Binali Yıldırım: 'Bu Seçim Başlı Başına Murdar Olmuş Bir Seçimdir, Murdar Etin de Kavurması Olmaz'

 > -

AKP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, bugün AKP İstanbul İl Başkanlığında kameralar karşısına geçti. İstanbul seçimleri hakkında konuşan Yıldırım, 'oylar sandıkta iç edildi' dedi. 

Bir gazetecinin 'İstanbul seçimleri yenilenirse aday olacak mısınız?' sorusuna ise Yıldırım, 'YSK’nın vereceği karar ortada yokken bu şekilde bir öngörüde bulunmak anlam ifade etmez' ifadelerini kullandı. 

AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Binali Yıldırım, partisinin İstanbul İl Başkanlığı'nda bir basın toplantısı düzenledi. 📹

'İtiraz süreci seçim kültürümüzde her zaman olmuştur'

Günlerdir seçimler hakkında konuşmayan AKP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Binali Yıldırım, seçimler hakkında açıklamalarda bulundu. Seçimler hakkında yargı sürecinin devam ettiğini söyleyen Yıldırım şu ifadeleri kullandı:

"CHP adayı rakam vererek kazandığını ilan etti. 29 bin oy farkı ile. Biz de aynı gece 23.25'te eldeki bilgilere göre kazandığımızı söyledik. YSK Başkanı Sadi Bey bir açıklama yaptı, 27 bin 880 oyla İmamoğlu'nun önde olduğunu ifade etti. İlk bilgilerle beraber seçim esnasında seçim tamamlandıktan sonra ortaya çıkan anormallikler, şaibe ve yolsuzluklar gündeme geldi. Seçimleri ikiye ayırmak lazım. İdari işler ve seçim sonuçlarına göre itirazların değerlendirildiği yargısal süreç. 

Şu anda yargısal süreç devam ediyor. Çeşitli yerlerde itirazlarda bulunuldu. Örneğin, 2014 seçimlerinde AKP 84 itiraz yapmış. 77'si ret, 7'si kabul. CHP 45 itiraz 4 kabul 41 ret. Toplamda 191 itiraz 19'u kabul edilmiş 172'si reddedilmiş. 2019 seçimlerinde ise toplam 522 itiraz 485'i ret 13'ü kabul edilmiş 24'ü de kısmen kabul edilmiş. Herkes itiraz hakkını kullanmış ve kullanmaya devam ediyor. 

Bu itiraz süreci seçim kültürümüzde her zaman olmuştur. İlk itiraz 1946'da olmuştur. Bu yarı serbest seçimdir. Bu itirazı da CHP yapmıştır. İtiraz kültürü CHP'ye yabancı değildir. 2014'te de CHP Ankara seçimlerini AYM ve AİHM'e dahi götürmüştür. Biz milli iradenin sandıkta iç edilmesinin önüne geçilmesine çalışıyoruz. Başta 29 bin olarak açıklanan rakam 12 bin seviyesine çekilmiştir."

'Oylar sandıkta iç edildi'

AKP'nin oylarının CHP'ye yazıldığını söyleyen Yıldırım şöyle devam etti:

"Bu oylar sandıkta iç edildi, bu kadar açık. Bizim oylarımız karşı adaya yazılmıştır. Bugüne kadar oyların yüzde 10'u sayılabilmiştir. Oyların tamamı sayılsaydı, CHP rıza gösterseydi seçimin sonucu böyle olmayacaktı. Seçimin bu şekile dönüşmüş olması tatsız bir şey. İstanbul gibi memleket büyüklüğünde şehri yönetecek başkanın şaibeler ve sakatlanmış bir seçim sonucuyla başkan olması hoş değil. 

Başkanın güçlü şekilde göre yapması ve hizmetleri yerine getirmesi bütün İstanbuluların arzusudur. Biz başından beri hukuk vurgusu yapıyoruz. İşleyen süreç bundan ibarettir. YSK işin sahibi ve patronudur. Seçimle ilgil itirazları YSK yönetmektedir. Neticede bir sona yaklaşmış bulunuyoruz. Maltepe'deki sayım da tamamlandığında bu süreç bitmiş olacak. YSK bir karara varmış olacaktır.  Ben bu noktada  şunu anlayabilmiş değilim. Tahammülsüzlük var ortada. Seçimi kazandık, mazbatayı verin... Bunun kararını sen mi vereceksin. Seçimin kazanıldığının kararını veren YSK'dır. Bugün böyle verilmiş bir karar var mıdır? Belediye başkanıyım diye kart bastırıp Anıtkabir'e bu ünvanla imza atarsan, miting yaparsan YSK'nın vereceği kararı etkilemekten başka ne yaparsın. Hukuk devletinde baskılarla hakimleri karar vericileri etkilemek mümkün değildir. Hakimler hukuka göre karar verir."

'O seçmenlerin 31 Mart'ta oy kullandığı anlaşılırsa seçim sonuçlarını doğrudan etkileyen usulsüz bir olaydır.'

"Ben değerli rakibim Sayın İmamoğlu'na bu gibi tecrübesiz davranışlara son vermesini ve YSK'nın kararlarını beklemesini tavsiye ediyorum. Seçimlerde yapılan usulsüzlükler oy hırsızlığı ile sınırlı değil. Çok yanlışlık var. Büyükçekmece'deki olay çok konuşuldu" diyen Yıldırım, Büyükçekmece'deki iddialarla ilgili İstanbul Milletvekili Abdullah Güler'e söz verdi. Güler'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Büyükçekmece'de askıya çıkan seçmen listeleri yapılan inceleme sonucu  yapılan soruşturma sonucu 12 kişi hakkında işlem yapılmış 2 kişi tutuklanmıştır.  Bu iki kişi Büyükçekmece'de çalışan iki işçinin nüfus müdürlüğünde göreve başlamıştır. Bu kişi bugüne kadar şifresiyle 7 bin 853 işlem yapmıştır. 24 Haziran seçmen listesinde yer alan 3 bin 155 kişinin seçmen statüsünü düşürmüştür. Büyükçekmece'de seçmen olması hukuken mümkün olmadığı halde arsa, inşaat, bina için yeni mesken oluşturarak sahte 7 bine yakın işlem gerçekleştirdiği ortaya çıkmıştır. 137. maddeye dayanarak yaptığımız itirazımız, olağanüstü itiraz yoludur. Seçimlerin sonuçlarını doğrudan etkileyen olayların yaşanması halinde itirazcıya 137. madde olağanüstü itiraz yoluyla seçimlerin yenilenmesi hakkı tanıyor. 

Yapılacak işlemlerin sonrasında Büyükçekmece seçmen listesinde seçmen olarak hukuken tanınması mümkün olmayan kişiler var. Sahteciliği savcılık soruşturmasında ve idari soruşturmada yer alıyor. O seçmenlerin 31 Mart'ta oy kullandığı anlaşılırsa seçim sonuçlarını doğrudan etkileyen usulsüz bir olaydır. İtiraz konusu ana başlıklarından biri bu. Usule uygun olmayan kamu görevlisi sıfatı taşımayan kişilerin oy verme işlemlerini yürütmesi oy sayım işlemlerinde gerekli dikkati özeni göstermesini beklemek tuhaf kaçar. Bölgede zihinsel engelli ve mahkum olan kişilerin de yer aldığını itiraz dosyamızda arz ettik."

'Tribün tribün dolaşacağına sakin sakin sonucu bekleseydi'

Ardından sözü tekrar alan Binali Yıldırım şunları kaydetti:

"Seçmen ağırlığının CHP yönünde değiştirilmesi için planlanmış bir iş. Sahtekarlığın son kullanma tarihi olmaz. Sahtekarlık başta yapılmışsa sonuna kadar devam eder. Tubbi ilaç değil, seçmenin oyunu çalmak bir miada bağlı değildir. Seçimlerin bu hale gelmesini körükleyen rakip adaydır. Bu itiraz süreci her seçimde olmuştur. 

İki örnek var elimizde Mansur Yavaş soyadı gibi yavaş hareket etmiş, süreçlerin tamamlanmasını beklemiş ve kendisine belediye başkanı olduğuna dair belge verilmiştir. Ben tebrik ediyorum, sorumluluk taşımak bu. Keşke sayın İmamoğlu da bunu yapsaydı. Tribün tribün dolaşacağına sakin sakin oturup benim gibi sonuçları bekleseydi. Bu benim ikinci toplantım. Bu sayımlarda o kadar eksikler olduğunu gördük ki insan hayrete düşüyor. Bu seçim murdar olmuş bir seçimdir. Murdar olmuş etin kavurması olmaz."

'Maltepe'deki sayım CHP itirazı üzerine durduruldu'

AKP İstanbul Milletvekili Abdullah Güler'e bu kez Maltepe'deki sayımla ilgili konuştu: 

"Maltepe'de bin 89 sandıkta başlayan sayım CHP itirazı üzerine durduruldu. Biz açık şeffaf bir şekilde devam etmesi için YSK'ya tam kanunsuzluk talepli itirazda bulunduk. YSK bizi haklı buldu. Şöyle bir talep geldi bin 89 sandık var hızlandıralım. Sadece bizim iyi niyetimizle 5'er tane daha sayım tasnif heyeti kuruldu, ilk günlerde. Bir gün çalıştı bu heyet. CHP'nin yetkilileri bir kargaşa çıkararak bu tasnif heyetlerinin kaldırılmasını istedi ve kaldırıldı. Perşembe'den bugüne kadar süre içerisinde. Burada seçim kurulları tek heyetle devam etti. 

Baktılar sayımın bitmesi lazım, mazbata mazbata diye tutturuyorlar. Alelacele oldu bitti ile yeniden tasnif heyeti kurdular. 5'er tane daha. O da yetmez 30'a çıkardılar. Bugüne kadar yapılan oy sayımlarıyla ilgili engelleyici CHP'dir. 2-3 kişiyle oy sayımı yaptılar. Torbaları açtılar. Bu bile başlı başına seçimin iptalini gerektiren bir durumdur. 400 tane oy torbasındaki pusula yeniden sayılacak diyorlar, evet yeniden sayılacak. Bir usulsüzlük varsa tutanağa geçireceğiz. Mevzuat çok belli. Bütün siyasi partileri ve YSK'yı bağlar. CHP istiyor diye Maltepe'deki usulsüzlüklere göz yummayacağız."

'Burada organize bir kötülük var'

Maltepe iddialarından sonra tekrar söz alan Yıldırım şöyle devam etti:

"Olay çok basit eşeledikçe bir şeyler çıkıyor. Yapılması gereken sonucu beklemek. İstanbul için verilen oyun kaybolmaması için mücadele ediyoruz. Bunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. kararı YSK verecektir. YSK kararı da herkesi bağlayan bir karar olacaktır. İmamoğlu ilk günlerdeki konuşmasında tek güvendiğim kurum YSK demiştir. Bugünlerde o açıklamayı değiştirmeye çalışıyor. 

Hukuk devletinde müracaat edeceğimiz başka bir makam bulunmamaktadır. Sayım neden tamamlanmıyor lafının da maksatlı olduğunu işte gördük. Seçim gecesi sayım heyetinin sayısı sandık sayısı kadardı. 8-9 saatte saydılar. Şimdi heyet sayısı 150'yi geçmez. 150 heyetin bu kadar oyu ne kadar zamanda sayacağı ortada. İtiraz süreci devam ettiğine göre işi yönetecek olan seçim kuruludur. 

Bazen şu da söyleniyor, gözünüzü dört açsaydınız da hile olmasaydı. İyi tamam buna itirazım yok. Ama bu hırsızlığı şaibeyi yolsuzlukları haklı gösterir mi? İtiraz etmesek 29 binden 12 bine kadar çalınan oyları geri getirmesek gitmişti o oylar. Biz bize verilen ya da rakip adaya verilen oyların yerine gitmesine meshulüz. Burada organize bir kötülüğün olduğunu ortaya konuluyor. Seçimden sonra bizi yüzlerce insan aradı. Sandıklarda 3 tane pusula verilmesi gerekirken iki tane pusula verildiğini söylüyor insanlar. Bu da üzerinde durulması gerken bir durumdur. Bu da somut bir şüphedir. Onlarca delilden bahsedebiliriz. Usulsüzlükten bahsedebiliriz. Bizim amacımız itiraz süreçlerinin sağlıklı bir şekilde işlemesi."

'YSK’yı etkileme gibi bir itham akla ziyan bir iştir'

Yıldırım bir gazetecinin “Seçimler iptal edilirse yeniden aday olacak mısınız?” sorusuna “Süreci YSK yönetiyor. Dolayısıyla YSK’nın vereceği karar ortada yokken bu şekilde bir öngörüde bulunmak anlam ifade etmez. Bekleyelim YSK’nın kararı neyse ona göre durum değerlendirilecek.” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün YSK’ya baskı yaptığı iddialarına ilişkin ise Yıldırım “İçişleri Bakanı bu iddialarla ilgili suç duyurusunda bulundu. Ben AKP’nin genel başkanlığını yaptım. Ben Cumhurbaşkanımla, bakanlarımla her zaman görüşürüm. Buradan yola çıkarak YSK’yı etkileme gibi bir itham akla ziyan bir iştir” diye yanıt verdi.

Yıldırım "İstanbul il başkanı istifa edecek mi?" sorusuna ise "İl Başkanı gördüğünüz gibi yanımda. Beraberiz. Seçim sonuçlarını birlikte değerlendiriyoruz. Onun dışında bir şey söylemem yersiz olur" cevabını verdi.

