onedio
Kolon Kanseri Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Vücudumuzda bağırsakların farklı görevleri bulunur. Kalın bağırsak hacmi oldukça büyük, parçalara ayrılmış bir boru gibidir. Ortalama 130-160 cm uzunluğunda ve 6-8 cm çapındadır. Sindirim sisteminin bölümlerinden olan ‘’kalın bağırsak’’ kolon ve rektum bölümlerinden oluşur. Kalın bağırsağın bu bölümünde polipler oluşur, oluşan bu poliplerden dolayı kanser meydana gelir buna kolon kanseri denilmektedir.Kolon kanseri nin nedeni tam olarak bilinememektedir, ama oluşumunda bazı çevresel ve genetik nedenlerin etkisi olduğu düşünülmektedir. Ailesinde kolon kanseri olan bireylerin kansere yakalanma ihtimali yüksektir. Ayrıca daha önce kanser geçirmiş kişiler incelendiğinde bu kişilerin ailelerinde kanser görülme ihtimalinin fazla olduğu gözlemlenmiştir.Kolon kanseri 4 evrede gerçekleşmektedir. Birinci evrede: Kanser, sadece kolonun iç bölgesinde oluşmakla sınırlıdır. İkinci evrede: Kanser yayılmaya başlamış ve karın boşluğundaki kolon duvarına, yakın organlara kadar ilerlemiştir. Üçüncü evrede ise kanser bölgedeki lenf bezlerine kadar ulaşmayı başarmış fakat uzak bölgelerdeki diğer organlara yayılamamıştır. Son evrede ise kanser, karaciğer, akciğer, kemikler dâhil vücudun diğer bölgelerine yayılmıştır.Kolon kanseri ni tetikleyen diğer çevresel faktörler ise beslenme bozuklukları, Obezite, sigara gibi tütün ürünleri kullanımı kolon kanserini tetiklemektedir. Kanseri önleyici unsurlar ise: düzenli beslenme, egzersiz yapma, bol kalsiyum ve D vitamini alma ve önlemek için tarama testlerinin düzenli olarak yaptırmaktır. Çünkü dünyada her yıl yaklaşık olarak 1 milyon insan kolon kanseri ne yakalanmaktadır. Ülkemizde ise bu rakam yılda yaklaşık 30.000 civarlarındadır. İstatistiklere bakıldığında ise erkek bireylerin kansere yakalanma oranı %4,5, kadınlarda ise %3,2 civarlarındadır. Gelişmiş ülkelerde kolon kanseri gelişmekte olan ülkelere göre 10 kat daha fazla görülmektedir.Kanserin 1. ve 2. evrelerinde; cerrahi müdahale yapılarak kanserli bölge temizlenir, 3. aşamaya gelmiş kanserli hastalar için de yine cerrahi yöntem uygulanır. Fakat 4. aşamaya gelmiş hastalarda ise artık cerrahi yöntem uygulanamaz alternatif yöntemler uygulanır.4. aşamaya gelmiş hastalar için fazla umut olmasa da hastaların birçoğunun alternatif yöntemlerle iyileştirilmesi sağlanabilir. Sağlıklı bir vücut için ve kansere yakalanmamak için düzenli beslenme ve düzenli test yaptırmak gerekir.
