Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı

 > -

Beklentiler ve Sonuçlar | Emre Kongar | Cumhuriyet

Beklentiler ve Sonuçlar | Emre Kongar | Cumhuriyet

AKP yüzde 60’a yakın oy bekliyordu...

Bütün propaganda ve medya buna göre düzenlenmişti...

Çünkü Erdoğan Çankaya’da, Başbakan gibi icracı biçimde davranmak istiyordu ama anayasa ve yasalar buna uygun değildi...

Bu çelişkiyi, “Millet Erdoğan’a, ne istediğini, nasıl davranacağını bilerek oy verdi” diyerek aşmaya çalışıyorlardı...

(Elbette yüksek oy oranı bile bunu olanaklı kılamazdı ama, beklenti buydu.)

Hem kamuoyu şirketlerinin hem de medyanın manipülasyonu ile yüzde 60’a yakın oranları elde etmek için, katılımı düşük tutmaya çalıştılar...

Gerçekten de Batı ülkelerine göre oldukça yüksek ama Türkiye’ye göre, yüzde 75’e bile varmayan çok düşük bir katılım gerçekleşti...

Ama kesin olmayan sonuçlara göre Erdoğan’a destek yüzde 52’ye bile varamamış görünüyor.

Haberin Tamamı İçin:

Ya Halka Gerçekleri Anlatın ya da Gevezeliği Bırakın | Nuray Mert | Diken

Ya Halka Gerçekleri Anlatın ya da Gevezeliği Bırakın | Nuray Mert | Diken

Seçim öncesi tahmin ve yorumlardan ziyade seçim sonrası tahliller daha önemlidir. Bize siyasi ve toplumsal tabloyla ilgili son derece önemli ipuçları verirler.

Ama bu konuda çok acaleciyiz. Her şeyden önce daha seçim sonuçları açıklanmaya devam etmekteyken yorum yapmaya başlıyoruz veya yorum yapmamız bekleniyor. Televizyon programlarında yorumculardan kurtulup seçim sonucunu izlemek bile mesele oluyor. Yorumcuysanız oradan oraya koşmaktan neredeyse sonuçları izleyemez oluyorsunuz.

Hemen ardından, yine aynı şey, herkes yorum yapmakta birbiriyle yarışıyor. Oysa biraz daha sakin olup daha derinlikli değerlendirmeler yapmak gerek diye düşünüyorum. O nedenle ben, seçim sonuçlarını yorumlamaya başlamadan önce yine bir saha temizliği yapalım diyorum

Haberin Tamamı İçin:

Gül, Erdoğan'a "Bensiz Nereye?" mi Dedi? | Murat Yetkin | Radikal

Gül, Erdoğan'a "Bensiz Nereye?" mi Dedi? | Murat Yetkin | Radikal

Seçilmiş-cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hesabı aslında gayet düz ve basitti.

Yüzde 51,8 ile 10 Ağustos’taki ilk turda seçilmişti ve görevi devralmasına daha tam 18 gün vardı.

Bu süre, hükümetten daha faz oy almış bir başbakanın siyaseti istediği gibi yeniden inşa etmesine izin verecek bir süreydi.

28 Ağustos’tan önce yapılacak bir Kongre’de yeni Genel Başkanı kendisi belirleyecek, 28 Ağustos’tan sonra da onu Çankaya’ya çağırıp, zaten çoğu ismini kendisinin belirlediği Bakanlar Kurulu’nu oluşturma görevini verecekti.

Başkanlık sistemi getirecek bir Anayasa değişikliği ile vakit kaybetmesine artık ihtiyaç yoktu.

Meclis’te üçte iki çoğunluk yoktu. Halkoylamasını garantilemek içinse Kürt meselesinde iddialı adımlar atmak gerekebilirdi, bu da 2015 Haziranı için planlanan genel seçimlerde milliyetçi oylar bakımından sıkıntı doğurabilirdi.

Haberin Tamamı İçin:

Gül ‘Adayım’ Dedi AKP Reddetti | Okay Gönensin | Vatan

Gül ‘Adayım’ Dedi AKP Reddetti |  Okay Gönensin | Vatan

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, görev süresini tamamladıktan sonra partisine, AKP’ye döneceğini söyledi. Bu sözün tek bir anlamı var, Gül AKP genel başkanlığı ve başbakanlık için aday olmuştur.

Bu açıklama, AKP’nin en yetkili kurulunun, Merkez Karar ve Yürütme Kurulu‘nun Erdoğan sonrası parti yönetimini belirleme toplantısı devam ederken yapıldı.

Ve Gül’ün açıklamasından kısa bir süre sonra AKP’nin tek maddelik, sadece yeni genel başkanın seçileceği genel kurulu 27 Ağustos‘ta yapacağı açıklandı.

Bu da Abdullah Gül’ün adaylığının AKP tarafından reddedilmesi anlamına gelmektedir.

AKP içinde, tepesinde Erdoğan sonrasına ilişkin olarak iki ana eğilim bulunduğu çoktandır bilinmektedir. Partinin şu anda üst düzey görevlerini yürüten, hükümette de önemli görevleri bulunan kurucu kadronun Abdullah Gül’ün genel başkan olarak dönmesinden yana olduğunun işaretleri epeydir görülüyordu.

AKP’deki ikinci eğilim de daha çok Erdoğan’ın karar ve açıklamalarını beklemek yönünde ortaya çıkmıştı.

Haberin Tamamı İçin:

Kim Kazandı, Kim Kaybetti? | Nazlı Ilıcak | Bugün

Kim Kazandı, Kim Kaybetti? | Nazlı Ilıcak | Bugün

*30 Mart mahalli seçimlerinde (İl genel meclisi ve belediye meclisleri esas alınınca) AK Parti’nin oyu 19 milyon 469 bin di. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan 20 milyon 941 bin oy aldı. Artış 1 milyon 400 bin. (Bu artışın kısmen MHP, kısmen de Saadet Partisi seçmeninden beslendiği kanaatindeyim.)

“Beklenti %55’ti, %57’ydi, %51’de kaldı” demek suretiyle bu neticeden bir başarısızlık üretmek imkânsız. Erdoğan ilk turda Çankaya’ya çıkabilecek desteği buldu.

*Yarışın ikinci galibi, tartışmasız Selahattin Demirtaş. O da, oyunu, 30 Mart mahalli seçimlerine göre 900 bin artırdı. Bu artışın, büyük ölçüde, Ekmeleddin İhsanoğlu’ndan hoşnut olmayan CHP’li seçmenden geldiğini tahmin ediyorum. Demirtaş sadece Güneydoğu Bölgesi’nde değil, her bölgede varlık gösterdi. Meselâ Ege … İzmir’de, HDP+BDP’nin oyu %3.4 iken, %8’e çıktı. Aydın’da, %3.1’den %7’ye, Balıkesir’de %0.8’den %2.8’e ilerledi. Akdeniz Bölgesi … Antalya’da, 30 Mart’ta destek %2.3. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Demirtaş’ın aldığı oy %5.3; Mersin’de, %9.7’den % 13.5’e doğru bir tırmanma görüyoruz. Büyük kentler … Ankara, %0.9’dan % 3.4’e; İstanbul’da %4.8’den % 9.1’e yükseldi. Yurt sathına yayılan genel bir destek söz konusu.

Haberin Tamamı İçin:

Yeni Dönemin İlk İşaretleri | Ali Bayramoğlu | Yeni Şafak

Yeni Dönemin İlk İşaretleri | Ali Bayramoğlu | Yeni Şafak

Türkiye yeni döneme ilk adımını attı.

Sonuçlara ilişkin yapılacak yorum şu:

-Tayyip Erdoğan'ın ilk turda yüzde 50'nin üzerinde oy alarak cumhurbaşkanı seçilmesi kendisi ve partisi açısından önemli bir başarıdır. Seçmenin birinci turdaki bu tercihi sadece bir kişinin bir makama getirilmesini değil, aynı zamanda o kişinin savunduğu fikirlerin, geleceğe dair siyasi önerilerinin de benimsenmesini ifade etmektedir.

Bu açıdan bakıldığında Tayyip Erdoğan'ın savunduğu kurumsal geçiş ya da etkin, siyasi icraatı himaye edecek lider-cumhurbaşkanı düzeni de önemli ölçüde onay almış görünüyor.

Elbette bu onay, seçilmiş kişinin anayasanın sınırlarını aşmasını, kuralların onun arzusu istikametinde değiştirmesini içermez.

Ancak kurumsal ve hukuksal sınırlar içinde esnekliğe ve siyasi yorumlara müsaade eder.

Haberin Tamamı İçin:

Reis-i Cumhur mu Yoksa Sadece Reis mi? | Umur Talu | HT

Reis-i Cumhur mu Yoksa Sadece Reis mi? | Umur Talu | HT

Dün aynı anda hem başbakan hem cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ın “Balkon konuşması”ndaki iddiası, vaadi “77 milyonun cumhurbaşkanı” olacağı idi.

“Bu seçimin mağlubu yok” diyor; “Bugün bizi sevmeyenler de kazandı… Bir dönemin kapılarını kapatıyor yeni bir döneme adım atıyoruz” diyor; “Gerilimleri, çatışma kültürünü, sanal sorunları eski Türkiye’de bırakalım istiyorum” diyor…

Gönül dili, vicdanın kelimeleri, ruhumun hissiyatı diyor.

Siyasi görüşümüz, yaşam tarzlarımız, etnik köken ve dillerimiz farklı olabilir ama hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız diyor.

Birbirimizin gözüne bakalım, gözüne diyor.

