Bin 128 Akademisyene Re'sen Soruşturma

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Güneydoğu'daki olaylarla ve sokağa çıkma yasaklarıyla ilgili olarak 'Bu suça ortak olmayacağız' başlığıyla yayınlayan bildiride imzası bulunan 1128 akademisyen hakkında re'sen soruşturma başlattı.

Akademisyenlerin bildirisine imza atan ve İstanbul'da görev yapan "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" üyeleri hakkında resen soruşturma açıldı.

Soruşturmanın, Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesinde hükme bağlanan ve 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülen, "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılamak" suçu ile Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 7. maddesinde yer alan ve 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülen, "terör örgütü propagandası yapmak" suçlarından yürütüleceği öğrenildi.

Erdoğan: 'Gereğinin yapılacağına inanıyorum'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün gerçekleştirdiği toplu açılış töreninde akademisyenlerle ilgili, "Buradaki mesele, kendine akademisyen diyen kitlenin, terör örgütünün dilini, üslûbunu kamuoyuna dayatmasıdır. İlgili kurumların açık suç teşkil eden bu ihanet karşısında anayasal ve yasal gerekenleri yapacaklarına inanıyorum. Buradan asla taviz verilemez" demişti.

Erdoğan Yine Akademisyenler Hakkında Konuştu: 'Gereğinin Yapılacağına İnanıyorum' - onedio.com
Erdoğan Yine Akademisyenler Hakkında Konuştu: 'Gereğinin Yapılacağına İnanıyorum' - onedio.com

Başbakan Ahmet Davutoğlu da, bildirinin düşünce özgürlüğü kapsamında olmadığını söyleyerek, "5 aylık bebeği katleden terör örgütünün eylemlerini benimsiyor musunuz?" diye sormuştu. Başbakan, "Aydın olmak, demokratik yöntemleri savunmakla olur" ifadelerini kullanmıştı.

Akademisyenler ne demişlerdi?

'Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi' 11 Ocak'ta Ankara ve İstanbul'da düzenledikleri basın açıklamalarında, "Bizler bu suça ortak olmuyoruz" başlıklı bir bildiri yayımladı. Türkiye ve yurt dışından 89 üniversiteden 1128 akademisyenin imzaladığı bildiride şöyle deniyordu:

"Türkiye Cumhuriyeti; vatandaşlarını Sur'da, Silvan'da, Nusaybin'de, Cizre'de, Silopi'de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlâl etmektedir.

Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını, gerçekleşen insan hakları ihlâllerinin sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmasını, yasağın uygulandığı yerde yaşayan vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararların tespit edilerek tazmin edilmesini, bu amaçla ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasına izin verilmesini talep ediyoruz."

Müzakere koşullarının hazırlanmasını ve kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulmasını, hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını oluşturmasını talep ediyoruz."

AA ve DHA

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Ahmet DavutoğluAnkaraAydınBaşbakanİstanbulRecep Tayyip ErdoğanTerör
Görüş Bildir