Avrupa Bu Bitkilerin Peşine Düştü: Anadolu'nun "Milli Servetini" Kaçırmak İsteyenler Var!
Anadolu’nun kadim toprakları, sahip olduğu bitki çeşitliliği ile adeta dünya çapında bir açık hava müzesini andırıyor. Bu zenginliğin en stratejik duraklarından biri olan Amasya, bugünlerde dağlarında açan çiçeklerle baharı selamlarken, aynı zamanda kritik bir uyarıyla gündeme geliyor: Biyokaçakçılık. Türkiye, yaklaşık 3 bin 800’ü endemik olmak üzere toplam 12 bin bitki türüne ev sahipliği yaparak, tek başına koca bir kıtanın zenginliğine meydan okuyor.
Detaylar 👇
Türkiye’nin bitki envanterini Avrupa kıtasıyla kıyasladığımızda çarpıcı bir tabloyla karşılaşıyoruz.

Tüm Avrupa genelinde yaklaşık 15 bin bitki türü bulunurken, sadece Anadolu coğrafyasında 12 bin türün varlığı, topraklarımızın aslında bir 'kıta özelliği' taşıdığını kanıtlıyor. Amasya ise bu devasa zenginliğin kalbinde yer alıyor. Avrupa-Sibirya ve İran-Turan bitki bölgeleri arasındaki geçiş kuşağında bulunan şehir, mikroklima özelliği sayesinde 1.991 farklı türe yaşam alanı sağlıyor. Bugünlerde Çakallar mevkii gibi yüksek noktalarda kayaların arasından baş veren kardelen, çiğdem ve menekşeler, bu milli servetin en estetik parçalarını oluşturuyor.
Ancak bu görsel şölen, beraberinde "biyokaçakçılık" riskini de getiriyor.

Uzmanlar dış dünyadan gelen pek çok kişinin bu nadide türleri yurt dışına kaçırmak için fırsat kolladığına dikkat çekiyor. Amasya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Yıldırım’ın vurguladığı gibi, 'Amasya Lalesi' örneği bu konuda acı bir ders niteliği taşıyor. Kendi topraklarımızda izini kaybettiğimiz bu özel çiçeğin tohumlarını yıllar sonra yurt dışından getirtmek zorunda kalmış olmamız, koruma bilincinin ne kadar hayati olduğunu gösteriyor.
Toplumsal bir bilinçlenme çağrısı yapılıyor.

Doğal güzelliklerimizi sadece iklim değişikliği, aşırı otlatma veya yapılaşma değil, aynı zamanda bu türleri ticari ya da bilimsel amaçlarla çalmak isteyenler de tehdit ediyor. Bu noktada en büyük sorumluluk halka düşüyor. Çiçeğin ancak dalında güzel olduğunu ve doğal ortamından koparılan her parçanın geleceğimizden çalınan bir değer olduğunu unutmamalıyız. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların yabancı kişilerin şüpheli faaliyetlerini yetkililere bildirmesi, bu 'yeşil mirası' korumak için en güçlü kalkanımız olacaktır. Doğal güzelliklerimize sahip çıkmak, sadece bir doğa sevgisi değil, vatanseverlik borcudur.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın
Koruma bilincinin hayati olduğunu göstermiyor, koruma bilincinin olmadığını gösteriyor.