Adet Sancısı İçin Bitkisel Çözümler
Adet sancısı çeken her kadın, her ay korkulu günler yaşamaktadır. Kimi kadınların hafif geçiyor olsa da, kimi kadınların şiddetli geçmektedir. İçilmeyen hap, konmayan sıcak su torbaları ve ütünün buharı gibi denenmiş yöntem kalmamıştır. Çoğu kadın, karnına yada bacaklarına sıcak su torbası koymaktadır. Ancak sıcak bir torbayı direk temas ettirmeniz size zararlıdır. Çünkü; Sıcak su torbası, adet döneminde damarları genişletip ve kanamayı arttırır. En önemlisi diyabet ve nörolojik hastalar kesinlikle kullanmamalıdır. Kendileri sıcağı hissetmemekte ve bu nedenle sabah kalktıklarında torbanın konduğu yerin yara olduğu gözlenmektedir. Adet sancısına iyi gelen birçok doğal ürün bulunmaktadır. Mecburen içilen haplar, ağrıyı keserken bir yandan demir eksikliği ve B 12 eksikliği meydana getirmektedir. Ancak doğal ürünler ağrıyı keserken kalıcı ve zarar vermeden tedavi etmektedir. Adet sancısına iyi gelen bitkisel takviyeler; Karışık bitkisel çay ( Civanperçemi, aslanpençesi, ada çayı ve çobançantası bitkileri kaynatıp içerisine bir kaşık bal katılarak tüketilmelidir. ) Soğan suyu ( Bir soğanı parçalayın ve 1 litre suyun içerisinde kaynatın. 15 gün boyunca günlük 2 bardak tüketin. ) Safran ( 1 fincan kadar suyun içerisine bir tutam safran atın ve kaynatın. Bal ile karıştırarak tüketin. Zira bal adet söktürücüdür. ) Melek otu (Adet akışını düzenler( arttırır), ağrıyı hafifletir.) Kırmızı ahududu ( Rahmi rahatlatır ) Siyah kohoş ( Adet sancısına birebir ) Zerdeçal ( Adet kramplarını hafifletir, ancak fazla kullanıldığında kanamayı arttırır. ) Papatya çayı ( Kasılmaları azaltır ) Nane çayı ( Sakinleştirir, yatıştırır ) Melisa çayı ( Şişliği azaltır ) Adet döneminde sancıyı azaltmak için yenmesi gerekenler ; Maydanoz, ıhlamur, fındık, fıstık, et, balık, sebze, meyve, beyaz etler, baklagiller, pirinç, patates, yulaf gibi besinler. Adet döneminde yenmemesi gerekenler; Fazla tuz tüketimi, çikolata ( her ne kadar vücut istese de yenildiği taktirde şekeri birden yükseltip ve indirir. Vücutta bu ani artış ve azalmaya olumsuz tepki verir.) çok şekerli yiyecekler. Adet dönemlerinde şekerli kaynamış sıcak su içilmesi de, vücudu rahatlatmaktadır. En önemlisi üşütülmemesi gerekir. Ayaklarınızı sıcak tutmanız ve adet dönemine 1 hafta kala kalın giyinmelisiniz.
Hamilelikte Oruç Tutmak Riskli mi?
Hamilelik, İslam dininde oruçtan muafiyet için sayılan istisnalardan biridir ancak buna rağmen birçok hamile kadının ramazan ayında oruç tuttuğu görülüyor. Peki anne adayı ve bebek açısından bu durum sağlıklı mı? Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölümü'nden Op.Dr. İbrahim Sözen, ''Gebelikte orucun hem hamile kadın hem de gelişmekte olan bebek için zorlukları ve sakıncaları mevcuttur.'' Gebeler, hamileliğin fizyolojisi icabı daha sık acıkıyorlar. Çünkü bu dönemde, bebeğe sağlamakla yükümlü oldukları ekstra kaloriyle birlikte günlük kalori alım gereksinimleri de artıyor. Op. Dr. Sözen şöyle diyor: ''Gebelerin 3-4 saatte bir düşmeye eğilimli kan şekerlerini sabit halde tutmak için küçük öğünler alması tavsiye edilir. 2004 yılında Singapur'da yapılan bir çalışmada, oruç tutan gebelerin yarısından fazlası gebelik öncesindeki oruçlara göre çok daha zorlandıklarını, üçte biri ise oruca bağlı yan etkiler yaşadıklarını belirtmişlerdir.'' Aç kalmak bebeği etkiliyor Peki orucun bebekler içinde bir riski olabilir mi? Op. Dr. İbrahim Sözen soruyu şöyle yanıtlandırıyor: ''Bebek için görülen en büyük tehlike, onların ileride nörolojik ve psikolojik gelişimlerini olumsuz yönde etkileyebilecek ketonların oruç sırasında kanda artışıdır. Ketonlar şekerin hücrelerin kullanımı için ortamda olmadığı durumlarda depolanmış yağların yakılması sonucu açığa çıkarlar. Örneğin uzun süren açlıklarda vücudun şeker deposu çabuk tükenir ve hücrelerin enerji gereksinimi için yağlar yakılır. Bunun sonucunda hem anneye hem de bebeğe zararlı olabilecek ketonlar yağ yakılması sonucu açığa çıkarlar. Kontrol edilemeyen diyabette de aynı durum söz konusudur. 