article/comments
article/share
Haberler
Çeşme, Bodrum Herkese Lazım…

etiket Çeşme, Bodrum Herkese Lazım…

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Ağustos ayına adım attık. Tatil sezonu yavaş yavaş nihayete ererken, önümüzdeki günlerde ekranlarda ve sosyal medyada yine o bildik görüntüleri izlemeye başlayacağız. Çeşme ve Bodrum plajlarından arşiv görüntüleri servis edilecek; ardından malum tartışmalar yeniden alevlenecek.

Çünkü son birkaç yıldır olduğu gibi bu yıl da tatil yapan da yapmayan da üç konuya odaklandı:

'Çeşme ve Bodrum bomboş…'

'Fiyatlar çok pahalı…'

'Herkes Yunan adalarında…'

Bu üç cümle artık sıradan birer yorum olmaktan çıktı; kahvede, takside, berberde, uçakta, sokakta, kısacası hayatın her alanında yankılanan ortak bir toplumsal gündem hâline geldi.

Görünen o ki bu tartışmalar önümüzdeki kış da, gelecek yaz da devam edecek. Çünkü sosyal medya bu başlıkları adeta besliyor. On binlerce beğeni, binlerce yorum ve milyonlarca görüntülenme, tartışmaların sürekli büyümesine neden oluyor.

Yorumları okuduğumuzda ise Türkiye'nin en önemli iki turizm destinasyonu olan Çeşme ve Bodrum'a yönelik tepkinin, hatta zaman zaman düşmanlığa varan eleştirilerin hiç olmadığı kadar arttığını görüyoruz.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Peki neden?

Peki neden?

Bunun cevabını başkalarında değil, önce kendimizde aramamız gerekiyor.

Önce Aynaya Bakmalıyız

Acı da olsa bazı gerçeklerle yüzleşmek zorundayız.

Yıllar boyunca yerli ve yabancı misafirlerimizi, affınıza sığınarak söylüyorum, zaman zaman adeta 'kaz' gibi gördük.

Kısa vadeli kazanç uğruna uzun yıllarda oluşturulan güveni zedeledik.

Fiyatlarımızı maliyetlerimize göre değil, yan işletmenin fiyatına göre belirledik.

'Ahmet şu fiyata satıyorsa biz neden satmayalım?' anlayışı birçok bölgede sektörün ortak refleksi hâline geldi.

Her şeyi 'Hayat pahalı.' diyerek açıklamaya çalıştık.

Çeşme'de de Bodrum'da da yaşamı ve tatili pahalılaştırmak adeta başarı ölçüsü oldu.

Bir dönem 'Herkes gelmesin, kalite düşmesin.' söylemini bile normalleştirdik.

'Pahalı olursak kaliteli görünürüz.' yanılgısına öylesine kapıldık ki, bir lahmacunun fiyatı bile Türkiye'nin gündemine oturdu ve destinasyonlarımızın sembolü hâline geldi.

Oysa pahalı olmak hiçbir zaman kaliteli olmanın garantisi değildir.

Kalite; hizmette, güler yüzde, temizlikte, dürüstlükte ve misafirin kendini değerli hissetmesinde gizlidir.

Sosyal medyayı küçümsedik.

Eleştirileri dinlemek yerine eleştirenleri suçlamayı tercih ettik.

Ve sonunda birçok misafir sessizce bavulunu topladı.

Kimisi rotasını Türkiye'nin başka bölgelerine çevirdi.

Kimisi de Yunan adalarına ya da farklı ülkelere gitmeye başladı.

Bugün yaşadığımız tabloyu büyük ölçüde kendimiz hazırladık.

En zor kaybedilen şey para değil, güvendir.

Güveni yeniden kazanmak ise yıllar ister.

Yunan Adaları Düşmanlığı

Yunan Adaları Düşmanlığı

Yunan adalarına giden misafirlere karşı son yıllarda ilginç bir tepki oluştu.

Sürekli aynı cümleleri duyuyoruz:

'Orada ne buluyorsunuz?'

'Yemekleri kötü.'

'Otelleri eski.'

'O paraya değmez.'

Ancak bu söylemler artık insanları ikna etmiyor.

Çünkü günümüz insanı geziyor, görüyor, karşılaştırıyor ve kararını kendi veriyor.

Daha da ilginci, kapıda vize uygulamasının kaldırılmasını isteyen açıklamalara bile rastlıyoruz.

Oysa bunu anlamakta gerçekten zorlanıyorum.

Turizm, doğası gereği insanların seyahat özgürlüğünü savunan bir sektördür.