Birbirimize gönlümüzü açalım, birbirimize gönül dili ile konuşalım diyor.

Küslükleri elimizin tersi ile itme, zihnimizdeki bariyerlerden kurtulma, öğretilmiş korkulardan sıyrılma günüdür diyor.

Haberin Tamamı İçin:

Kazanan ve Kaybeden | Murat Belge | Taraf

Kazanan ve Kaybeden | Murat Belge | Taraf

Seçim sonuçları bir sürpriz yaratmadı sanırım. Ya da şöyle diyelim: ortada “sürpriz” diye bir şey varsa, Tayyip Erdoğan’ın seçimi kazanmış olması değil, beklenen oy oranına ulaşmamış olması sürpriz sayılabilir. Çünkü “AKP’nin yandaşı” falan sayılmayacak birçok anket şirketi yüzde elli beşler, elli yediler civarında oranlar gösteriyordu. Gelen ilk rakamlar da oralarda dolaşırken sonunda 52’nin altına indi.

Erdoğan ve AKP umduğunu bulamamış olabilir ama bu sonuç yeterince başarılı bir sonuçtur.

Dünkü Taraf sonucun Çankaya için yeterli olsa da Başkanlık için yeterli olmayacağını yazıyordu. Böyle düşünen çok, örneğin televizyonda Taha Akyol da aynı şeyleri söylüyordu. Bu doğru olabilir ama Tayyip Erdoğan’ın aynı fikirde olduğunu hiç sanmıyorum. Tayyip Erdoğan’ın kendi kafasındakini yapmak üzere davranacağından da hiç şüphem yok. Şimdiye kadar hep olduğu gibi “balkon âyini”ni de yerine getirdi: bunu yaptıktan sonra bildiği gibi getirecektir arkasını.

Zaten şu anda herhangi bir yasaya uymayan bir zeminde duruyor AKP iktidarı. “17 Aralık” Erdoğan’ın düşmanlarına saldırmak için mazereti haline getirilmiş, bir yanda tayinler, yani sürgünler, öbür yanda da savsaklanan fezlekeler, açılmayan soruşturmalar, gayet acayip bir konumda oturuyoruz.

Haberin Tamamı İçin:

Tığış Tıpış | Yılmaz Özdil | Hürriyet

Tığış Tıpış | Yılmaz Özdil | Hürriyet

Chp’yi geri almadan, Türkiye Cumhuriyeti’ni geri alabilmek mümkün değildir.

“Halka rağmen, halka yalan söylemeyen” yurtsever gazetecilere, üç günlük zıpçıktılar tarafından Halk tv ekranlarından hakaret edilmesi… Mümtazer Türkönelerle Cengiz Çandarlarla Ertuğrul Günaylarla saf tutulması, hazindir.

Milyonlarca chp’li, kendisini temsil etmeyen tiplerden bıktı usandı, harakiri yaparcasına sandığa küstü.

Milyonlarca insan, sırf Tayyip Erdoğan kazanmasın diye, istemeye istemeye, içine sinmeden Chp’ye oy

vermekten yoruldu.

Amerikan mandacılarınızı, ikinci cumhuriyetçilerinizi, tescilli ajanlarınızı, goygoycu gazetecilerinizi alın… Tıpış tıpış, bırakın gidin kardeşim.

Haberin Tamamı İçin:

Mahcup Et Bizi Erdoğan | Selçuk Gültaşlı | Zaman

Mahcup Et Bizi Erdoğan | Selçuk Gültaşlı | Zaman

Erdoğan, halkın ilk defa doğrudan oyları ile seçilen cumhurbaşkanı olarak kıl payı da olsa ilk turda seçildi. Başarısını teslim etmek gerekir.

17 Aralık’tan bu yana ne dediyse tersini yaptığı Avrupa Birliği (AB) de yaptığı açıklamalarla Erdoğan’ı tebrik ederken, söz birliği etmişçesine bir noktaya işaret etti. AB kurumlarının her üç lideri Erdoğan’ın balkon konuşmasındaki sözlerini işaret ederek, cumhurbaşkanlığı makamında söz ve icraatlarını 10 Ağustos gecesi yaptığı konuşmayı referans kabul ederek değerlendireceklerini ifade etti.

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz, Erdoğan’ı tebrik ettikten hemen sonra Türkiye’nin artık birlik, hukukun üstünlüğü, çoğulculuğa saygı ve reformlara ihtiyacı olduğunu hatırlatıyor. AB yolunda ilerlemek için bu alanlarda ilerleme sağlanması gerektiğini söylüyor.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah GülAdalet ve Kalkınma PartisiAnkaraAntalyaAvrupa BirliğiAydınBakanlar KuruluBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanCumhuriyet Halk PartisiHDPİstanbulİzmirMersinMilliyetçi Hareket PartisiNazlı IlıcakNuray MertRecep Tayyip ErdoğanSelahattin Demirtaşet
Görüş Bildir