1995 yılında American Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinde Rizzo ve arkadaşları tarafından yayınlanan bir çalışmada, kontrol edilemeyen diyabet ve uzun süreli açlık gibi durumlarda kanda oluşan yüksek keton oranlarının ileride bebeklerin beyin ve psikolojik fonksiyonlarında bozukluğa neden olduğu gösterilmiştir.'' Hamilelerde yüksek ketonlara ulaşılmasının sebepleri nedir? Sorusuna ise şu yanıtı veriyor: ''Gebelerde yüksek keton oranlarına kolaylıkla ulaşılmasının iki nedeni vardır. Öncelikle gebelerdeki açlık süreçleri gebe olmayan kadınlara kıyasla çok daha çabuk bir şekilde hipoglisemiye (kan şekeri düşüşü) yol açmaktadır. Kanda, bu düşüş nedeniyle, hücrelerin enerji olarak kullanımları için şeker kalmayınca da vücut yağlar yakar ve ketonlar bu yakımın yan ürünü olarak yükselir. Gebe olmayanlarda bu keton yükselmesi 24 saat içinde yoğunlaşırken, gebelerde bu süre 16 saat civarındadır. Yüksek keton oranlarının gebelerde oluşmasına olanak tanıyan ikinci neden ise gebelerde, özellikle ileri haftalarda, insülin direncinin gelişmesidir. Bu direncin çok yüksek olduğu durumlarda gebeliğe ait diyabet gelişir. Bu durumda kanda yeteri kadar şeker vardır ama bu şekeri hücrelerin kullanımına sokacak olan insülin görevini yapamaz. Şeker kanda yükselir ama hücreler yakıt olarak şekeri kullanamaz. Hücreler bu nedenle alternatif yakıt olan yağı yakarlar ve bu da açığa yüksek keton oranları çıkarır. Susuzluğa dikkat! ''Oruç tutarken bir diğer potansiyel sorun vücudun sıvısız kalmasıdır.'' Diyen İbrahim Sözen şöyle devam ediyor: ''Gebelerde damarlarda dönen kan ve sıvı miktarı çok artar. Bu kan ve sıvı miktarını koruyabilmek için gebelerin günde en az 3 litre civarında sıvı almaları gerekir. Nisbi sıvısızlık durumlarında, kan basıncı düşer, plasentaya (bebeğin eşi) ve dolayısıyla bebeğe giden kan akımı azalır. Bunun sonucunda bebeğin oksijenlenmesi ideal oranların altına düşebilir. Gerçekten de bebeğin beyninin oksijenlenmesinin testi olan ve ultrasonla yaptığımız bir ölçüm olan biyofizik profil skoru oruç tutan annelerin bebeklerinde tutmayan annelerin bebeklerine oranla daha düşük bulunmuştur. 2003 yılında International Journal of Gynecology and Obstetrics dergisinde yayınlanan bu çalışmaya göre bebeğin iyi oksijenlenmesinin en iyi ultrasonografik bulgularından biri olan fetal breathing (diyafram hareketi) oruç tutan annelerin bebeklerinde ciddi olarak azalma göstermektedir. Özetle, oruç tutmak isteyen hamile kadınların orucu, hamileliğin sonunda kaza orucu şeklinde tutmaları hem kendileri hem de bebek açısından çok daha olumlu olacaktır.'' Emziren anneler oruç tutabilir mi? Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Dr. Ela Tahmaz, emziren annenin oruç tutmasıyla ilgili şöyle diyor: Anne sütü konusunda yapılan araştırmalar kısa süreli yemek yememenin sütü azaltmadığını ancak ciddi sıvı kaybının sütü azaltabileceğini göstermiştir. 2- 5 ay arasında bebeği olup emziren kadınlar arasında yapılan bir çalışma göstermiştir ki, oruç sırasında anne sütünün içeriğinde bir miktar değişim olmaktadır. Alınan enerji miktarı, protein, vitamin A ve C gibi elemanların günlük ihtiyacın altında kaldığı saptanmıştır. Bu da emziren annelerin oruç sırasında süt kalitesinin etkilendiğini göstermektedir. Bu nedenlerle emziren annelerin, özellikle bebeğin sadece anne sütüyle beslendiği ilk 6 ayda bütün gün su içmemeleri doğru değildir. Oruç tutabilmek için gereğinden önce ek gıdalara ve mamaya başlanması da uygun bir davranış değildir. Ancak 6 ayın üzerinde veya başka nedenlerle zaten ek gıdalara başlamış bebeklerde oruç sırasında annenin yememe ve içmemesi daha kolay tolere edilebilir. Ancak bu durumda da mutlaka sahura kalkmak ve iftardan sahura kadar geçen süre içinde bol miktarda sıvı almak şarttır. Ayrıca günü dinlenerek geçirmeleri ve kendilerini fazla yormamaları de gereklidir. Bebeğin aynı aralıklarla emmeye devam etmesi ve ek gıdaların da aynı şekilde verilmesi önerilmektedir. Şunu da unutmamak gerekir ki, şeker metabolizması ile problemi olan anneler örneğin diyabet veya kan şeker düşüklüğü ya da diğer sağlık problemi olan annelerin oruç tutması risklidir ve mutlaka doktorlarına danışmaları gerekmektedir.
Deniz Seki Kanser mi?
Hakkında yakalama kararı çıkartılan şarkıcı Deniz Seki, kanser şüphesiyle savcılığa rapor sunup infaz erteleme talebinde bulundu. Eski özel yetkili mahkemelerden İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen uyuşturucu davasında yargılanan şarkıcı Deniz Seki, “kokain ticareti yapmak” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmış, Yargıtay da bu cezayı onamıştı. Seki için mahkeme 30 Mayıs günü yakalama kararı çıkartmıştı. Ancak Seki o günden bu yana teslim olmadı ve kendisine ait adreslerde yapılan aramalarda da bulunamadı. Savcılık yanıt vermedi Hakkındaki infaz işlemi uygulanamayan ve “Kaçtı mı?” sorusunu akıllara getiren Seki’nin infazının ertelenmesi için savcılığa sağlık raporu sunduğu ortaya çıktı. İnfaz işlemlerini yapan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan raporun şubat ayında bir hastaneden alındığı belirtilirken raporda, “Kadınsal bir hastalık nedeniyle kanser riskinin bulunduğu” yönünde tespitler yer aldı. Deniz Seki bu rapor doğrultusunda 5275 Sayılı Kanun’un 16. maddesinde yer alan “Hapis cezasının infazının hastalık nedeniyle ertelenmesi” hükmü kapsamında infazının ertelenmesini istedi. Savcılık ise Seki’nin bu talebine henüz bir yanıt vermedi. Milliyet DAMLA GÜLER 
Reklam
En İyi Diyet 'Su'
İngiltere'deki Oxford Üniversitesi beslenme uzmanları, ebeveynlere öğünlerde çocuklarına şekerli ve gazlı içecekler yerine su içirmelerini tavsiye etti. Beslenme uzmanlarına göre, çocukların şeker alım miktarını azaltmak, obezite, yüksek tansiyon, diyabet gibi hastalıkların oluşma riskini önlemek adına su en önemli içecek. Uzmanlar, şekerli içeceklerin her yaştan insan için şeker alımının en büyük kaynağı olduğunu belirtiyor. Bu kaynak özellikle çocuklar ve gençler için büyük problem oluşturmakta. Oxford Üniversitesi beslenme ve halk sağlığı profesörü Susan Jebb, ebeveynlere çocuklarının hayatlarında büyük rol oynamaları için ‘küçük’ bir öneride bulundu. Jebb ‘’Çocuğunuzu su içmesi konusunda bilinçlendirin. Onlar sütten kesildikten itibaren su içmeye başlamalı. Dışarda tonlarca içecek mevcut fakat sıvı ihtiyaçlarını kesinlikle suyla sağlamalılar’’ diyerek su içmenin önemini vurguladı. Profesör Jebb, özellikle her 5 çocuktan birinde obezite hastalığının olduğu İngiltere’de, bu problemle savaşmak adına önlemler alınması gerektiğini savunuyor. Şekerli içecek, enerji içeceği gibi sağlıksız sıvıların tüketimini engellemek için vergilendirmenin uygulanabilir olduğunu fakat insanların yeme içme alışkanlıklarının değiştirilmesi gerektiğini de ekliyor. 'Su yoksa süt' Susan Jebb gibi Sandler da, su içmenin çocuklar için önemli olduğunu vurgulayarak ailelere şu tavsiyede bulunuyor: ‘’Kahvaltıda bir bardak portakal suyu içilebilir. Fakat ebeveynler çocuklarına yemeklerde su içirmeliler. Suya alternatif olabilecek bir diğer içecekse süt.’’ (NTVMSNBC)
Diyet Yapanlar Nasıl Oruç Tutabilir?