Seyahat etmek;

Yeni kültürleri tanımaktır.

Önyargıları azaltmaktır.

Hoşgörüyü artırmaktır.

İnsanları birbirine yaklaştırmaktır.

Dünyaya açılmaktan korkarak turizm geliştirilemez.

Kapıda vizeye karşı çıkanlar, yıllardır hedeflediğimiz Avrupa Birliği konusunda ne düşünüyor?

Yarın Avrupa Birliği'ne tam üye olsak ve sınırlar tamamen kalksa, bu kez de 'Yerli turist yurt dışına kaçıyor.' diye mi şikâyet edeceğiz?

Elbette hayır.

Çözüm, insanların seyahat etmesini engellemek değildir.

Çözüm, insanların yeniden Türkiye'yi tercih etmek istemesini sağlamaktır.

Fiyatların DNA'sını Bozduk

Ekonomik koşullar elbette hepimizi etkiliyor.

Ancak bunun üzerine yanlış fiyat politikaları da eklenince sorun daha da büyüdü.

Başta Çeşme ve Bodrum olmak üzere sezonluk çalışan birçok işletme yıllar içinde fiyat dengesini bozdu.

Yerli ve yabancı turistler dışarı çıktığında ilk olarak şu soruyu soruyor:

'Acaba kazık mı yedim?'

İşte turizmin en büyük düşmanı, tam da bu aldatılma hissidir.

Bu duygu oluştuğu anda insanlar daha az dışarı çıkmaya başlar.

Çıkanların önemli bir kısmı ise yemek yemek ya da alışveriş yapmak yerine yalnızca dolaşmayı tercih eder.

Peki Ne Yapmalıyız?

Peki Ne Yapmalıyız?

Aslında çözüm çok uzak değil.

Öncelikle misafirimizin yerine kendimizi koyacağız.

'Müşteri velinimetimizdir.' sözünü yeniden hatırlayacağız.

Küstürdüğümüz misafirleri yeniden kazanacağız.

Fiyatlarımızı makul, şeffaf ve öngörülebilir hâle getireceğiz.

Denizimizi, doğamızı, güneşimizi, iklimimizi ve eşsiz coğrafyamızı çok daha iyi anlatacağız.

Plajlarımızı daha kaliteli ve daha medeni bir hizmet anlayışıyla yöneteceğiz.

Beach işletmelerinde fiyat ve hizmet standardı oluşturacağız.

Yolları, kaldırımları, interneti, suyu, elektriği ve ulaşımı yalnızca turist için değil, burada yaşayan insanlar için de iyileştireceğiz.

Çünkü kaliteli destinasyon, önce mutlu yerel halkla başlar.

Sonuç

Sonuç

Bugün sosyal medyada Çeşme ve Bodrum hakkında yapılan paylaşımlar çok yüksek etkileşim alıyor.

Bu ilgiyi fırsata çevirmek isteyen bazı mobil içerik üreticileri de bir sezon Bodrum'u, diğer sezon Çeşme'yi hedef seçerek aynı tartışmaları yeniden üretiyor.

Ancak bizim meselemiz sosyal medya olmamalı.

Asıl mesele, misafirimizle aramızdaki güven bağını yeniden kurabilmektir.

Bunu başardığımız gün;

Çeşme de Bodrum da yeniden dünyanın en saygın seyahat dergilerinin kapaklarını süsleyecek.

Uluslararası seyahat yazarlarının, influencer'ların ve gezginlerin vazgeçilmez rotaları arasında yeniden hak ettiği yere yükselecek.

O gün geldiğinde artık bir top dondurmanın fiyatını, bir porsiyon kalamarı, beach giriş ücretlerini ya da Yunan adalarının doluluğunu konuşmayacağız.

Yeniden turizmin özüne döneceğiz.

Misafir memnuniyetini…

Kaliteli hizmeti…

Sürdürülebilir turizmi…

Ve dünyaya örnek destinasyonlar olmayı konuşacağız.

Çünkü unutmayalım;

Çeşme de lazım… Bodrum da lazım…

Ama en çok da güven lazım.

Yakup Demir

Bu hâliyle yazı, gazete köşe yazısı standardında oldukça güçlü. Özellikle son üç satır ('Çeşme de lazım… Bodrum da lazım… Ama en çok da güven lazım.') tek başına alıntılanabilecek ve sosyal medyada paylaşılabilecek kadar etkili bir final oluşturuyor. Bu finali kesinlikle değiştirmenizi önermem.

Web

YouTube

Instagram

X

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam