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra özel kurum ve kuruluşlarda da çalışabiliyorlar. Hukuk Fakültesinden mezun olanlar avukat, hakim, savcı, noter, hukuk uzmanı ve hukuk müşaviri gibi çeşitli mesleklere yönelebiliyorlar. Ayrıca lisansüstü eğitimlerine devam ederek akademik kariyer yapabiliyorlar. PDR programı mezunları ise Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilköğretim ve ortaöğretim okullarında, özel eğitim kurumlarında, özel eğitim merkezlerinde ve psikolojik danışma merkezlerinde görev yapabilmelerinin yanı sıra Sivil Toplum Örgütlerinde, eğitim politikaları geliştiren kuruluşlarda ve kamu kurum ve kuruluşlarında çeşitli alanlarda çalışabiliyorlar. PDR programı mezunları da lisansüstü eğitimlerine devam ederek akademik kariyer yapabiliyorlar.
Gerçek Hayatta Var Olmayan 17 Reklam Kadını
Reklamlarda izlediğimiz kadınların kaçı gerçek hayatta aramızda dolaşıyor? Çocuğu eve çamur içinde gelince kaç ev kadını bu olayı 'kirlenmek güzeldir' diye karşılıyor, kaç kadın usta kendisini bir rezistans yüzünden azarlarken haklısın aslında diye boyun eğiyor. İşte sizler için reklamlarda gördüğümüz ama gerçek hayatta var olmayan kadınları toparladık.
Türkiye'nin En Genç Cumhurbaşkanı Adayının 7 Vaadi
Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin 'reisi' olabilmek için belirli şartlar aranıyor. Bunların en başta geleni tabi ki 40 yaş zorunluluğu. Türkiye’nin 0-30 yaş arası nüfusu 2013 yılı rakamlarına göre 37.827.892. Seçilecek olası 40 yaş üzeri cumhurbaşkanına göre daha genç olan kırk yaş altı toplam nüfus ise 50.197.710. Yani potansiyel cumhurbaşkanı ülke nüfusunun yarısından fazlasından yaşlı. Peki yaşlılık bir ülkeyi yönetmek için yeterli mi? Bir toplumun yarısından fazlasının yaşam koşullarından, isteklerinden, hayallerinden, o ülkenin toplumunun yarısını anlayabilme yeteneğinden yoksun bir kişinin ülkeyi yönetebilmesi ne kadar mümkün? Yaşlanmak sadece yaş almakla mı alakalıdır? Yoksa yaşanmışlıklarla mı? Benim de içerisinde bulunmaktan gurur duyduğum 90 kuşağı ya da “batılıların” isimlendirmesiyle “y kuşağı” değil mi egemenlerin tahakkümüne başkaldırıp günlerce tüm ülkeyi ayağa kaldıran? En büyüğü 25 yaşında, en küçüğü daha 15 yaşında, 8 genç insan değil miydi özgürlük için hayatlarını feda eden? Ya da 2004 yılında, 12 yaşındayken 13 kurşunla vurulan Uğur Kaymaz? O da bu 90 kuşağından değil miydi? Yaşasaydı/yaşayabilseydi, büyüklerin kurşunlarından kurtulabilseydi o da çıkmaz mıydı sokağa Haziran Direnişinde? Şimdi nerede ne yaptığını bile bilemediğimiz 12 yaşında baklava çaldığı için 9 yıl ceza alan çocuklar zamanında ödememiş miydi ayakkabı kutularındaki milyon dolarların cezasını? 13 yaşındaki N.Ç. küçücük yaşına bakılmaksızın 26 tane “büyüğün” tecavüzüne uğramamış mıydı? Hatta daha da “büyük” adaletimiz “kızın rızası var” diyerek, mahkemede uslu durdu “iyi hal” diyerek ceza indirimi yapmamış mıydı tecavüzcülere? Evet abilerim/ablalarım, gördüğünüz gibi yıllardır bu ülkede siyaset biz gençlerin sırtından dönüyor. Devletin “güvenlik önlemleri” doğrultusunda “düşük yoğunlukta savaş”ta ölen asker de genç, gerilla da. Devlet “büyüklerimizin” siyasetleri doğrultusunda ölen de genç, öldüren de. Yukarıdaki olaylar son 10-15 yıl içerisinde gerçekleşmiş ve birçok benzeri halen gerçekleşen olaylar. Başımızdaki “büyükler” gitmeden de gerçekleşmeye devam edecekler. Biz siyaseti ne yazık ki büyüklerin çıkarları için ölerek, öldürerek, tecavüze uğrayarak, cezaevlerine atılarak öğrendik. Cezaevlerindeki tutuklu öğrencilerin sayısının 2000’i çoktan aştığı ve çocuk cezaevlerindeki tecavüz vakaları ise hepimizin malumu. Yok, artık