Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Einstein'in İddiası: Bal Arıları Ölürse, İnsanlar da Ölür! Peki, Gerçekten Öyle mi?

 > -

Avustralya Bilim Akademisi tarafından yapılan ve desteklenen araştırmalar sonucu insan yaşantısının devam etmesindeki en önemli rollerden birisi de bal arılarına verilmiş. 

Hayatımız için bu kadar öneme sahip olan bal arıları hakkındaki bilgileri de sizler için biz, bir araya getirdik.

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=GqA42M4R...

Tükettiğimiz her 3 öğünden biri arılar sayesinde mümkün.

İnsan yaşamı ve toplumlar, yüksek ölçüde karışık ve kırılgan temeller üzerine kuruludur. Bazı etmenler, yaşam kalitemizi hatta yaşamımızı düşündüğümüzden çok daha önemli ölçüde etkilemektir. Bu etmenlerden biri de bal arıları. Tükettiğimiz her 3 öğünden biri arılar sayesinde mümkün. Bal arıları o kadar önemli ki eğer ölürlerse binlerce ekin de beraberinde ölür. Bu da ilerleyen yıllarda milyonlarca insanın açlık çekmesiyle sonuçlanır.

Einstein: 'Eğer arılar ölürse sonraki yıllarda insanlar da ölür.'

Hepsinden önce bal arılarının büyük bir ekonomik önemi vardır. Her yıl polenlenen bitkilerin mali değeri 265 milyar $ dolaylarında. Bal arısının olmadığı bir ekosistemde, tükettiğimiz yiyecekler yok olurlar veya üretimde devasa bir düşüş yaşanır. Elma, soğan, kabak gibi yiyeceklerin yanı sıra besicilikte kullanılan bitkiler, süt ve et gibi yiyecekler için de bal arısının varlığı çok önemlidir. 

Einstein'in şu lafı sıkça alıntılanır; 'Eğer arılar ölürse sonraki yıllarda insanlar da ölür.' Aslında muhtemelen bunu söylemedi, ancak söylemde kesinlikle gerçeklik payı var. Bu durumu açıklamak rahatsız edici olsa da arılar ortadan kaybolmaya başladılar, yani ölüyorlar. Milyonlarca kovan geçtiğimiz yıllarda işlevsiz hale geldi. Dünya çapındaki arıcılar yıllık %30 - %90 kayıp yaşadıklarını belirtti.

Bal arılarının düşmanı çok fazla..

1998'de 5 milyon olan kovan sayısı bugün 2.5 milyona düştü. 2006'dan bu yana 'Colony Collapse Disorder' yani ‘Koloni Çöküşü Düzensizliği’ denilen olay birçok ülkeyi etkiledi. Sebebinin ne olduğunu bilim insanları halen tam olarak bilemese de tek bildikleri bu durumun çok ciddi olduğu. 10'larca yıldır bazı tehlikeli düşmanların arı istilasını gördük. Korku filminden çıkmış gibi duran parazitler, Acarapis woodi gibi, mikroskobik maytlar arıların trakelerini (nefes borusu) ele geçiriyor. Yumurtalarını yayıp kurbanın sıvısıyla besleniyorlar. Onları zayıflatıp, tüm hayatlarını arılarda sürdürüyorlar.

Arı bazen öldürülmüyor, kusurlu arılar ortaya çıkıyor.

Arıların bir başka düşmanı da Varroa Desctructor. Bu canlılar, arı kovanlarında çoğalıp arıların en büyük düşmanı haline geliyor. Dişi maytlar, pupa döneminden (arının yumurtada değişim geçirdiği evre) ve kovan arıları hücrenin üstünü kapamadan önce arının kan hücresine girip yumurtalarını larvalara yayıyorlar. Yumurtalar kırılıyor ve genç maytlar ve anneleri, gelişen arının kapalı hücresi içerisinde güvenle besleniyorlar. 

Arı bu dönemde öldürülmüyor, sadece güçten düşüyor. Böylece arı hala hücresinden çıkabilecek güce sahip ve kendisini dışarı çıkartıyor. Dışarı çıktığında ise anne mayt ve yavruları da çıkıyor. Artık tüm kovana yayılabilirler. 10 günde bir bu döngüyü sağlıyorlar. Sadece birkaç ayda sayıları fazlalaşıyor, bu da tüm kovanın çökmesine yol açabiliyor. Bir kere hücrenin dışına çıktıklarında arıların vücut sıvılarını da emebiliyorlar ve önemli ölçüde zayıflatıyorlar. Daha kötüsü virüs taşıyarak arılara daha da zarar veriyorlar. Bu da kusurlu arılara yol açıyor. İşe yaramayan kanatlar gibi.

Arıların bir başka düşmanı: Zehirli gazlar.

Arılar için başka tehlikeler de var, virüs ve mantar gibi. Normal şartlar altında bu durum kontrol edilebilir olmalı ancak korkunç miktarlardaki arı kaybını açıklamaya yetmiyor. Geçtiğimiz senelerde arıları öldüren yeni böcek ilaçları tanıtıldı. Neonicotinoid'ler bunların içerisinde en çok göze batanı. Bu kimyasal, nikotin ailesine benziyor ve 90'larda DDT'ye bir alternatif olarak üretildi. 

Etki etme süreci ise şu şekilde: Haşerelerin sinir sistemine saldırıyorlar. Bugün, en çok tercih edilen böcek ilacı olarak kullanılıyor. 2008'de Dünya çapında 1.5 Milyar € satışı gördüler. Dünyadaki böcek ilacı satışının %24'ünü oluşturuyor. Amerika'da 2013'de Neonicotinoid'ler, kanola ve mısır bitkileri için kullanıldı. Ayrıca bitki ve meyvelerin büyük bir çoğunluğunda, elma, kiraz, şeftali, portakal, dutgiller, yeşil yapraklılar, domates ve patates, mısır gevreği içerikleri, pirinç, fındık, üzüm ve dahasında kullanıldı.

Doğa için olmasa bile kendimiz için çevremizi korumak zorundayız!

Arılar, polenleme sırasında zehirli su aracılığıyla zehirle temas ediyorlar. Sıkça da bu zehiri kovana getiriyorlar. Burada biriken zehir yavaşça tüm koloniyi öldürüyor. Toksinler, arılara birçok şekilde korkunç zarar veriyor. Yeterli doz ile kasılma, felç ve ölüme yol açabiliyorlar. Az bir miktarı bile ölümcül olmaya yetiyor. Bilişsel anlamda arılara zarar veriyor ve belki de en önemlisi arılara yol bulmayı unutturuyorlar, böylece arılar uzaklaşıp kaybolarak kovandan uzakta ölebiliyorlar. Bu durumun sıkça tekerrür etmesi kovanın kendini idame ettirmesine engel oluyor. 

Arıların ölümüne katkıda bulunan başka sebepler de var. Genetik çeşitsizlik, tek tip ürün üretmek, hızlı hasat yüzünden düşük besin düzeyi, zararlı insan aktiviteleri ve diğer zararlı böcek ilaçları. Her bir problem kendi başına arılar için büyük bir problem olsa da, bir arada muhtemelen 'colony collapse disorder''ın (koloni çöküşü düzensizliğinin) sebebi oluyor. Son yıllar içerisinde parazitlerin bu oyunu yüzünden bal arıları ölüm kalım savaşı veriyorlar. Eğer kaybederlerse bu insanlık adına bir kaos demektir. Eğer bolluk içerisinde yaşamaya devam etmek istiyorsak bu, çözmemiz gereken bir sorun. İnsanlık dünya ve diğer yaşam formlarıyla derin bir bağlantıya sahip, öyle değilmiş gibi davransak da durum bu. Doğanın güzelliğini korumak için değilse bile hayatta kalmak için çevremizi korumak zorundayız.

Bal arıları ile ilgili birkaç ilginç bilgi:

Bu kadar bal arılarından bahsetmişken onlar hakkında birkaç ilginç bilgi de vermek isterim: 

  • Çok uzun bir ömre sahip değillerdir, ortalama 50 gün civarı yaşarlar. 

  • Bal arıları çok küçük bir beyine sahip olmalarına rağmen karmaşık şeyleri öğrenme konusunda şaşırtıcı bir yeteneğe sahiptirler. En iyi çiçek tozlarını günün hangi saatinde, hangi çiçeklerden alabileceklerini ve kovanlarının çevresindeki arazinin belli başlı özelliklerini çok detaylı bir şekilde öğrenebilirler. 

  • Bal arıları sesleri işitmezler, hepsi sağırdır. 

  • Nedendir bilinmez ama sadece dişi bal arıları çalışır. 