'Olağanüstü hal ile ilgili müracaat henüz yapılmadı'

"İmamoğlu’na mazbata verilseydi, ondan sonra olağanüstü itiraz etseniz doğru olmaz mıydı? Böylece mağdur olarak miting fırsatı verilmemiş olurdu" sorusuna ise Yıldırım, "Olağanüstü hal ile ilgili müracaat henüz yapılmadı. Büyükçekmece ile ilgili yapıldı. Onun da görüşmesini henüz YSK karara bağlamış değil." dedi. 

Güler ise aynı soruyla ilgili şu cevabı verdi:

"Mazbata kavramı bir kanun metninde genelgede geçmez. Buna tutanak der. Yani o bölgede o seçim çevresinde en fazla oy verdiği kişiye verdiği belgenin adı. 222'inci madde çok açık. Sandık kurullarınca gönderilen tutanaklar, ilçe seçim kurulu tarafından birleştirerek en çok oy alan seçilmiş olur. Büyükçekmece’de sayımlar tamamlandı, ilçe birleştirme tutanağı hazır. O kişiye, kim almışsa CHP adayına verildi. Tutanak, mazbata. Peki büyükşehirde ne oldu? İkinci fıkra, ilçe birleştirme tutanakları ilçelerden il seçim kuruluna getirilir. En çok oy alan aday büyükşehir belediye başkan adayına verilir. Siz il birleştirme tutanağı hazırlayamazsanız, Ekrem İmamoğlu’na nasıl bir mazbata vereceksiniz? Duyumlara göre mi? Rakamlarla konuşmak lazım. 39 ilçede kaç oy aldı? Tek tek birleştireceksiniz. O daha sağlanmadı. Maltepe’de devam ediyor. Esenyurt’ta Pazartesi’ye kadar devam ediyordu."

'Biz düşük oy falan almış değiliz'

"Bu seçimi kim kazanmış olursa olsun aranızdaki fark az olacak. Siz çok deneyimli bir siyasetçisiniz. Sizce neden çok daha açık bir farkla kazanmadınız bu seçimi? Ekonomi mi etken oldu? Yeni genç seçmen mi oldu? Ne oldu değerlendirmenize göre?" sorusuna ise Yıldırım şöyle açıklama getirdi:

"2014 seçiminde AK Parti adayının oyundan daha fazla oy aldım bunun bilinmesini isterim. Biz düşük oy falan almış değiliz. Bu seçimde karşı adayın daha fazla oy almasının sebebi ittifakların oluşmasından kaynaklanıyor. Oy oranlarının yakın olması bundan kaynaklanıyor. En yakın 24 Haziran milletvekili seçimlerinde partimizin aldığı oydan 278 bin daha fazla aldım. Demek ki daha düşük oy aldığımız meselesi gerçeği yansıtmıyor."

'Seçim güvenliği ayrı bir şey, seçimlerin yapılması ayrı bir şey'

"İçişleri Bakanlığı, yargı, emniyet, hükümet yıllardır bu konu üst düzeyde korunurken, büyük bir usulsüzlük nasıl bir yol bulabildi? Böyle bir sonuç nasıl çıkabildi? Murdar olmuş bir seçim dediniz… Bir vatandaş olarak murdar olmuş bir durumun son tahlilde iki adaydan biri olmanız, sizde bundan sonra nasıl bir duygu bıraktı?" sorusuna ise Yıldırım şu şekilde cevap verdi:

"Seçim güvenliği ayrı bir şey, seçimlerin yapılması ayrı bir şey. Hükümetin görevi sandık güvenliğini sağlamak ve vatandaşın özgürce oyunu kullanmasına zemin hazırlamak, oradaki karışıklıklara meydan vermemek. Ama seçimin sandıktan oylar atıldıktan sonra sayım sürecinde polis gelip başında duracak diye bir şey yok. Sandık kurulları bir asayiş durumu ortaya çıkarsa davet üzerine gelebilir. İki şeyi birbirinden ayırmak lazım.Murdar olmuştur. Murdar etin kavurması olmaz dedim. Bu beni de karşı rakip adayı da bağlıyor. Bu seçimlerde kim kazanırsa kazansın. Neticede bu seçim çok konuşulacak. Onu söylemek istiyorum."

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAnkaraBinali YıldırımCumhuriyet Halk PartisiEkrem İmamoğluİstanbulMansur YavaşOlağanüstü HalPolisYüksek Seçim Kuruluolayoyun
Görüş Bildir