bitti öyle gençliğin sırtından siyaset yapan “büyükler” devri. Bundan sonra onlar dinleyecek gençler karar verecekler kendi yaşamlarına. Büyüdükçe seçilen, seçildikçe “büyüyen” siyasetçiler yeter artık. En son ne zaman sokakta korumasız gezen bir başbakanı oldu bu ülkenin? En son ne zaman devletin sunduğu imkanları sonuna kadar kullanıp köşklerde oturan bir cumhurbaşkanı yerine kendi mütevazi evinde yaşayan, kendi yemeğini kendi pişiren bir cumhurbaşkanı oldu? Olmadı. Çünkü onlar büyük. Önemli insanlar. Önemli insanlar hizmet etmez, önemli insanlara hizmet edilir. Elbette hep o makamda kalmayacaklar, o yüzden biraz da emekliliğe “birikim” yapmak lazım. Bu yüzden bir de kendi “gençleri” vardır. Bu gençler 15 yaşında bardakta mısır şirketi kurabilir. Ya da 25 yaşında milyon dolarlık evler alabilir. Önemli olan “babacığının genci” olmak değil topluma faydalı bir genç olmak. Gençliğin sınıfsal aidiyeti –eğer kendisi işçi değilse- ailesinin sınıfına bağlıdır. Yani işçi anne-babanın çocuğu potansiyel işçidir. “Köşeyi dönme” hayalleriyle kandırılan, gözünü yükseklere dikip bulunduğu konumu görmeyen bir genç “büyüklerin” istediği gençtir. Kendi toplumsal sınıfının farkında olan gençlerin başına neler geldiği ise malum. Velhasılıkelam artık kendi sözümüzü söylemek büyüklerin kendi aralarında halktan kopuk bir şekilde belirledikleri cumhurbaşkanı adaylarına karşı özbeöz halkın çocuğu, büyüklerin siyasetinin birebir mağduru olarak cumhurbaşkanlığına adaylığımı koyuyorum. 23 yaşındayım. Bekarım. 17 yıldır profesyonel öğrenciyim. Ege Üniversitesi'ni terkettim. Halen İstanbul ve Anadolu üniversitelerinde öğrenciyim. Bu sene yine sınava girdim. Kısmet. Şimdilik kampanya sloganlarımdan bağzıları aşağıda #ÖğrenciCumhurbaşkanıAdayıCanAlaygut hastaginden takip edebilir, destek ve taleplerinizi iletebilirsiniz.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Başbakan itiraf etti sayılır.. Başbuğ’un kendisine ‘bugün bize yarın size’ dediğini ‘ve hakikaten dediğinin olduğunu’ açıkladı.. Başbuğ’u o gün dinleseymiş!.. Başbuğ kurulan tezgâhları anlatmış olmalı.. En büyük tezgâh ‘Kozmik Oda’ya girilmesiydi.. Bülent Arınç’a suikast girişimi dümeniyle devletin tüm sırlarına ulaştılar.. Tezgâhı Arınç üzerinden kurmuşlardı.. Arınç’ı kullanmışlardı.. İktidar paralel yapının üzerine gideceğiz diyor ya.. Paralelin kapısını açacak maymuncuk orada.. O suikast palavrasında.. O palavra o günlerde iktidarın işine geldi, Arınç’ın hoşuna gitti.. Çünkü hedefte askerler vardı.. Suikast senaryosu o kadar çalakalem yazılmıştı ki insanın inanması için salak olması lazımdı.. Demem şudur.. Gözaltılar, tutuklamalar yolsuzluk ve rüşvete soruşturmasına karışanlardan intikam alma operasyonu değilse.. İktidar gerçekten paralel yapının üzerine gitmeye niyetliyse.. İşe Kozmik Oda’dan başlamalı.. O bilgiler kime gitti, bulmalı.. Bülent Arınç’a suikast tezgâhını kimler yaptı.. Senaryoyu kim yazdı, kim uyguladı.. Paralelin kökü orada..
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Halkımızın yüzde 43-45’i AKP’yi iktidarda istiyor. Yüzde 51’i de RTE’yi Cumhurbaşkanı. İktidara seçenek tek parti, CHP. Birkaç genel seçimdir CHP, iktidara seçenek diye anılmıyor, yazılmıyor, açıklamaları olası bir iktidar partisinin söylemleri, vaatleri diye değerlendirilmiyor. Ana muhalefet partisi kedinin kuyruğu gibi. Dün neyse bugün de o! Partiler arasında ayrı bir misyonu temsil eden MHP oyları ise zamana ve zemine göre ya çoğalıyor ya da daha düşük düzeye iniyor.Çankaya seçiminde oylarını yüzde 3-3.5 oranında artıran, yüzde 10 barajını aşmasına mek parmak kalan HDP, bu tırmanışla yeni umutların kaynağı oldu.