  • Son olarak, belki de en ilginci, 2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre bal arılarının duygularının olabileceği ve bu duygulara göre hareketlerini gerçekleştirdiği ortaya çıkarılmıştır.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kdr.ucarr

Afrika arıları bu hastalıklara dayanıklı ama verimsizler. Bal arılarına merakı olanlar varsa ölüm nedenleri üzerne çekilmiş Baldan acı adlı belgesel filmini izleyebilirler

hamdi-demirci

son foto arının ferrarisi

feyk

Tum problemlerin ana kaynagi genetik cesitliligin azalmasi. Dogal ortamda bir turun pek cok farkli varyetesi, degisik alt turleri olur. Bir salgin hastalik, parazit, felaket vurdugunda yikim olur ama genetik cesitlilik sayesinde her zaman ayakda kalan direncli bireyler olur ve yollarina devam ederler. Bu turun devamliligini korur. Gelgelelim insanlarin tarim ve hayvancilik anlayisi agresif sekilde soy islahina dayanir, en yuksek verimi veren tek varyete dunyanin her yerinde tek tur olarak yetistirilir. Nitekim yakin zamanda yabanci domates tohumlariyla yerel domates turlerinin soyu tukendi bile. Hal boyle olunca tek bir hastalik parazit yada ilac vurdugunda butun bir turu ortadan kalkmasina neden olabiliyor. cunku bunu tolere edebilcek genetik cesitlilik, esneklik artik yok.Ayni sekilde arilarda artik dogal yoldan uremiyor.Yapay dollenmeyle bal verimi yuksek tek tur cogaltiliyor. Bunun sonucu daralan genetik havuz ilk felakette tum turun cokmesine neden oluyor.Yasanan herseyin ozeti bu

witcher

Genetik çeşitlilikte hepsi ayakta kalmaz sanırım, burada ekosistemi oluşturan bir türün kaybı bu sonuçlara yol açar. Şunu söylemeliyiz ki bu sonuçlara yol açana en önemli faktör insanoğlu.

Gizli Kullanıcı

orada yanıldın witcher genetik çeşitliliği tek türden farklı tür canlılar türemiş gibi düşünebilirsin tabi dayanıklılığı olarak da düşünebilirsin bakterilerdeki konjugasyon olayına benzer bir şey genetik çeşitlilik ne kadar fazla olursa tür çeşitliliği fazla olur bu da farklı türleri o tür yerine kullanabileceğimiz anlamına geliyor yani genetik çeşitlilik ne kadar fazlaysa dayanıklılık o kadar fazlalaşır bu da türleri kullanabileceğimiz anlamına gelir hani vardır yaa gen alışverişi olayı bakterilerde onu düşün daha iyi anlarsın :DD

feyk

genetik cesitliligi olan bir turu tek bir hastalin yok etmesi cok zor. ortacagdaki kara veba salginindaki gibi nufusun 3de 1i yok olsada tamami yok olmaz, kalanlar bagisiklik kazanip eksilenleirn yerini kisa surede doldurur. ama tam tersi ornek gecenlerde saiga antiloplarinda yasanda. kafkaslarda ve orta asyada bir zamanlar cok sayida olan saigalarin sayisi avlanmayla tehlikeli sekilde azalmisti. yakin zamanda etkili koruma programlariyla sayilari tekrar yukseldi ama su an yasayan saigalarin hepsi cok az sayida hayvandan cogaldiklari icin genetik cesitliliklerini kaybettiler. gecen bahar aylarindaki tek bir salgin hastalikda 3 haftada 130bin saiga oldu. hastaligin bulastigi surulerdeki oldurme orani %100. genetik cesitliligi olan bir tur hic bir hastalikda %100 olumle karsilasmaz. daima soyu surdurecek bireyler geride kalir. insanlarin arilara daha fazla bal almak icin acgozlulukle yaptigi mudahaleler benzer sekilde arilarin genetik cesitliliklerini dusurup, bu toplu olumlere maruz kalmalarina neden oldu. arilarin yapay dollenmeside cok kolay bir islemcir. kralice ari omrunde bir kere disari cikip ciftlesir ve depoladigi spermlerle senelerce yumurtlar. istedigin tur kraliceyi kendin uretip yapay dolledikden sonra bir kovana saldiginda kisa surede kovandaki tum arilar dolledigin ture donusur. zaten arinin omru 50gun. 50gun sonraki tum arilar yeni kralicenin yavrulari olacaktir. yani yuksek bal veren tek cesit ari turu.

Başlıklar

BilimEinsteinMısırTercihanneetilginç bilgikabakolay
Görüş Bildir