Ramazan ayının yaklaştığı günlerde akılları kurcalayan sorulardan biri de 'Diyet yapanlar oruç tutabilir mi?' Bu konuda yapılan diyet programının çok önemli olduğunu söyleyen Diyetisyen Funda Tuzgöl, ramazan ayında diyet yapmayla ilgili önemli noktaları da anlattı. Kişinin beslenmesi aşağıda sıraladığımız diyetleri kapsıyor ise bu kişinin oruç tutmasının sağlık açısından bir engel teşkil edip etmediği doktoru tarafından değerlendirilmeli. Bu diyetleri uygulayanlar dikkat! 1- Diyabet ile uyumlu bir diyet ise 2- Tansiyon düzenleyici bir diyet ise 3- Kalp hastalıkları ile uyumlu bir diyet ise 4- Kullandığı ilaçları gün içinde tok karnına alması önerilen bireylerin uyguladığı, sık beslenmeyi gerektiren diyetler ise 5- Çocukluk ve yaşlılık dönemindeki bireylere yeterli ve dengeli beslenme kurallarını kapsayan uzun süre açlığın önerilmediği diyetleri ise 6- Sıvı tüketiminin gün içinde belli aralıklarla olması gereken bir beslenme düzeni önerilmiş diyetler ise 7- Epilepsi hastalarına önerilen azar azar sık sık beslenme kuralları ile düzenlenmiş bir diyet ise 8- Aldığı kanser tedavisini destekleyici bir beslenme düzeni belirlenmiş bir diyet ise 9- Tüm bunların dışında doktoru tarafından bir gün içinde bir beslenme şekli düzenlenmesi önerilmiş bireylerin diyetleri ise. Kilo vermek için diyet yapanlar ramazanda nelere dikkat etmeli? 1- Mutlaka ama mutlaka birey oruç tutacağı günün sahur vakti öğününü yerine getirmeli.Sahurda seçeceği besinler, protein, yağ, yönünden dengeli olmalı. Karbonhidrat içeriği kan şekerini aç olacağı saatlerde dengesizleştirmemek için bileşik karbonhidrat türevi olmalı. Posa yönünden zengin ve sıvı içeriği dengeli olmalı. Örneğin; haşlanmış yumurta, süt, yarım yağlı ya da yağsız peynir, zeytin ya da ceviz, pekmez, meyve, kepek ekmek, çay ama çok çok açık (çünkü diüretiktir) ve su. 2- Mutlaka sahur öğününden sonra birey sağlıklı dışkılamayı gerçekleştirmeli. 3- Orucunu açarken dikkatli ve sakin olmakta fayda vardır. Gün boyu aç olmaktan kaynaklı magnezyum değerlerimizdeki düşüklüğü hemen takviye edecek besinlerin başında hurma gelir. Kişi orucunu, kilo durumuna göre sayısını belirlediği hurma ile açarak, gün boyu oluşan magnezyum ve karbonhidrat açığının, ardından da mümkün olduğunca oda ısısında su içerek sıvı açığının bir kısmını kapatmış olur. Hemen ardında çok kaynar olmayan bir kase çorba çok uygun bir devamı sağlar. 4- Ana yemeklere geçmeden yaklaşık 20 dakika beklemeyi başarabilirse çok doğru olur. Bu bekleme süresi hem kişinin açlığının yatışmasını sağlayacak, hem de ana yemeklerden çok büyük porsiyon tüketmesini önler. Ana yemek hem et grubundan (ızgara ya da haşlama şeklinde pişmiş kırmızı et, tavuk eti ya da balık gibi), hem zeytinyağlı 1 porsiyon sebzeden, hem süt- yoğurt grubundan, hem salatadan, hem de ekmek grubundan (çok büyük bir parça olmamak koşulu ile ramazan pidesi olabilir) oluşmalıdır. 5- Akşam öğününden sonra posa açığı için meyve (en fazla 2 porsiyon), gece boyunca da kan şekeri dengelenmesi için süt ya da yoğurt bir porsiyon tüketilmeli. Kişi mutlaka tatlı yemek istiyorsa bu saydığımız süt+ meyve öğünü yerine sütlü tatlı (kilo kaybının devamlılığını sağlamak için maksimum haftada 2 ya da 3 kez) tüketebilir. Buna en iyi örnek de sade dondurma ya da güllaç olabilir. 6- Tüm bu saydıklarımızı yaparken dikkat etmesi gereken en önemli tüketim ise oruçlu olduğu saatler dışında su tüketimini en az 2 litre olması.
Reklam
Kazım Koyuncu 'İşte Gidiyorum' Diyeli 9 Yıl Oldu
'Müzisyenim, ondan sonra bir Karadenizliyim ama hepsinin ötesinde bir devrimciyim' Kazım Koyuncu, kendisini böyle tanımlıyordu. Geleneksel Karadeniz müziği ile Rock'n'Roll müziği sentezleyerek kendi tarzını yaratan Laz müzisyen Kazım Koyuncu 33 yıllık yaşam yolculuğu boyunca Laz kültürünün tanınmasına yaptığı katkılardan dolayı özelde Laz halkının; çevre sorunları konusunda gösterdiği duyarlılığın yanı sıra alçakgönüllü, samimi ve hümanist kişiliğiyle de milyonların sevgisini kazandı.
Güneş Kremleri Gerçekten Koruyor mu?
Güneş kremleri sizi güneşin zararlı etkilerinden koruyup sağlık konusunda üstüne düşeni yaptığını iddia eder. Peki bu ne kadar doğru? Güneş kremleri söylendiği gibi cildinizi güneşin o zararlı kanser yapan etkilerinden yüzde yüz koruyabilir mi? Geniş spekturumlu güneş kremleri tanıtım broşürleri ya da tv reklamlarında bu konuda oldukça iddialı görünüyor. Fakat bilim adamları bu konuyu da ele alıp çeşitli araştırmalar yapmaktan geri durmuyor. 20 farklı güneş kremi ile detaylı bir araştırma yapıldı. Bu araştırma gereği deneklerin sırtlarına güneş kremi sürülüp suni bronzlaşmaya maruz bırakıldırlar ve güneş kremlerin işe yarayıp yaramadığı test edilmiş oldu.  Bu testi kaç güneş kremi başarı ile tamamladı dersiniz? 20 farklı üründen sadece 7 ürün testi başarıyla tamamladı. Fakat bu sizi hemen panikletmesin. Testin kesin bir sonuç verip vermediği henüz tam olarak bilinmiyor. Test sırasında bir denek cildindeki kremi istemeden silmiş olabilir ya da diğer deneklere oranla UV bronzlaştırıcı lambaya daha uzak bir konumda durmuş olabileceği gibi kriterler unutulmamalıdır.
Reklam
Sadece Model Dinleyenlerin Bildiği 10 Kelime
'Değmesin ellerimiz' adlı şarkı ile popüler olan başarılı rock grubu Model'i, çoğumuz beğenerek dinliyor.Grubun şarkı sözlerini genelde bas gitarist Can Temiz ara ara da solist Fatma Turgut yazıyor. Buraya kadar her şey normal! Asıl şaşırtmalı kısım; şarkı sözleri :) Bu kelime gruplarından bazıları sadece Model şarkılarında duyabileceğiniz cinsten.
A'dan Z'ye Biber Gazı
Biber gazı, Biber spreyi veya OC gazı, OC spreyi (OC='Oleoresin Capsicum'), gözlerde kontrolsüz gözyaşı akmasına sebep olan, acı ve hatta geçici körlük nedeniyle gözleri tahriş edebilen kimyasal bileşikler de içerebilen bir göz yaşartıcı gazdır. Fotoğraf: Brezilya Polisi
Reklam
Cep Telefonu Saç Döküyor Mu?
Teknolojinin gelişmesiyle beraber iyice hayatımıza giren cep telefonları, saç dökülmesini nasıl etkiliyor? Bugün buna değinmek istiyorum. Öncelikle cep telefonları vücudumuza pek çok zarar verir. Bunun sebebiyse yaydığı radyasyon. Eğer gerekli önlemler alınmazsa insanlar yüksek radyasyondan dolayı kanser olabilir, veya genetik yapılarında adeta mutasyonlar oluşabilir. Aynı şekilde olaya bir de saç dökülmesi açısından yaklaşalım şimdi de. Cep telefonları yüzünden yüksek radyasyona maruz kaldığınızda, saçlarınızı besleyen hücreler zarar görecektir. Bu hücreler zarar gördüğünde işlerini iyi yapamayacaktır. Bu sebepten dolayı telefonların saç kayıplarında etkili olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bazı önlemler alarak alacağınız hasarı azaltabilirsiniz.Cep Telefonlarının Saç Dökmesini Engelleme ÖnerileriGeceleri uyurken telefonu yanınıza almayın. Özellikle yastığın altına koyulan telefonlar vs. sizi sabaha kadar oldukça yüksek seviyede radyasyona maruz bırakacaktır. Bunun üzerine ek olarak uyku halinde ki vücudunuzun zayıflığı da eklenince sonuçlar can sıkıcı olabilir.Telefonu kulağınıza götürmeyin. Kulaklıkla konuşmak sizi oldukça büyük bir radyasyon akımından kurtarabilir. Çünkü konuşma esnasında bu cihazların yaydığı radyasyon onlarca kat artıyor. Bunu direk olarak kafanıza götürdüğünüzde saç kökleri çok güçlü bir radyasyona maruz kalacaktır. Sonuçta ortaya saç dökülmesi gibi bir problemin çıkmasıysa muhtemeldir. Bu yüzden kulaklık aracılığıyla konuşun, korunun.Belki de en önemli madde bu. Telefon alırken mutlaka sar değerini inceleyin. İnternetten diğer telefonlarla karşılaştırın. Her zaman sar değeri daha düşük olan telefonları almaya çalışın. Sar, cihazın yaydığı radyasyon miktarıdır. Eğer düşük sar değerine sahip telefon kullanırsanız, daha az zarar görürsünüz. Özellikle Çin malı çeşitli cihazlar, replika telefonlar bu konuda sınıfta kalıyor. Pek çoğu sağlık konusunda standart değerleri bile sağlayamıyor.
