Farklı Gelir Gruplarında Harcama Alışkanlıkları Nasıl Şekilleniyor?
Gelir seviyesi değiştikçe para harcama şekli de adeta karakter değiştiriyor. Aynı ürün, aynı hizmet ama bambaşka öncelikler, bambaşka stresler… Herkesin harcama alışkanlıkları farklı şekillerde şekilleniyor. Şimdi farklı gelir gruplarında harcama alışkanlıkları nasıl şekilleniyor birlikte bakalım!
Düşük gelir grubunda harcama tamamen hayatta kalma refleksiyle yapılıyor.
Bu grupta harcama planı yerine ihtiyaç listesi bulunuyor. Öncelik her zaman barınma, fatura ve gıdada, geri kalan her şey ise kısmet! İndirim, kampanya ve etiket karşılaştırma bir hobiden çok zorunluluk halini alıyor. Plansız bir harcama anksiyete yaratıyor zira telafisi yok. Kalite değil fiyat belirleyici oluyor ama ucuz olanın uzun vadede pahalıya patladığı sıkça yaşanıyor. Küçük lüksler genelde vicdan azabıyla alınıyor. Haliyle de harcama özgürlüğünün yerine harcamadan kaçınma becerisi gelişmiş oluyor.
Alt-orta gelir grubunda her alışveriş mantık sınavına giriyor.
Bu grupta insanlar harcamayı seviyor ama önce kendilerini ikna etmeleri gerekiyor. Alınacak şeyin gerçekten lazım olup olmadığı, alışveriş sepetinin değişmez filtresi. Taksit ve kampanya kelimeleri kulağa müzik gibi geliyor. Marka arzusu var ama ulaşılabilir olanlar tercih ediliyor. Ani harcamalar sonrası pişmanlık da sık görülüyor. Bütçe yapılıyor ama genelde kağıt üzerinde kalıyor. Harcama, keyif ile suçluluk arasında gidip gelen bir duygusal bir değişim olup çıkıyor.
Orta gelir grubunda ise denge arayışı harcamayı şekillendiriyor.
Bu grupta harcamalar daha kontrollü ama daha cesur. Hem ihtiyaç hem keyif aynı sepete girebiliyor. Kalite-fiyat dengesi ciddi bir kriter olarak öne çıkıyor. Uzun vadeli kullanım düşünülüyor ama bazen olsun denip geçiliyor. Tatil, teknoloji ve ev eşyaları önemli kalemler. Tasarruf fikri var ama her zaman uygulanmıyor.
Üst-orta gelir grubunda zaman paradan daha kıymetli.
Bu gelir grubunda harcamalar konfor odaklı. Ucuz olan yerine zahmetsiz olan tercih ediliyor. Kargo süresi, iade kolaylığı ve hizmet kalitesi fiyatın önüne geçiyor. Planlı alışveriş yapılıyor ama anlık kararlar da bütçeyi sarsmıyor. Abonelik sistemleri yaygın zira düşünmek istemiyorlar. Harcama stresi düşük ama beklenti yüksek. Para, hayatı kolaylaştırması gereken bir araç konumunda.
Yüksek gelir grubunda harcama deneyime dönüşüyor.
Bu grupta alışveriş bir deneyim satın alma süreci. Ürünün hikayesi, markanın algısı ve sunduğu his önemli olan. Fiyat çoğu zaman ikincil kriter. Tekrar tekrar düşünülmüyor, kararlar hızlı şekilde alınıyor. Kişiselleştirilmiş hizmetler tercih ediliyor. Harcama sonrası pişmanlık nadir görülüyor. Para, keyif ve statü üretme aracına dönüşüyor.
Çok yüksek gelir grubunda ise harcama görünmez hale geliyor.
Bu seviyede harcamalar günlük hayatın doğal akışına karışıyor. Fiyat etiketleri neredeyse fark edilmiyor. İhtiyaçlar zaten karşılandığı için alışveriş daha çok tercih meselesi olarak kalıyor. Lüks sıradanlaşıyor, sıra dışı olan aranıyor. Maddi kaygı yerini zaman ve prestij kaygısına bırakıyor. Harcama kontrolü çoğu zaman profesyonellere devrediliyor. Para, artık konuşulmayan bir detay olarak yerini alıyor.
Gelir düştükçe harcamalar daha duygusal hale geliyor.
Düşük gelir gruplarında alışveriş bazen kendini iyi hissetmenin tek yolu oluyor. Küçük şeyler büyük mutluluklar yaratıyor ancak bu mutluluk kısa sürüp ardından da suçluluk duygusu geliyor. Duygusal harcamalar bütçeyi zorluyor ve alınan şeyden çok alınma anı önemli hale geliyor. Harcama, psikolojik bir kaçış alanına dönüşüyor desek daha doğru olur. Para burada duygularla doğrudan ilişkili halde.
Gelir arttıkça harcamalar daha stratejik planlanıyor.
Yüksek gelir grupları harcamayı daha uzun vadeli düşünüyor. Yatırım, değer artışı ve kullanım süresi olarak önem kazanıyor. Plansız harcama oranı daha düşük. Harcama kararları ise kişisel değil sistematik. Uzman görüşleri ve karşılaştırmalar devreye giriyor. Para burada korunması gereken bir güç yani. Harcama bilinçle yapılıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın