Biraz da Kültürlenelim! Şubat Ayında Ankara’da Gidebileceğiniz 21 Tiyatro Oyunu

-
Abone ol

Biz şiddetle tavsiye ediyoruz! 😇

1. Tiyatro Tam'dan 'Altın Ejderha'

Altın Ejderha, tiyatro tarihinde postdramatik tiyatro içerisinde yer edinmiş; geleneksel dramatik metinlerin karakter, zaman, kurgu, gösterge hiyerarşisi düzenlerinden farklı bir düzen oluşturan öge kullanımlarıyla postmodern dönem oyunlarından biridir. Bir apartmanın alt katındaki Çin-Thai-Vietnam lokantasının daracık mutfağında başlayan bu oyun, beş yasa dışı göçmen çalışandan biri olan Çinli gencin ağrıyan çürük dişinin çekilmesiyle başlar; bunu izleyen olaylar ve apartmanın diğer katlarında yaşayan insanların aynı çatı altındaki öyküleriyle sürer. Olayların ve kişilerin birbirinden farklı hikâyelerde birbirleriyle ilişkili olmaları bize gerçek bir bulmaca seyri sağlıyor.

Roland Schimmelpfennig Altın Ejderha oyununda, yasa dışı göçmenler ve sınırların olmadığı bir dünyadaki sözde özgürlükten söz ederken, bir yandan da “Altın Ejderha” daki ve onun çevresindeki koşullar ile ilişkileri farklı perspektiflerden incelemektedir. Oyunda her karakterin diğerleriyle bağlantısı vardır ve iş ilişkileri ile bağımlılıklar bir çatı altında sürdürülen hayatı belirleyen faktörlerdir.

  • 22 Şubat 20:00 Tiyatro Tempo

2. Heveskâr Tiyatro'dan 'Kuşlar'

Bir ülke düşünün… Uzakta, çok uzakta, pespembe bir ülke. Herkes çok mutlu, çok çok mutlu. Her şey çok yolunda, fazla yolunda. Öyle yolunda ki koca ülkede sadece bir mahkum kalmış. Ve o da suçunu kabullenip, hapisten çıkmak üzere.

  • 2 Şubat 18:00 Farabi Sahnesi

  • 22 Şubat 19:00 Farabi Sahnesi

3. Heveskâr Tiyatro'dan 'Bir Delinin Hatıra Defteri'

Louis A. Sass'ın dediği gibi ya delilik, bilinçli farkındalığın azalmasından çok artmasından ortaya çıkıyorsa; ya yabancılaşma akıl değil de coşkular, içgüdüler, hatta bedenin kendisiyse? Rus edebiyatının en büyük yazarlarından Nikolay Vasilyeviç Gogol, içinde bulunduğu dönemin iktidar mücadelelerinin ve siyasal düşüncesinin  toplumsal yansımalarını anlattığı eserlerinin en önemlilerinden Bir Delinin Hatıra Defteri ‘nde, tırmanması imkansız toplumsal sınıflar altında ezilen ve çıkış yolunu delirmekte bulan alt kademe memur Poprişçin’in hikayesini anlatıyor.

  • 6 Şubat 20:30 Farabi Sahnesi

  • 29 Şubat 19:00 Farabi Sahnesi

4. Boş Sahne'den 'Çalgıcı Gülali Masalı'

Çalgıcı Gülali tutkuları ve sorumlulukları arasında sıkışmış, güçlü olmayı sorgularken farklı bir büyümenin yolunu arayan bir çocuğun hikayesi... Gür Kahkahalı Kayıkçının da dediği gibi, “bir hikayemiz var, anlatmazsak öleceğiz”, buluşacağımız günü dört gözle bekliyoruz! “Bu dünyada kim kral olmak istemez ki?”

  • 12 Şubat 20:00 Farabi Sahnesi

5. DörtKöşe Tiyatro'dan 'Ay, Carmela!'

Bir şarkı, bir eşya... İnsanı dalıp uzaklara götürebilen an; özlediğine, söyleyemediklerine... 1938 yılında İspanya, iç savaş zamanları... Franco'nun askerlerinin sıktığı kurşunlarla kırmızısına keder buluyor İspanya bayrağı. İki varyete sanatçısı Paulino ve Carmela ise bir sisin içinden geçerken bulur kendini askerlerin kucağında. Farkında olmadan Cumhuriyetçilerin bölgesinden Milliyetçilerin bölgesine geçen ikili, Faşistlerin Belchite'yi "kurtarışını" kutlamak üzere bir gösteri hazırlamakla görevlendirilir. Paulino'nun kısık kaygılı sesine, Carmela'nın sert topuk vuruşları eklenir. Diken üstünde bir varyeteden daha kötüsü ne olabilir derken, Carmela hoşuna gitmeyen bir şey öğrenir. Ölümün beşiğini bekleyen yalnız kendileri değildir. Gösteriyi izlemeye gelenlerin çoğu ertesi gün kurşuna dizilecek Polonyalı komünistlerdir.

  • 21 Şubat 19.30 Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi

6. Fareler Tiyatrosu'ndan 'Krem Karamel'

Kendi yarattığı mutfakta sıkışıp kalan bir kadın... Üstüne üstüne gelen gelen duvarlar... KADIN'ımız eril düzenin kadınlara biçtiği hayattan başka bir şey bilmeyen, hatta başka bir hayatı hayal bile edemeyen, kurtarıcı kahramanlardan medet uman tüm kadınlara duvarları ancak kendilerinin yıkabileceğini gösterecek.

7. Arkhe Tiyatro'dan 'Film Anlatıcısı Kız'

Film anlatıcısı bir kız! Kulağa tuhaf geliyor farkındayım ama benim için işler eskiden böyle yürüyordu. Artık terk edilmiş bir kasabada tek başına yaşayan bir kadınım. Film anlatıcısı bir kızın neler yaşamış olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz? Anlatılacak çok şey var…

  • 4 Şubat 20:00 Lavaré Akademi Sahnesi

  • 13 Şubat 20:00 Lavaré Akademi Sahnesi

8. Tiyatro 1112 Garaj'dan 'Cehennem Boş'

Shakespeare oyunlarının vazgeçilmezi olan doğaüstü varlıklar, vahşi düzenin süngüleridir. Aynı zamanda tehlikeli olduğu için iktidardan da her zaman sürgün edilmişlerdir. Fakat bir gün iktidardan payını isteyen Kâhin, üç Shakespeare karakterini yeniden çağırır. Kendi zamanlarının en önemli katilleri olan karakterlerimiz, yeniden doğmuş olmanın mutluluğuyla, kaldıkları yerden devam etmek isterler yani iktidar için yeniden savaşacaklardır fakat bu sefer hem yalnız değillerdir, hem de yeniden geldikleri dünya, kendi hikâyelerindeki gibi bütünlüklü değildir. 

Peki, bu sefer taht için ne yaparlar, neyi göze alırlar? Tüm insani değerlerin ortadan kalktığı bir dünyada, iletişimin en ilkel ama bir o kadar da vahşi olan haliyle yaratılan yeni düzen, tamamlanmamış olmanın eksikliği ve çarpıklığıyla eskinin yerini almaya hazırdır fakat iktidara giden tüm yollar kanlı olduğu kadar uzun ömürlü de değildir. Kendine benzemeyi mecbur bırakan iktidar, ondan vazgeçmeyi göze almadığımız sürece varlığını devam ettirirken, kimsenin artık iyi olmadığı dünyaya bizi mahkûm eder.

