Onun da Favorisi "Roma"! Ünlü Yönetmen Pedro Almodóvar 2018 Yılındaki Favori Filmlerini Paylaştı

-
Abone ol

En ünlü İspanyol yönetmenlerden biri olan Almodovar, 1980 yapımı ilk uzun metrajlı filmi, "Pepi, Luci, Bom y otras chicas del montón" ile sinema dünyasında farklı eleştiriler almıştı. "Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar" filmini çektiği 1988 yılında ise "orijinal" ve "dahi" bir yönetmen olarak nitelendirilmişti. Günümüzde de hala bu ünvanını koruyan yönetmen, 2018 yılındaki favori filmlerini sinemaseverlerle paylaştı. Birinci sırada ise artık adını duymaya çok alışık olduğumuz bir film var...

10. Entre dos Aguas (2018)

IMDb: 7.2

İki kardeş olan, Isra ve Cheíto'nun hayatı tamamen değişecektir...  Isra uyuşturucu ticareti için hapishaneye girerken, Cheíto ise deniz piyadelerine kaydolur. Isra, hapishaneden serbest bırakıldığında ise iki kardeş San Fernando'ya geri dönerler. Kardeşler arasındaki birleşme, babalarının ölümüyle tamamen dağılacaktır.

9. The Rider (2017)

IMDb: 7.5

Genç bir kovboyun hayatı, ölümcül kafa travmasına maruz kaldıktan sonra tamamen değişir. Artık kimlik arayışı ve Amerika'nın göbeğinde bir erkek olmak kavramlarını sorgulayacak ve kendini ölçüp biçecektir...
Chloé Zhao'nun yazıp yönettiği dram filminin başrollerini Brady Jandreau, Tim Jandreau, Lilly Jandreau üstleniyor.

8. Sarayın Gözdesi (2018) The Favourite

IMDb: 8.2

The Lobster, Köpekdişi, Kutsal Geyiğin Ölümü gibi her filmi büyük ses getiren Yorgos Lanthimos’un, prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nde ödül kazanan son filmi, yönetmenin önceki filmlerine kıyasla çok farklı, çünkü bir dönem filmi. 18. yüzyılda geçen filmde Fransa ile savaş sürerken iki soylu kuzen, Marlborough Düşesi Sarah ile akrabası genç Abigail, İngiltere Kraliçesi Anne’in gözdesi olmak için birbirleriyle rekabete girer. Kraliçe Anne’in sağlığı bozulurken iktidar, hırs, aşk ve hasetten güç alan saray entrikaları alıp başını gider. Günümüzün en parlak üç kadın oyuncusunu bir araya getiren The Favourite, The Crown, All About Eve ve hatta Jackie Brown ile karşılaştırılan, yeni bir Lanthimos başyapıtı.

7. Kefernahum (2018) Capharnaüm

IMDb: 8.0

Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin son derece dokunaklı son filmi, işte bu diyalogla başlıyor. Kefernahum, 12 yaşındaki Zain’in kısacık hayat hikâyesini anlatıyor. Ailesinden sadece sevgi gördüğünü, bunun dışında hep ihmal edildiğini söyleyen, nüfusa kayıtlı bile olmayan Zain, Beyrut’un en fakir mahallelerinde bazen tek başına, bazen mülteci bir kadının sıcak kucağında hayat mücadelesini sürdürüyor ve sonunda anne-babasını mahkemeye veriyor. Çocukluk, aile, göçmenlik, sevgi gibi evrensel kavramları işleyen filmde Zain rolünü olağanüstü bir performansla üstlenen küçük Zain Al Rafeea, gerçekte Beyrut’ta Suriyeli mülteci bir ailenin çocuğu olarak tıpkı filmdeki gibi zorluklar yaşamış.

6. First Reformed (2017)

IMDb: 7.1

Ethan Hawke tarafından canlandırılan eski bir askeri papaz, oğlunun ölümü yüzünden dağılmış durumdadır. Kilisesinin üyelerinden biri de radikal çevreci kocası intihar etmiş olan Mary’dir. Bu ikisi arkadaş olur ve film ilerledikçe Hawke’ın karakteri kilisenin şüpheli işlerini incelemeye başlar ve kilisesinin etik olmayan şirketlerle suç ortaklığıyla ilgili sırlarını keşfeder. Yönetmenliğinin Paul Schrader’ın üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Ethan Hawke, Amanda Seyfried, Cedric The Entertainer, Michael Gaston gibi isimler yer alıyor.

