Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Sezon Finaline Giren Ufak Tefek Cinayetler'den Hayatınıza Dokunacak 36 Replik

-

Salı akşamlarının en çok izlenen dizilerinden olan Ufak Tefek Cinayetler, Haziran ayında sezon finali vererek ekranlara ara vermişti. Ekip ve oyuncular bu zorlu çalışma döneminin ardından tatilin keyfini çıkarırken, Eylül'de başlayacak yeni sezon öncesi diziden repliklerle hayatımıza dokunduğu anları hatırlayalım.

1. 

"Oya... Bak dünyada insanlar ikiye ayrılır. İyiler ve haydutlar olarak... Ve haydutlar düzen gereği, her zaman kazanırlar. Çünkü herkesi kendileri gibi bilir ve ona göre davranırlar. Senin benim gibi iyilerse, herkesi kendimiz gibi bildiğimizden gafil avlanırız.

Haydutlar haydutlara dokunmazlar çünkü birbirlerinden çekinirler. Ama iyilerin gözünün yaşına bakmazlar. Bu yüzden iyilerin yapabileceği tek şey, bir kenarda durmak, saklanmak ve haydutların ayağına basmamaktır. 

Bir kenarda iyiyi, sevgiyi yaşayabilmek için... Bulaşma onlara. Boş ver! Evi boşalt gitsin, yol yakınken uzak dur onlardan. Bunu bir yenilgi olarak görme... Sen kendini seç, kendi sevgi dolu yaşamını seç. Uğraşma onlarla. Bak bir daha söylüyorum, onlarla baş edemezsin..."

2. 

"Her kumandan Aşil gibi şan peşinde olmaz. Bazısı savaşın yıkıcılığından çekinir. Fakat şartlar onu zorladığında, en barış yanlısı kumandan bile korkunç vahşileşebilir. Kaçarak ölmek yerine, savaşarak ölmeyi tercih eder."

3. 

"Ben bilmiyordum. Sizin Pelin'le birlikteliğinizi... Hatta evlendiğinizi..."

"Ya siz kadınların işine akıl sır ermiyor yani, gerçekten... Böyle bir şeyi nasıl saklarsınız ya birbirinizden? Bizim seninle... Kocaman bir mazimiz var sonuçta... Nasıl arkadaşlarsınız ya siz?!"

4. 

"Sizi ilk gördüğüm andan beri kalbim bir başka atıyor. Dünya daha hızlı dönüyor sanki... O derin bakışlarınızda kayboldum. Bu sadece bir hayranlık değil, çok büyük bir aşk... Aramızdaki bütün engellerin üstesinden gelebilecek denli güçlü bir aşk.... Bu aşk benim küçük kalbimi göklere çıkardığı gibi sizi de dünyanın en mutlu adamı yapabilir... Birlikte çok mutlu olabiliriz. Kalbim sizin...

İsmimi belirtmememi mazur görün lütfen... Siz bunu okurken, ben heyecanla sizi izliyor olacağım. Cevabınızı bana belli edersiniz.

Sonsuz sevgiler..."

5. 

"İyi hep iyi, kötü de hep kötüdür belki de. Erdem sizi ilgilendiren bir şey mi, ona bakmak lazım. Kötüler hiç etkilenmez çünkü erdemden. Bir tek menfaat dengesi vardır onlarda. Herhangi bir şeyin, kendilerine dokunduğu zaman değeri vardır sadece."

6. 

"İyilikte de, kötülükte de, ölçü kendinsin; eğer sen iyiysen, hayatta da iyi insanlar var demektir."

7. 

"Oscar Wilde, Bülbül ve Gül hikayesinde, aşk uğruna fedakarlık yapan, iyi yürekli, güzel sesli bülbülün hikayesini anlatır. Bülbül, öğrencinin, sevdiği kıza kırmızı gülü verebilmesi için, hayatından vazgeçer. Oysa öğrenci de, sevdiği kız da, bu iyiliği anlayamazlar. Çünkü, bencillikleri o kadar büyük, kalpleri o kadar karanlıktır ki, ne aşkın, ne iyiliğin, ne arkadaşlığın farkına varabilirler."

8. 

"Bir ip cambazını yüzlerce kişi neden izler? İpi geçtiğini görmek için değil. Düştüğünü görmek için... Asıl seyirlik olan başarı değil, her zaman devriliş, başaramayıştır.

Kalabalıklar en çok kralın devrilme hikayesini izlemeyi sever. O yüzden de uçuruma giderken kimse durdurmaz kralı. Nefeslerini tutup, susarak izlerler."

9. 

"Gerçekler gün yüzünü severler. Anlam kazanırlar."

10. 

Akrep kurbağaya der ki, beni sudan karşıya geçir, seni sokmayacağım. Kurbağa da inanır. Ama akrep, kurbağanın sırtında karşıya geçer geçmez, kurbağayı sokup zehirler.
"Neden?" der kurbağa.
"E çünkü ben akrebim" der akrep,
"Huyum bu!"

11. 

"Yalnızlık çok karanlık, korkutucu bir kuyudur. İnsana kaybedecek hiçbir şeyi olmadığını hissettirir. Kendini hepten uçurumdan atma isteği yaratır."

12. 

"Aşk öyle bir şey değil işte, yaparlarla yapmazlarla sorgulanabilir bir şey değil. İçine bir kez düştü mü, söküp atmak mümkün olmaz. Hele hele kendiyle kaldıysa insan, kendini dinleme fırsatı bulduysa, görür.

Apaçık orada duruyordur çünkü. Tam gözünün önünde... Aşk."

13. 

"Ne acayip ya... Şu koskoca evrende, oradan baktığında, küçücük bir nokta bile değilim aslında. Ama sığmıyorum hiçbir yere. Fizan'a da gitsen, uzaya da gitsen, sen sensin işte! İnsan kendinden kaçamıyor, kurtulamıyor."

"Oya kendine gel. Bu dünya senin bildiğin gibi değil. Hayat var hayat! Gezersin, tozarsın, yersin, içersin, sevişirsin... Sen ne diye iki farenin deliğine hapsediyorsun kendini? Orası senin yuvan değil, orası kemirgenlerin yuvası. Sana huzur yok orada. Artık uç! Kanatlan! Hayatını yaşa! Senin bu hayattan alacağın var..."

14. 

"Haydutların cesarete ihtiyacı yok ki... Asıl yaralı olanın cesarete ihtiyacı var."

15. 

"Bazen evren, bize ne yapmamız gerektiğini türlü yollarla gösterir. Kalbi temiz olanlara yardım eder. Eğrisi doğrusuna denk gelir, ve olması gereken, olur."

16. 

"Her savaşçının motivasyonu farklıdır. Bazıları kazanmak için savaşır, bazıları kaybettirmek için. Bazı savaşlar saldırı değil, savunma amaçlıdır. Bir ideolojidir arkasında yatan..."

17. 

"Nasıl ki yapılan kötülükler bir gün gelip insanı bulursa, iyilik de gelip öyle bulur işte. Ama büyük bir farkla... Kötülük bir kanser gibi insanın tüm ruhunu kurutup yavaş yavaş yok ederken, sevgi tam tersidir. İnsanın kalbinden içeri sızdığında, tüm eksiklikleri gedikleri birer birer kapatır. Hiç ummadık bir anda yalnızlığı da, kederi de, yerle yeksan eder."

18. 

"İnsan kötü gününü görmüş birine minnet duyar mı sanıyorsun? Aksine, en çok onu yok etmek ister. Yani, iyilik bir nevi borç gibi... Kim alacaklısını sevmiş ki sanki?"

19. 

"Böyle olmak zorunda değil. Hayat böyle değil, bu kadar zor değil, Merve. Sen kendin güçlük çıkartıyorsun kendine. Aptalca hırsların yüzünden, hayatı zorlaştırıyorsun. Yapma."