  • 14 Şubat 20:00 Tiyatro 1112 Garaj Sahnesi

  • 15 Şubat 20:30 Tiyatro 1112 Garaj Sahnesi

9. Yakîn Tiyatro'dan 'Dava'

Franz Kafka’nın aynı isimli romanından Yakîn Tiyatro tarafından sahneye uyarlanmıştır. “…korku, insanın kendi bilinçli gücünün dışında yatan ürkütücü olanaklardan geri çekilmedir. Buna karşı kaygı, insanın eylemde bulunma kapasitesinde içkin olarak bulunan muazzam olanakların sonucunda ortaya çıkar…” Kierkegaard`a göre insanın varoluş serüveni yapmış olduğu “özgür” seçimlerin bir sonucudur. Kierkegaard’a göre seçim yapmak ve bunu zamanında yapmak önemlidir. Birçok insan seçim yapmanın sorumluluğundan kaçmak için bir yol bulmaya çalışır. Bu kaygıdan kaçıştır. Bazı insanlar kendilerine bir yol seçmektense diğerlerinin beklentilerini doyurmaya çalışırlar."

  • 14 Şubat 20.30 Yakîn Tiyatro

  • 15 Şubat 20.00 Yakîn Tiyatro

10. Yakîn Tiyatro'dan 'Antigone'

Sofokles’in Thebai üçlemesini oluşturan Oidipus, Oidipus Kolonos'da ve Antigone oyunlarından sahneye uyarlanmıştır. İnsanı merkeze koyan, her türlü kararı insana, insanın değişkenliğine bırakan ve tıpkı insanın ölümlülüğü gibi yalnızca belirli süre geçerli olan modern yasalar, yüzyıllar içerisinde Tanrının değişmez ve tıpkı Tanrı’nın ölümsüzlüğü gibi sonsuza kadar geçerli olan Tanrısal yasalardan tamamen kopmuştur. Tanrısal yasalar yalnızca efsanelerde kalmıştır. Ancak; Tanrının yasalarınca belirlenen ahlak, bütün değişmezliği ile modern insanın içinde unutmaya çalıştığı bir “sızı” olarak yaşamaya devam etmiştir.

  • 28 Şubat 20:30 Yakîn Tiyatro

  •  29 Şubat 20:00 Yakîn Tiyatro

  • 1 Mart 18:00 Yakîn Tiyatro

11. Yakîn Tiyatro'dan 'Moliere'in Terzisi'

Tanrısal kaderi ve İnsanın varoluş/olgunlaşma yolculuğunun anlatılmasının belki de en eğlenceli biçimi, Moliere ve Shakespeare gibi birçok yazar tarafından
işlenen, kavuşamayan âşıkların yollarının dışarıdan yapılan müdahalelere rağmen birçok “tesadüf” yardımıyla birleşmesidir. Kavuşamayan âşıkların mutlu sonunun insana ne kadar özel olduğunu hatırlatması umuduyla...

  • 7 Şubat Saat: 20:30 Yakîn Tiyatro

  • 8 Şubat Saat: 20:00 Yakîn Tiyatro

12. Yakîn Tiyatro'dan 'Kel Kantocu'

Yakin Tiyatro, metne yaptığı eklemeler ile modern insanın reddettiği ve artık kendine “saçma” gelen gelenek ile Ionesco’nun metninde anlatılan modernlerin “absürt” yaşantısını karşılaştırmaya çalışmaktadır. Bu karşılaştırmanın daha net ortaya konabilmesi için tiyatromuz daha önceki oyunlarında olduğu gibi fiziksel tiyatro yöntemine başvurmuştur. Oyunda iki boyutlu oyunculuktan faydalanılarak doğal oyunculuk karşısında bir zıtlık oluşturulmuştur. Sahne üstünde oluşan bu zıtlık, modern ve geleneksel olan, absürt ve saçma kavramları hakkında seyircinin zihninde soru işaretleri oluşturulmaya yardım etmektedir.

  • 26 Şubat Saat: 20.00 Yakîn Tiyatro

13. Perde Sanat'dan 'Thom Pain'

Post dramatik yapıya sahip olan oyun kısaca; 'trajik ve var oluşcu bir stand-up' olarak adlandırılabilir. 1 saat süren oyunda dekor olarak sadece bir sandalye kullanılır. Korku, mutluluk, hayat, doğa, aşk, zaman, çocukluk, yalnızlık, ölüm gibi kavramların etrafında gezinen oyun, oyuncunun kendi yalnız çaresizliğine doğru yol alır. "Belki bir yerlerde bir çekiliş vardı ve hepimiz kaybettik...ya da kazandık ve bu bizim kazanmış halimiz". Son olarak, devam etmeli,,,bir şekilde bu hayat 'içine fırlatıldığımız' muhteşem bir hediye.

Thom Pain / Hiçbir Şey, bir hikâye anlatmak için seyirci karşısına çıkmıştır. Ancak karışık kafası ve seyirciyle yüzleşirken sürekli dağılan dikkatiyle ne hikâyesini bitirebilir ne de derdini anlatabilir. Ya da tam aksine bunu bütünüyle başarır.

Size bir hikâye anlatacağım...belki... Hazırsanız başlıyoruz.

  • 1 Şubat 20:00 Farabi Sahnesi

14. Mekan Sahne'den 'Dansöz'

www.instagram.com

"Dansöz"  Hiç kimsenin, annesinin bile dönüp bakmadığı kayıp bir kız çocuğunun; Meryem’in hikayesini anlatıyor “Dansöz”. Meryem, dünyanın ağırlığını gövdelerinde taşıyan çocuklardan. Fakat günün birinde, duyduğu bir müzikle, bütün hikayesi aniden değişiyor: Meryem, kökleri kadim ritüellere kadar uzanan oryantali ve dans ettikçe daha da büyüyen gövdesindeki hafifliği keşfediyor. Bakışlar ilk kez üstüne çevriliyor.   Tam da tüm bakışların üstüne çevrildiği andaysa, Meryem, bakışın da kendi ağırlığıyla geldiğini; hatta bazen görülmenin en ağır yük olduğunu, bakanın neredeyse her zaman gördüğünden fazlasını talep ettiğini fark ediyor…  Buradan sonrası ise kıyamet! “Çölün tek gözü vardır, o da Allah’ındır. Tek Allah’ın nazarı üstündeymiş gibi oynayacaksın…”  

  • 10 Şubat 20:00 Farabi Sahnesi

  • 14 Şubat 20:00 Farabi Sahnesi

  • 24 Şubat 20:00 Farabi Sahnesi

  • 25 Şubat 20:00 Farabi Sahnesi

15. Kök Sahne'den 'Koleksiyoncu'

Hakan Boyav’ın yazdığı, Berkan Şal’ın yönettiği Koleksiyoncu adlı oyun Şubat 2020’de tekrar Farabi Sahnesi seyircileriyle buluşuyor. Berkan Şal’ın kurucusu olduğu Kök Sahne Sanatları, Ankara’da yeniden köklerinden filizlenmeye çalışan ve isteyen herkesin elinden tutup yürümesine yardımcı olacağı bir bebek. Kök Sahne Sanatlarının ilk oyunu olan Koleksiyoncu, Hakan Boyav tarafından 1989 yılında yazıldı. Suat Taşer Dramatik Yazarlık Yarışması ‘‘Mansiyon Ödülü’’ne de layık görülen oyun, yine aynı yıl Çiçek Çölü adıyla sahnelendi.

  • 5 Şubat 20:00 Farabi Sahnesi

16. Tiyatro Flanör'den 'Geceyi Öldüremezsin'

Bir yol var, 2 adam, bir beklenti. Hayatın virajlarını size anlatmak için Tiyatro Flanör’den sonunu asla tahmin edemeyeceğiniz bir oyun. Asla büyüyememiş bir yazar, kim olduğunu arayan bir araba tamircisi ve hayatının arafına düşen bir yolcu. Bakalım gideceği yere kim karar verecek?
Sizlere gerilimli, trajik, arayış dolu, kafa karıştırıcı, heyecanlı, ilginç bir hikâye sunuyoruz. Bakalım  siz hayatın en derinlerinden gelen gizemleri görebilecek misiniz?