5. Suçlu (2018) Den Skyldige

IMDb: 7.6

Suçlu, rütbesi masa başı işine indirilen polis memuru Asger Holm’e odaklanıyor. Acil durumlar için gelen telefonlara bakan Asger'i sıkıcı bir gün beklemektedir ancak kaçırıldığını söyleyen bir kadınla konuştuğunda her şey değişir. Panik halinde konuşan kadının bağlantısı birdenbire kopar. Polis istasyonuna tıkılı kalan Asger’in, başkalarını gözü ve kulağı olarak kullanması gerekecektir. Her geçen saniye zaman daralmakta ve olayın ciddiyeti artmaktadır.

4. Arakçılar (2018) Manbiki Kazoku

IMDb: 8.1

Hirokazu Kore-eda’nın Cannes’dan Altın Palmiye’yle dönen yeni filmi, yönetmenin sevilen tarzını yansıtan dokunaklı bir aile dramı. Filmin kahramanları, ufacık bir evde yaşayan ve geçinmek için süpermarketlerden yiyecek çalan bir aile. Sokakta terk edilmiş küçük bir kızı kendilerince evlat edinen aile böylece büyüyor, ancak bu iyilik cezasız kalmıyor...

3. Dogman (2018)

IMDb: 7.4

Gomorrah ile mafya ve şiddet sarmalını ele alan Matteo Garrone’nin Cannes’da Altın Palmiye için yarışan son filmi, bu kez küçük bir kıyı kasabasında kötülüğün ve şiddetin toplumdaki izlerini arıyor. Dogman’in kahramanı sıradan bir adam: Ufak tefek köpek bakıcısı, "Dogman" Marcello. Kasaba ahalisinin sevgisini hem sempatikliğiyle hem de torbacılıkla kazanan Marcello’nun belalı kokainman, eski boksör Simone’ye yakınlığı, sonunda hayatını alt üst ediyor. Gitgide sertleşen atmosferi ve gerçekçi yaklaşımıyla Dogman, İtalya’nın en prestijli ödüllerinden Gümüş Kurdele’lerde sekiz dalda ödül kazanarak yılın en çok konuşulan filmlerinden biri oldu. Başroldeki, oyunculuk eğitimi almamış Marcello Fonte’nin etkisiyle sessiz sinema döneminin efsaneleri Buster Keaton ve Charlie Chaplin’e de gönderme yapan film, elbette Cannes’da Palm Dog ödülünü de kazandı.

2. Soğuk Savaş (2018) Zimna Wojna

IMDb: 7.8

Ida ile başta Oscar olmak üzere ödüle doymayan yönetmen Pawel Pawlikowski, yine İkinci Dünya Savaşı’nın küllerine dönüyor. Cannes’da dünya prömiyerini yaparak Pawlikowski’ye "En İyi Yönetmen" ödülünü kazandıran film, 1950’lerde, Soğuk Savaş sırasında, Stalinist Polonya’dan Berlin’e, Yugoslavya’dan bohem Paris’in gece kulüplerine uzanan, iki müzisyen arasındaki tutkulu aşkı anlatıyor. Zamanda sıçrayarak ilerleyen hikâyesi, melankolik havası, sade, siyah-beyaz görüntüleriyle birbirinden vazgeçemeyen iki âşığın tutkusunu perdeye aktaran filmin en güçlü yönlerinden biri de müzikleri. Caz ve şansonların yanı sıra folk ezgilerini de barındıran filmdeki şarkılar ve aranjmanlar Mazowsze ile avangart piyanist ve besteci Marcin Masecki’ye ait.

1. Roma (2018)

IMDb: 8.2

Oscar, Akademi ve BAFTA ödülleri ile son dönemde sinema dünyasının en başarılı yönetmenlerinden olan Alfonson Cuaron'un 'Roma' isimli filminin ilk gösterimi Venice Film Festivali'nde gerçekleştirildi. Hem öyküsü hem de sinematografisi ile bolca beğeni topladı. Roma ile Cuarón, kendi çocukluğundan ilhamla 1970'ler siyasi ortamında geçen, sosyal hiyerarşi ve aile içi çatışmaları konu edinen bir filme imza attı.

Meksiko'da orta sınıftan ailelerin yaşadığı Roma mahallesinde, bir evde hizmetçi olarak çalışan genç Cleo'yu (Yalitza Aparicio) odağına alan film, zaman ve mekanın insanlar üzerindeki gücü ve etkisini konu ediniyor.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir