16 Yıllık Hemşire Hayatında Gördüğü En Garip Vakayı Anlattı
16 yıldır ağır hastalarla ilgilenen deneyimli bir hemşire, kariyerinde yaşadığı ve hala unutamadığı tek hasta deneyimini anlattı. Binlerce ölüm gördüğünü belirten hemşire, genç bir kadının hastalığı ve tercihleri karşısında inançlarını sorguladığını itiraf ediyor. Klasik tıp yöntemlerini reddeden dua ve bitkisel tedavilere yönelen bu hasta hemşire için öylesine sıra dışı bir deneyim olmuş ki, ölümünden sonra bile etkisi devam etmiş.
İşte detaylar...
16 yıldır ağır hastalarla ilgilenen deneyimli bir hemşire, kariyerinde yaşadığı ve uzun süredir inançlarını sorgulamasına neden olan tek hasta deneyimini YouTube kanalında paylaştı.

Julie McFadden, 660.000 abonesi olan “Hospice Nurse Julie” kanalında sık sık ölüm süreci ve ailelerin bu süreçte nelerle karşılaşabileceğini açıkça anlatıyor. Ancak yakın zamanda yayınladığı bir videoda, kariyerinde onu hala derinden etkileyen bir olayı itiraf etti.
“16 yıldır hemşirelik yapıyorum. Ama sadece bir hasta vardı ki inanç sistemimi sorgulamama neden oldu..."

'Benim inanç sistemim şuydu. Kötülük yok, cehennem yok, kötü ruhlar yok. Ama tek bir hasta deneyimi bu inançlarımı sorgulatacak kadar güçlüydü. İşte bu hikaye, ne kadar inkar etmek istesem de…” diyerek sözlerine başladı.
Julie, hastanın 20’li ya da 30’lu yaşlarının sonlarında genç bir kadın olduğunu ve beyin tümörü nedeniyle servise kabul edildiğini anlattı. Yakın ailesi olmayan hasta, bakımını sadece birkaç yakın arkadaşıyla sürdürüyordu.
Hastanın ilginç bir tercihi vardı.

Klasik tıp yöntemlerini reddediyor, semptomlarını hafifleten ilaç kullanmak istemiyordu. Bunun yerine dua, meditasyon, mantralar ve bitkisel tedavilere yönelmişti. Julie, bu tercihlere tamamen saygı duyduğunu belirtti.
“‘Bu ilaçları kullanmak istemiyorum, kendi yöntemimi uygulayacağım’ dedi. Ve kendi yöntemi dua, meditasyon, farklı ses çalışmaları ve çeşitli bitkilerdi. Bunların karanlık veya kötü olduğunu düşünmüyorum, hiç de değil.”
Ancak zamanla hastanın durumu hızla kötüleşti. İletişim kurmakta zorlandı, nöbetler geçirdi ve giderek huzursuzlaştı. Bitki yağı kullanmasına izin verdi, ama yoğun siyah madde yüzünü ve ağzını kaplamıştı.
Julie’yi en çok rahatsız eden ise kadının dairesindeki atmosferdi. Arkadaşları evi tavanından tabanına beyaz örtülerle kaplamıştı, ama Julie’nin anlattığına göre ortam hiç de ferah veya huzurlu hissettirmiyordu.
“İçeri adımımı attığım anda midem bulanıyordu. Kötü bir his vardı. Fiziksel olarak korkuyordum, tüm benliğimle hissettiğim bir şeydi. Bunu inkar etmek istiyorum ama olumsuz bir enerji vardı.”
Dualar, dini müzik ve mantralar olmasına rağmen Julie, ortamın ve hastanın kendisini huzursuz ettiğini söyledi.
“Hasta da iyi hissettirmiyordu. Hafif veya huzurlu değil, çok kötü bir enerji vardı.”
Julie, yaşadıklarının çoğunu kontrolsüz semptomlarla açıklayabileceğini kabul etse de, hissettiği olumsuz enerjinin hastanın ölümü sonrasında da geçmediğini belirtti.
“Hastamız sonunda vefat etti. Ölümü iç açıcı değildi. Ölümünden sonra bile dairedeki kötü his gitmedi, oradan çıkmak istedim.”
Julie, bu deneyimi o zamanlar kimseyle paylaşmamıştı, hala da etkisinden kurtulamadığını söylüyor:
“Söylemek istediğim tek şey, bu benim inançlarımı sorgulatan tek durum. Acaba kötü enerjiler gerçek mi? Bilmiyorum...'
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın
yapacağınız içeriği halı silkeler gibi silkeleyim yaaaaa :):):):):):):):):):):):):):):)
E ne kattı bu içerik şimdi bize? Ne anlamamız gerekiyordu da, neyi kaçırdık mesela?