20 Yıl Sonra Yakalanan Sabancı Suikastı Faili 'Ankara'da Eylem Hazırlığındaydı'

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Söke Otogarı’nda sahte kimlik ve silahlarla yakalanan iki kişiden birinin Sabancı suikastının firari sanığı İsmail Akkol, diğerinin de DHKP-C’li Fadik Adıyaman olduğu tespit edildi. Yunan adalarından yasa dışı yollarla Didim’e geçen Akkol ve Adıyaman’ın Söke’den Eskişehir’e, oradan da Ankara’ya geçerek eylem yapmayı planladıkları bilgisi basına yansıdı...

İstanbul’daki Sabancı Center’da 9 Ocak 1996’da gerçekleştirilen Sabancı suikastının üç failinden biri olan firari İsmail Akkol dün Aydın’ın Söke ilçesinde yakalandı. Otogarda canlı bomba düzenekleri, RPG-7 roketatar, üç el bombası ve fişeklerle yakalanan İsmail Akkol ve DHKP-C’li Fadik Adıyaman’ın Ankara’da eylem yapmayı planladıkları belirtildi.

 Zanlıların otogarda bekleme anlarına ilişkin görüntü ortaya çıktı | Habertürk

Miliyet'ten Musa Kesler'in haberine göre, Söke Otogarı’nda dün sabah 10.50 otobüse binen biri kadın iki kişinin durumundan şüphelenen polis kimlik sordu. Zanlıların üzerinden Hatice Çalışkan ve Zeynel Abidin Gümüş adına düzenlenmiş sahte kimlik çıktı. Yapılan araştırmada kimliklerin sahte olduğunun anlaşılması üzerine iki zanlı gözaltına alındı.

İki zanlının Söke Emniyet Müdürlüğü’nde yapılan sorgularının ardından birinin kısa süre önce Yunanistan’dan Türkiye’ye sızdığı belirtilen ve 20 yıldır yakalanamayan Sabancı suikastı sanığı İsmail Akkol olduğu, diğerinin ise daha önce Ak Parti binasına molotof attığı iddia edilen Fadik Adıyaman olduğu anlaşıldı.

 Fadik Adıyaman

Gözaltına alınan şüphelilerin Yunan adalarından yasadışı yollardan Didim’e geçtiği, buradan Söke’ye gelip büyük bir şehre gitmek üzere bilet almak istedikleri, oradan da Ankara’ya gelerek eylem yapmayı planladıkları belirtildi.

Fehriye Erdal’ın yeri bilinmiyor

Fehriye Erdal ve Mustafa Duyar ile birlikte Özdemir Sabancı cinayetini DHKP-C adına gerçekleştiren üç failden biri olan “Anayasal düzeni zorla değiştirmeye çalışmak” suçundan aranan İsmail Akkol, Sabancı Center’da 9 Ocak 1996’da işlenen cinayetten beri firari olarak aranıyordu. 

Saldırıda Toyotasa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe de hayatını kaybetmişti. 

1997’de gıyabında yargılanmaya başlanan Akkol’un dosyası 2001’de Fehriye Erdal’ın dosyası ile birlikte ayrılmıştı. Akkol için Adalet Bakanlığı’nın talebi üzerine Interpol kırmızı bülten çıkarmıştı.

Akkol daha önce Yunan polisi tarafından yakalansa da Türkiye'ye iadesi reddedilmişti

Akkol’un izi 2000’li yılların başında Belçika’da bulunmuştu. Eylemi birlikte gerçekleştirdiği Erdal’la birlikte bir süre Belçika’da yaşayan Akkol’un daha sonra Almanya’ya geçtiği, ardından da Yunanistan’a geldiği tespit edilmişti. Akkol, Yunan polisinin 11 Şubat 2014’te Atina’daki hücre evine düzenlediği baskın sonucu dört DHKP-C üyesi ile birlikte yakalanmış, Türkiye’nin iade talebine rağmen serbest bırakılmıştı. Aynı operasyonda, terör örgütünün silahlı kanat sorumlusu ve gizli lideri olduğu öne sürülen Hüseyin Fevzi Tekin ile Ankara’da 2013 yılının mart ayında Ak Parti Genel Merkezi’ne lav silahlı saldırının şüphelisi Murat Korkut ve bir kadın da gözaltına alınmıştı. Evde ayrıca, otomatik tüfek ve tabancalar, bunlara ait mermiler, patlayıcı madde ve fünye de ele geçirilmişti.

Kırmızı bültenle aranan Akkol ile 2013’te Ak Parti ve Adalet Bakanlığı’na yönelik roketatarlı saldırının faili Hasan Biber’in, Yunanistan’dan ayrılıp sahte kimliklerle Türkiye’ye sızdığı öne sürülmüştü. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), iki teröristin sansasyonel eylemler için Türkiye’ye geldiği bilgisiyle tüm illerdeki güvenlik birimlerini uyarmıştı.

Zanlıların üzerinde bulunan silah ve mühimmat

Zanlıların üzerinde seri numarası ve markası silinmiş bir silah, iki şarjör ve silaha ait fişekler; gitar kutusu ve yanlarındaki çantalarında da 1 RPG roketatar, 2 roket başlığı, 2 sevk fişeği, 3 savunma tipi parça tesirli el bombası, 1 tabanca, Polonya menşeli 1 suikast silahı, 5 şarjör, 32 tabanca mermisi, 69 suikast silahı mermisi, 200 gram beyaz toz, 1 sim kartı, örgüt flama, invir paketi, et kesme plastiği, tabla, ilaçlar, altı adet yağmurluk, muhtelif giyim eşyası bulundu. Zanlıların yanında 3 bin 195 lira ile 135 Euro ele geçirildi.

Sabancı suikastı ve İsmail Akkol'ün rolü

9 Ocak 1996’da, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Özdemir Sabancı, Toyota Sa Genel Müdürü Haluk Görgün ve başkanlık sekreteri Nilgün Hasefe İstanbul 4. Levent’teki Sabancı Holding’in 25’inci katında silahlı saldırıyla öldürüldü.

Suikastı düzenleyenlerin DHKP-C üyeleri Fehriye Erdal, İsmail Akkol ve Mustafa Duyar olduğu açıklandı.

Pazartesi günü Atina'da yakalanan ve suikastın 3 failinden biri olarak soruşturma dosyasında adı geçen İsmail Akkol, Emniyet kaynakları tarafından örgütün lojistik sorumlusu olarak nitelendiriliyor. Akkol, örgütün silahlı kanadının eğitiminden ve ekipman teminini sağlamakla görevli.

Sabancı suikastının güvenlik kamerası görüntülerinde, İsmail Akkol’un binaya girmediği anlaşıldı.

Akkol, Mustafa Duyar ve Sabancı Holding’e çaycı olarak sokulan Fehriye Erdal'ın cinayetlerden sonra bir araçla olay yerinden kaçırılmasını organize etti.

"Tetiği ben çektim"

Sabancı suikastının tetikçisi Mustafa Duyar mahkemedeyken

Fehriye Erdal, önceden çalışmaya başladığı holding binasına Mustafa Duyar’ın girmesini sağladı. Mustafa Duyar, 22 Aralık 1996’da Suriye’de Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği’ne teslim oldu.

Duyar, 31 Aralık 1996’da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde, “Tetiği ben çektim” dedi. Cinayetleri nasıl işlediğini olay yerindeki tatbikat sırasında ayrıntılarıyla anlattı.

"Devlet bana Mustafa Duyar’ı öldürttü"

Karagümrük çetesinin lideri Nuri Ergin (solda) ve kardeşi Vedat Ergin

Tetikçi Mustafa Duyar ise 15 Şubat 1999'da Afyon Cezaevi’nde çıkan isyanda tabancayla öldürüldü. Karagümrük çetesinin lideri olan ve Nuriş lakabıyla bilinen Nuri Ergin, yine bir cezaevi isyanı sırasında pencereden kameralara seslenerek Mustafa Duyar’ı öldürdüğünü şu sözlerle anlatacaktı:

“Bu devlet bana Mustafa Duyar'ı öldürttü, ben öldürdüm. Şimdi canlı söylüyorum. Veli abiyi ara, Veli Küçük'ü ara. Bizi sor. Başka bir şey söylemiyorum. Allah'a emanet olun.”

Nuri Ergin’in, cinayet emrini Tuğgeneral Veli Küçük’ten aldığını açıkladığı bu sözleri, Ergenekon davasının delil klasöründe de yer aldı. Nuri Ergin daha sonra cezaevinden yazdığı mektuplarla talimat aldığını yalanladı.

"Konuşmak istedi, engellendi" iddiası

Gazeteci Can Dündar’ın açıklamalarına göre, Mustafa Duyar, suikastla ilgili konuşmak istemiş, Can Dündar da Adalet Bakanlığı’ndan röportaj izni istemişti. Can Dündar, röportaj talebinin, dönemin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun tarafından ‘mevzuata aykırı olduğu’ gerekçesiyle engellendiğini yazdı.

Gazeteci Dündar’a göre, röportajı engelleyen Ertosun, Karagümrük çetesinin Afyon'a nakline izin verdi. Çete üyeleri Afyon'a geldikten iki hafta sonra Duyar'ı öldürdü.

Kaynaklar: Milliyet ve Al Jazeera

YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAfyonAlmanyaAnkaraAydınBelçikaErgenekonEskişehirİstanbulPolisSuriyeTerörYunanistanetolayroket
Görüş Bildir