  • 6 Şubat Fade Sahne

17. Doğukan Uludağ'dan 'Korkuyu Beklerken'

Korkularından başka silahı olmayan bir adamın, silahları parçalanana kadar mücadele ettiği bu kavgada anlatılanlar için aslında Oğuz Atay’ın bir başka Tutunamayan hikayesidir diyebiliriz. Yer yer bir rehber olarak da kullanmaya çalıştığım Tutunamayanlar’da bahsedilen “disconnectus erectus” türünden bir başka canlının yaşam mücadelesi anlatılıyor.

 Kahramanımız hayatla baş etme yöntemi olarak savaştığı korkularını aslında kendi yaratıyor. Öyle ki yeni bir korkuyla karşılaştığında eskisi bir anda yok oluyor. İnsanlarla, hayatla, kendisiyle ve tabiatla sürekli yarışan ve bir türlü yenişemeyen bu adamın dikkat çekmek için yaptığı her hamle (şehirden kaçması, insanlardan uzaklaşması, kendisini yalnızlığa mahkum etmesi) aslında insanlara haykırdığı bir yardım çığlığıdır. Fakat kimse duymaz. Sanki zamanın boşluğunda asılı kalmış öylece sallanmaktadır.

  • 14 Şubat 20:00 Fade Sahne

18. İfade Sanat'dan 'Açık Denizde'

Açık denizde bir sal, salda üç adam ve bir teklif… “İçimizden birini yememiz lazım!” Kimin yeneceğine nasıl karar verilecek? 

Polonyalı tiyatro adamı Slawomir Mrozeck’in yazdığı absürd tiyatronun önemli örneklerinden birisi olan Açık Denizde İfade Sanat tarafından 2019-2020 sezonunda tiyatro sahnesine taşınıyor.

Oyunda adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramlar eleştirel ve mizahi bir bakış açısıyla ele alınıyor.

  • 15 Şubat 20:00 Farabi Sahnesi

  • 26 Şubat 20:00 Farabi Sahnesi

19. Lafta Tiyatro'dan 'Başka Yolu Yok'

"İyi değilim ben öyle değil mi?
Fakat emin olun aziz dostum kötü olmak o kadar da kötü birşey değildir?Dostoyevski’ye minnetle, Suç ve Ceza’dan kâmla.. Marmeladov’un pek müstesna hikayesi.''

  • 22 Şubat 19:00 Fade Sahne

20. Gri Şehir Tiyatosu'ndan 'Dr. Jekyll ve Bay Hyde'

‘’Bir insanı melek haline getirmek için ona öfkeyi, kötülüğü aşılarsan; tam tersi de olabilir.’’
 Dünyaca ünlü yazar Robert Louis Stevenson’ın kabuslarından yola çıkarak yazdığı, uzunca bir döneme damgasını vuran ve etkisini halen koruyan Dr. Jekyll ve Bay Hyde’ın Tuhaf Vakası adlı kısa romanından Jeffrey Hatcher’ın tiyatroya uyarladığı oyunda, insanın bütünsel olarak hem yüzeye çıkmış çatışmalarına hem de bastırılmış içsel çatışmalarına tanıklık ediyoruz.

  • 28 Şubat 20:00 Farabi Sahnesi

21. Tiyatro Tempo'dan 'Küçük Prens'

Baobabları küçükken toplayıp gezegenini temiz tutmazsan ne olur? Fenerci neden lambasını durmadan açıp kapatır? Bir tilki nasıl evcilleştirilir?

Not: Oyun 12+ yaş genç ve yetişkinler için uygundur.

  • 29 Şubat Cumartesi  18.00 Tiyatro Tempo 
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Dio Banner
Görüş Bildir