20. 

"Ormanda bir kuş hızla dönüyordu... Aşık olduğumuz zaman, yürek denen ormanda bir kuş, anormal bir hızla döner, ve kaçmamız gerektiğini söyler bize. Çünkü her şey çok fazladır. Kendi etrafında nefes kesici bir biçimde dönen bir kuş, kendini ve etrafındakileri yaralar. Tehlikedir onun adı. Bunun için aşkı hiç kimse, insanın kendi  arkadaşları bile istemez.

Kumrular sakindir bir tek...

Ben kumru değilim.

Sen de.

Bu yüzden birbirimize yaklaşamayız."

21. 

"İnsan bir kere birbirinin gözüne baktı mı, neyin doğru olduğunu anlar. Her şey tam tersini gösterse de, önemli olan senin ne hissettiğindir. Senin o arkadaşların, yok Ayşe, onun eşi, hepsi, bütün o arkadaşların, diğerleri... Onların hepsi belli ki birbirlerinin ruhlarına dokunamamışlar. Yani ruhları doğru bir noktada buluşmamış. O yüzden sevgilerini sorguluyorlar, ilişkilerini sorguluyorlar, kendilerini sorguluyorlar."

"Yani, gerçek sevgiyi anlamak o kadar da basit bir şey değil yalnız."

"Tam tersine! Bulduğunda anlamaman mümkün değil."

22. 

"Kazanma ihtimalinin olması için, önce kendi varlığını cesurca ortaya koyacaksın. Ama kaybetmekten korkanlara şu hayatta ne bir heyecan var, ne de kazanılacak bir zafer."

23. 

"Hani bazen birini öyle bir halde görürsün ki, o güne kadarki onunla ilgili bütün bildiklerini yeniden düşünürsün. Yani çok eskiden beri tanıdığın biri de olsa, acaba yanlış tanımış mıyım diye düşünüp kalırsın. Yani öyle olmadığını bilirsin ama... Yine de öyle düşünürsün işte..."

24. 

"Şu hayatta ev sahibi misin misafir mi, karar vermelisin. Ya hayatın tümünü kenardan izler, sana ne verilirse onu kabul edersin, veya oyuna girip, kendi istediğini elde etmek için, ellerini kirletirsin. Buna cesaretin yoksa, başına gelenlerden şikayet etmeye de hakkın yoktur.

Cüret et. Davran. Her şeyin üzerinden akıp gitmesine izin verme. Sahip çık. Sen misafir değilsin. Ev sahibisin. Bu eve kimin girip kimin giremeyeceğine sen karar verirsin."

25. 

"Evet, bir yara aldın. Ama geçecek. İnan bana. Ama bunun tek ilacı ne biliyor musun? Kabullenmek... Bu ilaç, senin ömür boyu çok işine yarayacak. Üstelik sonra üzerinden zaman geçtikten sonra da o kadar büyük acı çekmeyeceksin. Hem öyle yıkılmış bir dünyan yok. Zaten bu öyle kimsenin yapabileceği bir şey değil. Anca sen yıkabilirsin, anca sen kurabilirsin."

26. 

"Yağmuru severiz, ama yağmur yağdığı zaman şemsiyemizi açarız. Güneşi severiz, ama güneş açınca gölgeye kaçarız. Birine 'seni seviyorum' demek, bu sebeple biraz korkutucudur."

27. 

"Genç prense derler ki, iktidarda kalmak için, hem sevgiye hem de korkuya yatırım yap. İkisi birden olmuyorsa, korkuyu seç. Sevgi geçici, güvenilmez bir yatırımdır. Korkuysa bir kere ruhuna düştü mü, sonsuza kadar orada yaşar."

28. 

"Aklımızdan geçen şeylerden sorumlu muyuz sence? Yani, hayata geçirmemiş olsak da, kötü, olmayacak bir şeyi düşünsek de, bu bizi suçlu yapar mı?"

"Bizi biz yapan düşüncelerimizdir. Ne düşündüğümüz, bizim kim olduğumuzu gösterir."

29. 

"Herkesin atlaması gereken bir eşik vardır. O zaman anlarsın, dağın arkası alabildiğine deniz..."

30. 

"Ya ben sana bir tek bir şey soracağım! Bak ama, bana hayatında ilk kez dürüst ol; bana açık, dürüst, gerçek bir cevap ver bana. Tamam mı?! Ben doğruları söylemiyormuşum ya, sen şimdi bana doğruyu söyleyeceksin! Sen beni hiç sevdin mi?! Hım? Sen bana hiç gerçekten aşık oldun mu?! Ya delirdin mi sen yani mesela, böyle aklını kaybettin mi aşkından? Oldu mu böyle bir şey?! Yoksa mantığınla, senin için o ideal insan, ideal adam mı oldum ben? Bana bunun cevabını verebilir misin?!"

"Dürüstlük tabi çok önemli değil mi bizde, bay dürüst. Cevap vereyim... Benim hayatımda senden başkası olmadı Serhan, biliyorsun. Sevgiyi yaslayabileceğim herhangi bir kriterim yok benim. Seni sevdiğimi... Seni sevdiğimi sanıyorum."

31. 

"Tek başımayım ben ya... Yani, yapayalnız... Dedikleri gibi. Yani aslında çok insan var da, hepsi kuru kalabalık."

32. 

"Lisedeyken, okulun bahçesinde böyle Taylan'la kol kola gezerken, işte aynen ben de böyle oluyordum. İliklerime kadar canım acıyordu... Anladın mı beni, başkasına ait olanı sevmek ne demekmiş, hım?"

33. 

"Aşk bu. İnsan aşık olduğunda, iyiyi doğruyu hep birbirine karıştırır. Öyle bir deri değiştirir ki, kendini bile tanıyamaz."

34. 

"Evet bir geçmişimiz vardı. Bir paylaşımımız vardı. Ben sana hep saygı duydum! 'Merve! Ayağına basanı öldürür! Liderdir! Ona dokunmayacaksın! Kraliçedir!' Ama ben sana bir şey söyleyeyim mi?

Ben seni seviyordum... Ben seni gerçekten seviyordum! Sen benim bir şekilde arkadaşımdın! Ne olursa olsun tekmeye kafa sokan, bir şekilde herkes için savaşan bir liderdin benim için..."

35. 

"Girilmemesi gereken yollar vardır. Üzerine gidilmemesi gereken askerler vardır. Saldırılmaması gereken kentler vardır. İyi bir komutan, bunları görebilen komutandır."

36. 

"İyiler ve kötüler arasındaki savaş hep vardır. Ve bu savaş var olduğu sürece zayiat da hep olacaktır. Kimse kurtulamaz bu savaşın yıkıcılığında. İster iyi ol, ister kötü, ister çok güçlü ol, ya da tarafsız. Ne kadar dışında kalmaya çalışsan da savaş seni bulur ve bir şekilde yutar. Gidenler gider, yok olur, fakat savaş hiç bitmez. Kalanlarla sonsuza kadar devam edecek, her elenenin yerine bir başkası gelecek ve adaletin savaşı bir şekilde sürecektir. Ta ki dünyada son bir insan kalana kadar...

Niçin savaştım? Dik durabildim mi? Davamda haklı mıydım? Niçin yaşadım? Niçin ölüyorum? İşte bir savaşçı son ana kadar kendine bunun hesabını vermek ister. Önemli olan var olduğu sürece haysiyetli bir mücadele vermiş olmasıdır. Ancak o zaman, sonuç ne olursa olsun hiçbir zaman kaybetmiş olmaz.

İşte hayat boyu böyle işlenir ufak tefek cinayetler...

Toprağa gömülür, üzerinden yeni yollar geçer ve hayat devam eder..."

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AşkKanserSavaşTercihaşket
Görüş Bildir