Reklam
Bahar Yorgunluğunu Atmanızı Sağlayacak 10 Bomba
İlkbaharda abur cubur yemek yerine bu galeride ki yiyecekleri yemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz. Birbirinden sağlam olan bu bomba yiyecekler insan hayatında gerçekten çok önemli bir yere sahip. Sizler için bu en sağlıklı 10 yiyeceği seçtik. Eski ve yeni en listelerini sitemizde her zaman bulabilirsiniz. İyi günlerde yemeniz dileği ile bizi takip etmeye devam ediniz.
Gündelik Hayatta Kaosa Neden Olmuş 10 Bilgisayar Hatası
Bilgisayarların uzunca yıllardır hayatımızda olduğu ve hayatımınızın da pek çok alanını kontrol ettikleri bir gerçek. Ancak işlerimizi ve hayatlarımızı tamamen bu cihazlara bırakarak doğru mu yapıyoruz acaba? Zira küçük bir kod hatası bakın nelere mal olabiliyor...
Kafa Karıştırmakta Sınırları Zorlayan 15 Film
Bazı filmler vardır ki, kafa karıştırmakta sınırları zorlar. Bunu kimi yönetmen; zaman kavramını izleyicinin ayağının altından çekerek; kimisi de bilinçaltının tüm derinliklerini sergileyerek yapar. Biz de izleyiciler olarak, 'ne anlatmaya çalışıyor acaba?' diye, filme bakar dururuz.  İşte o filmler:Not: Filmin özetleri, Sinemalar.com ve Beyazperde'den alıntılanmıştır!
Kuruyemişin Bilinmeyen Faydaları
Bu gün pek çoğumuzun severek tükettiği, elinin altından eksik etmediği kuruyemişler üzerinde duracak, faydalarını öğreneceğiz. Bu sayede çeşitli kuruyemişler hakkında yazılıp çizilen “zararlıdır kilo aldırır” vs. türünden yanlışlarıda zihinlerden temizlemiş olacağız. Zira yanlış yönlendirmeler neticesinde bir çok insan esasen kendisi için çok faydalı olacak ve her gün belirli oranlarda tüketince yararlarını göreceği kuruyemiş nimetinden uzak kalmaktadır. Kuruyemişler yanlış bilinenlerin aksine genel olarak protein, vitamin, karbonhidrat ve mineraller açısından oldukça zengin olan ve vücudun direncini artırmada yüksek oranda yardımcı besin kaynaklarıdır. Özellikle kilo sorunu olup kilo vermek isteyenler açısından hiç tereddütsüz tercih edilmelidir. Zira gün içinde belirli aralıklarla yiyeceğiniz bir avuç fındık yada fıstık sizin vitamin ve minarel ihtiyacınızı karşılıyor, sizi zinde tutuyor ve aynı zamanda sebep olduğu tokluk hissiyle kilo vermenize çok büyük oranda yardımcı oluyor. İşte Kuruyemişler ve Faydaları: Fındık Kuvvet vericidir. Aynı zamanda yüksek kolestrolün düşürülmesinde çok etkindir. Kalsiyum, demir, karbonhidrat, yağ ve çinko ile metabolizmayı ciddi anlamda düzenler. E vitamini açısından oldukça zengindir. Kemik gelişimi ve güçlenmesinde etkindir. Kansızlığa karşı koruyucu görev yapar. Kanser oluşumuna engel olur. Dahası halihazırdaki bir kanser oluşumunu etkisiz hale getirmek için çalışır ve vücudu ciddi anlamda korur. Badem Omega 3 yönünden çok zengin olan ve faydaları bilinenden çok fazla olan baden zihni yorgunluğu gidermede çok faydalıdır. Böbrek ,mesane, tenasül yolları iltihaplarını önlemede çok etkindir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarına karşı ağrı kesici hafifletici etkisi vardır. Kalp ve damar güçlendiricidir.Tansiyonu düşürücü etkisi vardır. Şeker hastalığı riskini son derece azaltır. Tam bir sağlık deposu olan badem aynı zamanda adet dönemlerinde ortaya çıkan kan şekeri düşüklüğüne engel olur. Kemikleri güçlendirir. Düzenli kullanıldığı takdirde beyin hücrelerinin yaşlanmasını yavaşlatır. Besleyiciliği, tokluk hissi vermesi ve iştah kesici özellikleri ile kilo vermede çok etkin olan badem aynı zamanda cinsel güçsüzlüğe karşıda faydalıdır. Antep fıstığı İçeriğinde kolesterol barındırmayan antep fıstığı kandaki kolesterol seviyesinin düşürülmesinde oldukça etkindir. Kalp hastalıkları riskini azaltır. Göğsü yumuşatır. Öksürük kesicidir. Düzenli olarak günde bir avuç tüketimi sonucunda bedeni güçlendirir. Zihin gücüne sebep olur. Protein yönünden etten daha ileridedir. Kan şekerini düzenler. Kilo aldırmaz. Çocukların zeka gelişiminde çok etkilidir. Damar tıkanıklığını engelleme özelliği keşfedilmiştir. Yer fıstığı Baklagiller familyasındandır. Bedeni ve zihni gücü yüksek oranda artırır. Göğsü yumuşatıp, öksürük söktürür. Cinsel gücü artırmada etkendir. Kemik ve kasları güçlendirir. Mide rahatsızlıklarında etkilidir. Kolesterolü düşürür. Kalp sağlığı için son derece faydalıdır. Kansere karşı koruyucudur. Böbrek ve safra kesesi ağrılarında kullanıldığı takdirde iyi gelir. Hem besleyici hem aynı zamanda enerji vericidir. Bağışıklığı güçlendirir.Unutkanlık yani Alzheimer hastalığına yakalanma riskini azaltır. Beyaz leblebi Mide suyunu çeker. Kilo vermek için kullanılabilecek harika bir kuruyemiştir.Tokluk hissi verip açlığı bastırır.    Yok denecek oranda yağ içerir. Midedeki asit fazlasını emip yok eder. Emzirme durumundaki annelerin anne sütünü artırmada çok etkilidir. Sarı leblebi Nohutun kavrulması neticesinde ortaya çıkar.  Vücudu kuvvetlendirici özelliği vardır. Anne sütünü artırmada yardımcıdır. Reflü ve gastrit gibi mide rahatsızlıklarına çok iyi gelir. Ağrısız bir mide için düzenli olarak tüketilmesi gereklidir. (Sigaradan uzak durulmalı) Tokluk hissi vererek zayıflamaya yardımcı olur. Bel ve diş ağrıları için tercih edilesi bir kuruyemiştir. Böbrek taşlarının düşürülmesinde yardımcıdır. Ses kısıklığına engel olur kısılan sesin açılmasında çok yardımcıdır. Ayçekirdeği Bilinenin aksine ayçekirdeği bir çok faydayı içinde barındırır. günlük 50 – 100 gram ayçekirdeği bir insanın E vitamini ihtiyacının hemen hemen hepsini karşılar. Kan dolaşımının korunmasında çok etkilidir. İçeriğindeki yağ damar sertliğine engel olur.  Kalp ve sinir hastalıklarını önlemede çok önemli rol oynar. Cinsel gücü artırıcı özelliği vardır. İktidarsızlığı önleyen yapıdadır. Magnezyum zengini ay çekirdeği kemik ve eklem sağlığında son derece etkilidir. Cildi korur. Antienflamatuar özelliği sayesinde astım ve benzeri semptomların azalmasında etkilidir. Kabak çekirdeği Çok önemli bir besin maddesidir. Harika bir solucan, kurt ve parazit ilacı gibidir. Tenya solucanlarını ve parazitleri yok eder. Tansiyonu düşürür. Kan şekeri seviyesini dengeler ve kontrol altında tutar. İçeriğinde bolca fosfor, manganez, magnezyum, demir ve bakır barındırır. Cildi güzelleştirici özelliği vardır. Kabak çekirdeği aynı zamanda mutluluk algısı verir. Depresyona ço iyi gelir. Uykusuzluğu önleyip uyku kalitesini büyük ölçüde artırır. Kemikleri güçlendirir. Böbrek taşı oluşumunu engellediği tespit edilmiştir. İdrar zorluğuna karşı etkindir. Ceviz Alzheimer ve egzama hastalıklarına çok iyi gelir. Zeka gelişiminde etkindir. Kalp hastalıklarını önleyerek kalp atışlarını düzenler. Prostat kanserine engel olur. Omega 3 yağ oranı düşük olan çocuklarda ortaya çıkan hiperaktivite ve davranış bozuklarını düzenleyer. Omega 3 bakımından oldukça zengin bir yapıya sahiptir.Kan pıhtılaşmasını önleyen harika bir besin maddesidir. Beyin damarlarına çok faydalıdır.Düzenli olarak günde 3 – 4 adet yenildiği takdirde bir çok faydası görülmeye başlayacaktır.
Reklam